arkası yarın

Didar’ın kısmeti – Bölüm 4

Samet’in de işten fırsat buldukça dahil olduğu güzel  bir akşam geçirdiler birlikte, Levent, Didar ve Medusa’yı eve bırakırken yeniden denedi şansını, “Gelmez misin gerçekten?”

Gözlerinin içine bakarak o kadar güzel sormuştu ki bu soruyu, Didar aslında gitmetyi çok istediğini farketti bu bakışların ardından ama, hiç doğru bir davranış olmazdı bu şimdi.

“Hayır ama, bence sen aileni kırmamalısın” dedi Levent’e, aslında ona söylerken bir yandan da kendi babasını düşünmüştü, belki o da kırmamalıydı babasını. Adamcağız evlendiğinden beri hiç tatil yapamamıştı onunla.

“Biliyor musun?” dedi Levent gözlerini onunkilerden ayırmadan, “Sen hayatımda tanıdığım en farklı kadınsın ve ben galiba aşık oluyorum.”

Didar’ın yüreği öyle hızlı atmaya başladı ki birden, ne söyleyeceğini bilemedi, o da aynı böyle hissediyordu aslında ama içinden kendine “Çok erken, daha çok erken” diyerek frenlemeye çalıştı, “Daha beni tanımıyorsun bile, zamana bırak istersen” dedi nazikçe. Kendi kalbinin zamana filan ihtiyacı yoktu gerçekte.

Levent’de, o da ailelerinin yanına gidip biraz uzak kalırlarsa, düşünmek için fırsatları da olurdu hem, bu son bir haftanın her günü görüşmüşlerdi, hissettikleri belki de geçici bir heyecandı, bir alışkanlığa da dönmeye başlamış olabilirdi. Bu yüzden en iyisi ikisinin de ailelerinin istediği yolculuğa çıkması olacaktı.

Levent ona doğru eğilip öpeceğini hissetirince, hemen yanağını çevirdi heyecanla, bu küçücük öpücüğün izi, suya atılan bir taşın dalgaları gibi yayıldı bedenindeki en ücra köşeye bile. Utanarak hemen indi arabadan ve el sallayıp, hızla yürüdü binanın kapısına.

Eve girer girmez, babasına “Geleceğim.” diye mesaj attı önce, kendini bir an önce bağlamak istiyordu söz verip, aksi halde her an cayabilirdi Levent’in yanında kalmak için.

Telefonun mesaj sesini duyunca, babasından cevap geldiğini sanıp aldı hemen, “İyi geceler prenses” yazmıştı Levent. Kalbinin üzerine götürdü telefonu, “İyi geceler prensim.” dedi kendi kendine.

Medusa bütün gece yüzüne bakmamıştı onun, eve girince de hiç yanına uğramadı. Büyük ihtimalle güçlü hisleriyle olan biteni farkediyordu, Didar’ı bir adamla, hele bir de yanında köpek olan bir adamla paylaşma fikrinden hiç hoşlanmamış, küsmüştü.

Bütün gece hayal kurup heyecanlanmaktan uyuyamadı bile.  Babasının mesajı ancak sabah geldi, “Çok sevindim, hiç oyalanma o zaman hemen biletini al gel, canım kızım beni ne kadar mutlu ettin bilemezsin.”

Didar “Umarım Sultan’da böyle düşünür” dedi mesajı okuyunca, babasının bu daveti ona sormadan yaptığına şüphesi yoktu. Evden çıkmadan bilgisayarını açtı ve hafta sonu için biletini aldı hemen.

Levent’in babası da bileti almış, ona mesajla referans numarasını bildirmişti, Levent’in bu inatlarına iyice canı sıkıldı. Orayı sevmiyordu, zaten bütün çocukluğu orada geçmişti, hem tam şimdi hayatının kadınını bulmuşken ona ara verip kız görmeye gitmekte neyin nesiydi. Acaba onlara Didar’dan bahsetse ikna olurlar mıydı? Samet ile yaptıkları konuşmaları hatırladı, en yakın arkadaşı bile bu kez gerçekten aşık olduğuna inanmıyorsa, onlar hiç inanmaz, ayrıca gelmemek için bahane bulduğunu düşünürlerdi. Biletin tarih ve saatine baktı, gitmemek  için bir şeyler bulması gerekiyordu acilen.

Öğleden sonra kafe ve Ares’i Samet’e bırakıp, kliniğe gitti yeniden, Didar’ı görmeden duramadığını hissediyordu.

“Merhaba!” diyerek girdi içeriye.

“Merhaba” dedi Didar’da sevinçle, “Ares yok mu?”

“Biraz başbaşa kalmamızın birbirimizi tanımamıza yarayacağını düşündüm” dedi Levent göz kırparak.

“Doğru, Ares’in çenesi çok düşük olduğundan hiç fırsat vermiyor bize.” diye cevapladı Didar’da kahaha atarak. Bir kaç saat sohbet ettiler birlikte yine. Levent gitmeden bu defa “Hafta sonu bir planın var mı?” diye sordu.

“Unuttum  söylemeyi biletimi aldım, bende babamların yanına gideceğim” dedi Didar, “Sen ne yaptın gidecek misin?”

“Bilmiyorum” dedi Levent canı sıkılmış gibi, “O zaman geldiğinde görüşürüz değil mi? ”

“Evet, elbette görüşürüz”

Didar’ında haftasonu olmayacağını öğrenince, acaba gidip aradan çıkarsam mı diye düşündü Levent, kafeye dönerken. O geldikten sonra ailesi yeniden ısrar edebilirdi gelmesi için. Yine de içine sinmedi gitmek. Tekrar telefonundaki bilet bilgilerine baktı.

Sultan hanım, aynen Didar’ın tahmin ettiği gibi hiç memnun olmamıştı duyduğu habere, ama Oğuz beye bir şey söyleyemedi elbette. Tam kızına iyi bir kısmet bulmuşken şimdi o sünepenin ne işi vardı burada, Oğuz bey de kendi kendine mi plan yapıyordu acaba? “Yok canım onun  aklı o kadar çalışmaz” dedi Özge ağzını eğerek.

“Sen yinede oğlan gelir gelmez, yapış soluk aldırma, Didar nasılsa, babasıyla beraber vakit geçirmeyi tercih eder.”

“Tamam anne o iş bende” dedi Özge pis pis sırıtarak. Kız annesinin genç kopyası gibiydi zaten her konuda.

Oğuz bey otelin sahibi ile konuşup, diğer kızının da geleceğini söylemiş, bir oda daha ayırtmıştı Didar için. Özge ve onun aynı odada kalmak istemeyeceklerinden adı gibi emindi. Hiç sorun değildi, önemli olan kızıyla yeniden tatil yapacak olmasıydı çünkü. Hem şu otel sahipleri ile bütün günü geçirmektense biraz kurtulurdu belki, çok iyi insanlardı ama Sultan hanımın bütün gün konuşup kendilerinden bahsetmesinden içi bayılmıştı adamın.

Levent bütün gün Samet’e dert yandı durdu, “Abicim gitmek istemiyoruma işte, şurada kaç yılım daha kaldı sanki, zaten eninde sonunda gidip o otelin içine hapsolacağım. Ayrıca öyle hamamda kız beğenir gibi, otelde kız beğenmekte nereden çıktı? Didar’a sen de gel dedim, kabul etmedi. Ne yapacağım ben şimdi?”

“Senin şu çocukluk arkadaşın Metin orada değil mi?”

“Orada ne olacak?”

“E söyle ona kızı takip etsin biraz, belki bir açığını filan yakalar, sen de kurtulursun. Sema teyze seçicidir biliyorsun, bir koz yakalarsan yırtarsın, yoksa hiç şansın yok vallahi bir akşam parmağına yüzüğü geçiriverirler.”

“Ne yapacak Metin oğlum otelde, annemlere ne diyecek? Kız kim bilmiyorum ki hem.”

Yine de Samet’in söyledikleri, Levent’in kafasını kurcalamaya başlamıştı, belki iyi düşünürse annesini vazgeçirecek bir plan yapabilirdi. Metin yakışıklı çocuktu, zengindi de, eğer bu aile servet avcısı ise Metin, Levent farketmezdi. Üstelik Metin benzer desteklerinden dolayı ona borçluydu.

Hemen Metin’i aradı.

“Abiciğim ben orada değilim, yoksa biliyorsun senin için yapardım.” dedi Metin. Ondan da umudu kesilince gene kara kara düşünmeye başladı Levent, belki oraya giderse  kendi bir şeyler bulabilirdi. En iyisi annesinin dilinden kurtulmak için gitmekti, başka çaresi yoktu, nasılsa Didar’da bir süre buralarda olmayacaktı. Gerçi Didar’a da kaç gün kalacağını sormamıştı bile. Hemen ona mesaj attı, “Sen ne zaman döneceksin prenses?”

Didar dönüş bileti almamıştı, babasını kırmak istemiyordu, oraya gidecek ortama bakacaktı, biraz dinlenmenin ona da iyi gelceğini düşünmüştü. Bu yüzden aklında bir dönüş tarihi yoktu. Randevularını o hafta için doldurmamıştı ama, bir haftadan fazla da kalması mümkün değildi zaten.

Bu durumda Levent’inde bir kaç gün kalmasında sakınca yoktu çünkü zaten onun da bileti pazartesi günü içindi, Didar’dan iki gün sonra gidecekti, hafta sonu olmadan kaçıp geri gelebilirdi. Gerçekte Samet’in kafeyi bir kaç gün idare edemeyecek durumu yoktu. Zaten Mehtap gerçekten doğum yaptığında Levent her şeyi üstlenmek zorunda kalacaktı.

“Ne diyorsun Ares? Gidelim mi?” dedi köpeğe bakıp, köpek hiç oralı olmadı.

(devam edecek)

Bölüm 1

https://gulserenkilincyazar.com/2018/06/13/didar/

Bölüm 2

https://gulserenkilincyazar.com/2018/06/14/didarin-kismeti-bolum-2/

Bölüm 3

https://gulserenkilincyazar.com/2018/06/15/didarin-kismeti-bolum-3/

 

 

 

 

 

 

 

 

5 replies »

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

w

Connecting to %s