İlk kar

Yılın ilk karı yağarken dışarı çıktığında, henüz hava tam aydınlanmamıştı. Gökyüzünde koyu gri bir pus vardı. Güneşli günleri daha şimdiden özlemişti. Apartmandan çıkınca yüzüne vuran ayaza karşı montunun fermuarını yukarı kadar çekip, keşke bir bere taksaydım diye düşündü. Dün geceden yağan yağmurun üzerine düşen kar, henüz tutmamıştı. Yerler ıslaktı. Yapraklarından soyunan ağaçlar, karanlıkta rüzgarın etkisiyle… Read More İlk kar

Meteorolojinin Sesi Radyosu’nun Konuğu Olduk

10 Temmuz 2018 Salı günü Meteorolojinin Sesi Radyosu, “Gelin tanış olalım” programında, değerli sunucu Zeynep Köşker’in konuğuyduk. Bu güzel yayında bizi konuk ettikleri için başta Sayın Zeynep Köşker, Sayın Emine Ertürk Karaaslan ve yapımda, yayında emeği geçen herkese teşekkür ediyoruz. İlk göz ağrımız radyodan sesimizi duyurmak unutulmaz bir deneyim oldu bizim için. Gülseren Kılınç’ın Eylül… Read More Meteorolojinin Sesi Radyosu’nun Konuğu Olduk

Arkası yarın kuşağı..

Kitap okuyacak vaktiniz olmuyor mu? Sizde bizler gibi radyo başında “arkası yarın”lar dinleyerek mi büyüdünüz? Günde on beş dakika ayırarak,– okuma keyfi – heyecan – merak – nostaljidolu bir yolculuğa katılmak ister misiniz ?Her gün yeni bölümleriyle, roman okumuş kadar olacağınız hikayeler, televizyon dizilerinden sıkıldıysanız, günün herhangi bir saati, az da olsa okumayı özledim diyorsanız,… Read More Arkası yarın kuşağı..

Uğur

Havalar serinlemeye başladığından beri, çamaşır kurumaz olmuştu. Dünden beri gözü, gecekondunun arka bahçesine asılmış çamaşırlardaydı. Gidip-gelip kontrol etmişti onları. Nihayet bu sabah kuruyan bir kaçını toplayıp, ütülemeye başladı. Uğur’unun gömlekleri ve pantolonlarıydı bunlar. Ütüsünü yapmayı bile seviyordu evladının. Öpe koklaya, eliyle düzeltiyor, sonra basıyordu sıcak ütüyü. Genç delikanlıydı Uğur, kırış kırış dolaştırmazdı o yiğidini. Her… Read More Uğur

Böcek!

Sıçrayarak uyandı uykusundan, kan ter içinde kalmıştı yine. Çocukluğundan beri tekrarlanan kabusu bölmüştü uykusunu. Ciddi bir böcek fobisi geliştirmesine neden olan bu kabus yüzünden çoğu gece aynı şeyi yaşıyor, sonra uzun süre uyuyamıyordu yeniden. Her defasında kendisini önce rahat bir yatakta uyurken görüyor, sonra tavandan kocaman bir delik açılıp siyah, badem büyüklüğünde antenli böcekler cızır… Read More Böcek!

ÇIKMAZ

Konuşurken doğrudan gözlerimin içine bakıyordu, bunu yıllardır ilk kez yaptığına şahit oluyordum. Çoğunlukla benden mümkün olduğunca uzak durmaya çalıştığını hissettirirdi bana. Dostluğunu esirgemezdi ama, fiziksel olarak aramıza bir mesafe koyar, ya da sohbetlerimiz yüreklerimize dokunmaya başladığında günlerce ortadan kaybolurdu. Bu kaçışına öyle alışmıştım ki, uzaklaşmasın diye sesimi hiç istemediğim bir tona ayarlayıp, mümkün olduğunca bizden… Read More ÇIKMAZ

Beyaz Atlı Gelin

Köyün Elf anasıydı büyük annesi.  Onlar gibi şehire gelmemiş, köyünü terketmemişti. Torunlarını özlüyordu., Yaz geldiğinde, anneleri beşini birden gönderip onu yormak istemediği için, sırayla gidiyorlardı Elf Ana’nın yanına. Bütün yaz sıranın ona gelmesini beklemişti.  Köyde büyükannesi ve dedesiyle geçirdiği vakitler, hayatının en güzel günleri oluyordu. Çok soru sorup, her şeyi kurcaladığı için Elf anayı kızdırsa… Read More Beyaz Atlı Gelin

Oppa!

Oturduğu banktan etrafı seyrediyordu. Buraya şehrin “aşıklar parkı” denildiğini öğrenmişti. Neden her defasında gelip, bu banka oturduğunu  açıklayamasa da, etraftaki insanlara bakıp, ağaçları seyretmekten büyük bir mutluluk duyuyordu. Uyandığında, yine burada olmayı çok isterdi. Her rüyaya dalışında, bu parkta buluyordu kendini. Etraftaki insanlara baktığında bir Asya ülkesinde olduğunu tahmin ediyordu. Parkın yanıbaşında, gökyüzüne dokunacakmış gibi… Read More Oppa!

Hayallerin gerçek olması, gerçeklerin hayal olmasına yetiyor mu?

Yıllardır hasret kaldığı evin sessizliğinde, düşünmek için eskisinden çok daha fazla vakte sahipken, işten ayrılalı neredeyse bir yıl olmasına rağmen, bu vakit hala hayatın bir rutini değil de lüks gibi geliyordu ona. Öğrencilik yıllarında kendine ait bir alanı olmasının ayrıcalık olduğunu, ancak kırklı yaşların sonuna geldiğinde ve yeniden o alana sahip olduğunda keşfetmişti. Çoğumuz gibi… Read More Hayallerin gerçek olması, gerçeklerin hayal olmasına yetiyor mu?

Koca bir şehirde sadece bir çöp olmak

Hava o kadar soğuktu ki titreyen bedenini ısıtacak bir kuytu aramaktan yorgun düşmüştü. Dünden beri bir şey yememişti, Sokaklarda ısınacak bir yer, ağzına atacağı bir lokma için dolanıp duruyordu. Bu sabah, bir şeyler bulma umuduyla çöp torbalarını kurcalerken, köpeklerin saldırısından zor kurtulmuştu. Kaçarken, az kalsın bir arabanın altında kalıyordu. Açlık vücut ısısını iyice düşmüştü. Motoru… Read More Koca bir şehirde sadece bir çöp olmak

Sabret!

“Sabır” kelimesinin birden çok durum veya anlam yüklendiğini anlamıştı yaşı ilerledikçe. Belki de kelimeler önce  kafamıza yerleştiriliyor, sonra tecrübelerimize göre birden çok anlam yükleniyorlardı. Çoğu zaman insanlar  çok “sabırlı” olduğunu söylemesine rağmen, kendisi hep bir “sabırsızlık” içinde içinde olduğunu hissediyordu. Bunun “sabır” denilen o bekleme sürecinin nasıl işlediği ile ilgisi vardı daha çok. Sabretmek çoğu… Read More Sabret!

Hayaller kırılıncada, nazar çıkar mı?

Sonbaharda ağaçların sararıp solduğu gibi solmuş. Tüm renkleri dökülmüş. Toprak gökkuşağının tüm renklerini sonraki bahara kadar içine saklamış gibi hissediyordu. Her şeyin güzel olacağını hayal ederek yaşamak güzeldi de, hayaller kırılınca insanın canı çok yanıyordu gerçekten. Hayal kurup, kırılınca da mutlu olmanın bir yolu var mıydı acaba? Bir bardak çayda çok güzeldi, düşüp kırılırsa ikinci… Read More Hayaller kırılıncada, nazar çıkar mı?

Ben sizin kızınızım! 

Çocukluğunda çevresindekilerin ailede kimseye benzemediğini söylemesi ile başlayan kafa karışıklığı eğlenceli bir maceraya neden olmuştu. Henüz okula başlamadığı yıllarda, bu söylemlerin yarattığı  endişeyle annesine; “Ben neden size hiç benzemiyorum?” diye sormuş. Annesi ise yorgun bir günün ardından beklemediği bu soru karşısında; “Seni çingenelerin torbasından aldık!” deyivermişti. Annesinin bu geçiştirme cümlesi ile başlattığı  macerayı tahmin etmesi… Read More Ben sizin kızınızım! 

Yarışma başladı

Kalkalı bir saat olmuş olmasına rağmen, uyku bir türlü ayrılmak istemiyordu bedeninden ve gözlerinden. Şimdi yeniden yatsa, anında derin bir uykuya dalacağından emindi. Oysa dışarıdaki işleri yüzünden erken çıkması gerekiyordu evden. Saate bakıp, biraz vakti olduğunu anlayınca, ayılmak için bir kahve içmeye karar verdi. Uyandığından beri içip durduğu bir kaç bardak çay ayılmasına yetmemişti. Bu… Read More Yarışma başladı

Çocukluğumun mahallesinde 

Boş hafta sonunu, büyüdüğü mahallenin sokaklarını gezmek için ayırmıştı. Hava biraz serin olduğu için evden çıkmadan sıkıca giyinmişti. Yürümeyi her zaman çok severdi ama bu kez çocukluğunun ayak izlerinin peşinden gideceği için heyecanlıydı. Aslında yıllardır böyle bir hayali vardı. Bir türlü sırası gelmemişti. İşte bu gün anılarla dolu bir gün için ayrılmıştı. Saat henüz sabah… Read More Çocukluğumun mahallesinde 

Evde tek başına

Mutfak tezgahına dökülen yumurtayı silmek için, musluğun hemen üzerinde asılı duran havlu kağıda uzandı eli refleks olarak, bitmişti. Dökülen yumurtayı, bulaşık süngeri ile sıyırdı. Havlu kağıtların nerede olduklarını düşündü, ama hatırlayamadı.  Yumurtasını pişirip, bir parça peynir ve demlediği çayla yedi sessizce, dün akşam gelirken ekmek almayı unuttuğu için, ekmeksiz yemek zorunda kalmıştı. Lokmaları ağır ağır… Read More Evde tek başına

Yaşam kurgusu

Henüz kar yağmamıştı ama kış iyice kendini hisettirmeye başlamıştı. Kalın giyinmeyi sevmediği için nihayet şifayı kaptığını hissediyordu. Neyse ki haftasonuna girmişlerdi. O sabah günlük uyanma saati geldiğinde gözlerini açmış. Vücudunda kalkacak dermanı bulamayınca biraz hayal kurmuş ve yeniden uykuya dalmıştı. Uyandığında öğlen olmuştu ama hâlâ kalkacak kadar enerjisi yoktu. Yine de günü yatakta bitirmeyi sevmediğinden… Read More Yaşam kurgusu

Neyin diyetini ödüyoruz? 

Kendini bildi bileli hiç çok zayıf ya da hayal ettiği gibi bir bedene sahip olamamıştı. Yıllardır ara ara başvurduğu diyetlerle kilo kontrolü yapmaya çalışsa da, hiç birine düzenli uymayı beceremediği için, istediği gibi bir sonuca ulaşamamıştı. Belki de asıl istediği zayıf olmak değil, hayattın tüm lezzetlerini kaçırmadan keyif alabilmekti. Gerçi lezzet sınıfında saydığı şeylerin sağlıklı… Read More Neyin diyetini ödüyoruz? 

Tam yol ileri !

“İnsanlar kendi başaramadıkları şeyleri başaran insanlara karşı daha sert eleştirilerde bulunur, empati yoksunluğuna uğratlar. Bu yüzden kimsenin başardığınız şey ile ilgili mutluluklarınıza gölge düşürmesine izin vermeyin. Unutmayın sadece meyve veren ağaç taşlanır.” Umut verici sözlerdi bunlar ama yine de çok emek vererek, çok isteyerek başarıya ulaştırdığına inandığı hedefine karşılık, destek veya tebrik almamak bir yana,… Read More Tam yol ileri !

Platonik

Umut insanın kontrol edebildiği bir şey değildi, akıl umutlanmasa, yürek umutlanıyordu çünkü. Kaçıncı kez aklın kurduğu hayaller yıkılsa bile, yürek inatla devam ediyordu yoluna, akılla işi yoktu onun. Akılla sevilmezdi ki zaten, yürekle sevilirdi. Yürek de sevmeyecekse ne özelliği kalırdı geriye.  İşte yine içinde yükselen dalgalar vuruyordu göğsüne, yüreği göğüs duvarını aşıp gitmek istiyordu sevdiğine.… Read More Platonik