İlk kar

Yılın ilk karı yağarken dışarı çıktığında, henüz hava tam aydınlanmamıştı. Gökyüzünde koyu gri bir pus vardı. Güneşli günleri daha şimdiden özlemişti. Apartmandan çıkınca yüzüne vuran ayaza karşı montunun fermuarını yukarı kadar çekip, keşke bir bere taksaydım diye düşündü. Dün geceden yağan yağmurun üzerine düşen kar, henüz tutmamıştı. Yerler ıslaktı. Yapraklarından soyunan ağaçlar, karanlıkta rüzgarın etkisiyle… Read More İlk kar

Beklenmedik yarınlara doğru (Bölüm 5)

Evet, benim hayat hikayem böyle başlamıştı. Zavallı anneme anneannem sahip çıkmamış olsaydı, daha neler yaşardı kim bilir? Anneannemin bana anlattığına göre, annem o kadar sarsılmıştı ki, uzun bir süre kendine gelemedi. Yönetim kurulunda olan anneannem sınavlara dışarıdan girebilmesi için ona bir rapor ayarlamıştı. Kalan iki ayı okula devam etmeden geçirip diplomasını aldı. Bütün bu zaman… Read More Beklenmedik yarınlara doğru (Bölüm 5)

Beklenmedik yarınlara doğru (Bölüm 1)

Okuyucuya Önsöz  Ben Türk filmleri ile gülüp, ağlamayı öğrenen bir nesilden geliyorum, sinemanın bu gün geldiği noktaya baktığımda, değişen tek şeyin entrikalara yüklenen zeka, kostüm ve çekimlerdeki teknlojik avantaj ve elbette daha karmaşık senaryoları daha geniş bütçelerle çekebilen yapımcı firmalar olduğunu görüyorum. Türk sinemasının dünya standartlarına ulaşması için yaşanan bu gelişmeleri beğeni ve takdir ile… Read More Beklenmedik yarınlara doğru (Bölüm 1)

Meteorolojinin Sesi Radyosu’nun Konuğu Olduk

10 Temmuz 2018 Salı günü Meteorolojinin Sesi Radyosu, “Gelin tanış olalım” programında, değerli sunucu Zeynep Köşker’in konuğuyduk. Bu güzel yayında bizi konuk ettikleri için başta Sayın Zeynep Köşker, Sayın Emine Ertürk Karaaslan ve yapımda, yayında emeği geçen herkese teşekkür ediyoruz. İlk göz ağrımız radyodan sesimizi duyurmak unutulmaz bir deneyim oldu bizim için. Gülseren Kılınç’ın Eylül… Read More Meteorolojinin Sesi Radyosu’nun Konuğu Olduk

Uğur

Havalar serinlemeye başladığından beri, çamaşır kurumaz olmuştu. Dünden beri gözü, gecekondunun arka bahçesine asılmış çamaşırlardaydı. Gidip-gelip kontrol etmişti onları. Nihayet bu sabah kuruyan bir kaçını toplayıp, ütülemeye başladı. Uğur’unun gömlekleri ve pantolonlarıydı bunlar. Ütüsünü yapmayı bile seviyordu evladının. Öpe koklaya, eliyle düzeltiyor, sonra basıyordu sıcak ütüyü. Genç delikanlıydı Uğur, kırış kırış dolaştırmazdı o yiğidini. Her… Read More Uğur

Bir küçük aşk masalı Bölüm 8

“Gel otur şöyle ben de seni bekliyordum!” dedi halası. O sıralarda Pelin mesajlarına da yanıt alamadığı için endişeyle Melek’ten haber bekliyordu ama, Melek’in telefonu hala  kapalı olduğundan henüz mesajları görmemişti. “Enişteme mi bir şey oldu yoksa?” dedi Melek, zaten solgunlaşan yüzün iyice soldu. “Yok kızım, enişten iyi uyuyor içeride mışıl mışıl. Ben seninle konuşmak istiyorum… Read More Bir küçük aşk masalı Bölüm 8

Bir küçük aşk masalı Bölüm 4

Restoranın kapısına gelince ilk gün geldiği gibi derin bir nefes aldı önce, kafası allak bullaktı. Bu onu son görüşü olacaktı, yapabilse şimdi içeri girer olan biteni tüm çıplaklığı ile anlatırdı ama, Tolga o onun bir yalancı olduğunu anladığında, yaşanılan herşeyin bir oyun olduğunu duyduğunda, hissettiklerinin gerçek olduğuna inanır mıydı? Ayrıca onun gibi varoşta büyümüş bir… Read More Bir küçük aşk masalı Bölüm 4

Bir küçük aşk masalı Bölüm 1

Bulutların üzerinden bakıldığında neredeyse görünmeyecek kadar olan küçük mahalle, yaklaştıkça şehirin yanına iliştirilmiş küçük bir çakıl taşı gibiydi. Sanki oraya ait değilmiş de bir yapbozun kaybolan parçasının yerine eklenmiş kadar eğreti görünmesine rağmen, bütünün bir parçasıydı işte. Bu küçük mahallenin küçük evlerinde yaşayan insanlar her gün dar sokaklardan geniş caddelere geçiyor, sonra kendi çakıl taşından… Read More Bir küçük aşk masalı Bölüm 1

Koca bir şehirde sadece bir çöp olmak

Hava o kadar soğuktu ki titreyen bedenini ısıtacak bir kuytu aramaktan yorgun düşmüştü. Dünden beri bir şey yememişti, Sokaklarda ısınacak bir yer, ağzına atacağı bir lokma için dolanıp duruyordu. Bu sabah, bir şeyler bulma umuduyla çöp torbalarını kurcalerken, köpeklerin saldırısından zor kurtulmuştu. Kaçarken, az kalsın bir arabanın altında kalıyordu. Açlık vücut ısısını iyice düşmüştü. Motoru… Read More Koca bir şehirde sadece bir çöp olmak

Kadınlar neden geç hazırlanır?

Erkeklerin en büyük şikayeti, bir yere gidileceği zaman kadınların hazırlıklarının bitmemesi yüzünden bekletilmektir. Bunu büyük bir hakmış gibi gerine gerine söylerken, arka planda kadınların yaşamında olanlar ve bu geç hazırlanma konusu arasındaki bağı pek düşünmezler. Kadınları zaten hiç anlamadıklarını söyleyen beyler için, ben de bu sorunun cevabını kendimce ve kendimden yola çıkarak özetlemek istedim. Bir… Read More Kadınlar neden geç hazırlanır?

Hayaller kırılıncada, nazar çıkar mı?

Sonbaharda ağaçların sararıp solduğu gibi solmuş. Tüm renkleri dökülmüş. Toprak gökkuşağının tüm renklerini sonraki bahara kadar içine saklamış gibi hissediyordu. Her şeyin güzel olacağını hayal ederek yaşamak güzeldi de, hayaller kırılınca insanın canı çok yanıyordu gerçekten. Hayal kurup, kırılınca da mutlu olmanın bir yolu var mıydı acaba? Bir bardak çayda çok güzeldi, düşüp kırılırsa ikinci… Read More Hayaller kırılıncada, nazar çıkar mı?

Ben sizin kızınızım! 

Çocukluğunda çevresindekilerin ailede kimseye benzemediğini söylemesi ile başlayan kafa karışıklığı eğlenceli bir maceraya neden olmuştu. Henüz okula başlamadığı yıllarda, bu söylemlerin yarattığı  endişeyle annesine; “Ben neden size hiç benzemiyorum?” diye sormuş. Annesi ise yorgun bir günün ardından beklemediği bu soru karşısında; “Seni çingenelerin torbasından aldık!” deyivermişti. Annesinin bu geçiştirme cümlesi ile başlattığı  macerayı tahmin etmesi… Read More Ben sizin kızınızım! 

Çatışmalar

İnsanlarla herhangi bir ortamda bir araya geldiğimizde, çoğunlukla gülen yüzlerine, olabildiğince iyi hallerine tanıklık eder, bu halleriyle hafızalarımıza yerleştirir, çok yakından tanımıyorsak, hayatlarında olan biteni ve bunların onlarda yarattığı etkiyi farketmeyiz bile.  Gülümseyerek selamlaşmak herkes için etkili bir davranış olsa da, bu selamların arkasındaki yaşamların ne olduğunu bilmemiz çok zordur. Çevremizdeki herkesin yaşamının içinde, ya… Read More Çatışmalar

Yaşam kurgusu

Henüz kar yağmamıştı ama kış iyice kendini hisettirmeye başlamıştı. Kalın giyinmeyi sevmediği için nihayet şifayı kaptığını hissediyordu. Neyse ki haftasonuna girmişlerdi. O sabah günlük uyanma saati geldiğinde gözlerini açmış. Vücudunda kalkacak dermanı bulamayınca biraz hayal kurmuş ve yeniden uykuya dalmıştı. Uyandığında öğlen olmuştu ama hâlâ kalkacak kadar enerjisi yoktu. Yine de günü yatakta bitirmeyi sevmediğinden… Read More Yaşam kurgusu

Neyin diyetini ödüyoruz? 

Kendini bildi bileli hiç çok zayıf ya da hayal ettiği gibi bir bedene sahip olamamıştı. Yıllardır ara ara başvurduğu diyetlerle kilo kontrolü yapmaya çalışsa da, hiç birine düzenli uymayı beceremediği için, istediği gibi bir sonuca ulaşamamıştı. Belki de asıl istediği zayıf olmak değil, hayattın tüm lezzetlerini kaçırmadan keyif alabilmekti. Gerçi lezzet sınıfında saydığı şeylerin sağlıklı… Read More Neyin diyetini ödüyoruz? 

Tam yol ileri !

“İnsanlar kendi başaramadıkları şeyleri başaran insanlara karşı daha sert eleştirilerde bulunur, empati yoksunluğuna uğratlar. Bu yüzden kimsenin başardığınız şey ile ilgili mutluluklarınıza gölge düşürmesine izin vermeyin. Unutmayın sadece meyve veren ağaç taşlanır.” Umut verici sözlerdi bunlar ama yine de çok emek vererek, çok isteyerek başarıya ulaştırdığına inandığı hedefine karşılık, destek veya tebrik almamak bir yana,… Read More Tam yol ileri !

Platonik

Umut insanın kontrol edebildiği bir şey değildi, akıl umutlanmasa, yürek umutlanıyordu çünkü. Kaçıncı kez aklın kurduğu hayaller yıkılsa bile, yürek inatla devam ediyordu yoluna, akılla işi yoktu onun. Akılla sevilmezdi ki zaten, yürekle sevilirdi. Yürek de sevmeyecekse ne özelliği kalırdı geriye.  İşte yine içinde yükselen dalgalar vuruyordu göğsüne, yüreği göğüs duvarını aşıp gitmek istiyordu sevdiğine.… Read More Platonik

Evlat

Gecenin karanlığında nefesini dinliyordu oğlunun. Onun sağlıklı ve yanında olmasından daha önemli ne olabilirdi ki? Derin bir uykudaydı şimdi, ne rüyalar görüyordu kim bilir? Kalkıp bakayım diye düşündü bir an, onun o sıcak alnına bir öpücük kondurmak istemişti. Sonra uyandırırım diye vazgeçti. “İnsanın anne olduktan sonra kalbi dışında atar.” demişlerdi. Onun yüreği hemen yan odada… Read More Evlat

Farkların değeri

“Bir gün gelecek insanlar farklılıklarının ne kadar özel olduğunu anlayacaklar. Farklılıklardan kasıt kendi elleriyle ya da insan müdahalesi ile gerçekleşen farklılıklar değil elbette. Yaradılışlarından, algı, akıl, tecrübe ve düşünme şekillerinden gelen farklılıkların. Çünkü bu farklılıklar bir arada yaşamanın asıl zenginlikleri.” Okuduğu kitabın cümleleriydi bunlar. Böyle bir dünyanın mümkün olması hayaldi şu an için ona göre.… Read More Farkların değeri

Sözsüz Ütopya

Kelimeleri unutmuştu insanlar. Çok önceleri, insanların birbirlerini anlamak, konuşmak denilen eylem için çıkardıkları ses gruplarıydı onlar. Sesle ifade edilebildikleri gibi, yazı ile de ifade edilebiliyorlardı. Eskilerde kalmıştı bu yöntem. Artık kimse konuşmuyordu. Yazmak için ise semboller vardı. Dillerde kalmamıştı bu yüzden. Eskisi gibi, bir nesne için, her dilde başka kelime kullanılmıyordu. Tüm insanlar belirlenen ortak… Read More Sözsüz Ütopya