Adam

İçinden geçen tüm duyguları söyleyebiliyordu dili, gizlisi saklısı yoktu kimseden. Zerre kötü niyeti yoktu sözlerinin aslında. Yine de ya anlaşılmıyor ya da yanlış anlaşılıyordu. Aklına binbir fikir geliyordu yapacağı ne iş olsa. Tek başına yapabildikleri oluyordu arada, bayılıyorlardı o işlere. Yardım lazım olduğunda herkesin işi çıkıyordu nedense. Sözlerini derleyip, toplayıp yazıyordu bir yerlere. Bir gün… Read More Adam

Karanlıkta bir akşam

Hava çoktan kararmıştı. Pencerenin önündeki ağacın dalları, rüzgar estikçe cama vuruyor ve düzenli bir sese dönüşüyordu evin içinde. Böyle havalarda ağacın içeri girmek için cama tıkladığı duygusuna kapılırdı. Elbette böyle bir şeyin mümkün olmadığını biliyordu ama, insanın hayal gücü bazen kontrolü dışında çıkarımlar üretebiliyordu işte. Neyseki kapıyı denemiyor diye düşündü gülümseyerek. O zaman bayağı ürkütücü… Read More Karanlıkta bir akşam

Bir sabah

Sabah kahvaltısını ederken, eskiden keyifle hışırdattığı gazetesinin yerine geçen akıllı telefonundan dünyaya bakmak rutin olmuştu artık onun için. Zaten hiç sohbet etmedikleri karısı, hiç değilse artık kocaman gazete kağıdı ile yüzünü kapatmadığı için memnundu durumdan. Yıllarca günün manşetlerine karşı kahvaltı yaptıktan sonra, şimdi evlendiği adamın yüzünü görüyordu hiç değilse. Gözlerine bakmayalı uzun zaman olmuştu zaten,… Read More Bir sabah

Sonbahar

Bir yaprak daha uçtu sakince ağaçtan, yolun hemen yanına konuşlanmış ağacın tüm yaprakları, otobüs bekleyen insanlar gibi yığılmıştı, kaldırım taşının dibine. Bazen geçen bir arabanın rüzgarı ile telaşe kapılıp havalanıyorlar, sona yeniden sakince duraklarına dönüyorlardı.  Arabanın ve arada bir esen rüzgarın havalandırdığı komşu ağacın kırmızı yaprakları, sarı yaprakların üzerine konup, yaprak durağına renk katıyorlardı.  Belediyenin… Read More Sonbahar

Yıldızlar

Elini gökyüzüne kaldırıp; “Görüyor musun?” dedi dedem. “Bütün yıldızlar ve gezegenler kendilerini gizleme gereği duymadan, öylece duruyorlar gökyüzünde. Biz onların gündüz gidip, gece  geri geldiklerini sanıyoruz.  Oysa hep oradalar.” Gözlerimi gökyüzünden ayıramadan sordum; “Nasıl yani?” “Güneş bizim yarım küremize geldiğinde,  onun ışığını bastıracak kadar parlayamıyorlar. Aydınlığın efendisi gelince onların ışıkları sönükleşiyor.  Güneş dünyanın diğer yanını… Read More Yıldızlar

Hayal içinde hayal

Gölün yanına vardığında, her zamanki kayanın üzerine tırmanıp, ayakkabılarını ve çoraplarını çıkardı hemen. Dört mevsim geldiği bu kaya parçasına oturup, ayaklarını suya değdirmek en sevdiği şeydi.  Sabah trafiğini aşıp, koşturmacanın sakin br huzura dönüştüğü bu anları seviyordu. Ayak parmaklarından, bileğine kadar hissetti gölün soğukluğunu.  Yine her zamanki gibi dingin, huzurluydu göl. Gözlerini kapatıp, hayal içinde… Read More Hayal içinde hayal

Aile Tiyatrosu

Hep sessizdi artık, konuşulacak ne kalmıştı ki aralarında. Her gün aynı yatakta, başka düşlerin peşinde ve içinde uyuyorlar, her sabah aynı koğuşun askerleri gibi selamlaşıp günlük görevlerine başlıyorlardı.  Tek getirisi minik kızlarıydı bu görevin. Onun bir babaya ihtiyacı olduğunu düşünmeseydi, zaten sessizliğini en azından “Ayrılalım!” demek için bozardı ama, olmazdı şimdi, bir tek kendisini düşünemezdi.… Read More Aile Tiyatrosu

Çok güzel doydum

Tenefüs zili çalınca arkadaşı Tahir’le hemen bahçedeki özel yerlerinde buluşup, oturdular taşın üzerine. Her gün yemek tenefüsünde burada buluşurlar çantalarından çıkardıkları yemeklerini birlikte yerlerdi. Tahir o gün arasına salça sürülmüş bir ekmek getirmişti. Hemen yarısını bölüp uzattı Hasan’a. Arkadaşının ekmeğini mutlulukla alan Hasan, elini çantasının içine daldırıp, sabah annesinin hazırladığı paketi çıkardı heyecanla. Paketten yine… Read More Çok güzel doydum

Bir bebeği bekliyorum..

Koridorun sonundaki camdan dışarı seyrediyordu. İnsanlar, taksiler, ambulanslar büyük bir hızla geçip gidiyorlardı binanın önünden. Elinden tutukları ya da kucaklarında getirdikleri, halsizlikleri her hallerinden belli çocukları için endişelenen anne babalar vardı. Kimi küçük kollarını dolamış boynuna, babasının omuzunda uyuyor. Kimi etinden et koparılıyormuş gibi ağlıyordu. Kırmızı elbiseli küçük kızın, kızaran burnunu siliyordu annesi bir mendille.… Read More Bir bebeği bekliyorum..

Can suyu

Ne kadar ağır olabilir ki bir yaprak, düşünce onca ses çıkarmasıyla bölsün sessizliğimi, susuz kalan bir sen misin diyecek dermanım olsa, döneceğim ardıma ama, biliyorum tek tek düşmeye devam edecek bir tas su için. Duymazlığa geliyorum, masanın üzerinde çoğaldıkça yapraklar. Sessizliğime inat düşüyorlar sanki tek tek. Cansuyu bekliyoruz vazodaki çiçekle ben öylece. Bakalım hangimiz daha… Read More Can suyu