arkası yarın

Didar’ın Kısmeti – Bölüm 3

Kısmen sakin geçen bir günün ardından nihayet eve gidebileceğini seviniyordu Didar, bu kez kimse gelmeden kliniği kilitledi ve Medusa’yı da alıp eve geçti, kendini gerçekten çok yorgun hissediyordu ve ılık bir duş alıp rahatlayacaktı önce.

Medusa, içeri girer girmez, atlayıp kendi sepetine girdi, belli ki o da özlemişti evi. Babası vardıklarında ona mesaj atmıştı. Sultan yüzünden onlarla iken, aramak yerine mesaj atmayı tercih ediyordu, tabi ki Sultan yüzünden diye açık açık söylemiyordu ama anlıyordu Didar.

Otele yerleşmişlerdi her şey çok güzeldi, daha ilk günden otelin sahibi aileyle samimi olmayı başarmıştı Sultan ve akşam yemeğini birlikte yiyeceklerdi. Zaten gösterişi ve parayı çok seven Sultan’ın otel sahibi aileyi hemen keşfedip, onlarla kaynaşmasına şaşırmadı Didar. Büyük ihtimalle her zaman yaptığı gibi ne kadar soylu ve iyi bir aile olduklarını anlatıp duracaktı insanlara. Özge onlarla takılmıyordu zaten, o gittikleri yerdeki arkadaşları ile buluşacaktı akşam.

“İyi tatiller, kendine dikkat et” yazdı babasına.

“Ares iyi mi?” diye cevap yazdı babası bu kez, belli ki daha konuşası vardı ama Didar bir an önce duşa atmak istiyordu kendini.

“İyi merak etme, biraz dinleneceğim, iyi geceler” yazdı bu kez.

Babası mesajı anlamış olmalıydı ki başka bir şey yazmadı.

Sabah Medusa ile kliniği açmaya gittiklerinde, Ares ve Levent’i kapıda beklerken buldular. Ares dünküne göre daha iyi görünüyordu. Medusa hiç memnun olmadığını belli etti onları gördüğünden ve içeri bile girmeden kayboldu binaların arasında.

Tahlil sonuçları, Didar’ın teşhisini doğruluyordu, parazit vardı. Hemen ona uygun ilaçlar yazdı, ama, bu hafta her gün gelip ona görünmelerini istiyordu.

“Harika bunu sevdim” dedi Levent gülümseyerek, “Böylece görüşmüşte oluruz değil mi?”

Didar gülümsedi, bu adamda hoşuna giden bir şeyler vardı sahiden ama, sonuçta o müşterisiydi. Didar’ın yazdığı reçeteyi alınca, elindeki kağıt torbanın içinden, kahve dolu iki kağıt bardak çıkardı Levent.

“Sanırım bir sabah kahvesi içmemizde sakınca yoktur”

“Hayır yok” dedi Didar yeniden gülümseyerek.

Bu karşılıklı gülümsemeler ve sohbetler tüm hafta devam etti. Sonunda Ares artık iyi olduğunda Levent ile dostluklarını oldukça ilerletmişlerdi.

Artık kontrole gelmelerine gerek kalmadığını söylediğinde, “Yine de uğrayabiliriz, değil mi?” dedi Levent.

“Evet elbette her zaman uğrayabilirsiniz.”

“Peki ama biz hep sizin  işyerinize geldik, bu akşam işiniz yoksa Ares ve ben, Medusa ve seni, yani artık sen dememe izin verirsen, bizim kafeye davet etsek olur mu? Teşekkür mahiyetinde elbette doktor hasta çizgisini aşmak niyetinde değiliz, değil mi Ares?”

Ares sanki ne söylendiğini anlamış gibi havladı bir kez, haftayı onlarla oldukça keyifli geçiren Didar geri çevirmedi bu isteği, “Hasta doktor ilişkisi çerçevesinde ama!” dedi Ares’e dönüp. Köpek bir kez daha havlayarak yanıt verdi, “Anlaştık o zaman.”

“Biz kapatmana yakın gelip sizi alırız” dedi Levent sevinçle.

Bu arada hafta boyunca, babası Didar’a olan biteni mesaj ile anlatmaya devam ediyordu. Sultan otelin sahibi ailenin bir bekar oğulları olduğunu öğrendiğinden beri onların yanından ayrılmıyordu. Babasına bir şey söylemiyordu ama, büyük ihtimalle aileyi dünür olarak gözüne kestirmişti. Aslında Oğuz beyde sevmişti aileyi, gerçekten çok düzgün insanlardı. Keşke bir kaçamak yapıp Didar’da gelseydi de, oğlanla o da tanışsaydı. E artık o da kızının mürüvetini görmeyi istiyordu tabi. Tamam Didar’ın evlenmekte gözü olmadığını biliyordu ama, yine de gelip tanışabilirdi en azından babasının hatırı için. Gerçi oğlan otelde değildi, bir hafta sonra geleceğini söylemişti aile. Sultan ile Özge fısır fısır plan yapıyorlardı her gün. Özge bir hafta sonra dönecekken nasıl olmuşsa kalmaya karar vermişti.

Didar babasının yazdıklarına bir yandan gülüyor, bir yandan da kliniği kapatıp gelemeyceğini yazıyordu ama, babası o kadar ısrar edince, elinden geleni yapacağını söyledi en sonunda. Aslında o da Levent’den babasına bahsetmek istiyordu, zaten tanışmışlardı ama, henüz ortada bir şey olmadığı için vazgeçti şimdilik konuşmaktan.

Levent Didar’dan o kadar hoşlanıyordu ki, ortağı bir türlü inanmıyordu bu kez ciddi olduğuna, “Ya yemin ediyorum, onu her gün görebilmek için her şeyi yaparım Samet, niye inanmıyorsun?” diye anlatıyordu durmadan. Samet, Levent’in huyunu bildiği için nasılsa iki gün sonra sıkılır diye düşünerek, geçiştiriyordu arkadaşını.

“Bak onu bu akşam buraya  getireceğim, sen de anlayacaksın diğerlerinden ne kadar farklı olduğunu.”

“Leventciğim ben diğerleri gibidir derken, zaten kızı değil, senin hislerini kastediyorum canım benim” dedi Samet kahkaha atarak.

Bu arada çaldı Levent’in telefonu, arayanın babası olduğunu görünce suratını buruşturdu. Samet’e laf yetiştirmekten vazgeçip, dışarı çıktı konuşmak için.

“Efendim baba?”

“Levent napıyorsun oğlum, aramasak hiç aradığın yok!”

“İyiyim baba, iş güç işte yoğun biliyorsun.”

“Annen gelsin artık buraya biraz, yüzünü görelim diyor bak, onun için aradım.”

“Ya baba ayarlıyamıyorum, yoksa gelmez miyim?”

“Gelmezsin hayta, ezber sayma bana şimdi, annen sana bir kız beğenmiş, illa gelsin görsün diyor, hem kız da senin orda yaşıyormuş zaten.”

“E burda yaşıyormuşsa ben niye  oraya geliyorum, burda görüşsek olmaz mı?”

“Sema, oğlan kızla burda görüşelim diyor!” diye seslendi babası belli ki annesine doğru, bir süre sessizlikten sonra annesinin sesi geldi telefondan.

“Oğlum ne var yani gelsen, Samet yok mu orda? Bekler o işleri.”

“Anne Samet’in karısı hamile biliyorsun, her an ne olacağı belli olmaz, kızın karnı burnuna geldi, şimdi bırakıp gelemem.”

“Oğlum daha beş aylık hamile değil mi Mehtap, ne karnı burnundası Allahaşkına bahane üretip durma.”

“Yani evet de, işte biliyorsun erken doğum filan olursa diye.”

“Oğlum delirtme beni gel diyosam gel, o kadar, baban alsın uçak biletini hadi bekliyoruz, öptüm.” diyerek pat diye kapattı annesi.

Niye anlamak istemiyorlardı acaba onların istediği gibi bir adam olmadığını Levent’in, “Neyse bulurum bir bahane diyerek” akşam için hayaller kurmaya başladı kendi kendine.

Tam kapatma saatinde Ares ile kliniğin kapısına gitmişlerdi. Didar kliniği kapatıyordu ama Medusa henüz ortalarda görünmüyordu.

“Kusura bakmazsan biraz bekleyelim, gelir şimdi” dedi Didar.

“Bekleriz acelemiz yok, yer bizim nasılsa” dedi Levent arabaya yaslanarak. Didar da onun yaptığı gibi yaslandı arabaya.

“Bizimkiler aradı” dedi Levent muhabbet olsun diye, “Biraz gel buraya diyorlar”

“E git sende, neden gitmiyorsun?” dedi Didar kendi babasının söylediklerini düşünerek ama, bir şey söylemedi Levent’e.

“İstemiyorum aslında, yani oraya gittiğim zaman bana hâlâ küçük bir çocukmuşum gibi davranıyorlar, otuz dört yaşındayım ben”

“Galiba hepsi aynılar” dedi Didar yine gülümseyerek, aslında o da bazen Levent’in küçük bir çocuk gibi olduğunu düşünüyordu ama, seviyordu bu halini.

“Yani henüz arkadaşlığımız çok yeni tabi ama, belki sen de benimle gelirsin diye düşündüm” dedi Levent bu kez.

“Çok teşekkür ederim, ama gelebileceğimi sanmıyorum.” dedi Didar kibarca, evet ondan hoşlanmaya başlamıştı, bu akşamki teklifi kabul etme nedeni de buydu ama, henüz bir haftadır tanışıyorlardı. Şimdi tutup onunla bir tatil beldesine gitmek olmazdı. Ayrıca babası onların yanına gitmek yerine, başka yere gittiğini duysa çok üzülürdü. Hele Levent’le gittiğini duysa üzülmekten de fazlasını yapar mıydı bilemedi bir an.

Medusa salına salına geldi yanlarına onlar konuşurken.

(devam edecek)

Bölüm 1

https://gulserenkilincyazar.com/2018/06/13/didar/

Bölüm 2

https://gulserenkilincyazar.com/2018/06/14/didarin-kismeti-bolum-2/

5 replies »

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

w

Connecting to %s