Bibi

“Mutluluk koşarak yakalanmaz, öyle sadece yorulursun!” derdi bibisi ona. Büyüme çağındaydı o zamanlar, her şeye kalbi kırılıyor, alınıyor, çabuk sinirleniyordu. Anne ve babasıyla anlaşabildiği bir dönemde değildi. O günlerde konuşabildiği tek kişiydi bibisi. Bibinin aslında “hala” demek olduğunu çok sonra öğrenmişti. Nedense çocukluğu boyunca “bibi” nin halasına özgü bir takma ad olduğunu düşünmüştü. Bibi ile… Read More Bibi

Hasta değilim

Derisinin altında küçük karıncalar geziyor gibi hissediyordu, öyle çok ve ağırdıkar ki acı veriyorlardı. Boğazı bir bacanın ağzında beklemiş gibi yanıyordu. Dudaklarının derileri kuruyor, dili, damağı ve dişleri arasında durduğu her zamanki yerine yapışıp kalıyordu kuruluktan. Arada bir etine bıçak saplayan ağrılarda gelince iyice çekilmez oluyordu. Onca dikkatine rağmen yine nasıl yapmışsa üşütmeyi başarmıştı. Her… Read More Hasta değilim

Karanlıkta bir akşam

Hava çoktan kararmıştı. Pencerenin önündeki ağacın dalları, rüzgar estikçe cama vuruyor ve düzenli bir sese dönüşüyordu evin içinde. Böyle havalarda ağacın içeri girmek için cama tıkladığı duygusuna kapılırdı. Elbette böyle bir şeyin mümkün olmadığını biliyordu ama, insanın hayal gücü bazen kontrolü dışında çıkarımlar üretebiliyordu işte. Neyseki kapıyı denemiyor diye düşündü gülümseyerek. O zaman bayağı ürkütücü… Read More Karanlıkta bir akşam

Bir sabah

Sabah kahvaltısını ederken, eskiden keyifle hışırdattığı gazetesinin yerine geçen akıllı telefonundan dünyaya bakmak rutin olmuştu artık onun için. Zaten hiç sohbet etmedikleri karısı, hiç değilse artık kocaman gazete kağıdı ile yüzünü kapatmadığı için memnundu durumdan. Yıllarca günün manşetlerine karşı kahvaltı yaptıktan sonra, şimdi evlendiği adamın yüzünü görüyordu hiç değilse. Gözlerine bakmayalı uzun zaman olmuştu zaten,… Read More Bir sabah

Yıldızlar

Elini gökyüzüne kaldırıp; “Görüyor musun?” dedi dedem. “Bütün yıldızlar ve gezegenler kendilerini gizleme gereği duymadan, öylece duruyorlar gökyüzünde. Biz onların gündüz gidip, gece  geri geldiklerini sanıyoruz.  Oysa hep oradalar.” Gözlerimi gökyüzünden ayıramadan sordum; “Nasıl yani?” “Güneş bizim yarım küremize geldiğinde,  onun ışığını bastıracak kadar parlayamıyorlar. Aydınlığın efendisi gelince onların ışıkları sönükleşiyor.  Güneş dünyanın diğer yanını… Read More Yıldızlar

Aile Tiyatrosu

Hep sessizdi artık, konuşulacak ne kalmıştı ki aralarında. Her gün aynı yatakta, başka düşlerin peşinde ve içinde uyuyorlar, her sabah aynı koğuşun askerleri gibi selamlaşıp günlük görevlerine başlıyorlardı.  Tek getirisi minik kızlarıydı bu görevin. Onun bir babaya ihtiyacı olduğunu düşünmeseydi, zaten sessizliğini en azından “Ayrılalım!” demek için bozardı ama, olmazdı şimdi, bir tek kendisini düşünemezdi.… Read More Aile Tiyatrosu

Çok güzel doydum

Tenefüs zili çalınca arkadaşı Tahir’le hemen bahçedeki özel yerlerinde buluşup, oturdular taşın üzerine. Her gün yemek tenefüsünde burada buluşurlar çantalarından çıkardıkları yemeklerini birlikte yerlerdi. Tahir o gün arasına salça sürülmüş bir ekmek getirmişti. Hemen yarısını bölüp uzattı Hasan’a. Arkadaşının ekmeğini mutlulukla alan Hasan, elini çantasının içine daldırıp, sabah annesinin hazırladığı paketi çıkardı heyecanla. Paketten yine… Read More Çok güzel doydum

Pansiyon Ev

Dün akşam oğlunu okuldan almaya gittiğinde, ortaokulda aynı sınıfta okuduğu bir arkadaşına rastlamıştı. O yıllardan beri hiç görmediği arkadaşı ismini seslenip el salladığında tanımamış, kadıncağız yanına kadar gelip kendini ona hatırlatmak zorunda kalmıştı. Ayak üstü kısacık bir konuşma yapıp, sonra görüşmek üzere telefon numaralarını almışlardı birbirlerinden. Onun da iki çocuğu vardı. Kendisinin dört çocuğu olduğunu… Read More Pansiyon Ev

Kırmızı noktalı musluk

O gün ilk kez annesinin  çalıştığı eve gidecekti. Annesinin hiç yaptığı şey değildi çalıştığı eve onları götürmek  ama o gün öyle gerekmişti işte. İyi ki de öyle gerekmişti. Hayatında ilk kez akrabaları dışında  başka bir evine gidecekti. Sabah erkenden uyanıp, annesinden önce giyindi. “Hayırdır oğlum, ne bu telaş?” dedi annesi yataktan başını kaldırınca. Zaten tek… Read More Kırmızı noktalı musluk

Yamanmış sokakların çocukları

Başını önüne eğmiş, yorgun kaldırımda yürüyordu ağır adımlarla. Yorgun olan kaldırım mı, yoksa kendisi mi ayırt edilemiyordu uzaktan bakınca. Şehre sığmayan insanların kurduğu ve şehre yamanmış gibi duran sokaklardan örülü bir mahalleydi burası. Geçmişi çok fazla olmasa da, yorgun bir mahalleydi. Kaldırımlar, evler, balkonlara asılmış çamaşırlar, insanlar her şey yorgundu. Kediler bile yorgundu, bütün gün… Read More Yamanmış sokakların çocukları