Bir Kahvelik Okumalar

Adam

İçinden geçen tüm duyguları söyleyebiliyordu dili, gizlisi saklısı yoktu kimseden. Zerre kötü niyeti yoktu sözlerinin aslında. Yine de ya anlaşılmıyor ya da yanlış anlaşılıyordu.

Aklına binbir fikir geliyordu yapacağı ne iş olsa. Tek başına yapabildikleri oluyordu arada, bayılıyorlardı o işlere. Yardım lazım olduğunda herkesin işi çıkıyordu nedense.

Sözlerini derleyip, toplayıp yazıyordu bir yerlere. Bir gün belki yayımlarım diyordu, bir kitap belki. En çok duyguları harekete geçince yazabiliyordu ama duygularını harekete geçirebilen insan öyle azdı ki artık.

Bu yazmaların, sözlerin, yaptığı tüm işlerin bir tür kendini ifade etme, anlaşılma çabası olduğunu görmüyordu kimse.

Ne güzel adam diyorlardı bazen, ne güzel söylüyor.

Aşk sözleri seviyorlardı en çok, kadınları yüceltenleri hani. Bir de sitem seviyorlardı, bir şeyleri yerden yere vuran sözleri hani.

Ne cesur adam diyorlardı, ne de güzel söylüyor her şeyi.

Yine de yanlızlığını anlamıyorlardı. İçinde bir yerlerde coşup, taşan o var olma, yaratma, bir yüreği paylaşma çığlığını duymuyordu kimse. Kendi gibi olamayışların sonucu duyduğu sancılar, söz olup dökülüyordu ağzından oysa.

Sosyal medya çıkalı beri, daha çok sözleri yazıyordu her yere. Söylenmemişleri değil de öyle hedefi belirsiz şeyleri.

Vay be diyorlardı okuyunca, adam ne güzel yazıyor.

Sigarası, içkisi konuşuluyordu yine de daha çok. Gezmesi, sevmesi, giymesi. Yüreği konuşulsun istiyordu oysa, iyiliği, güzelliği, sevmeyi bilmesi, istedikçe vermesi.

Bir türlü kendisi olamamıştı kimse için. Bir kaç kez yaklaşmıştı ama, onlara da çok yaklaşmıştı belki. Bulduklarında baş tacı ederler sandığı yürek hazinesini çalmaya kalkmışlardı.

Olmuyordu işte ne yapsa. Yaklaşsa, uzaklaşsa, otursa, kalksa ifade edemiyordu kendisini. Denemişti iyi, kötü pek çok şey denemişti. Yoruluyordu denemekten. Bu onu depresif yapıyor sözleri sertleşiyor ama kimseye zarar vermiyordu.

Tek zararı kendineydi onun. İçkisi, sigarası hepsi bir şekilde kendine fazla, herkese fazla gelen yüreğini taşıyamamaktandı.

Bazen en iyi ifade ettiğini düşündüğü sözleri anlamıyordu kimse. Buna kesin bayılacaklar, işte şimdi anlayacaklar dediği hiç bir şey başarıya ulaşmamıştı daha. Farklı buluyorlardı evet, bir fark olduğunu anlıyorlar, ama bunu da kötünün cazibesi sanıyorlardı.

Oysa kötülük zerre yoktu hamurunda. Onun tek zararı kendineydi. Anlatamıyordu insanlara, anlatabilse zaten o zararı görmeyecekti.

Yalnızlığı sever olmuştu bu yüzden. Yalnızlaştıkça, kendini anlatacak kimse kalmıyordu. Evet o biliyordu kendini ama sanki içinden bir güç bağrına bastırıyor, susma anlatman lazım diye zorluyordu.

İstemiyordu oysa, olmuyordu işte kaç kez denemişti. Satır aralarına saklamış, avaz avaz bağırmış olmamıştı. Kendini cezalandırıyordu bu yalnızlıklarla belki.

Ya kendine, ya insanlara yabancılaşıyordu dönem dönem. Henüz bir ortasını bulamamıştı. Belki ben anlamıyorum diyordu sonunda. Belki ben onlara değil, onlar bana fazla.

Bir sonu var mıydı bilmiyordu, ama umudu vardı bunların bir yola bağlanacağından.

Hayat onu boş yere bu kadar zorlamıyordu.

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s