arkası yarın

Bir küçük aşk masalı Bölüm 3

Melek son iki günde İnci kimliği ile hayatında yaşamadığı duyguları tadıyor ve gidemeyeceği yerlere gidiyordu. Tekne için Tolga’nın verdiği adrese vardığında, onun ışıltılı simsiyah gözlerinin içinde yelken açmıştı zaten. İkisinin arasında bu tarif edemedikleri çekim sadece iki günde sanki yıllardır ve berabermişler de, bir daha hiç ayrılmayacaklarmış gibi hissetmelerine neden oluyordu. O  gün tanıştığı insanları sorsalar hiç birini hatırlayamazdı ama, Tolga ile geçirdiği her saniyeyi romanlar dolusu anlatabilirdi. Daha  ikinci günde ilk kez elele tutuşmuşlardı bile. Öylesine doğal gelişiyordu ki her şey, henüz tanışmış olduklarını sorgulamıyorlardı bile.

Denizin ve güneşin duygulara kattıkları tartışılmazdı zaten, sonsuz bir yolculuğun içinde gibi hissediyordu hepsi. Teknede çoğunlukla çiftler olduğundan, herkes kendi rüyasını yaşıyor gibiydi. Gün boyu masmavi koylarda yüzdüler bir gün önce başlayan sohbetlerine derinleştirerek devam ettiler.

Tolga İnci sandığı Melek’in moda tasarım çizimleri yapmasıyla çok ilgilenmişti. Aslında İnci olması gerekirken, günün akışına kapılıp kendinden bahsettiği için pişman olmuştu Melek ama, bir kez söylediği için de geri adım atamamıştı. Tolga’nın konuyla ilgili pek çok arkadaşı olması ortaya çıkınca, konu düşündüğünden biraz uzun sürse de, sonunda aşk, deniz ve doğa onları yeniden esir almış ve gözleri kilitlenmiş kalmıştı. Böyle bir ortamdan mı bilmiyorlardı ama tenleri tenlerine değdiğinde hisettikleri elektiril öyle fazlaydı ki, tesadüfi gelişen ufak dokunuşlar bile nefeslerinin kesilmesine neden oluyordu.

Gün batımı olanca güzelliği ile ufku kaplayıp, gökyüzünün kızıllığı bedenlerini sarınca, dudaklarının birleşmesine engel olmayı denemediler bile. İkisininda sonradan hayatlarının en güzel “an”ı olarak hatırlayacakları bu an, artık ayrılmama isteklerinin doruk noktasına çıktığı andı.

Elbette hergüzel şey gibi tekne gezisi de sona erdi, Tolga ertesi gün için ısrarcı olsa da, İnci olan Melek, yapması gereken işler olduğunu söyleyerek haberleşmelerini istedi. İnci hanım randevu vermemesi konusunda onu uyarmıştı, ne kadar istiyor olsa da, kontolü kendi eline alması imkansızdı. Dönüşte yine taksiye binmeye Tolga’yı ikna etti ve sanki taksiyi haraket ettiren yüreğiymiş gibi İnci Hanım’ın evine nasıl geldiklerini anlamadı bile.

“Yüzündeki pembe yorgunluğa bakılırsa, günün güzel geçmiş” dedi İnci Hanım onu görünce. Bu sözü aşkının yüzünden okunması olarak algılayan Melek panipe kapılsa da, İnci Hanım’ın arkasından “Çantana bir güneş kremi koymayı düşünememişiz.” diyerek kahkaha atmaysıyla rahatladı. Bütün vücudunda kalıcı güneş lekeleri bile çıksa umurunda değildi onun şimdi. Yüreğindeki siyah gözlerin lekesi ile ömrünün sonuna kadar yaşamak istiyordu sadece.

“Anlat bakalım neler oldu?” dedi İnci Hanım, kendine ait olanları kendine saklayarak günü biraz da hayal gücünü kullanarak sıradanlaştırdı. Kendilerinden başka insanların varlığının bile farkında değildi ki, hata yapmaktan korktuğu için az konuştuğunu söyleyerek geçiştirdi verdiği özet bilgilerin nedenini.

Melek’i yolladıktan hemen sonra babası aradı İnci’yi, Tolga’nın ailesi en kısa zamanda tanışmak için gelmek istiyorlardı. Oğulları İnci’yi anlata anlata bitirememişti. Zaten bir kaç gün içinde döneceklerdi, Tolga ile kendisi mi günü belirlemek isterdi, yoksa babalar bu  işi halletsin miydi?

“Bak sen küçük şıllığa iyi iş çıkarmış” dedi içinden İnci telefonu kapatınca. Babasına ben sana haber vereceğim demişti.

İnci’nin zaten bir sevgilisi vardı ama, ailesinin onaylayacağı tipte bir adam değildi ama, kız gönünü kaptırmıştı bir kez işte Melek’in Tolga’ya hissettiklerini o da Barış’a karşı hissediyordu. İki kadının hayatı şimdilik Tolga’da kesişiyor olsa da, asıl ortak noktaları yürekleri yerinden çıkacakmış kadar aşık olmalarıydı.

Barış güvenilmez serserinin biriydi aslında, İnci’yi sürekli başka kadınlarla aldatıyordu, geçtiğimiz hafta onu yine bir şıllıkla yakalayınca, delirmişti İnci. Aslında Tolga kapısını da tam kapatmamasının sebebi biraz da buydu. Onu yedekte tutabilir, kamuflaj olarak kullanabilir ya da Barış’ı kıskandırmak için değerlendirebilirdi. Onunla evlenmek gibi bir niyeti yoktu aslında, bu yüzden de kendisi gitmek istememişti. Tolga’nın iki günün sonunda bu kadar kolay ikna olacağı planları arasında değildi. Daha çok bu kenar mahalle güzelinin Tolga’yı uzaklaştıracağını ummuştu ama, ufaklık suçunu bastırmak için iyi oynamış olmalıydı. Tolga’yı şahsen tanımasa da, eğitim, gelir, mevki ve pek çok açıdan çok iyi olduğunu biliyordu. Melek gibi varoşta büyümüş bir kızdan etkilenmiş iolması gerçekten şaşırtıcıydı. Planlarını yeniden gözden geçirmesi gerektiği ortadaydı, çünkü daha bu sabah adetlerinin kesilmesinden şüphelenip yaptığı test pozitif çıkmıştı.  Rahminde sevdiği adamın bir parçasını taşıdığını öğrenince çok heyecanlanmıştı ama, Barış ile evlenmek intihar etmek gibi bir şeydi. Huzursuzca evin içinde dolanmaya başladı. Bu durumdan onu kurtarabilecek tek kişi annesiydi, saate baktı babası çoktan uyumuş olmalıydı, annesine mesaj gönderdi, uyumadıysa babasının duymayacağı bir yerden aramasını istiyordu. On dakika sonra çalan telefonun üzerinde yasan isim annesine aitti. Hemen açtı telefonu.

Olanı biteni hızlıca anlattı annesine, Barış’tan zaten haberi vardı. Melek ve bebekde konuya eklenince, Mehtap Hanım kısa bir sessizlik yaşadı önce. Kızının yaptıkları onu şaşırtmıyordu, çünkü her zaman kendisine benzemiş olmasıyla gurur duyuyordu. Kenan Bey gibi bir adamla evlenmek ve diğer tüm rakipleri elemekte kolay olmamıştı. Tolga şimdi tam da Kenan Bey gibiydi, kaçırılaca fırsat değildi gerçekten, üstelik kızı yerine bir kenar mahalle dilberinin cilvesine kanacak kadar da saftı demek. Kızının Barış’tan vazgemeyeceğini biliyordu, belli ki bu bebek olayı da onu duygusal yapmıştı, onun parçasını aldırmam bedeninden diye tutturmuştu çünkü. Sonunda ana kız bebeği aldırmamaya Tolga’nın ailesi ile bir an önce görüşüp nikahın hemen olmasını sağlamaya ve Barış’ıda eskiden olduğu gibi İnci’nin hayatında saklı tutmaya karar verdiler. Barış’ın buna bir itirazı olmazdı zaten, ona bebekten bahsedilmediği sürece sorun da olmazdı, çünkü bilirse ileride baş ağrıtabilirdi. Geriye bir tek Tolga’nın gerçek İnci’yi gördüğünde vereceği tepki kalıyordu ama ona da bir kılıf bulmuşlardı. Evet Melek son bir kez daha Tolga ile buluşacak ailelerin tanışma konusunda gün belirleyeceklerdi, bu görüşme diğerleri gibi uzun sürmeyecek Melek yani İnci olarak Melek kendini biraz yorgun hissettiğini söylerek erken ayrılacaktı. Kızın parasının kalanını o gün eline tutuşturup bir daha gözüne gözükmemesini söylecekti ve işin bu kısmı böylece kapanmış olacaktı.

Melek tekne gezisinin olduğu gün Pelin’e yine mesajlar atmış ama bir gün önce orada kaldığı için yeniden onlara gidememişti. Sabah hazırlanırken nasılsa işe varana kadar uzun uzun konuşuruz diye düşünürken, halası ona dün akşam Muzaffer Amca ve eşinin onlara geldiğini söyledi. Muzaffer Amcayı da, Emine Teyzeyi’de gerçekten severdi.

“Ne iyi olmuş, enişteme de iyi gelmiştir.” dedi gülümseyerek.

“Evet iyi oldu gerçekten, üstelik bizi çok mutlu eden bir şey de söylediler, enişten asıl bu sözü duyunca çok iyi oldu.”

“Yoksa eniştemin maaşını mı bağlayacaklarmış?”

“Ah keşke! Ama değil, yarın akşam seni istemeye geleceklerini söylediler, Murat için.”

“Ne?” diyerek kaldı Melek bir anda. Bu da nereden çıkmıştı şimdi, ah Pelin onu hep uyarmıştı ama, o bir türlü konduramamıştı, tam da hayatının aşkını bulmuşken, halasının mutluluk ve umutla baktığını gözlerine başkasını sevdiğini nasıl söylecekti şimdi.

“Murat, Melek diyormuş başka bir şey demiyormuş, e bakkalı var, evi var, yakında muhasebeci çıkacak, kendi yerini açacakmış babası ona, o zaman burada değil şehirde otururlar dedi Muzaffer Bey.” diye devam etti halası Melek’in şaşkınlığını farketmeden.

“Bizde senin mrüvetini görmek istiyoruz kızım, sen de Murat’ı hep sever takdir edersin biliyordum, o senden, sen ondan iyisini mi bulacaksınız, tam tencere kapak gibi olacaksınız maşallah!”

Kaçamak  bir gülümseme ile halasının yanağına öpücük kondurup, geç kalma bahanesiyle fırladı evden. Pelin bahçe kapısına çoktan gelmiş onu bekliyordu, Melek’in yüzündeki allak bullak ifadeyi görünce, Tolga’nın gerçeği öğrendiğini sandı önce, neyse ki sorularından fırsat bulup sabah olanları anlattı Melek durağa gidene kadar.

“Tamam işte, zaten sen Tolga’yı bir daha görmeyeceksin ki, halan doğru söylemiş Murat bulabileceğin en iyi kısmet gerçekten, çok da yakışıklı, yani o Tolga’yı düşününce.”

“Peliiin!” diye azarladı onu Melek. “Evet ben de biliyorum bütün bunları ama, ben zaten bu oyun başlamadan önce de ona aşıktım, yani tüm bunlar hiç yaşanmamış olsaydı da yine Murat’ı değil onu isteyecektim. Murat çok iyi çocuk tamam kabul ediyorum ama ona da haksızlık değil mi?”

“Sen aklını başına alıp, ona bir fırsat versen belki haksızlık olmayacak ama!”

Melek bir şey söylemeden otobüsün camından dışarıyı izlemeye başladı. Arkadaşının yüzündeki hüznü gören Pelin, onu neşelendirmek için aslında sürpriz olarak planladığı şeyi yumurtlayıverdi oracıkta.

“Çizimlerini Asuman Hanım’la Hollanda’daki bir yarışmaya yolladık!”

“Ne yaptınız? Sen onun için mi aldın o dosyaları benden, hani bir arkadaşına model gösterecektin sadece!”

“Gösterdim işte Asuman Hanım’a gösterdim, o da bunlalr gerçekten çok güzel dedi, kendi yeğeni katılıyormuş bu yarışmaya, onun çizimlerini yollarken seninkileri de yanına ekleyiverdi, beş kuruşta istemedi bunun için.”

“Sana ne diyeyim Pelin, ben kim o yarışmayı kazanmak kim?” diye gülümsedi arkadaşının bu iyi niyetine Melek. Ne  tatlı kızdı bu Pelin, hayatı boyu hep onun iyiliğini düşünmüş, ne derdi olsa ortağı olmuştu. Sarıldı arkadaşına sıkıca “Teşekkür ederim!” dedi gözleri dolarak.

Şirkete vardığında İnci Hanım’ın onu aradığını söylediler, “Yarın sabah erkenden gel bana!” dedi İnci sadece.

“Tamam efendim!” dedi Melek’te her zamanki gibi. Şef İnci’nin ona ne iş yaptırdığını merak etsede soramıyordu, kızın yorgunluktan hırpalanmış olması gerekirken yüzünde güller açmasına bir anlam verememişti. Zaten safça bir kızdı biliyordu da, yoruldukça mutlu olacak kadar da deliydi demek ki.

Ertesi sabah İnci ona Tolga’ya mesaj atmasını, çok vakti olmadığını ama onu özlediği için en azından bir kahve içmek istediğini ve konuşmaları gerekenler olduğunu söylemesini istedi. Sonra da “Ya da dur ver telefonu ben yazarım” diyerek Melek’e yazmasını söylediği her şeyi kendisi yazdı çabucak. Cevap hemen geldi, “Tamam bu öğlen aynı restoranda buluşalım, benim de öğleden sonra bir randevum var, ben de seni çok özledim.”

Telefonu Melek’e yeniden uzattı, ve annesiyle planladıkları şeyleri söyleyip bir saatten fazla kalmaması için sıkıca tembihledi, mutlaka biraz hasta görün diye de ekledi. Sonra doğruca bu eve gelecek, parasının kalanını alacak ve bir daha da görüşmeyeceklerdi ne İnci ile ne de Tolga ile. Eğer bu olanlardan birine  bahsedecek olursa bu şehirde barındırmazdı İnci ne onu, ne de ailesini.

Melek bu son bir saat sözünü duyduktan sonra öylesine üzülmüştü ki, zaten hasta rolü yapmasına gerek kalmayacak kadar solmuştu rengi, en azında yine uzun bir gün olur diye hayal etmişti, şimdi son bir saate hem rolünü oynayıp, ezberini söyleyecek hem de son kez bakacağı o gözlere doymaya çalışacaktı. Yine seçilen kıyafetler ve saç, baş ayarlamasının ardından plandıkları gibi evin önünden taksiye binerek restorana gitti.

(devam edecek)

BİR KÜÇÜK AŞK MASALI İSİMLİ HİKAYENİN BÜTÜN BÖLÜMLERİNİ AŞAĞIDAKİ LİNKLERDEN OKUYABİLİRSİNİZ.

Bölüm 1

https://gulserenkilincyazar.com/2018/04/12/bir-kucuk-ask-masali-bolum-1/

Bölüm 2

https://gulserenkilincyazar.com/2018/04/13/bir-kucuk-ask-masali-bolum-2/

Bölüm 3

https://gulserenkilincyazar.com/2018/04/14/bir-kucuk-ask-masali-bolum-3/

Bölüm 4

https://gulserenkilincyazar.com/2018/04/15/bir-kucuk-ask-masali-bolum-4/

Bölüm 5

https://gulserenkilincyazar.com/2018/04/16/bir-kucuk-ask-masali-bolum-5/

Bölüm 6

https://gulserenkilincyazar.com/2018/04/18/bir-kucuk-ask-masali-bolum-6/

Bölüm 7

https://gulserenkilincyazar.com/2018/04/18/bir-kucuk-ask-masali-bolum-7/

Bölüm 8

https://gulserenkilincyazar.com/2018/04/19/bir-kucuk-ask-masali-bolum-8/

Bölüm 9

https://gulserenkilincyazar.com/2018/04/20/bir-kucuk-ask-masali-bolum-9/

5 replies »

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

w

Connecting to %s