Biraz eksik, biraz fazla – Bölüm 10

Bir hafta, hiç aksamadan tekrarlandı yaşanılanlar. Gamze uyanmadan, Kemal evden çıkıp gidiyor, gece olunca aynı saatte dönüyor. Gamze onun geldiğini anlayınca, odasına girip kapıyı kapatıyordu. Bir haftadır tek kelime konuşmamışlar, hiç karşılaşmadan yaşamayı başarmışlardı. Yapılacak bir şey olmayınca evde sıkılan Gamze’de etrafı biraz keşfetmiş, evde yediklerin domateslerin ve benzeri sebze meyvenin çekirdeğini ekmek için evin arkasında kendine küçük bir alan yapmış, hepsini oraya ekmişti tek tek. En azından bir süreliğine oyalamıştı bu iş onu. Her gün  düzenli olarak kır çiçeği toplayıp, birlikte yemedikleri masaya koymayı da adet edinmişti kendi kendine. Zaten temiz olan evi bir kaç kez yeniden temizlemiş, mutfaktaki dolapları döküp, yeniden  yerleştirmişti.

O sabah arabanın sesiyle açtı gözünü, hemen mutfak camına koşup, baktı perdenin arkasından, Kemal bu kez kulübe yerine arabayla bir yere gidiyordu. Onun uzaklaştığından emin olduktan sonra, hızlıca üzerini değiştirip, günlerdir merak ettiği kulübeye bakmak için, tepeye doğru yürüdü. Tepenin başına geldiğinde, etrafı kontrol edip, hızlı adımlarla indi aşağıya ve kulübenin yanına geldi. Burası yaşadıkları evden biraz küçük tahta bir klübeydi, hemen bir tarafında yığılmış kerestelerin üstleri naylonlarla örtülmüştü. Sessizce kapıya yaklaşıp kolu indirdi, kapı kilitli değildi. Yavaşça itip, önce başıyla içeriyi kontrol etti. Boş olduğundan emin olunca girdi içeri. Kulübenin hemen ortasında büyük iki tezgah, kenara dayanmış ve henüz döşemesi olmayan bir kaç sandalye, ve büyük bir dolap duruyordu. Burası küçük sevimli bir mobilya atölyesiydi. Demek sabahın köründe buraya gelip, bütün gün bunlara uğraşıyordu Kemal. Bir kısmı tamamlanmış mobilyaları inceledi, hepsi ince bir zevkin ürünüydü. Sonra Beyza teyzenin evinde gördüğü bir kaç mobilyayı ve kendi odasındaki dolabı hatırladı. Bunların hepsini o mu yapıyordu yani? Tezgahların arkasında açık duran kapıdan diğer küçük odaya geçti, burada küçük bir mutfak tezgahı, tepeleme kitap oldu bir kütüphane ve bir küçük çekyat duruyordu. Evin içindeki düzen burada da hakimdi. O evde bütün gün ne yapacağını şaşırmış vaziyette dolanıp duruken, Kemal’i burada günlerce oyalayacak kadar çok şey vardı gerçekten. Kütüphanenin kenarlarına işlenmiş desenlere baktı, o kadar narin ve güzellerdi ki. Buradan bir kaç kitap alıp eve götürse, Kemal farketmezdi herhalde. Hiç değilse, o da güzel vakit geçirebilirdi bu şekilde, etrafına bakınıp bir kaç tane torba buldu ve seçtiği kitapları içine doldurup çıktı odadan. Kemal gelmeden eve götürüp saklamak istiyordu onları. Yeniden tepeyi tırmanıp, arabanın gelip gelmediğini kontrol etti ve olmadığını görünce, hızla eve girip kitapların olduğu torbaları odasındaki dolabın içine sakladı. İçlerinden birini alıp, keyifle mutfağa döndü ve kahvaltısını ederken okumaya başladı hemen. Arabanın sesini yeniden duyduğunda öğleden sonra olmuştu, kitabı hemen odasına fırlatıp kapıyı kapattı ve mutfakta bir şeyler hazırlıyormuş gibi yapmaya başladı.

Kemal hiç bir şey söylemeden getirdiği malzeme dolu torbaları masanın üzerine bıraktı ve çıkıp gitti yeniden. Artık onun kulübeye gittiğini biliyordu Gamze. Çoğu zaman orada karnını doyurduğunu da.

Beyza hanımın söylediğine göre burada uzun zamandır tek başına yaşıyordu. Kimseyle konuşmadan, saatlerce tahtaları ve kitaplarıyla nasıl yaşadığına inanmak zordu. Nikahtan önce Beyza hanımın eve gelip onun için bir şeyler hazırladığını biliyordu ama, yine de bir insanın sırf yüzünün bir tarafında yara izi olduğu için kendini hapsettiği bu küçük dünyanın içinde kalabilmesine inanamıyordu. O bir haftada ne yapacağını şaşırmıştı tek başına evin içinde, tamam oyalancak bir şeyleri olmadığı için öyle hissetmişti belki ama, yine de hiç kimsenin onca zaman, bir başkasına ihtiyaç duymadan yalnız kalabileceğini aklı almıyordu bir türlü. Kendine bir hapishane yaratmıştı burada Kemal. Sırf çirkin olduğunu düşündüğü için, o kadar güzel ailesine bile sırtını dönmüştü. Kendi ailesiyle geçirdiği güzel günleri düşündü yeniden, içini kocaman bir özlem kapladı ve gözleri doldu. Beyza hanımların yaşadıkları ev kocamandı, buraya kaçıp saklanmadan o evin içinde istediği yerde yalnız kalabilirdi. Bu kadar yalnızlık için neden uğraşıyordu anlamıyordu Gamze. O gelmeden önce de günlerini o kulübede mi geçiriyordu, yoksa sırf onunla karşılaşmamak için mi kendini oraya taşımıştı karar veremedi.

En azından hava kararana kadar gelmeyeceğini bildiği için, getirilen erzakları dolaba yerleştirip, kitabına daldı yeniden.

Bir  haftanın sonunda kulübeden aldığı tüm kitapları okumuştu, kitaplar hariç evin düzeninde değişen hiç bir şey yoktu. Onları yenileri ile değiştirmek için, Kemal’in yeniden bir yerlere gitmesini beklemekten başka çaresi yoktu. Alsında ona kulübeyi keşfettiğini söyleyebilirdi ama, Gürhan’ın masanın altında kendine yaptığı ve çok gizli olduğunu düşündüğü çadırını düşününce vazgeçti. Çocuk orayı kendine ait olarak hayal ediyordu. Oraya girdiğinde dışarıdakilerin onu göremediğini ve kendi dünyasında özgür olduğuna dair bir düşünce geliştirmişti. Böylece dışarıda onunla alay eden insanlardan uzak, hayal gücünün sınırsız dünyasında, mutlu oluyordu. Belki Kemal’in de o kulübede yaptığı şey buydu. Belki onunda yüzündeki iz yüzünden alay eden akadaşları olmuştu ve o da kendini buraya kapatıp, tıpkı Gürhan’ın yaptığı gibi, bir hapishane değil, özgürlük yaratmıştı. Aynı evin içinde yaşayıp, hiç karşılaşmadığı Kemal’i merak etmeye başlamıştı yavaş yavaş. Bu defa aklam geldiğinde odasına girmemeye karar verdi.

Kemal kapıyı açıp içeri girdiğinde, onu sedirde oturur görünce, bir şey söylemeden odasına doğru yürüyordu ki, “Eline ne oldu?” dedi Gamze telaşla ayağa kalkarak. Kemal’in kolu, baş parmağından başlayarak dirseğine kadar bir bezle sarılmış, yaradan akan kan, bezin dışına kadar taşmıştı. Gamze’nin bu ani hareketinden kendini geri çekmek için hızla dönünce, kız dengesini kaybedip duvara doğru çarpıp “Ah!” diye inledi. Kemal’in yapmak istediği onu düşürmek değildi elbette, “Kendini bu hale nasıl getirdiğin belli oluyor” dedi acıyla ve yeniden yanına gelip kolundaki sargıyı açmak için uzandı.

“Senden yardım mı istedim?” dedi Kemal ters ters ve odasına yürüyüp, kapıyı kapattı arkasından.

“Bir doktora görünmen gerek!” diye seslendi arkasından Gamze, cevap gelmedi odadan. Gece uykusundan duyduğu gümbürtüyle fırladı. Elektirkler yeniden kesildiğinden oda kapkaranlıktı. Telefonunu el yordamıyla bulup çıktı odadan, Kemal hemen odasının kapısına yığılmış yatıyordu yerde.

“Kemal!” diyerek hemen gitti başına, dokunduğu yüzü ateş gibiydi. Hemen bir mum bulup yaktı ve onu çekerek odasına götürdü yeniden, kolundaki sargı artık kıpkırmızı olmuştu, önce telaşla onu açıp, yarasını temizlemeye çalıştı ve bulduğu bir çarşafı yırtarak yeniden sardı. Çarşafın kalan parçasını mutfaktan aldığı bir kasenin içine doldurduğu soğuk suya batırıp alnına koydu. Muhtemelen bakımsız kalan yara iltihaplanmış, zaten durmayan kanama yüzünden de, dermanı kalmamıştı.

Banyodaki ezca dolabına gidip, ilaçları kontrol etti ve başını zorla turarak, yarı baygın adama içirdi bulduklarını. Elektirikler gün doğana kadar gelmedi, o da sabaha kadar başından ayrılmadan alnındaki ve kolundaki bezi değiştirdip durdu. Odanın içi, kanlı bir sürü bez parçasıyla dolmuştu. Sabaha doğru, ateşi biraz olsun düşmüştü Kemal’in ama henüz kendine geldiği söylenemezdi, o uyurken odayı toparlamak için, perdeleri açtı ve bütün gece telaşla oraya buraya fırlattığı bez parçalarını topladı tek tek.

Gün ışıdıkça Kemal’in yüzü, ilk gördüğü günkü haline büründü yeniden. Rengi normale dönmüş, ateşi düşmüştü. Kanaması da durmuşa benziyordu. Ateşi yüzünden ıslanan saçlarını kendi tokasıyla  başının tepesine tutturmuştu Gamze. Onun şimdi sakin sakin nefes alan yüzüne baktı. Hiç de kendini hapsetmesini gerektirecek kadar kötü görünmüyordu. Tamam biraz farklıydı, ilk görenlerin dikkatini çekecek kadar farklıydı ama, bunun ne önemi vardı ki.

(devam edecek)

Bölüm 1

https://gulserenkilincyazar.com/2018/06/23/biraz-eksik-biraz-fazla-bolum-1/

Bölüm 2

https://gulserenkilincyazar.com/2018/06/24/biraz-eksik-biraz-fazla-bolum-2/

Bölüm 3

https://gulserenkilincyazar.com/2018/06/25/biraz-eksik-biraz-fazla-bolum-3/

Bölüm 4

https://gulserenkilincyazar.com/2018/06/26/biraz-eksik-biraz-fazla-bolum-4/

Bölüm 5

https://gulserenkilincyazar.com/2018/06/27/biraz-eksik-biraz-fazla-bolum-5/

Bölüm 6

https://gulserenkilincyazar.com/2018/06/28/biraz-eksik-biraz-fazla-bolum-6/

Bölüm 7

https://gulserenkilincyazar.com/2018/06/29/biraz-eksik-biraz-fazla-bolum-7/

Bölüm 8

https://gulserenkilincyazar.com/2018/06/30/bir-eksik-bir-fazla-bolum-8/

Bölüm 9

https://gulserenkilincyazar.com/2018/07/01/biraz-eksik-biraz-fazla-bolum-9/

Bölüm 10

https://gulserenkilincyazar.com/2018/07/02/biraz-eksik-biraz-fazla-bolum-10/

Bölüm 11

https://gulserenkilincyazar.com/2018/07/03/biraz-eksik-biraz-fazla-bolum-11/

 

 

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s