Ben acıdan güçlüyüm! – Bölüm 14

Alkan hala tam olarak toplayamadığı zihnine rağmen, elinden gelen bütün dikkati vererek dinledi Hüseyin beyi. Bir yıl için bile olsa, aynı evde yaşamak ve bir uçurumdan kurtarmak için can attığı kıza baktı yeniden. Onun başından beri annesiyle iş birliği içinde olup olmadığını düşündü. Belki de sonradan, vicdana gelip, tüm bunları yapmış ya da eve sahip… Read More Ben acıdan güçlüyüm! – Bölüm 14

Kiraz Senfonisi Allegro (Bölüm 4)

“HER AN ÖLÜMÜ YAŞAYAN KUTSAL AĞAÇ SAKURA” Tam üç yıl geçmişti aradan, üç yıl ikisi benim aracılığımla haberleşmelerine rağmen hiç bahsetmediler bu konudan bir daha, ne arkadaşım “ne zaman?” diye sordu, ne o bir şey söyledi. Ruhları hazırlanıyor gibiydi sadece, ikisi de hazırlanıyordu hissediyordum. Ben de bekledim sessizce, tanıklık ettiğim evrenin bu en sadık çiftine… Read More Kiraz Senfonisi Allegro (Bölüm 4)

İçinizdeki çocuğa bir oyun teklifim var!

Yeni yıl yaklaşırken, her şeyin başlangıcında olduğu gibi umutları tazeleniyor insanın. Çoğu insan zamanla hayata dair coşkusunu ve umudunu kaybettiğini söylese de, aslında her birimizin göğüs kafesinde yer alan sonsuz sevgi kaynağı, yeniden ışıldamak ve içinizde kelebekler uçurmak için sadece ve sadece sizden bir izin bekliyor. Bunu tek başına yapmak zor geliyorsa, isterseniz hep birlikte… Read More İçinizdeki çocuğa bir oyun teklifim var!

Farkların değeri

“Bir gün gelecek insanlar farklılıklarının ne kadar özel olduğunu anlayacaklar. Farklılıklardan kasıt kendi elleriyle ya da insan müdahalesi ile gerçekleşen farklılıklar değil elbette. Yaradılışlarından, algı, akıl, tecrübe ve düşünme şekillerinden gelen farklılıkların. Çünkü bu farklılıklar bir arada yaşamanın asıl zenginlikleri.” Okuduğu kitabın cümleleriydi bunlar. Böyle bir dünyanın mümkün olması hayaldi şu an için ona göre.… Read More Farkların değeri

Sınırsız

İçinde bir şehir dolusu insan vardı onun. Bir ülke, bir dünya belki de. Hepsine de benziyordu üstelik. Tüm insanlara benziyordu. Hatta bazen kedilere, köpeklere, kuşlara, ağaçlara, bulutlara bile benziyordu. Toprağa da benziyordu, güneşe de.. Bu evrendeki her şeye benziyordu. Bazen o kadar çok ortak yön buluyordu ki, her şeyle arasında, kendisini kaybediyordu. Hem herşeyle bütün,… Read More Sınırsız

Zihnime karşı

Ölümün insanlar için bir son olmadığına inanalı çok olmuştu, en azından ruhları için. Sonuç olarak bedenlerimizi bir elbise gibi giyip çıkarıyorduk. Belki de kafesinden havalanan bir kuş kadar hür hissediliyordu bu yüzden. Kimbilir belki de bambaşka bir hayata başlanılıyordu öte yanda. Belki etin ağırlığı olmadan yaşamak çok daha güzeldi. Bilemezdi tabi. Sadece böyle olduğuna inanmak… Read More Zihnime karşı

Hayal içinde hayal

Gölün yanına vardığında, her zamanki kayanın üzerine tırmanıp, ayakkabılarını ve çoraplarını çıkardı hemen. Dört mevsim geldiği bu kaya parçasına oturup, ayaklarını suya değdirmek en sevdiği şeydi.  Sabah trafiğini aşıp, koşturmacanın sakin br huzura dönüştüğü bu anları seviyordu. Ayak parmaklarından, bileğine kadar hissetti gölün soğukluğunu.  Yine her zamanki gibi dingin, huzurluydu göl. Gözlerini kapatıp, hayal içinde… Read More Hayal içinde hayal

Çok güzel doydum

Tenefüs zili çalınca arkadaşı Tahir’le hemen bahçedeki özel yerlerinde buluşup, oturdular taşın üzerine. Her gün yemek tenefüsünde burada buluşurlar çantalarından çıkardıkları yemeklerini birlikte yerlerdi. Tahir o gün arasına salça sürülmüş bir ekmek getirmişti. Hemen yarısını bölüp uzattı Hasan’a. Arkadaşının ekmeğini mutlulukla alan Hasan, elini çantasının içine daldırıp, sabah annesinin hazırladığı paketi çıkardı heyecanla. Paketten yine… Read More Çok güzel doydum

Bırakın…

Sizin kalıplarınıza, kafanızın içindeki hesaplı, o küçücük kurnazlıklarınıza sığmam ben diye haykırmak geliyordu içinden artık. Yorulmuş, bıkmıştı, insanların onu zihinleri ve algıları kadar olan küçük hapishanelerinden seyredip yorumlamasından. Yürekleri ile dinlemeyi biliyor olsalar, çoktan kurmuşlardı köprüleri. Onlar sadece kendi seslerini duyabilecek kadar bencildiler. Onun ağzından çıkan kelimeler, onların zihinlerinde anlamlarını kaybediyor. Yollarını bulamıyor. Girmeleri gereken… Read More Bırakın…

Lokma Döktürme Adeti ve İzmir

İzmir’den yeni döndüm.. Oğlum Karşıyaka’da oturuyor… Şehrimi özlemişim.. Ankara’nın her şeyine bayılıyorum ama, İzmir’lilerin hayır lokması keşke burada da olsaydı diyorum her döndüğümde. Lokmayı çok sevdiğim için değil ama, kaybedilenlerin ardından, ruhuna rahmet gitsin diye neredeyse her gün bir sokak başında dağıtılan lokmalar, önlerindeki uzun kuyruklar ve her yiyenin duasını almak gerçekten çok özel bir… Read More Lokma Döktürme Adeti ve İzmir

Hayat Ağacı

Bir çok inanış ve kültürde farklı betimlenen bir kavramdır Hayat Ağacı.. Göğün yedi katını simgeler, yukarı doğru uzanmış yedi kat daldan ibarettir bedeni.. Bazen üzerinden havalanmaya hazır kuşlar, bazen evrenin gücünü temsil eden bir ejderha, bazense gövdesine sarılmış bir yılanla resmedilmiştir yüzyıllardır farklı insanlarca… Her kültür kendi algısını yansıtmıştır hayat ağacına, kimi resimleyerek, kimi nakışayarak… Read More Hayat Ağacı