İlk kar

Yılın ilk karı yağarken dışarı çıktığında, henüz hava tam aydınlanmamıştı. Gökyüzünde koyu gri bir pus vardı. Güneşli günleri daha şimdiden özlemişti. Apartmandan çıkınca yüzüne vuran ayaza karşı montunun fermuarını yukarı kadar çekip, keşke bir bere taksaydım diye düşündü. Dün geceden yağan yağmurun üzerine düşen kar, henüz tutmamıştı. Yerler ıslaktı. Yapraklarından soyunan ağaçlar, karanlıkta rüzgarın etkisiyle… Read More İlk kar

Kiraz Senfonisi Allegro (Bölüm 4)

“HER AN ÖLÜMÜ YAŞAYAN KUTSAL AĞAÇ SAKURA” Tam üç yıl geçmişti aradan, üç yıl ikisi benim aracılığımla haberleşmelerine rağmen hiç bahsetmediler bu konudan bir daha, ne arkadaşım “ne zaman?” diye sordu, ne o bir şey söyledi. Ruhları hazırlanıyor gibiydi sadece, ikisi de hazırlanıyordu hissediyordum. Ben de bekledim sessizce, tanıklık ettiğim evrenin bu en sadık çiftine… Read More Kiraz Senfonisi Allegro (Bölüm 4)

Kiraz Senfonisi Allegro (Bölüm 1)

“HER AN ÖLÜMÜ YAŞAYAN KUTSAL AĞAÇ SAKURA” Ilık rüzgarın müziği ile kiraz ağaçlarının üzerine konmuş pembe  kelebekler gibi uçuşan çiçeklere takıldı gözü, yolun kenarına sırayla dizilmiş ağaçlar dalgalanan pembe bir hayal denizini andırıyordu. İnsan bir masalın içinde olmak istese ancak böyle bir yer seçebilirdi herhalde. Saçlarını belli belirsiz okşayan rüzgara karşı kapattı  gözlerini yine de,… Read More Kiraz Senfonisi Allegro (Bölüm 1)

Oppa!

Oturduğu banktan etrafı seyrediyordu. Buraya şehrin “aşıklar parkı” denildiğini öğrenmişti. Neden her defasında gelip, bu banka oturduğunu  açıklayamasa da, etraftaki insanlara bakıp, ağaçları seyretmekten büyük bir mutluluk duyuyordu. Uyandığında, yine burada olmayı çok isterdi. Her rüyaya dalışında, bu parkta buluyordu kendini. Etraftaki insanlara baktığında bir Asya ülkesinde olduğunu tahmin ediyordu. Parkın yanıbaşında, gökyüzüne dokunacakmış gibi… Read More Oppa!

Koca bir şehirde sadece bir çöp olmak

Hava o kadar soğuktu ki titreyen bedenini ısıtacak bir kuytu aramaktan yorgun düşmüştü. Dünden beri bir şey yememişti, Sokaklarda ısınacak bir yer, ağzına atacağı bir lokma için dolanıp duruyordu. Bu sabah, bir şeyler bulma umuduyla çöp torbalarını kurcalerken, köpeklerin saldırısından zor kurtulmuştu. Kaçarken, az kalsın bir arabanın altında kalıyordu. Açlık vücut ısısını iyice düşmüştü. Motoru… Read More Koca bir şehirde sadece bir çöp olmak

İçinizdeki çocuğa bir oyun teklifim var!

Yeni yıl yaklaşırken, her şeyin başlangıcında olduğu gibi umutları tazeleniyor insanın. Çoğu insan zamanla hayata dair coşkusunu ve umudunu kaybettiğini söylese de, aslında her birimizin göğüs kafesinde yer alan sonsuz sevgi kaynağı, yeniden ışıldamak ve içinizde kelebekler uçurmak için sadece ve sadece sizden bir izin bekliyor. Bunu tek başına yapmak zor geliyorsa, isterseniz hep birlikte… Read More İçinizdeki çocuğa bir oyun teklifim var!

Hayaller kırılıncada, nazar çıkar mı?

Sonbaharda ağaçların sararıp solduğu gibi solmuş. Tüm renkleri dökülmüş. Toprak gökkuşağının tüm renklerini sonraki bahara kadar içine saklamış gibi hissediyordu. Her şeyin güzel olacağını hayal ederek yaşamak güzeldi de, hayaller kırılınca insanın canı çok yanıyordu gerçekten. Hayal kurup, kırılınca da mutlu olmanın bir yolu var mıydı acaba? Bir bardak çayda çok güzeldi, düşüp kırılırsa ikinci… Read More Hayaller kırılıncada, nazar çıkar mı?

Çocukluğumun mahallesinde 

Boş hafta sonunu, büyüdüğü mahallenin sokaklarını gezmek için ayırmıştı. Hava biraz serin olduğu için evden çıkmadan sıkıca giyinmişti. Yürümeyi her zaman çok severdi ama bu kez çocukluğunun ayak izlerinin peşinden gideceği için heyecanlıydı. Aslında yıllardır böyle bir hayali vardı. Bir türlü sırası gelmemişti. İşte bu gün anılarla dolu bir gün için ayrılmıştı. Saat henüz sabah… Read More Çocukluğumun mahallesinde 

Parkta bir sabah

Gözlerini kapatmış bankta öylece oturan kadına bakıyordu dakikalardır. Yüzünde herhangi bir ifade yoktu. Sanki zamanın içinden çıkmış ve bulunduğu anda donup kalmış bir heykele benziyordu. İlk bakışta gözlerini uzakta bir noktaya sabitlemiş  gibi dursa da, bulunduğu yerden gözlerinin kapalı olduğunu seçebiliyordu. Gölgesinde oturduğu ağacın rüzgarda savrulup dökülen yapraklarına inat kıpırtısızdı. İşe gitmeden önce bir sigara… Read More Parkta bir sabah

Ağaç

Bu olur olmaz yerlerde ortaya çıkan heyecanı, ona hep zor anlar yaşatırdı. İşte yine koltuk altları ve alnı terliyor, muhtemelen yüzündeki pembelik de giderek artıyordu. Aldığı notları okuyup, tekrarlamaya çalışırken, kağıdı tutan elinin titremesine engel olamıyordu. Eğer sakinleşmeyi başaramassa, sesi de titreyecekti muhtemelen. Serinlemek için not kağıtlarını yüzüne doğru yelpaze gibi sallayarak, derin bir “Ohh!”… Read More Ağaç

Sınırsız

İçinde bir şehir dolusu insan vardı onun. Bir ülke, bir dünya belki de. Hepsine de benziyordu üstelik. Tüm insanlara benziyordu. Hatta bazen kedilere, köpeklere, kuşlara, ağaçlara, bulutlara bile benziyordu. Toprağa da benziyordu, güneşe de.. Bu evrendeki her şeye benziyordu. Bazen o kadar çok ortak yön buluyordu ki, her şeyle arasında, kendisini kaybediyordu. Hem herşeyle bütün,… Read More Sınırsız

Karanlıkta bir akşam

Hava çoktan kararmıştı. Pencerenin önündeki ağacın dalları, rüzgar estikçe cama vuruyor ve düzenli bir sese dönüşüyordu evin içinde. Böyle havalarda ağacın içeri girmek için cama tıkladığı duygusuna kapılırdı. Elbette böyle bir şeyin mümkün olmadığını biliyordu ama, insanın hayal gücü bazen kontrolü dışında çıkarımlar üretebiliyordu işte. Neyseki kapıyı denemiyor diye düşündü gülümseyerek. O zaman bayağı ürkütücü… Read More Karanlıkta bir akşam

Sonbahar

Bir yaprak daha uçtu sakince ağaçtan, yolun hemen yanına konuşlanmış ağacın tüm yaprakları, otobüs bekleyen insanlar gibi yığılmıştı, kaldırım taşının dibine. Bazen geçen bir arabanın rüzgarı ile telaşe kapılıp havalanıyorlar, sona yeniden sakince duraklarına dönüyorlardı.  Arabanın ve arada bir esen rüzgarın havalandırdığı komşu ağacın kırmızı yaprakları, sarı yaprakların üzerine konup, yaprak durağına renk katıyorlardı.  Belediyenin… Read More Sonbahar

Çocuk

Bütün gün dışarı çıkarılmak için beklemişti, annesinin evdeki işleri bir türlü bitmeyince, burnunu otuzuncu kattaki evlerinin camına dayamış, bahçeyi görmeye çalışmıştı. Ne kadar uğraşsa da, bir türlü gözükmüyordu aşağısı, yandaki evlerin pacereleri, balkonları gözüküyordu tabi ama, onun görmek istediği oyun parkıydı. Pencereye öyle yapışmıştı ki görebilmek için, alnının ve nefesinin bıraktığı iz çıkmıştı cama. Zaten… Read More Çocuk

Zaman durdu artık buralarda, bedenim ruhuma yenik düştü

Ya giden olsaydım… “Zaman durdu artık buralarda, bedenim ruhuma yenik düştü” Vakit tamam anladım Gidiyorum gitmeliyim artık Dönüp ardıma bile bakmadan Bir veda bile etmeden Ne bir uğurlayış, ne bir karşılama beklemeden Adını sık sık andığım, ama hiç hazır olmadığım bir yolculuğa çıkıyor şimdi ruhum Ne varacağım yer belli, ne duracağım yer Sadece gidiyorum anladım… Read More Zaman durdu artık buralarda, bedenim ruhuma yenik düştü

Hayat Ağacı

Bir çok inanış ve kültürde farklı betimlenen bir kavramdır Hayat Ağacı.. Göğün yedi katını simgeler, yukarı doğru uzanmış yedi kat daldan ibarettir bedeni.. Bazen üzerinden havalanmaya hazır kuşlar, bazen evrenin gücünü temsil eden bir ejderha, bazense gövdesine sarılmış bir yılanla resmedilmiştir yüzyıllardır farklı insanlarca… Her kültür kendi algısını yansıtmıştır hayat ağacına, kimi resimleyerek, kimi nakışayarak… Read More Hayat Ağacı