Biraz eksik, biraz fazla – Bölüm 4

İsmail bey iki gün sonra yeniden uğradığında, Gamze babasını ikna etmişti. Bu arada Nusret bey, Mustafa bey aramasa da, diğer avukatla görüşmüş, alacağını ödemiş. Gürhan’ın avukatlığını üstlenmişti bile. Adamların sözünün eri olmasından etkilenmişti Mustafa bey. Gamze’de ısrarcı çıkınca, en azından bir görüşüp tanışmalarına razı olmuştu Kemal ile.

İsmail bey çok sevindi aldıkları karara, “Ben yarın Hamza beyi ararım, görüşür size haber ederim” diyerek gitti.

Hamza bey, oğullarının Gamze’den henüz haberi olmadığı için, kızı alıp götürmeleri gerektiğini söyledi. Kemal insan içine çıkmadığı için, onların evinde denk düşüreceklerdi tanışmayı. Böylece Kemal bilmediği için, Gamze’de kendini mecbur hissetmeyecekti. İsmail bey de, Mustafa beye kendisinin de bu görüşmede bulunacağına söz verince ikna oldu Mustafa bey. Yoksa Gamze’yi tek başına, hiç tanımadığı adamların evine yollayacak değildi.

“Ben de geleyim” diyecek oldu. İsmail bey, “Mustafa sen zor günler geçiriyorsun, gerginsin, bak ilgilenmem gereken karın, oğlun var. Hem bu kız da rahat hareket edemez sen olursan. Bırak gençler bir tanışsın konuşsun işte, ben varım merak etme.” diye ikna etti onu.

Hamza beylerin evi başka şehirde olduğundan, bir günlük yola gitmeleri gerekiyordu. Haliyle akşamına da dönüp gelemezlerdi. İsmail beyin hanımı da onlarla geleceği için Mustafa buna da itiraz etmedi. Hiç içine sinmiyordu oysa hiç. Kızını öyle kasap vitrinine asılmış et gibi teşhire çıkarıyorlardı. Bu arada Mustafa beyin birikmiş borçlarının da ödendiğini haber aldılar. Aile ne dediyse sırayla yapıyordu. Bir şey diyemeden sustu mecburen.

Ertesi sabah, İsmail bey ve karısı gelip erkenden aldılar Gamze’yi evden. Kız küçük bir sırt çantasına bir iki şey hazırlamıştı sadece, gitmeden annesini babasını sımsıkı sarılıp öptü. İsmail bey ayrılmadan, Mustafa’nın eline bir kağıt tutuşturdu.

“Sen de karını al, öğleden sonra bu hastaneye gidin, kağıtta adı yazan doktor onu sıkı bir muayene edecek. Haydi Allah’a emanet olun.” diyerek Gamze yi alıp gittiler.

Mustafa bey elinde bir kağıt parçası, sevinse mi, üzülse mi bilemeden kaldı bir süre kapıda.

“Allahım sen kızımı koru tüm kötülüklerden.” diye dua etti içinden.

Gamze babası ikna olsun diye evde hep dik durmuştu ama, korkuyordu aslında bu yolculuktan. Tüm sevdiklerini ardından bırakmış, tanımadığı insanların arasına gidiyordu şimdi. üstelik problemli olduğu söylenen bir adamla evlenecekti bunun sonunda.

“Gürhan için!” dedi yol boyunca kendini ikna etmek için. “Gürhan için, annem için, babam için!”

Hamza bey ve karısı Beyza hanım çok iyi karşıladılar onları, kocaman avlusu olan taş bir evde oturuyorlardı. Yangından sonra başka evde oturmak istememişti Beyza hanım. Onlar gelmeden odaları hazırlanmıştı. Evde onlara yardım eden bir kaç kişi çalışıyordu. Evin hemen arkasında göz alabildiğince bağlık, bahçelik bir alan vardı.

Yaşadığı şehirden farklı bir yer görmek hoşuna gitmişti Gamze’nin. Burada ne yükselen binalar, ne de otomobil gürültüsü vardı. Her taraf yemyeşil, çevre evlerin bahçelerinden horoz sesleri geliyordu. Evin geniş avlusuna uzun beyaz örtülü bir masa hazırlanmıştı.

“Uzun yoldan geldiniz, önce dinlenin, sonra bir şeyler yiyelim” dedi Beyza hanım.

Teşekkür edip geçtiler, asma altına kurulmuş gölgelik sedire.

“Kemal gelmedi mi?” dedi İsmail bey.

“Hamza, seyisi yolladı, gelirler birazdan” dedi Beyza hanım kibarca gülümseyerek. Seyisin gitmesinin oğlanın gelmesine yetmeyeceğini o da biliyordu ama. Seyis çok önemli bir konu olduğuna ikna Kemal’i etmesi için sıkıca tembihlenmişti.

Gelen buz gibi  şerbetleri içtikten sonra, İsmail bey ve Hamza bey memleketin durumundan sohbete daldılar. Bu arada Beyza hanımda, İsmail beyin hanımı ve Gamze ile sohbete başladı, “Gamze kızım, bizi kırmadın buralara kadar geldin, sana ne kadar teşekkür etsek azdır.”

Ailesine yaptıkları onca iyilikten sonra, Beyza hanımın ona teşekkür ediyor olması utandırdı Gamze’yi, “Olur mu efendim, siz benim aileme büyük iyilik yaptınız, benim size teşekkür etmem lazım.”

“Ah güzel kızım, sen de anne olursun da inşallah anlarsın, insanın evladı için yapamayacağı şey yok inan.”

“Kendi annemden babamdan biliyorum efendim.”

“Kardeşin de inşallah kurtulacak, kayınbiraderim çok iyi bir avukattır. O zavallı yavrucağı nasıl kandırıp, oyun ettiklerini çıkaracak ortaya, anneciğin babacığının yüreği de rahat edecek sen sakın merak etme.”

Gamze’nin burada olmasının tek nedeni buydu zaten, ailesinin eski günlerde olduğu gibi mutlu, sağlıklı ve bir arada olmasını istiyordu. İyi insanlardı Kemal’in ailesi belliydi ama, bakalım oğlan nasıl biriydi? Yüreği sıkıştı yine, şimdiden özlemişti evini, “Gürhan için, annem için, babam için!” dedi yeniden içinden. Bu ona güç veriyordu.

İsmail beyin hanımı ile Beyza hanım kendi aralarında konuşurken, o da etrafı incelemeye başladı yeniden. Ne için burada olduğunu düşünmemeye çalışıyordu. Gürhan aklına gelince doluyordu gözleri hemen. Annesini doktora götürmüş müydü acaba babası?

Hamza beyin, avlunun kapısından giren adama doğru yürümesi ile kesildi düşünceleri, adam hızlı adımlarla geldi Hamza beyin yanına, ikisi bir şeyler konuştular. Sonra Hamza bey misafirlere dönüp, “Kemal biraz gecikecekmiş, sizi de bekletmeyelim buyurun sofraya!” dedi eliyle masa tarafını göstererek. Herkes kalkıp masaya geçti bu kez.

Yemeğin üzerine çay faslı da sona erdiğinde hava kararmıştı, Gamze konuşulanları çok fazla dinlemediği için karanlığın içinden ağır ağır yürüyen gölgeyi ilk o farketti. Işığa doğru yaklaştıkça uzun boylu bu gölgenin, yüzüne dökülen uzun saçları farkedilmeye başlıyordu.

“Hah! Kemal’de geldi işte!” dedi Hamza bey ayağa kalkıp, masadaki herkes döndü gölgeye doğru. Gölge masanın yanına geldiğinde, uzun boylu, iyi giyimli, dik duran bir delikanlıya dönüştü. Bir tek yüzü görülmüyordu saçları yüzünden. Saçlarının bir kısmı ensesinden bağlanmış, kalanı kulaklarından itibaren geniş ve uzun bi kahkül olarak öne bırakılmıştı.  Bu haliyle yürüken önünü bile gördüğünden emin olamadı Gamze.

“Hoşgeldin Kemal oğlum!” diyerek ilk elini uzatan İsmail bey oldu, “Hanımımı tanıyorsun zaten, bu da ahbabımızın kızı Gamze” diyerek Gamze’yi işaret etti eliyle. Kemal başıyla selamladı bayanları, geçip babasının yanına oturdu. Onun kulağına eğilip bir şeyler söyledi. Hamza beyin yüz ifadesi anlık olarak değişse de, dönüp cevap vermedi oğluna, elini onun dizinin üzerine koydu sadece.

Gamze Kemal’e bakmamaya çalışıyordu ama, bu uzun saçlı adam öyle dikkat çekiyordu ki masada insanın gözü ister istemez gidip onun saçlarına takılıyordu.

Kemal’in de gelip, çay faslının da bitince, serinleyen hava yüzünden misafirler üşümesin diye içeri geçildi bu sefer. Dışarıda olduğu gibi kadınlarla, erkekler bir yana doğru dizilirken, herkes söz birliği etmiş gibi, Gamze ile Kemal’i yan yana düşürmek için bir kaç kez yer değiştirdi. Sonunda Kemal başka yer kalmayınca, gelip Gamze’in yanına oturdu. Yine herkes anlaşmış gibi, kendi arasında sohbete dalınca, iki grubun ortasında Gamze ve Kemal sessizce oturdular bütün akşam.

Gençlerin birbiri ile sohbete giremediklerini gören İsmail bey, “Kemal bey oğlum, yayla daha serindir herhalde, bu sıcaklarda rahat ediyorsundur” dedi oğlana dönüp.

“Sıcağı sevmem İsmail Amca!” dedi oğlan sert sert. İsmail bey, sıcak sözünün yangına gönderme olacağını hiç düşünmediği için , biraz afalladı bu cevaba ama, bozuntuya vermedi yine de.

“Gamze kızıma da göstersek yaylayı, şehirde büyüyen gençler hasret kalıyorlar yeşilliğe, değil mi kızım?”

Gülümsedi Gamze sadece, Kemal’in ses tonundaki sertlik iyice germişti onu, Kemal’de cevap vermedi.

“Önemli bir mevzu var demişsin baba, istersen sonra konuşalım, gideyim ben” dedi Kemal, İsmail beyi duymamış gibi.

Hamza bey oğlanın bu kaba tavırlarından huzursuz olduğunu belli eder şekilde, kıpırdandı oturduğu yerde, “Önemli misafirlerimiz var anlamında demiştim, seyisin dili sürçmüş konu demiş herhalde oğlum.” dedi yumuşak bir sesle.

“Kemalim odanı hazırlattık, benim seninle konuşacaklarım var, gitme kal bu gece ” dedi Beyza hanım, oğlunun bir an evvel gitmek istediğini anlayınca.

Kemal başını salladı ve kendi sessizliğine gömüldü yeniden.

(devam edecek)

Bölüm 1

https://gulserenkilincyazar.com/2018/06/23/biraz-eksik-biraz-fazla-bolum-1/

Bölüm 2

https://gulserenkilincyazar.com/2018/06/24/biraz-eksik-biraz-fazla-bolum-2/

Bölüm 3

https://gulserenkilincyazar.com/2018/06/25/biraz-eksik-biraz-fazla-bolum-3/

 

 

 

 

 

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s