Biraz eksik, biraz fazla – Bölüm 6

İsmail bey, yatağın karşısındaki koltuğa oturdu sessizce, Kemal kıpırdamadı yerinden.

“İnsanın dünyaya gönderiliş amacı eksiklerini gidermesi ve kendini tekâmül için geliştirmesidir. Oysa gururun ele geçirdiği bir gönül eksiklerini görmekten ve gidermekten uzak düşer.” dedi sakin sakin, Kemal hiç tepki vermeyince devam etti konuşmasına.

Gurur kendine fazla değer vermekten veya az değer vermekten kaynaklanır oğlum. Kendine fazla değer vermek, içi boş bir durumdur.Gururlu insanın kendi hatalarına karşı toleransı yoktur. Bu yüzden başkalarının hatalarına karşı yargılayıcı olur.

Kendine az değer veren kişi ise, herkesten önce kendini fazlaca eleştirir. Kendini ezer ve ezdirir. Bu hal gururun ters çevrilmiş halidir ki onun da temelinde gurur vardır.

Eksiksiz ve fazlasız olma hali bir tek Allah’a mahsustur. ”

Kamal elleriyle kulaklarını kapatıp, başını kaldırmadan söylendi, “İsmail amca vaaz dinleyecek durumda değilim!”

İsmail bey duymaza geldi Kemal’i, devam etti sözlerine aynı sakinlikle, “Sen sanıyorsun ki, sana verilen bir yüzün geri alınması, eksikliktir. Asıl sana verilen yüreğin kapatılması eksikliktir oğlum. O aşağıdaki kızın kocaman bir yüreği var, onun senden fazlası bu kadar. İçinde taşıdığı kocaman sevgi sayesinde orada dimdik duruyor. Senin eksiğin olan sevgi, onun içinde. Evlilik iki insanın fiziksel birleşmesi değildir, dilemedilerse birbirlerine dokunmadan da bir evlilik yaşayabilirler, bedenleri yolun sonunda üzerlerinden sıyrılıp atacakları bir elbisedir sadece. İki insanın bedeni bir eve çok gelir bazen, bazen iki insanın ruhu ve yüreğine dünya dar gelir. Senden istediğimiz bedenini bir kadına vermen değil, onun bedenine sahip olman da değil. Öyle olsaydı hiç birimiz iki etin derdine bu kadar dil döküyor olmazdık. Beden dediğin nihayetinde çürür gider ama, sen o bedenin içinde, ondan önce ruhunu ve yüreğini çürümeye terkedersen, o zaman sana verileni esirgemiş olursun. Herkesin eksiği, fazlası vardır. Ruhunda da, yüreğinde de, bedeninde de. Bu eksiğin bedeninde olanına bu kadar takılırsan, ne tamamlanır, ne tamamlarsın. Asıl eksiklik budur. Elinde olanı, annenden, babandan ve o aşağıdaki kızdan esirgediğinde, eksikliklerin daha da artacak. Sadece aynaya baktığında değil, her aldığın nefeste hissedeceksin bunu zaten Kemal. İyi düşün oğlum. Esirgeyen, bağışlayan bir yaradanın evladısın sen. Yükünü artırmaya, o insanların yüklerini çoğaltmaya razı mısın?”

Susup bekledi İsmail hoca, Kemal’in bir şeyler söylemesini ama, Kemal cevap vermedi yine.

“Söyleyeceklerim bu kadar, biz bu günün batımına kadar aşağıdayız, eğer gönlünle gelirsen, nikahına o kızı veririm. Yok gönlün yükünü taşımaya razıysa, o zaman biz de günahımızla, sevabımızla geldiğimiz yere döneriz. Allaha emanet ol!” diyerek kalkıp çıktı odadan.

Avluda bir öncekine, göre daha sessizdi herkes. Eğer dışarıdan iç sesleri duyulabilseydi, her birinin içinden yükselen seslerin yankısından durulmazdı büyük ihtimalle. Hamza bey ve Beyza hanım, misafirlerine duydukları mahcubiyet, oğullarının mutluluğu için duydukları yoğun istek arasında bocalıyorlardı. İsmail bey, nispeten sakindi. O Allah’tan her şeyin hayırlısı geleceğinden emindi. Kimsenin utanacak, gücenecek bir durumu yoktu. Bir vesile olmuş, kalkmış gelmişler, haklarında hayırlı bir vesile değilse, kalkıp gideceklerdi. Bu kimseden eksiltecek bir hikaye değildi. Olursa artıracaktı hepsini zaten.

Gamze tam olarak neyi beklediklerini bilmese de, merak edip sormuyordu bile. Aklı sürekli evdeydi. Ailesi ile konuşmayı, onların yanında olmayı çok isterdi şimdi. Gün sonunda hayatın onu sürükleyeceği yere takılmamaya çalışıyordu elinden geldiğince. Bir niyetle çıkmıştı bu yola, sonuna kadar arkasında duracaktı niyetinin.

Günün rengi kızılını almaya hazırlanırken, avludaki sessizliğe eklendi Kemal’in sessiz girişi. Onun geldiğini görünce, hepsinin yüzündeki ifadeler, zihinlerin arkasındakileri bastırdı. Hamza bey oğlanın gelişindeki amaçtan emin olamadığı için temkinliydi, “Gel oğlum, otur şöyle yanımıza.”

Kemal, gömleğinin kollarını düzeltiyormuş gibi, öne uzattığı kollarını kaldırıp, alnındaki saçlarla birlikte, sırtına dökülen tüm saçlarını ensesinde birleştirdi elleriyle ve bileğinden çıkardığı tokayla tutturup, meydan okur gibi baktı hepsinin yüzüne dik dik. En çokta Gamze’de oyalandı gözleri.

Alnının tam ortasından kalemle çizilmiş gibi sol yanağına inen alev izi, gözünün birini ağlamak üzereymiş gibi aşağı çekmiş, sağ kulağı ve boynuna kadar, çamura düşmüş bir bez parçası gibi koyulaşan teni açığa çıkmıştı şimdi.

Yüzünün doğuştan kalan kısmında, simsiyah kalem gibi bir kaş ve yine koyu kahverengi gözü, uzun kirpikleriyle resmedilmiş  gibiydi.

Hiç birinin beklemediği bu ani gösterime en çok Beyza hanım şaşırmıştı. Kemal’in saçı yüzüne dökülürken bile, başını öne eğik tutarak dolaştığını bilen kadın, bu meydan okumanın arkasındaki yoğun duyguları hissetmişti oğluyla beraber.

Kemal ortamda yaratmak istediği bu tuhaf şaşkınlıktan memnun, geçip oturdu babasının yanına, alev izlerini Gamze’nin daha yakından görmesini istiyormuş gibi, ona dönmüştü karanlık tarafını.

“Hoşgeldin Kemal oğlum.” dedi İsmail bey, ortamdaki karmaşık duyguları dağıtmak ister gibi, “Düşünecek fırsatın oldu mu?”

“Düşünmesi gereken ben değilim İsmail amca!” dedi yine Gamze’ye bakarak. Gamze, Kemal’in yüzünde iki farklı insan varmış hissi yaratan karmaşadan çok, bu sonuca neden olan alevlerin acısını düşünmüştü önce nedense. Alevlerin içinde insanın kendi etinin yanışına katlanması korkunç bir şey olmalıydı gerçekten. Değil bedeninde, ruhunda kabuklaşan neler vardı kimbilir?

Gamze’nin o acıyı düşünürken farkında olmadan değişen yüz ifadesini, iğrenme olarak algıladı Kemal. Kalkıp gitmek için kıpırdandınca, tuttu kolundan babası, bıraktı kendini yeniden.

Gamze konuşulanlardan ve planlanandan habersizdi henüz, Kemal’in veya İsmail beyin söylediklerinden bir anlam çıkaramamış, Kemal’in ruhunun derinliklerinde yaşanılanların kurgusuna dalmıştı kendi içinde.

Onun biri aşağıdan ve hüzünlü, diğeri yüksekten ve kibirli bakan gözlerindeki öfkeyi hissetmemişti bu yüzden. İçinde değişen duygu dalgalarının, yüzüne vurduğunu farketmeden duruyordu öylece.

İsmail bey kızın, kendi dünyasındaki halini görünce seslendi onu geri çağırmak için, “Gamze kızım, buraya kadar gönlünle geldin, yine gönlün hoş görürse, bu gelişimizin adını koyalım, hoca nikahını yapalım, dönüp ailenden icazet alarak, işin resmi kısmına geçelim diyoruz. Ne dersin?”

Gamze, sorudan önce, tüm bakışların üzerine çevrilmesinden, ardından da, tanışmaya diye girdiği evden, hoca nikahlı çıkma fikrinin verdiği şaşkınlıktan cevap veremedi önce.

“Ne ile yaşayacağını gör iyice!” dedi Kemal alay eder gibi.

Hamza bey ve Beyza hanımın bakışlarını görünce devam etmedi söze.

“Ne ile yaşadığımız değil, nasıl baktığımız, nasıl yaşadığımız önemlidir” dedi İsmail hoca sakin sakin.

Gamze zaten bu ziyarette olmasa da, bu hikayenin sonunda varılacağın yerin değişmeyeceğini biliyordu, “Babam için, annem için, kardeşim için” dedi içinden bir kez daha kendini cesaretlendirmek için.

“Görünenden değil, görünmeyenden korkarım” dedi Kemal’in gözlerinin içine bakarak. Kemal beklemediği bu  dik duruş karşısında kıstı gözlerini. Her an saldıracak bir kedi gibi duruyordu oturduğu yerde. Bu kadar önemliydi demek vaad edilen, canın karşılığı.

“O halde oyalanmaya gerek yok, gece çökmeden nikahımızı kıyıp, düşelim yolumuza” dedi İsmail bey. Zaten niyetlenilmiş olan, hoca nikahının hazırlıkları yapılmıştı, hep birlikte içeri geçtiler, Gamze’nin başına örtülen tülbentin ardından, Kemal ve Gamze’yi hocanın önüne oturtup, ev çalışanlarından şahitte ekledikten sonra, dualarla tamamladılar nikahı.

Nikah biter bitmez, Kemal bağladığı saçlarını yüzüne döküp, “Benim inime dönme vaktim!” diyerek kalktı yerinden. Sonra hemen yanında duran Gamze’ye doğru iyice eğilip, vahşi bir kurt gibi hırladı. Zaten aklı karmakarışık olan kız, boş bulunduğu bir anda gelen bu  tepki yüzünden  çığlık attı.

“Bu son çığlığın olmayacak!” dedi fısıldayarak Kemal ve  çıkıp gitti.

(devam edecek)

 

Bölüm 1

https://gulserenkilincyazar.com/2018/06/23/biraz-eksik-biraz-fazla-bolum-1/

Bölüm 2

https://gulserenkilincyazar.com/2018/06/24/biraz-eksik-biraz-fazla-bolum-2/

Bölüm 3

https://gulserenkilincyazar.com/2018/06/25/biraz-eksik-biraz-fazla-bolum-3/

Bölüm 4

https://gulserenkilincyazar.com/2018/06/26/biraz-eksik-biraz-fazla-bolum-4/

Bölüm 5

https://gulserenkilincyazar.com/2018/06/27/biraz-eksik-biraz-fazla-bolum-5/

 

 

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s