arkası yarın

Taşıyıcı yürek – Bölüm 8

“Telefonunu unutmuşsun köyde, enişten Müjdat beyi aramış. Seninle konuşmak istiyorlarmış” dedi sonra sakin bir sesle, “İstersen yola devam edebiliriz. İstersen döneriz.” dedi arkasından.

Beren ayrılmak istememişti onu büyüten insanlardan, şimdi onu kabul edeceklerini düşünüp umutlanmalıydı bilmiyordu. Teyzesinin yıllar önce ağabeyine verdiği tepkiden  sonra şimdi onu bağrına basacağını düşünmek inandırıcı gelmiyordu. Başını eğip Suna’nın pembe yüzüne baktı. Gözlerini açmış merakla etrafına bakınan bir şeker gibi görünüyordu.

“Önce altını açmalıyız, saatlerdir bakmadık.” dedi sessizce indi arabadan. Arka koltuğa yatırdı minik bedeni, çantasından eşyalarını çıkarıp temizledi onu. Sonra göğsüne alıp bastırdı ve bindi yeniden arabaya.

“Şimdi dönebiliriz.” dedi sessizce onu izleyen Mustafa’ya. Köyden ayrılan o gözü yaşlı kız değildi şimdi. Daha kendinden emin duruyordu.

Mustafa Beren’in telefonunu çevirdi kendisininkinden, çalar çalmaz açtı enişte.

“Geliyoruz.” dedi kısaca, cevabı dinlemeden kapattı.

Eve vardıklarında Makbule hanım ve İbrahim bey kapının önünde bekliyorlardı onları. Beren kucağında Suna ile indi arabadan. Mustafa bekledi. Makbule hanım kızın yanına gelip kucağından aldı Suna’yı.

“İbrahim bak artık dede oldun!” dedi ağlayarak.

Beren’in gözlerinden yaşlar hızla indiler yanaklarına doğru. İbrahim bey yanlarına gelip sarıldı hepsine birden.

“Asıl aile olduk Makbule!” dedi ağlayarak.

“Daha değil!” dedi Makbule hanım, “Samet’i bulacağız önce.”

Mustafa’nında gözleri dolmuştu. Arabanın içinden izliyordu olanları. Samet’i bulmaları için çoktan haber yollamıştı tanıdıklarına. Suna’nın kocaman bir ailesi olmuştu yeniden. O kardeşinin kızıydı ama Beren’in kanını taşıyordu. Dünyada yüzündeki en tuhaf aileydiler onlar. Dağ başına kaçmak bile kurtaramamıştı onu bir aileye ait olmaktan. Minik yeğeni gelip bağlamıştı onu yine insanlara.

“Gelsene oğlum sende!” dedi Makbule hanım seslenerek.

İndi Mustafa arabadan.

Müjdat bey çok sevinmişti Beren’in yeniden ailesine kavuşmasına. Mustafa’yı henüz tanıyordu ama Beren’e sahip çıkışı hoşuna gitmişti. Hiç bir şey boşuna yaşanmıyordu belkide. Her yaşanılan bir yerlere taşıyordu yolculuğumuzu.

Onun manevi ailesi de gelip onu almışlardı sosyal hizmetlerden. Arada bir düşünürdü orada kalsa veya başka bir aileye gitse yine aynı mı olurdu hayatı. Dahası kendi anne ve babasını bilse nasıl olurdu kim bilir? Hiç istememişti onların  kim olduğunu öğrenmek. Gerekte yoktu zaten. Karnında değil, yüreğinde taşıyan önemliydi çocuğu. Beren Suna’yı hem karnında, hem yüreğinde taşımıştı. Teyzesi de onu taşımıştı yüreğinde. Tıpkı kendisi gibi annesi babası kazada kaybedilen bir evlat nasip olmuştu onada. Tek fark ona canını katma şansı bulmuştu. Belki kendi annesinin karnında olsaydı ölecekti Suna’da onlarla.

“Yiyecek ekmeği varmış.” derdi annesi böyle durumlarda, “Yiyecek ekmeğin bitti mi, ne yaparsan yap faydası olmaz, ecel gelir alır seni.”

Mustafa ve Beren bir haftaya yakın kaldılar köyde. Eşe dosta hikayeyi anlatmadılar. Herkes Mustafa’yı gerçek bir eş, Suna’yıda torun bildi köyde.

“Herkesin her şeyi bilmesi şart değil.” dedi Makbule hanım.

Beren’in aklında bir tek ağabeyi kalmıştı şimdi. Ona da kavuşurlarsa her şey yoluna girecekti gerçekten.

“Peki ya bu kaza olmasaydı ve Suna’yı vermen gerekse ne yapacaktın?” diye sordu Mustafa bir gün.

Beren Suna’yı seyretti önce uzun uzun; “O zaman onu hiç görmeyecektim sanırım.” dedi.

“Verebilecek miydin peki?”

Cevap vermedi Beren. Bunca karmaşanın içinde bunu düşünecek fırsatı hiç olmamıştı. Onu karnında taşıdığı dönemlerde verebileceğini düşünüyordu aslında. Onunla bir bağ kurmuştu o zamanda ama şimdi hissettikleri çok başkaydı. Şimdi kimseye veremezdi onu.

Mustafa uzanıp öptü onu alnından.

Suna çok hızlı büyüyordu. Müjdat bey ailesi ile geliyordu artık onları ziyarete. Ailesi olan biteni bilmiyordu elbette ama dağda bir evde vakit geçirmek onlarında hoşuna gitmişti.

Köyden geldiklerinden beri Mustafa’nın tavırlarındaki yumuşamayı görebiliyordu Müjdat bey. Tek yumurta olmasalarda aslında benziyorlardı gerçekten Sezin ile. O da kardeşi gibi kocaman yürekli bir kızdı. Keşke hayat onlar içinde güzel sürprizler hazırlasaydı ama olmamıştı işte. Mustafa’nın neden ailesine sırtını döndüğünü hiç sormamıştı ama merak ediyordu. Belki bir gün kendiliğinden anlatır diye düşünerek sormadı. Her şey öyle hızlı gelişmişti ki, bu iki hazırlıksız insanın böyle güzel anne baba olabildiklerini görmek mutlu ediyordu onu. Belli ki bir süre sonra gerçek bir aile olacaklardı zaten. Beren ve Mustafa’nın tavırları gösteriyordu olacakları.

Beren ile ilk konuştuğunda olayların buraya geleceği hiç  aklına  gelmemişti. Sadece dostu için mesleğini riske attığını düşünüyordu o zamanlar. Olayların seyri değişince riske ettiği insanların sorumluluğu mahvetmişti onu. Aslında hiç birinin kötü bir niyeti yoktu başlarken. Evlat sahibi olmak isteyen güzel insanlarla, paraya ihtiyacı olan genç ve kocaman yürekli bir kız iş birliği yapacaklardı sadece. O kızın yüreği sandığından da büyük çıkmıştı sonuca vardıklarında. Samet ile ilgili gerçekleri öğrendiğinde daha da saygı duymuştu ona. Sezin evladını emanet etmek için ondan iyisini bulamazdı gerçekten. Suna için olabilecek en iyi anneydi o.

Mustafa’nın telefonu çaldığında hep birlikte verandada oturuyorlardı. Müjdat beyin iki kızı Suna’yı aralarına almış onu güldürmeye çalışıyorlardı salıncak koltukta. Eşi ile Beren derin bir sohbete dalmışlardı. Mustafa ve o da tavla oynuyorlardı. Mustafa’nın konuşma ilerledikçe değişen yüz hatlarından anlamıştı yine bir şeyler olduğunu. Telefonu kapatınca yüzüne baktı dikkatlice.

“Samet ölmüş” dedi Mustafa fısıldayarak.

İkisi birden dönüp Beren’e baktılar.

“Nasıl ölmüş söylediler mi?”

“Vurulmuş”

“Ona söyleyecek misin?”

“Hayır!”

Beren ikisinin birden ona baktığını farkedince durup gülümsedi güvendiği bu iki adama. Onlarda ona gülümsediler ve dönüp zar atmaya devam ettiler.

Müjdat beyde Beren’in bunu bilmesini istememişti. Samet zaten varla yok arasındaydı onun hayatında. Hiç değilse bir yerlede yaşıyor olması umudu kalsın istiyordu içinde. Makbule hanım ve eniştesi içinde çok ağır olurdu bu haber. Bu güne kadar onlara haber ulaşmadığına göre, şimdi ulaşmasına  gerek yoktu zaten.

“Zavallı çocuk” dedi Mustafa iç çekerek. Üzülmüştü onu hiç tanımasa da, hayat onu bir yerlerden almış, yerden yere vurmuştu belli ki. O kendini kurtarmıştı hiç değilse. Samet başaramamıştı. Beren şimdi Samet’in de emanetiydi artık. Yeniden baktı ona. Yüreği büyüyordu o yanında olduğu zaman. Bir Suna’ya bir de ona baktığında hissediyordu bunu. Yüreği büyüyor büyüyor bedeninin dışına çıkıyordu sanki.

Müjdat bey görebiliyordu Mustafa’nın gözlerinde hissettiklerini. Hayret ediyordu geldikleri noktaya her defasında. Birinden dinlese inanmayacağı kadar çok şey olup bitmişti bunca zamanda. Karma karışık bir sürü hayat bir araya gelip düğüm olmuştu bir anda. O düğümün ortasında boğulacak gibi olduklarında çözülmüştü her şey. Samet ve Sezin dahil olamamışlardı bu hikayeye sadece.

“Vay canına” dedi o da zarları atarken.

Köy ziyaretlerinden iki hafta sonra teyzesi ve eniştesi geldiler dağ evine.

“Torun hasretine dayanamadık” dediler kapıdan girer girmez ve Suna’yı kucakladılar sevgiyle.

Makbule hanım Samet’i bulma umudunu kaybetmemişti hâlâ. Bir ara Mustafa’ya eğilip “Bir haber var mı Samet’den?” diye sordu.

“Yok” dedi Mustafa, “Bulamamışlar.”

“Hayırlısı inşallah!” dedi kadın iç çekerek, “Belki o da kucağında bir torunla çıkıp gelir bir gün”

“İnşallah!” dedi Mustafa. Ona sırtlarını dönmelerini henüz affedememişti.

SON

Bölüm 1

https://gulserenkilincyazar.com/2018/07/24/tasiyici-yurek-bolum-1/

Bölüm 2

https://gulserenkilincyazar.com/2018/07/25/tasiyici-yurek-bolum-2/

Bölüm 3

https://gulserenkilincyazar.com/2018/07/26/tasiyici-yurek-bolum-3/

Bölüm  4

https://gulserenkilincyazar.com/2018/07/27/tasiyici-yurek-bolum-4/

Bölüm 5

https://gulserenkilincyazar.com/2018/07/28/tasiyici-yurek-bolum-5/

Bölüm 6

https://gulserenkilincyazar.com/2018/07/29/tasiyici-yurek-bolum-6/

Bölüm 7

https://gulserenkilincyazar.com/2018/07/30/tasiyici-yurek-bolum-7/

Bölüm 8

https://gulserenkilincyazar.com/2018/07/31/tasiyici-yurek-bolum-8/

4 replies »

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s