Yamanmış sokakların çocukları

Başını önüne eğmiş, yorgun kaldırımda yürüyordu ağır adımlarla. Yorgun olan kaldırım mı, yoksa kendisi mi ayırt edilemiyordu uzaktan bakınca.

Şehre sığmayan insanların kurduğu ve şehre yamanmış gibi duran sokaklardan örülü bir mahalleydi burası.

Geçmişi çok fazla olmasa da, yorgun bir mahalleydi.

Kaldırımlar, evler, balkonlara asılmış çamaşırlar, insanlar her şey yorgundu.

Kediler bile yorgundu, bütün gün uyumaktan başka bir şey yapmıyorlar, yorgun köpekler onları kovalamıyorlardı.

Çocuklar, oyun oynayamayacak kadar yorgundu. Onlar da  herkes gibi, şehre yamanmış sokaklardan geçip, her gün bir yerlere çalışmaya gidiyorlardı.

Ellerinin ve yüzlerinin kiri, oyun oynamaktan değildi. Yakındaki sanayi sitesinde işçiydi çoğu.

Hayatını yamanmış sokaklardan, ışıltılı sokaklara taşıyabilen olmamıştı henüz.

Nüfus giderek artıyordu bu yüzden.

Geçmişi az mahallenin insanları, umutlarını yüklenip, köylerinden gelen genç insanlar olduklarından, ölen de olmuyordu mahallede.

Bir kazaya kurban gidenler hariç tabi.

Yamanmış sokakların, kazayla ölen insanlarıydı onlar  bu şehirde.

“Çabuk git yıkan, suratını köpek yalasa doyar!” diye bağırdı bir kadın.

Açık balkon kapısından, yorgun ayaklarının arşınladığı, yorgun kaldırımlara düşüp parçalandı sesi kadının.

Paylanan çocuğun yüzünü hayal etti, gülümsedi kendi kendine.

Çocuğun gülmediğinden emindi. İşten yorgun gelmek yetişkinlerin lüksündeydi.

Çocuklar eve girdikleri andan itibaren, yorgun ve gergin ebeveynlere itaate mecburdu.

Belki büyüyünce çocuk olurlardı kim bilir? Kendisini düşündü. İçinde bir çocuk var mıydı acaba?

Bakkalın önüne fırlatılmış şişeye vurdu yorgun ayağıyla. Şişe tıngırdayarak geçti sokağın karşısına. Elinde bir ekmekle bakkaldan çıkan kadınla göz göze geldi.

Gülümsedi, belki o da gülümser diye.

Çocukken çok severdi top oynamayı. Bu kadın da bir anneydi muhtemelen, anlardı.

İçindeki çocuğun takdir bekleyen ifadesini, bir tokat gibi karşıladı kadın bakışlarıyla.

Şimdi yüzüne yerleştirdiği mahcubiyeti de yalasa, doyar mıydı o köbek acaba?

Başını eğip, borcunu ödeyemediği bakkala görünmemeye çalışarak hızlandırdı yorgun adımlarını.

Yamanmış mahallenin, yorgun insanlarıyla çocuk olunmuyordu.

 

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s