Yaşam kurgusu

Henüz kar yağmamıştı ama kış iyice kendini hisettirmeye başlamıştı. Kalın giyinmeyi sevmediği için nihayet şifayı kaptığını hissediyordu. Neyse ki haftasonuna girmişlerdi. O sabah günlük uyanma saati geldiğinde gözlerini açmış. Vücudunda kalkacak dermanı bulamayınca biraz hayal kurmuş ve yeniden uykuya dalmıştı. Uyandığında öğlen olmuştu ama hâlâ kalkacak kadar enerjisi yoktu. Yine de günü yatakta bitirmeyi sevmediğinden… Read More Yaşam kurgusu

Neyin diyetini ödüyoruz? 

Kendini bildi bileli hiç çok zayıf ya da hayal ettiği gibi bir bedene sahip olamamıştı. Yıllardır ara ara başvurduğu diyetlerle kilo kontrolü yapmaya çalışsa da, hiç birine düzenli uymayı beceremediği için, istediği gibi bir sonuca ulaşamamıştı. Belki de asıl istediği zayıf olmak değil, hayattın tüm lezzetlerini kaçırmadan keyif alabilmekti. Gerçi lezzet sınıfında saydığı şeylerin sağlıklı… Read More Neyin diyetini ödüyoruz? 

Tam yol ileri !

“İnsanlar kendi başaramadıkları şeyleri başaran insanlara karşı daha sert eleştirilerde bulunur, empati yoksunluğuna uğratlar. Bu yüzden kimsenin başardığınız şey ile ilgili mutluluklarınıza gölge düşürmesine izin vermeyin. Unutmayın sadece meyve veren ağaç taşlanır.” Umut verici sözlerdi bunlar ama yine de çok emek vererek, çok isteyerek başarıya ulaştırdığına inandığı hedefine karşılık, destek veya tebrik almamak bir yana,… Read More Tam yol ileri !

Platonik

Umut insanın kontrol edebildiği bir şey değildi, akıl umutlanmasa, yürek umutlanıyordu çünkü. Kaçıncı kez aklın kurduğu hayaller yıkılsa bile, yürek inatla devam ediyordu yoluna, akılla işi yoktu onun. Akılla sevilmezdi ki zaten, yürekle sevilirdi. Yürek de sevmeyecekse ne özelliği kalırdı geriye.  İşte yine içinde yükselen dalgalar vuruyordu göğsüne, yüreği göğüs duvarını aşıp gitmek istiyordu sevdiğine.… Read More Platonik

Evlat

Gecenin karanlığında nefesini dinliyordu oğlunun. Onun sağlıklı ve yanında olmasından daha önemli ne olabilirdi ki? Derin bir uykudaydı şimdi, ne rüyalar görüyordu kim bilir? Kalkıp bakayım diye düşündü bir an, onun o sıcak alnına bir öpücük kondurmak istemişti. Sonra uyandırırım diye vazgeçti. “İnsanın anne olduktan sonra kalbi dışında atar.” demişlerdi. Onun yüreği hemen yan odada… Read More Evlat

Farkların değeri

“Bir gün gelecek insanlar farklılıklarının ne kadar özel olduğunu anlayacaklar. Farklılıklardan kasıt kendi elleriyle ya da insan müdahalesi ile gerçekleşen farklılıklar değil elbette. Yaradılışlarından, algı, akıl, tecrübe ve düşünme şekillerinden gelen farklılıkların. Çünkü bu farklılıklar bir arada yaşamanın asıl zenginlikleri.” Okuduğu kitabın cümleleriydi bunlar. Böyle bir dünyanın mümkün olması hayaldi şu an için ona göre.… Read More Farkların değeri

Sözsüz Ütopya

Kelimeleri unutmuştu insanlar. Çok önceleri, insanların birbirlerini anlamak, konuşmak denilen eylem için çıkardıkları ses gruplarıydı onlar. Sesle ifade edilebildikleri gibi, yazı ile de ifade edilebiliyorlardı. Eskilerde kalmıştı bu yöntem. Artık kimse konuşmuyordu. Yazmak için ise semboller vardı. Dillerde kalmamıştı bu yüzden. Eskisi gibi, bir nesne için, her dilde başka kelime kullanılmıyordu. Tüm insanlar belirlenen ortak… Read More Sözsüz Ütopya

Parkta bir sabah

Gözlerini kapatmış bankta öylece oturan kadına bakıyordu dakikalardır. Yüzünde herhangi bir ifade yoktu. Sanki zamanın içinden çıkmış ve bulunduğu anda donup kalmış bir heykele benziyordu. İlk bakışta gözlerini uzakta bir noktaya sabitlemiş  gibi dursa da, bulunduğu yerden gözlerinin kapalı olduğunu seçebiliyordu. Gölgesinde oturduğu ağacın rüzgarda savrulup dökülen yapraklarına inat kıpırtısızdı. İşe gitmeden önce bir sigara… Read More Parkta bir sabah

10 Kasım 

Şans, dünyanın örnek aldığı büyük bir önderin kurtardığı ülkede doğmaktır.  Sevgi, nesiller boyu yılların eksiltemediği bir sevgiyle, hiç görmediğin bir insanı yüreğinin en güzel yerinde taşımaktır.  Umut, sadece yapıcı, akılcı, sevgi ve insan üzerine kurulu düşüncelerin asla ölmediğine şahit olmaktır.  Ölümsüzlük, düşünceleriyle, sevgisiyle, sözleri, kahramanlıkları, dehası, öngörüleri ve anılarıyla kendi milletine ve tüm dünya milletlerine… Read More 10 Kasım 

Peter Pan

Arka bahçede oynarken rastlamıştı ona, çalıların arasına girmiş ürkek gözlerle onu seyrediyordu. O sırada tahta sıraya oturmuş bebeğinin saçlarını tarıyordu. Bebeğin saçları çok dolaştığı için tarak bir türlü aşağı doğru kaymıyor, her defasında tarağın üzerinde naylon saçlar birikiyordu. Gözlerindeki ürkekliği onun bu halini görmesine bağlamıştı. Henüz yavruydu ve elindeki şeyin tüylerini yolan bir canavar olduğunu… Read More Peter Pan