Varılacak yarınlar – Bölüm 8

“O zaman ben karaciğerimi ona verebilirim” dedi kararlı bir sesle Volkan, “Bir doktor arkadaşımla konuştum, kendi kanından olan biri, doku uyuşması sağlanırsa verebiliyormuş.”

İçi cız etti Ada’nın. Anne veya evlat olmak kan bağıyla olmuyordu. Volkan’ın şimdi söyledikleri yumuşattı kalbini ama  diyemedi “Sen onun kanından değilsin ki.”

“Dur bakalım, bir karaciğer bulabilirler belki” dedi teselli vermek ister gibi konuşarak.

“Yok beklemeye gerek yok, her dakika onu riske atıyor, yarın sabah ilk işim konuşacağım doktoruyla.”

“Tamam nasıl istersen” dedi Ada, “Şimdi yanına dönmeliyim.”

“Sen iyi misin?” dedi Volkan kapatmadan.

“Evet, merak etme.”

Odaya döndüğünde hala uyuyordu Müzeyyen teyze, ilaçların etkisi olmalıydı bu hali. Onun şimdi uyanık olmamasına seviniyordu Ada. Bütün gece gerçek annesi olduğuyla ilgili konuşmak istemiyordu  çünkü. Hatta konuşmak istemiyordu. Sessizce oturdu sabaha kadar koltukta. Gözlerini boşluğa dikip, kafası patlayacak gibi olana kadar düşündü durdu. Gün doğup hemşire odaya geldiğinde, bir yere varamamıştı düşünmekten ama başı kurşun gibi ağırlaşmıştı.

Hemşire girince, biraz hava almak için dışarı çıktı. Hulusi amca, babası ve Volkan merdivenlerden çıkıyorlardı o sırada. Onu görünce durdular hepsi, “Uyuyor” dedi onların meraklı bakışları ile karşılaşınca. Odaya dönmeden bir kez daha anlattı doktorun söylediklerini.

“Annemi görüp, konuşacağım doktorla” diyerek odaya yürüdü Volkan. Muammer bey kızının gözlerini kaçırmasından anlamıştı bir şeyleri. Onu kolundan tuttup yüzüne baktı ama Ada yürüyüp indi merdivenlerden.

“Biraz hava alacağım” dedi sadece.

Hava henüz serindi, yüzüne çarpan serinlik iyi hissettirdi biraz. Bahçede kimse yoktu. Ağaçların altına doğru yürüdü. Bütün gecenin yorgunluğu çöktü birden bedenine. Ağaca yaslandı, gözlerini kapatıp. Derin derin nefes aldı.

“İyi misin?” dedi Utku’nun sesi. Artık yüreği daralmıştı iyice, bir türlü kafasını dinleyecek fırsat vermiyordu olaylar da, insanlar da. Utku’nun bir suçu yoktu bu olanlarda.

“İyiyim.” dedi gerginliğini saklamaya çalışarak.

“Müzeyyen teyze iyi mi?”

“Uyudu bütün gece”

“Bizi uğurlarken ne kadar iyi görünüyordu, gerçekten çok şaşırdım olanlara. Babamlarla da konuştum. Onlarda nakil için yapabilecekleri ne varsa yapacaklar, duyuracaklar çevrelerine.”

“Sağol, çok iyisin gerçekten” dedi Ada.

Biraz yalnız kalmak istiyordu artık ama o girmeden Utku’nun içeri girmeyeceğini biliyordu.

“Ah az kalsın unutuyordum, sana sandviç aldım gelirken, kahvaltı ettin mi?” dedi sevecen bir sesle paketi ona uzatırken.

“Hayır etmedim ama aç değilim” dedi Ada.

“Müstakbel eşim, kendine dikkat etmelisin, Müzeyyen teyzenin sana ihtiyacı var”

“Müstakbel eşim” ifadesi iyice irite etti Ada’yı. Sinirlerini kontrol etmekte zorlanıyordu artık. Bir şey demeden aldı paketi ve bir parça ısırdı sandviçten.

“Girelim mi ?” dedi Utku’ya, aradığı sakinliği bulamayacağını anlamıştı artık bahçede.

Döndüklerinde Mummer bey kapının önünde bekliyordu. Hulusi amcanın sesi geliyordu odadan. Müzeyyen teyze uyanmış olmalıydı. Babasıyla göz göze gelmemeye çalışarak girdi Ada odaya. Müzeyyen teyze bu haldeyken ondan uzak durması mümkün değildi. Bir süreliğine kendini dün gece konuşulanların rüya olduğuna inandırmaya çalıştı, onlar konuşmaya devam ederken. Hulusi amca onun girdiğini görünce, “Kızım Volkan ya da baban seni götürsün evde dinlen, ben beklerim teyzeni” dedi sevecen bir sesle.

“Ben götürürüm Hulusi amca, siz merak etmeyin” diye atıldı Utku. Onun odada olduğunu farketmeyen Hulusi bey minnetle gülümsedi genç adama.

Yeniden çıktılar odadan birlikte. Volkan ortalıkta gözükmüyordu. Muhtemelen söylediği gibi doktorla konuşmaya gitmişti.

“Ben eve gidiyorum baba, Hulusi amcanın burada sana ihtiyacı olabilir” dedi babasına.

Bu defa kaçırmadı gözlerini ondan. Müzeyyen teyze iyi olana kadar bu konu yokmuş gibi davranmaya çalışacaktı, tabi eğer iyi olursa.

Yol boyu Utku’nun tesellilerini dinleyip, döndü eve. Odasına girer girmez, bir ağlama krizi geldi önce. Uzun uzun ağladı. Sanki göz yaşlarıyla akıp gitti içindekiler. Geride daha o kadar çok vardı ki. Ömrünün sonuna dek ağlasa rahatlayamayacakmış gibi hissediyordu hâlâ.

Kapının sesiyle açtı gözlerini, ağlarken sızıp kalmıştı yatağın üzerinde. Doğruldu yavaşça saatin kaç olduğunu bilmiyordu ama hava hâlâ aydınlıktı. Babasının anahtarı vardı, kapıdaki her kimse, dönüp gitmeye niyeti olmadığı belliydi.

Kalkıp açtı kapıyı. Volkan’dı gelen, gözleri ağlamaktan şişmişti, “Ne oldu?” dedi korkuyla, Müzeyyen teyzenin öldüğüydü ilk aklına gelen. Volkan teklifsizce girdi içeri, “Uymuyormuş!” dedi ağlamaya devam ederek çöktü ilk gördüğü koltuğa.

“Benim dokum uymuyormuş! Başka bir karaciğer bulmalarını beklemekten başka çare yok!”

Onun çaresizce ağlaması, çözdü yine zincirlerini Ada’nın. O da karşıdaki koltuğa oturup ağlamaya başladı yeniden. Muammer bey eve döndüğünde ikisi konuşmadan karşılıklı ağlıyorlardı sadece. Zaten az konuşan adam, ne diyeceğini bilemedi bir süre.

“Hulusi bey annenin eşyalarını istedi” dedi sonra.

Volkan ve Ada aynı anda kalktılar oturdukları yerden. Muammer bey başını eğip çıktı bahçeye bir şey demeden. Ada’nın “annen” kelimesini üzerine alındığını sanmıştı o da, içerlemiş üzülmüştü gerçekleri bilse de. Oysa eşyaları hazırlamayı akıl edemediklerini düşünüp kalkmıştı Ada sadece. Babasının sessiz çıkışından sonra anladı onun halini. Volkan eve girerken o da babasının yanına gitti. Adamcağız küçülüp küçülüp yok olmuştu sanki olduğu yerde. İçi parçalandı Ada’nın.

“Önemli değil” dedi sesi titreyerek, “Benim babam hâlâ sensin!”

Muammer bey sarıldı kızına sevgiyle, ağlıyordu.

“Affet kızım bizi, cahildik ama seni çok sevdik!” diyebildi bir tek.

Volkan elinde çantayla geri geldi onlar konuşurken, “Ada,  sen de bir bak, eksik bir şey var mı?” diye çağırdı onu.

Eşyaları hazırlayıp hastaneye döndüler birlikte. Müzeyyen teyze yine uyuyordu onlar gittiklerinde. Hulusi amca da evde bütün gece uyuyamadığından sızıp kalmıştı koltukta. Onların odaya girmesiyle açtı gözlerini, “Bu gece ben kalacağım” dedi kararlı bir sesle eşyaları onlardan alırken.

“Siz  eve dönün!”

Müzeyyen teyzenin otoriter sesi gibi çıkmıştı sesi. Karısını çok sevdiğini biliyorlardı, itiraz etmeden döndüler eve beraber. Yol boyunca hiç konuşmamışlardı. Volkan dokunun uymamış olması yüzünden çok moralsizdi. Karaciğerin zamanında bulunup bulunamayacağını bilmiyordu.

Bahçeden girdiklerinde Muammer beyi Saadet hanım ve Ferhat beyle konuşurken buldular. Onları görürgörmez telaşla  döndüler ikisi de, olanları daha yeni duymuşlardı. Volkan kapıyı açıp buyur etti onları. Ada girip girmemekte kararsız kaldı peşlerinden, Pelin’in kapıdan geçerken ona tepeden bakışını görünce, vazgeçip döndü kendi evlerine.

Utku bütün akşam mesaj attı, çok merak ediyordu. İsterse hemen gelebilirdi.

“Çok yorgunum, biraz dinlenmek istiyorum” yazıp sessize aldı telefonunu. Utkuya laf yetiştirecek durumda değildi. Babası hava karamış olmasına rağmen hâlâ bahçedeydi. Daha iki gün öncesine kadar neşe içinde yaşayan ailedeki herkes darmadağın olmuştu birden bire. Pelin’lerin sesini duyduğunda anladı gittiklerini. Çıkmadı bahçeye. Sabaha kadar karma karışık rüyalar görerek, bir uyuyup, bir uyandı. Uzun uzun düşündü olan biten her şeyi.

Sabah erkenden uyanıp, Utku”ya mesaj attı, “Beni hastaneye götürür müsün?”

Yarım saat sonra Utku kapıdaydı. Babasına “Ben Utku ile hastaneye gidiyorum, Hulusi amca yorulmuştur” dedi sessizce. Volkan’ın gidişini duymasını istemiyordu.

“Ben götürürdüm” dedi Muammer bey, bununda bir tepki olduğunu sandığı gözlerinden belliydi. Onu alnından öpüp, “Sen de yoruldun dinlen, Volkan’nın burada sana ihtiyacı olabilir.” dedi sevgiyle.

Utku, Ada’nın hala yüzüğü takmamasına içerliyordu bir kaç gündür, “Neden yüzüğün parmağında değil?” diye sordu yola çıktıklarında.

Bunca derdin içinde onun yüzüğe takılmış olması sinirlendirdi yeniden Ada’yı.

“Bak Utku o yüzüğü hiç bir zaman takmaya niyetim yok benim!” dedi kendini tutamayıp. Ani bir frenle durdu araba. Utku’nun yüzüne baktı Ada.

Genç adamın gözlerinde tuhaf bir ifade vardı şimdi.

“Takmak zorunda kalacaksın ama!” dedi aynı tuhaflıkla.

(devam edecek)

Bölüm 1

https://gulserenkilincyazar.com/2018/07/06/varilacak-yarinlar-bolum-1/

Bölüm 2

https://gulserenkilincyazar.com/2018/07/07/varilacak-yarinlar-bolum-2/

Bölüm 3

https://gulserenkilincyazar.com/2018/07/08/varilacak-yarinlar-bolum-3/

Bölüm 4

https://gulserenkilincyazar.com/2018/07/09/varilacak-yarinlar-bolum-4/

Bölüm 5

https://gulserenkilincyazar.com/2018/07/10/varilacak-yarinlar-bolum-5/

Bölüm 6

https://gulserenkilincyazar.com/2018/07/11/varilacak-yarinlar-bolum-6/

Bölüm 7

https://gulserenkilincyazar.com/2018/07/12/varilacak-yarinlar-bolum-7/

 

 

Varılacak yarınlar – Bölüm 8’ için 3 yanıt

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s