Beklenmedik yarınlara doğru (Bölüm 5)

Evet, benim hayat hikayem böyle başlamıştı. Zavallı anneme anneannem sahip çıkmamış olsaydı, daha neler yaşardı kim bilir? Anneannemin bana anlattığına göre, annem o kadar sarsılmıştı ki, uzun bir süre kendine gelemedi. Yönetim kurulunda olan anneannem sınavlara dışarıdan girebilmesi için ona bir rapor ayarlamıştı. Kalan iki ayı okula devam etmeden geçirip diplomasını aldı. Bütün bu zaman… Read More Beklenmedik yarınlara doğru (Bölüm 5)

Beklenmedik yarınlara doğru (Bölüm 1)

Okuyucuya Önsöz  Ben Türk filmleri ile gülüp, ağlamayı öğrenen bir nesilden geliyorum, sinemanın bu gün geldiği noktaya baktığımda, değişen tek şeyin entrikalara yüklenen zeka, kostüm ve çekimlerdeki teknlojik avantaj ve elbette daha karmaşık senaryoları daha geniş bütçelerle çekebilen yapımcı firmalar olduğunu görüyorum. Türk sinemasının dünya standartlarına ulaşması için yaşanan bu gelişmeleri beğeni ve takdir ile… Read More Beklenmedik yarınlara doğru (Bölüm 1)

Meteorolojinin Sesi Radyosu’nun Konuğu Olduk

10 Temmuz 2018 Salı günü Meteorolojinin Sesi Radyosu, “Gelin tanış olalım” programında, değerli sunucu Zeynep Köşker’in konuğuyduk. Bu güzel yayında bizi konuk ettikleri için başta Sayın Zeynep Köşker, Sayın Emine Ertürk Karaaslan ve yapımda, yayında emeği geçen herkese teşekkür ediyoruz. İlk göz ağrımız radyodan sesimizi duyurmak unutulmaz bir deneyim oldu bizim için. Gülseren Kılınç’ın Eylül… Read More Meteorolojinin Sesi Radyosu’nun Konuğu Olduk

Kimin cenneti? – Bölüm 3

Nihayet anneleri eve gelince, bekledikleri gibi şiddetli bir kavgaya tutuştular. Kavga sona erene kadar odadan çıkmama kararı aldıkları için, ikisi de sessizce beklemeye başladı. Sonunda kavgalarda duymaya alışık olmadıkları bir gümbürtü oldu ve ikisinin de sesi kesiliverdi. Ağabeyi yerinden fırlayıp neler olduğuna bakmak için kapıyı açtığında, babalarının yerde yatan annelerini uyandırmaya çalıştığını gördüler. Kadın kocasının… Read More Kimin cenneti? – Bölüm 3

Kiraz Senfonisi Andante (Bölüm 2)

“HER AN ÖLÜMÜ YAŞAYAN KUTSAL AĞAÇ SAKURA” Onun danseden bedenine takıldı gözlerim bir süre, öyle dans ediyordu ki, sanki ruhunu salıvermiş içi boş bir kukla gibiydi. Mutluluğun değil deö kaybolmaya yeminli bir insanın dansıydı bu, rastgele, başı boş hareket eden bir bedendi o sadece bu cennetin içinde, kaybettiği ruhunu bir kadehin içinde arıyor, kadehin ona… Read More Kiraz Senfonisi Andante (Bölüm 2)

Kiraz Senfonisi Allegro (Bölüm 1)

“HER AN ÖLÜMÜ YAŞAYAN KUTSAL AĞAÇ SAKURA” Ilık rüzgarın müziği ile kiraz ağaçlarının üzerine konmuş pembe  kelebekler gibi uçuşan çiçeklere takıldı gözü, yolun kenarına sırayla dizilmiş ağaçlar dalgalanan pembe bir hayal denizini andırıyordu. İnsan bir masalın içinde olmak istese ancak böyle bir yer seçebilirdi herhalde. Saçlarını belli belirsiz okşayan rüzgara karşı kapattı  gözlerini yine de,… Read More Kiraz Senfonisi Allegro (Bölüm 1)

Çocukluğumun mahallesinde 

Boş hafta sonunu, büyüdüğü mahallenin sokaklarını gezmek için ayırmıştı. Hava biraz serin olduğu için evden çıkmadan sıkıca giyinmişti. Yürümeyi her zaman çok severdi ama bu kez çocukluğunun ayak izlerinin peşinden gideceği için heyecanlıydı. Aslında yıllardır böyle bir hayali vardı. Bir türlü sırası gelmemişti. İşte bu gün anılarla dolu bir gün için ayrılmıştı. Saat henüz sabah… Read More Çocukluğumun mahallesinde 

Farkların değeri

“Bir gün gelecek insanlar farklılıklarının ne kadar özel olduğunu anlayacaklar. Farklılıklardan kasıt kendi elleriyle ya da insan müdahalesi ile gerçekleşen farklılıklar değil elbette. Yaradılışlarından, algı, akıl, tecrübe ve düşünme şekillerinden gelen farklılıkların. Çünkü bu farklılıklar bir arada yaşamanın asıl zenginlikleri.” Okuduğu kitabın cümleleriydi bunlar. Böyle bir dünyanın mümkün olması hayaldi şu an için ona göre.… Read More Farkların değeri

Sözsüz Ütopya

Kelimeleri unutmuştu insanlar. Çok önceleri, insanların birbirlerini anlamak, konuşmak denilen eylem için çıkardıkları ses gruplarıydı onlar. Sesle ifade edilebildikleri gibi, yazı ile de ifade edilebiliyorlardı. Eskilerde kalmıştı bu yöntem. Artık kimse konuşmuyordu. Yazmak için ise semboller vardı. Dillerde kalmamıştı bu yüzden. Eskisi gibi, bir nesne için, her dilde başka kelime kullanılmıyordu. Tüm insanlar belirlenen ortak… Read More Sözsüz Ütopya

TRT Radyo 1 Gecenin İçinden Program Konuğuyduk (5.11.2017)

5 Kasım 2017 gecesi TRT Radyo 1’de yayınlanan yapımcılığını Haluk Gurkan Arig ve sunuculuğunu Zafer Elgin’in üstlendiği Gecenin İçinden Programının İlk Konusu, ilk romanım İKİ HAYAT, konukları ise ben ve Aylin Kosovaeri Sahin’di.  İlk romanım, ilk yazarlık deneyimim, ilk radyo yayınım.. Heyecanımı maruz görün.. Kaçıranlar için Radyo Yayını Kaydı. Dinleyen, destekleyen, ilgi gösteren herkese, TRT… Read More TRT Radyo 1 Gecenin İçinden Program Konuğuyduk (5.11.2017)

Bibi

“Mutluluk koşarak yakalanmaz, öyle sadece yorulursun!” derdi bibisi ona. Büyüme çağındaydı o zamanlar, her şeye kalbi kırılıyor, alınıyor, çabuk sinirleniyordu. Anne ve babasıyla anlaşabildiği bir dönemde değildi. O günlerde konuşabildiği tek kişiydi bibisi. Bibinin aslında “hala” demek olduğunu çok sonra öğrenmişti. Nedense çocukluğu boyunca “bibi” nin halasına özgü bir takma ad olduğunu düşünmüştü. Bibi ile… Read More Bibi

İKİ HAYAT ve hayatımdaki ilklerin anahtarı, Teşekkürler

Konuşmak, hele ki Türkiye’nin en köklü kurumunun, değerli insanlarının hazırladığı canlı bir radyo programında konuşmak, insanın zihninden kurgular üretip yazmasına hiç benzemiyormuş gerçekten.  Hayatımda hep ilklerin anahtarı olan İKİ HAYAT hakkında konuşmak üzere o stüdyoya girdiğimiz andan itibaren heyecan bütün benliğimi sardı. Başlangıçta sesim kadar ellerim de titrese de deneyimli sunucu Zafer Elgin’in sakin tutumu… Read More İKİ HAYAT ve hayatımdaki ilklerin anahtarı, Teşekkürler

Teşekkür ve Başsağlığı

Dün Sayın Derya Kaya’nın vefatı ile zor bir gün yaşayan değerli TRT Radyo 1 Gecenin İçinden Program Yapımcısı Sayın Haluk Gürkan Arığ ve program sunucusu Sayın Zafer Elgin ve tüm diğer program görevlileri, acılarına rağmen canlı yayında bizi çok güzel konuk ettiler. Bu tür mesleklerde hayat ne getirirse getirsin yaşamın ve yapılması gerekenleri devam ettiği… Read More Teşekkür ve Başsağlığı

Hasta değilim

Derisinin altında küçük karıncalar geziyor gibi hissediyordu, öyle çok ve ağırdıkar ki acı veriyorlardı. Boğazı bir bacanın ağzında beklemiş gibi yanıyordu. Dudaklarının derileri kuruyor, dili, damağı ve dişleri arasında durduğu her zamanki yerine yapışıp kalıyordu kuruluktan. Arada bir etine bıçak saplayan ağrılarda gelince iyice çekilmez oluyordu. Onca dikkatine rağmen yine nasıl yapmışsa üşütmeyi başarmıştı. Her… Read More Hasta değilim

Bu gece TRT Radyo 1’de Kulağınız Bizde olsun

Yapımcılığını Haluk Gurkan Arig’ın,sunuculuğunu Zafer Elgin’in gerçekleştirdiği TRT Radyo-1’de 23.00 haberlerinden sonra canlı olarak yayınlanan “GECENİN İÇİNDEN” programı,5 Kasım.2017 PAZAR günü yine dopdolu… —Gülseren Kılınç’ın ilk romanı “İKİ HAYAT” Eylül 2017’de okuyucusuyla buluştu… Yazar şöyle diyor : ”Umut ve hayallerim öyle birikti ki, bu elinizde tuttuğunuz kitabı yazmak ve hayatta ben de varım, sizinle yaşıyorum,… Read More Bu gece TRT Radyo 1’de Kulağınız Bizde olsun

Ben senim – 2

“Neden bu kadar şaşırdın, sen değil miydin sohbetlerinde sürekli ‘insan insanın aynasıdır’ diyen?” “Evet ama..” “İşte ben de senin aynanım, yani senim.” Sohbetlerini duyacak kadar yakınında olabilir miydi bu kadın son yedi yıldır gerçekten. Öyle olsa kesin farekederdim diye düşündü, bu yüz pek kolay unutulacak bir yüz değil. Evet her zaman insan insanın aynasıdır diye… Read More Ben senim – 2

Ben senim – 1

“Uzun süredir seni izliyorum.” dedi kadın, sakin, duru, su gibi akan bir sesi vardı. Yağmur sonrası, kuşların cıvıltısı vardı sanki tınısında ya da bir çocuğun kahkahası.  Tam kahvesini yudumlarlen duyduğu bu sese çevirdi başını. Güneşi arkasına alıp, tam gerisinde duran kadının yüzünü seçemediği için kıstı gözlerini. Az önceki sözler kendisine söylenmemişti belki de.  “Oturabilir miyim?”… Read More Ben senim – 1

Adam

İçinden geçen tüm duyguları söyleyebiliyordu dili, gizlisi saklısı yoktu kimseden. Zerre kötü niyeti yoktu sözlerinin aslında. Yine de ya anlaşılmıyor ya da yanlış anlaşılıyordu. Aklına binbir fikir geliyordu yapacağı ne iş olsa. Tek başına yapabildikleri oluyordu arada, bayılıyorlardı o işlere. Yardım lazım olduğunda herkesin işi çıkıyordu nedense. Sözlerini derleyip, toplayıp yazıyordu bir yerlere. Bir gün… Read More Adam

Yıldızlar

Elini gökyüzüne kaldırıp; “Görüyor musun?” dedi dedem. “Bütün yıldızlar ve gezegenler kendilerini gizleme gereği duymadan, öylece duruyorlar gökyüzünde. Biz onların gündüz gidip, gece  geri geldiklerini sanıyoruz.  Oysa hep oradalar.” Gözlerimi gökyüzünden ayıramadan sordum; “Nasıl yani?” “Güneş bizim yarım küremize geldiğinde,  onun ışığını bastıracak kadar parlayamıyorlar. Aydınlığın efendisi gelince onların ışıkları sönükleşiyor.  Güneş dünyanın diğer yanını… Read More Yıldızlar

Çok güzel doydum

Tenefüs zili çalınca arkadaşı Tahir’le hemen bahçedeki özel yerlerinde buluşup, oturdular taşın üzerine. Her gün yemek tenefüsünde burada buluşurlar çantalarından çıkardıkları yemeklerini birlikte yerlerdi. Tahir o gün arasına salça sürülmüş bir ekmek getirmişti. Hemen yarısını bölüp uzattı Hasan’a. Arkadaşının ekmeğini mutlulukla alan Hasan, elini çantasının içine daldırıp, sabah annesinin hazırladığı paketi çıkardı heyecanla. Paketten yine… Read More Çok güzel doydum

Bir bebeği bekliyorum..

Koridorun sonundaki camdan dışarı seyrediyordu. İnsanlar, taksiler, ambulanslar büyük bir hızla geçip gidiyorlardı binanın önünden. Elinden tutukları ya da kucaklarında getirdikleri, halsizlikleri her hallerinden belli çocukları için endişelenen anne babalar vardı. Kimi küçük kollarını dolamış boynuna, babasının omuzunda uyuyor. Kimi etinden et koparılıyormuş gibi ağlıyordu. Kırmızı elbiseli küçük kızın, kızaran burnunu siliyordu annesi bir mendille.… Read More Bir bebeği bekliyorum..

Can suyu

Ne kadar ağır olabilir ki bir yaprak, düşünce onca ses çıkarmasıyla bölsün sessizliğimi, susuz kalan bir sen misin diyecek dermanım olsa, döneceğim ardıma ama, biliyorum tek tek düşmeye devam edecek bir tas su için. Duymazlığa geliyorum, masanın üzerinde çoğaldıkça yapraklar. Sessizliğime inat düşüyorlar sanki tek tek. Cansuyu bekliyoruz vazodaki çiçekle ben öylece. Bakalım hangimiz daha… Read More Can suyu

Pansiyon Ev

Dün akşam oğlunu okuldan almaya gittiğinde, ortaokulda aynı sınıfta okuduğu bir arkadaşına rastlamıştı. O yıllardan beri hiç görmediği arkadaşı ismini seslenip el salladığında tanımamış, kadıncağız yanına kadar gelip kendini ona hatırlatmak zorunda kalmıştı. Ayak üstü kısacık bir konuşma yapıp, sonra görüşmek üzere telefon numaralarını almışlardı birbirlerinden. Onun da iki çocuğu vardı. Kendisinin dört çocuğu olduğunu… Read More Pansiyon Ev

Bırakın…

Sizin kalıplarınıza, kafanızın içindeki hesaplı, o küçücük kurnazlıklarınıza sığmam ben diye haykırmak geliyordu içinden artık. Yorulmuş, bıkmıştı, insanların onu zihinleri ve algıları kadar olan küçük hapishanelerinden seyredip yorumlamasından. Yürekleri ile dinlemeyi biliyor olsalar, çoktan kurmuşlardı köprüleri. Onlar sadece kendi seslerini duyabilecek kadar bencildiler. Onun ağzından çıkan kelimeler, onların zihinlerinde anlamlarını kaybediyor. Yollarını bulamıyor. Girmeleri gereken… Read More Bırakın…

İki eli kanda olmalı insanın..

“İki eli kanda olmalı insanın “iyiyim merak etme” bile diyemiyorsa Ya da bilmiyor olmalı merek etmek endişelenmek ne demek Değer verilene, değeri bilinip de yokluğu fark edilene” Endişe bir girdap gibi sürükler sizi taa en dibine, önce yavaş yavaş gelir sinsice girer yüreğinize, ardından dev bir ahtapot gibi sarar bütün benliğinizi… Günü bir bekleyişe çevirir,… Read More İki eli kanda olmalı insanın..

Lokma Döktürme Adeti ve İzmir

İzmir’den yeni döndüm.. Oğlum Karşıyaka’da oturuyor… Şehrimi özlemişim.. Ankara’nın her şeyine bayılıyorum ama, İzmir’lilerin hayır lokması keşke burada da olsaydı diyorum her döndüğümde. Lokmayı çok sevdiğim için değil ama, kaybedilenlerin ardından, ruhuna rahmet gitsin diye neredeyse her gün bir sokak başında dağıtılan lokmalar, önlerindeki uzun kuyruklar ve her yiyenin duasını almak gerçekten çok özel bir… Read More Lokma Döktürme Adeti ve İzmir

Bir saniye öncesine alınmıyor hayat

Yaşadığımız anların kıymetini, çoğu zaman iş işten geçtikten sonra anlarız, bazen bir deniz kenarının ruhumuzu ne kadar dinlendirdiğini, bazen bir bardak çayın içimizi nasıl keyifle ıstıttığını, bazen bir fincan kahve eşliğinde gözlerine bakarak sohbetler ettiğimiz bir dostumuzun eksikliğini… Bazense hayat avuçlarımızda iken, hayatı ve onu paylaştığımız tüm güzelliklerin, doğanın, insanların, dostların, ailelerin, anne babaların, kardeşlerin,… Read More Bir saniye öncesine alınmıyor hayat

Şifa tüm evren için..

İnsanların üzüntülerini ve acılarını izlemeye dayanamam.. Filmlerde olsa bile, bundan dolayı herhalde bir ambulans sesi bile duysam, içindeki muhtacın bir an önce şifa bulması için dua ederim. Bir kaç yıl önce bir annenin ufacık kızını gözyaşları içinde ambulansa bindirdiğini gördüğüm günden beri ambulans sesleri beni daha da etkiliyor. Bir çocuk, bir anne, gözyaşları ve bir… Read More Şifa tüm evren için..

Sevdanın yakışmadığı kadınım ben şimdi

sen içindeki gel-gitlerden yorgun, ben bekleten zamana dargın, bir çift gözün hapsine düşkün. imkansızı düşlüyorum. Sırası savılmış heyecanları özlüyor ruhum seninle. Geçti bizdenlerde dolanıyor düşüncelerim. Yaşam ilkbaharları tüketmiş, sonbahara dönerken, hicaz makamında esiyor rüzgarlar. Cevabını bilmediğim, bir bilmeceyi çözmek gibi seni sevmek. Bilinmeyenin peşinde dolanmaya hevesli ruhumu, döndüremiyorum senden. Şimdi albümlerde sakladığım ne günlerim oldu… Read More Sevdanın yakışmadığı kadınım ben şimdi