arkası yarın

Baktığın ben miyim ? – Bölüm 1

Yan daireden gelen gürültüleri duymamak için yorganı başına kadar çekti Ali.

İki çocuklu bir aile ile paylaşıyordu bu eski apartmanın ikinci katını. Kırık dökük az katlı apartmanların, birbirlerinin arasına sıkışmış gibi duran silüetlerinin içinde yaşıyorlardı hep birlikte.

Sanki bir parmak boşluk kalsa ziyan olacakmış gibi dayalıydı duvarları birbirlerine. Bir yanda apartman komşusu ile birleşikken, öte yanda yan apartmanın aynı kattaki dairesine  komşu olunuyordu bu yüzden.

Bu evlerden birinde yükselen seslerden kaçmanın tek yolu ya evden çıkıp gitmek ya da yorganın altına olabildiğince gömülmekti. Gecenin saat üçünde başlayan bu gürültüden kaçmak için dışarı çıkacak hali yoktu şimdi  Ali’nin. Mecburen gömüldü yorganın altına. Zaten bastıran sıcaktan ve  nemden daralan nefesi, iyice daraldı yorganın altında.

“Allah belanızı versin hepinizin, yediniz bitirdiniz beni!” diye bağırıyordu üç dört ayda bir eve uğrayan Cemil bey.

Komşularıyla arası pek  olmasa da, Selim sayesinde öğrenmişti babasının adını. İyi bir çocuktu Selim. Henüz on yedi, on sekiz yaşındaydı herhalde. Eve neredeyse uğramayan babası yerine çalışıyordu ailesine bakmak için. Kardeşinin doğuştan gelen problemleri vardı. Tam olarak anlayamamıştı ama galiba çocuğun gelişimi yavaştı biraz. Zaten öyle zayıftı ki Tekin, azıcık rüzgarda uçacak gibi görünüyordu zavallı.

Yine de güler yüzlü bir çocuktu. Dokuz on yaşlarındaydı o da. Selim’in dilinden düşmeyen yegane canlıydı bu dünyada. Ne zaman kapıda karşılaşsalar : “Tekin nasıl?” der demez anlatmaya başlıyordu hemen.

Hayatın vurduğu tokatlardan mı bilinmez, çıtı pıtı bir delikanlıydı Selim. Gözleri bazen öyle hüzünlü bakıyordu ki, bir ceylan yavrusu kadar masumlaşıyordu soluk yüzü. Seviyordu Ali bu çelimsiz oğlanı. Yüreğinde bir sıcaklık oluyordu onu görünce.

Küçük ve pis apartmanın topladığı kir arınabilirmiş gibi alt kattaki Mukaddes teyzenin evine gidiyordu bazen temizliğe. Mukaddes teyzenin oğlu para veriyordu ona bu işleri yapsın  diye. Yemek bile yapıyordu oğlan kadına. Teyze de çok seviyordu onu.

“Maşallah ben böyle düzgün çocuk görmedim.” diye dua ediyordu her seferinde.

Oğlundan ayrı para sıkıştırıyordu bazen  avucuna. Oğlan almak istemese de, ısrar ediyordu.

Ali’nin de ihtiyacı oluyordu evde yemek yapacak, temizliği halledecek birine. Yukarı mahallede açtığı internet kafeye hücum edenler sayesinde düzgün bir geliri olmuştu son iki yılda. Bu eskimiş mahalleden taşınıp gitmesine yetmese de, kenara üç beş kuruş atmasına yetiyordu. Ailesine  sırtını döndükten sonra epey sürünmüştü o da tek başına. Sonunda öyle böyle bir yerlerden tutunmuş, aç susuz kenara ayırdıklarıyla açabilmişti burayı.

Bu eski püskü ev yetiyordu şimdilik. Zaten tek başınaydı. Elindekini saçmamayı öğretmişti hayat. İstese kendi de halledebileceği halde, yine de Selim’e o da iş teklif etmişti sonunda. Çocuk haftada bir gelip temizliyordu evi. Çamaşırı yıkayıp, ütüyü bile yapıyordu hatta.

Annesi Tekin ile ilgilenmek zorunda olduğu için mecburen öğrenmişti o da bu işleri. Öyle anlatıyordu. Zaten dayaktan yarım aklı kalmıştı kadının. Sonunda Cemil bey kendini iyice alkole vurup iki üç ayda bir uğramaya başlayınca rahat etmişlerdi biraz.

“Yerin dibine geçse de kurtulsak.” diye dua ediyordu annesi.

Her geldiğinde bütün evi alt üst ediyor, kenara köşeye sakladıkları paralar varsa alıp gidiyordu hepsini.

“Seneye reşit olacağım Ali abi, götürüp bankaya koyacağım parayı. O zaman gelse de bulamayacak bir şey.” diyordu Selim sürekli.

Canına yetmişti el kadar oğlanın bu hayat.

Kardeşi doğduğundan beri iyice azıtmıştı babası. Babaannesi annesinden biliyordu çocuğun halini. Oğluna verip veriştiriyordu. İstememişti evlenmelerini, dinlememiş evlenmişlerdi. Tekin doğduktan sonra, kadın yıllardır sakladığı dilini uzatmıştı yine evin içine.

“Soyu bozuk bu kızın! Demiştim sana  dinlemedin! Bak işte çocuktan belli! Öteki de pek iyi mal değildi ama bunda iyice ortaya çıktı. Ana sözü dinlemedin cezanı buldun.” diye höykürüyordu devamlı.

Oysa Tekin’in doğuştan gelen durumu bir hastalık değil demişti doktor.

“Yaşamı boyu sürecek bir durum bu sadece. İyi bakarsanız normal çocuklardan bir farkı yok onun.”

Anlatamamışlardı babaannesine. Sonunda zaten içen babası, iyice alkole vermişti kendini.

İki yıl önce içkiye parası yetmeyince gidip annesini hırpalamıştı bu sefer Cemil. Evde ne kadar altını ziyneti varsa almış götürmüştü.

“Kimmiş soyu bozuk gördü o da.” diye anlatmıştı Selim gözleri dolarak hikayeyi.

O günden sonra bir daha ne aramış, ne sormuştu babaannesi bunları. Babası da eve uğramaz olmuştu zaten.

Güya sesleri duymadan uyumak için girdiği yorganın altında, Selim’in hikayesi zihnine doluşunca kaçamayacağını anladı Ali. Kalktı yataktan. Terden üzerine yapışmıştı çamaşırları. Gidip soğuk suyu açtı banyoda, on dakika bekledi altında. Yan dairede sesler hâlâ devam ediyordu.

Babası annesine bir kez diklenmeye yeltendiğinde, önünde dikilevirmişti Ali. Selim gibi cılız değildi o. Uzun boylu, iri yarı bir delikanlıydı daha  o zamanlar bile. Babası geri çekilmişti Ali’yi karşısında görünce. Sonra bir daha ellememişti kadını. Aslında şiddet dolu bir ailede büyümemişti Ali. Yaşlandıkça anlaşamaz olmuştu annesiyle babası. Babasının önüne dikilmişti ama asıl kışkırtanın annesi olduğunu biliyordu o da. Selim’in babaannesi gibiydi o da bazen.

En çok yirmi yaşına kadar dayanabilmişti onlarla yaşamaya. Babasından değil de, annesinden kaçmıştı daha çok. Ablası evlendikten sonra evde ondan başka saracak kimse kalmamıştı. O da ben gidiyorum deyip çekip çıkmıştı kapıyı. Biraz arkadaşlarının gazına gelmişti aslında. Yine de pişman değildi. Arada gidip yokluyordu yaşlıları. Kenara ayırdıklarından veriyordu onlara da. Ablası boşanıp geldiğinden beri daha içi rahattı. En azından onun baktığını biliyordu anasıyla babasına.

“Oğlum diyordu Selim’e,” bazen, “dik dur azıcık. Ne bu pasifliğin senin. Ezecekler hep seni böyle. Kız gibi çamaşır, bulaşık mı yıkayacaksın sen ömür boyu?  Kim kız verecek sana sonra?”

“Ne kızı abi ya?” diyordu Selim, “Ben kendimi ayakta zor tutuyorum. El kızı beni ne yapsın. Yaşar giderim ben böyle işte. Hem sen kendin de bekarsın işte.”

“Bekarım ama ben istediğim için öyle!”

Selim’e böyle diyordu da, aslında evden  ayrıldığından beri anlamıştı yalnızlığın ne zor olduğunu. Yine de yılmamıştı. İstese mahalleden  bir kızla evleniverirdi şıp diye. Gösterişli bir adamdı, işi de vardı. Gönül işiydi böyle şeyler. İşin içinde sevgi olmadan olmaz gibi geliyordu.

Dükkana gelen çocuklardan birinin ablası vardı. Esmer beline kadar uzanan dalgalı saçları, gösterişli yürüyüşü ile ; “Muzaffer sen yine mi buradasın?” diyerek dalıyordu iki güne bir dükkana. Ali anlamıştı kızın niyetini. Muzaffer filan değildi konu aslında, onu görmeye geliyordu dükkana. Allah için güzel kızdı. Sokakta yürüdü mü herkes ardından bakıyordu. O da bu bakışlardan memnun salınarak geçiyordu evlerin önlerinden. Hele o simsiyah saçlarını bir savuruşu vardı ki, insanın içi gidiyordu görünce.

Yandaki kahvenin bütün gürültüsü kesiliyordu o önlerinden geçip, dükkana girdiğinde. Okey taşları ve tavla zarlarının sesi durunca anlıyordu Ali,  geldiğini. Dükkanda oyun peşinde sümüklü oğlanların bile dibi düşüyordu kızı görünce.

“Niye konuşmuyorsun Ali abi o kadar güzelse?” diye sormuştu Selim bir gün.

Öyle hüzünlü çıkmıştı ki sesi, Ali oğlanın bile dinleyerek hayran  olduğunu sanmıştı kıza.

“Oğlum öyle bir şey değil ki benim istediğim.” demişti iç geçirerek.

“Ya nasıl bir şey istiyorsun sen?”

(devam edecek)

Bölüm 1

https://gulserenkilincyazar.com/2018/08/01/baktigin-ben-miyim/

Bölüm 2

https://gulserenkilincyazar.com/2018/08/02/baktigin-ben-miym-bolum-2/

 

 

 

 

 

 

3 replies »

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s