Bir Kahvelik Okumalar

Çok güzel doydum

Tenefüs zili çalınca arkadaşı Tahir’le hemen bahçedeki özel yerlerinde buluşup, oturdular taşın üzerine. Her gün yemek tenefüsünde burada buluşurlar çantalarından çıkardıkları yemeklerini birlikte yerlerdi. Tahir o gün arasına salça sürülmüş bir ekmek getirmişti. Hemen yarısını bölüp uzattı Hasan’a. Arkadaşının ekmeğini mutlulukla alan Hasan, elini çantasının içine daldırıp, sabah annesinin hazırladığı paketi çıkardı heyecanla. Paketten yine bir ekmeğin arasında kavrulmuş soğan çıkmıştı. 

“Yine kokacağız!” dedi Tahir kıkırdayarak ve aldı arkadaşının uzattığı ekmeğin yarısını. 

Birlikte kantinin önünde kuyruk olmuş çocukları izleyerek yediler ekmeklerini iştahla. 

Hasan ekmeğini bitirir bitirmez, yeniden çantasına attı elini; 

“Şimdi sıra çikolatalarımızda, babam bunu taa İskeç’ten getirdi benim için, çok uzak orası.”

Tahir arkadaşının boş eline büyük bir hayranlıkla bakarken ; 

“Niye gitti ki baban İskeç’e?” diye sordu. 

“Orada da bir apartmana bakıyor çünkü.” derken elindeki hayali çikolatanın kağıdını özenle açıp, arkadaşına ikram etti. 

Tahir hayali çikolatayı bir çırpıda yolladı ağzına, yüzündeki ifadeye bakılırsa gerçekten beğenmişti. Hasan’da aynını yaptı hemen..

Kıkırdadılar birlikte, İskeç çikolatası gerçekten güzeldi. Tahir elini çantasına attı bu sefer ; “O zaman şekerler de benden!” dedi neşeyle.

Hayali şekerleri dökülmesin diye iki avucunu birleştirip ikram etti arkadaşına. 

“Vay!” dedi Hasan neşeyle, “Ne çok bunlar! Dişlerimiz çürüyecek.”

“Boş ver!” dedi Tahir, “Fırçalarız geçer!”

İki arkadaş bütün hayali şekerleri tek tek açıp yediler. Okulun bahçesinde bir kaç çocuk onları izliyordu, bu ikisi her gün o köşeye gidip gizli gizli çok güzel şeyler yiyorlardı. Henüz kimseye verdiklerini gören olmamıştı. Bu yüzden biraz bozuluyorlardı onlara. 

Dersin başlama zili çalınca, çantalarınu toparlayıp, okulun kapısına doğru yürüdüler. Az önce onları izleyen çocuklardan biri yanaşıp, açılmamış bir gofret paketi uzattı ikisine. Uzun zamandır onları izliyordu ve yedikleri o güzel şeyleri merak ediyordu. Gofretlerinden birini onlara verirse, ertesi gün yemek tenefüsü onu da çağıracaklarını düşünmüştü. 

Hasan önce gofrete, sonra Tahir’in yüzüne baktı. Gülümsedi Tahir; 

“Yok arkadaş sağol, biz az önce koca bir çikolata ile bir avuç şeker yedik. Nefes alacak yerimiz kalmadı. Sen ye afiyet olsun.” dedi gofreti uzatan çocuğa bakıp. Çocuk herkesin çok sevdiği bu gofreti geri çeviren Tahir’e bozuldu biraz. Demek bundan bile güzeldi o yedikleri. 

Ertesi gün öğretmen Hasan’ın annesini çağırdı okula. Kadıncağız o gün temizliğe gideceği eve biraz geç geleceğini bildirip, sabahın köründe geldi okula. 

Öğretmen, Hasan ve arkadaşı Tahir’in her gün okula getirdikleri güzel yiyecekleri, arkadaşları ile paylaşmadan bir köşede yemelerinden rahatsız olan veliler olduğunu söyledi. Çocukların canı istiyordu. Ayrıca ikisininde ailelerin durumlarını biliyordu. Çocukların bu yiyecekleri nereden bulduğunu merak etmişti doğrusu. 

Hasan’ın annesi duydukları karşısında ne diyeceğini bilememiş, zaten incecik olan gövdesi bir anda yerin dibine girmişti sanki, yoksa hırsızlığa mı başlamıştı bu çocuk? 

Çalıştığı eve gidip, akşamı zor etti. Tahir ve Hasan evin önündeki duvara oturmuşlar bir şeyler konuşuyorlardı. 

Arkaları dönük olduğu için onu farketmeyen çocuklar, ellerini ceplerine sokuyor, sonra ağızlarına bir şeyler atıp neşeyle yiyorlardı. 

“İşte yakaladım sizi küçük hırsızlar!” dedi kadın hırsla içinden. 

Tam ikisinin kulaklarına yapışacaktı ki, Tahir “Babanın getirdiği İskeç çikolatasından kaldı mı daha?” diye sordu Hasan’a. 

Hasan elini duvarın üzerindeki çantasına sokup bir şey tutuyormuş gibi uzattı arkadaşına, “Al bu son ama, başka yok!” dedi. Tahir öğlen ki gibi bir çırpıda ağzına götürdü boş elini, “Çok güzelmiş bu, baban gene getirir, değil mi?” dedi hayali çikolatasını çiğnerken. 

“Ne bileyim oğlum, İskeç’e giderse getirir, çok uzak dedim ya!” diye yanıtladı Hasan, sonra elini yeniden cebine sokup bir şey çıkardı. Tam ağzına atacakken annesini farkedince avucu ağzının önünde kaldı öyle. 

Çocukların aslında olmayan hayali yiyecekleri böylesine iştahla yediğini gören Hasan’ın annesi donup kalmıştı olduğu yerde. Oğlunun boş avucunun, açık ağzının önünde öylece kaldığını görünce, “Ne yapıyorsunuz bakayım?” dedi yutkunarak. 

Şeker ve çikolata yiyoruz dedi Hasan sırıtarak, kıkırdadı iki çocuk. 

“Hani bakayım?” dedi kadın yine de emin olmak için yaklaştı yanlarına. Çocukların elinde ne bir şeker, ne bir çikolata ne de kağıtları vardı. 

“Yedik hepsini!” dedi Tahir yine gülümseyerek. 

“Acıktınız mı yemek hazırlayım gelin içeri de” dedi kadın ağlamamak için zor duruyordu. 

“Yok anne çok güzel doyduk biz!” dedi Hasan. Oynayacağız Tahir’le biraz daha. 

Gözyaşlarını tutamadı kadın artık. Çok güzel doymuştu çocuklar yokluğa demek, öğretmene nasıl anlatacaktı şimdi bunu. Hayal çalıyor bu çocuklar hayattan nasıl diyecekti, inanır mıydı el kadar çocukları anlamadan, dinlemeden hırsız belleyen halden. 

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

w

Connecting to %s