Biraz eksik, biraz fazla – Bölüm 7

İsmail bey ve hanımı, Gamze’yi kapıdan teslim ettiklerinde, Mustafa bey derin bir “Ohh!” çekti. Kızından iki gündür hiç haber alamadan beklemek bunaltmıştı onu. Annesi ile kağıtta yazan doktora gitmişler yeni ilaçlarını da hemen alıp, önerilen tedaviye başlamışlardı. Bir kaç gün içinde annesi kendini daha iyi hissedecekti doktora göre, ağır bir depresyon geçiriyordu. Gamze ikisine birden sımsıkı sarıldı kapıdan girer girmez, sonunda kendi güvenli limanında hissetmekten çok mutlu olmuştu.

İsmail bey ile yolda konuşmuşlar, hoca nikahı kısmının Gamze’nin söylemesinin daha uygun olduğuna karar vermişlerdi. Mustafa bey ve karısı zaten iki gündür meraktan öldükleri için, onu hemen oturtup, olanı biteni anlatmasını istediler.

Gamze önce, Kemal’in ailesinin ve sonra da Kemal’in ne kadar iyi ve düzgün insanlar olduklarını anlatmakla başladı söze, ayrıca yaşadıkları yerin ve evin güzelliğini de detaylarıyla anlatmadan geçmedi ki, onlar gerçek düşünceleriydi zaten. Evet Kemal’in yüzünden yangından kalan bir küçük iz vardı ama, o kadar yakışıklı bir delikanlıydı ki, o iz bile bastıramıyordu bunu. Hiç tahmin etmezdi ama, görür görmez aşık olmuştu Kemal’e. Çok nazikti bir kere, sıcak kanlıydı, saygılıydı. Aklında daha ne kadar iyi özellik geldiyse saydı tek tek.

Kızlarının ağzından bu kadar mükemmel bir profil duymak şaşırtmıştı Mustafa bey ve karısını, “Bu kadar iyi çocukta madem, ne demeye böyle evlendirmeye çalışıyorlar oğlanı kızım?” dedi Mustafa bey şüpheyle, “Sen genç, saf bir kızsın, iyi niyetlisin, belli ki delikanlının enerjisine kapılıp farketmemişsin bir şeyleri.”

“Hayır babacığım, diye atıldı Gamze, uzun uzun sohbet etme fırsatımız da oldu, dedim ya sadece yüzünde bir iz var, yani çok büyük değil. İnsan o kadar güzel yaratılınca, oncacık iz bile kendini çirkin hissettiriyor demek ki ondan. Yoksa benden yana bir endişeniz olmasın, ben çok beğendim gerçekten.”

“Hayırlısı!” dedi Mustafa bey yine şüpheyle, hiç aklına yatmamıştı Gamze’nin bu ısırarlı halide. Bu güne değin kızının ağzından evlilik ile ilgili bir tek sözcük bile duymamışken, şimdi neredeyse bütün ömrü bu anı beklemekle geçmiş gibi davranıyordu.

“Gürhan nasıl? Burada neler oldu? Anneme ne dedi doktor?” diye o da iki gündür meraktan öldüğü her şeyi sordu ardı ardına, konuyu değiştirmek istiyordu zaten.

Avukata göre Gürhan’ın suçsuzluğu ispatlanmıştı, ama sistem yavaş işlediği için beraat kararı, Gürhan’ın yeniden eve dönmesi biraz zaman alacaktı. Önemli olan masumiyetin ispatlanmasıydı. Çocuklardan birine teklif edilen yüksek miktarda parayla diğer ikisini ele vermesi sağlanmıştı. Onların da yenilenen ifadeleri ile üçü de tutuklanacaktı muhtemelen. Gürhan’ın kaza anında kamyonetin kasasında uyuduğunu itiraf etmişlerdi. Direksiyona hiç geçmediğini de. Zaten bu kadarı da onlara yetiyordu. Annesi depresyon geçiriyordu, ama zaten iyi haberlerde gelmeye başladığı ve ilaçlarını da düzenli alacağı için en kısa zamanda, eskisinden daha iyi olacaktı. Bu durumda geriye bir tek Gamze’nin evlenme konusu kalıyordu zaten.

Hamza beylerin daha o evet demeden, ailesinin bütün sorunlarını çözmüş olması Gamze’nin içini minnetle doldurmuştu yeniden. Şimdi sahiden borçlanmıştı onlara ve bu iyi insanların evlatlarının mutluluğu için planladıkları bu oyundaki rolünü en iyi şekilde oynayacaktı. Ailesine de hiç bir zaman Kemal ile yaşayacağı herhangi olumsuz bir şeyden bahsetmeyi düşünmüyordu.

“Benim de size bir müjdem var söylemeyi unuttum, Kemal ile hoca nikahımızı kıydı İsmail amca hazır oradayken, benim aşkıma sizin karşı durmayacağınızı düşündük.” dedi bir çırpıda.

“Kızım senin neyin var böyle?” diye ayağa kalktı Mustafa bey, evet o da farkındaydı bu insanlara borçlanmışlardı ama, böyle yangından mal kaçırır gibi, aileyi görmeden, delikanlıyı görmeden tanışma niyetiyle gidilen yoldan nikahlı dönülmesine öfkelenmişti gerçekten.

“Babacığım ne olur inan çok aşığım! Ben artık ondan gayrısıyla yapamam.” dedi yalvarır gibi. Karısı ile birbirlerine baktılar, gerçekten şu son bir kaç haftadır olanları akılları almıyordu artık. Ertesi sabah erkenden çıkıp, önce İsmail beye uğradı Mustafa bey, olanı biteni bir kez de ondan dinlemek istiyordu. Adam tastamam kızının anlattıklarını söyledi ona. Aile çok düzgün, soylu soplu bir aileydi, Kemal desen herkese böyle damat nasip olmazdı. Gençlerin birbirlerini görür görmez yükselen enerjilerini görseydi Mustafa beyde böyle bir aşkın önüne geçmenin doğru olmayacağını anlardı. Gamze yol boyunca yalvarmıştı İsmail beye babasına bunları söylemesi için. Aslında İsmail beyde bu kadar abartılı olmasa da olumlu bir özet geçecekti Mustafa beye ama, kızın yalvarıp yakarmalarına kıyamayınca, ne dediyse diyivermişti adama, “Allah affetsin, utandırmasın!” dedi içinden.

Mustafa bey pişman olmuştu, kızı tek başına oralara yolladığına ama, İsmail hocayı da yıllardır tanır severdi. Ona güvenmekten başka çaresi de yoktu. Madem o da kızıyla aynı fikirdeydi, o zaman direnmeye de bir lüzum yoktu elbette. Resmi nikahın kıyılmasından önce aileyi de, delikanlıyı da tanımak istiyordu  ama mutlaka. Bir şey demedi İsmail bey, “Allah büyük Mustafa bey!” dedi sadece.

Bir  kaç gün sonra, Gürhan’ın eve dönüş tarihi de belli olunca hepsini büyük bir sevinç sardı, çocuğu komşu şehirdeki cezaevine götürdükleri için, gidip oradan almaları gerekiyordu. Babasının Kemal’i gördüğünde yeniden itiraz edeceğinden korkan Gamze, onun haberi olmadan İsmail hoca ile konuşup, nikahın Gürhan’ın çıkacağı tarihte olması gerektiğini söyledi ama ne bahane bulupta, o tarih için tutturacaklarını bulamamıştı.

İsmail hoca, o akşam yeniden ziyaretlerine geldi, Gürhan’ın yeniden eve dönmesinin kesinleştiğine ne kadar sevindiğini anlattı önce, yüce Allah çocuğun temiz kalbine göre vermişti nihayet. Hiç  bir kötülük karşılıksız kalmazdı elbette. İşin tuhafı Hamza beylerin ailesinde de değişiklikler olmuştu, Kemal’in işi gereği yurt dışına gitmesi gerekiyordu ve bu gidiş tam da Gürhan’ın çıkacağı tarihin bir kaç gün ilerisine denk geliyordu. Altı aydan önce de dönemeyeceği için, aile beklemek yerine nikahı yapıp, Gamze ile gitmelerini istiyordu ama, tabi evlilik, pasaport ve benzeri işlerin yapılması için de ikisinin bir arada olması lazımdı. Bu yüzden Gamze’nin yeniden oraya gitmesi gerekti. Onların da Gürhan’ın işlemlerini halletmesi ve nihayet eve  gelmesi için gidip almaları gerekiyordu. Eğer Mustafa bey vekalet verirse, İsmail bey Gamze’yi bir kez daha alıp götürecek, her işlemi halledecek, oda nikahı kıyılacak, döndüklerinde de anlı şanlı bir düğün yapacaklardı.

Daha Mustafa bey ağzını açmadan “Baba lütfen izin ver!” diye atıldı Gamze. Kızının Gürhan’ın çıkışına gelmemek uğruna, oğlanın peşine gitmek isteyişi iyice şaşırttı Mustafa beyi. Kız geldiğinden beri bir an önce, geri dönmek aşkına kavuşmak için yaşıyor gibi davranıyordu zaten.

“Aşk böyle bir şey Mustafa, bizi unuttun mu?” demişti karısı. Bunca güzel giden işin içinde, kızını da üzmek istemediğinden, gönülsüz de olsa kabul etti bu teklifi de, Gamze sevinçle sarıldı babasının boynuna.

Bir tanecik kızını, böyle tuhaf bir şekilde gelin edecekleri hiç akıllarına gelmeyen Mustafa bey ve karısının gözleri doldu.

“Gürhan’a ne diyeceğiz kızım?” dedi babası.

“Ben onu arar konuşurum eve döndüğünde merak etmeyin, o da benim için çok sevinecektir. Sihirli balıkların prensini bulmuş deyin anlar zaten.” dedi gülümseyerek.

Böylece bir hafta sonra İsmail bey, hanımı ve Gamze, vedalaşıp yeniden çıktılar yola. Bu defaki ayrılık bir kaç günden fazla olduğu için, daha yola çıkar çıkmaz çökmüştü ağırlık Gamze’nin yüreğine, yol boyunca dışarıyı seyredip, ailesinin gülen yüzlerini canlandırdı gözünde.

Kemal zaten düğün dernek,  istemediğini net bir şekilde söylemişti ailesine. Gerçekten de bir oda nikahı yapılacaktı sadece. Ardından ikisi birden yayla evine gideceklerdi. İsmail bey Gamze’nin ailesine anlattıklarını, gelmeden Hamza beye anlatmıştı zaten telefonda. Beyza hanım kızın, ailesini üzmemek için yaptığı bu fedakarlığa öyle içlenmişti ki, uzun uzun ağlamıştı o akşam. Bu kocaman yürekli kız, hem ailesini, hem onları güldürecekti Allah’ın izniyle, gerçekten de Kemal için çok doğru bir eş seçmişlerdi bilmeden.

(devam edecek)

Bölüm 1

https://gulserenkilincyazar.com/2018/06/23/biraz-eksik-biraz-fazla-bolum-1/

Bölüm 2

https://gulserenkilincyazar.com/2018/06/24/biraz-eksik-biraz-fazla-bolum-2/

Bölüm 3

https://gulserenkilincyazar.com/2018/06/25/biraz-eksik-biraz-fazla-bolum-3/

Bölüm 4

https://gulserenkilincyazar.com/2018/06/26/biraz-eksik-biraz-fazla-bolum-4/

Bölüm 5

https://gulserenkilincyazar.com/2018/06/27/biraz-eksik-biraz-fazla-bolum-5/

Biraz eksik, biraz fazla – Bölüm 7’ için 2 yanıt

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s