arkası yarın

Taşıyıcı yürek – Bölüm 3

“Yurt dışında uygulanan taşıyıcı annelik denen bir yöntem var. Duydun mu bilmiyorum?”

“Hayır duymadım.”

“Anne ve babanın sprem ve yumurtası döllenip bir başka kadının rahmine konuyor. Çocuğun bütün genetik özellikleri gerçek anne babasından oluyor. Bu bebekleri doğuran kadınlara taşıyıcı anne deniliyor ve çocuğa herhangi bir genetik özelliğini geçiremiyor yöntem sayesinde”

“Filmlerde görmüştüm sanırım.”

“Taşıyıcı annelik Türk  hukuk sistemine göre yasal değil. Yasa diyor ki, çocuğu doğuran kadın genetik özelliğini almasa da kordon bağı ile çocukla bağ kurar. Onun soyuna yazılır. Dışarıda döllenen sperm ve yumurta da sadece yumurta sahibi annenin rahmine konabilir.”

“Anlıyorum” dedi Beren. Bunu neden ona anlattığını anlayamamıştı.

“Şimdi eğer kabul edersen, operasyonu ben yapacağım. Sen de taşıyıcı anne olacaksın. Bunun karşılığında da sana yüklüce bir ödeme yapılacak.”

“Taşıyıcı anne mi olacağım?”

Beren’in aklı almamıştı söylenileni. Hamile mi olacaktı o yani? Hem de başkasının çocuğuna.

Onun yüzündeki şaşkınlığı gören Müjdat bey, “Şaşkınlığını anlıyorum. Elbette kabul etmek zorunda değilsin. Çevremde bunu sorabileceğim ve güvendiğim başka kimse yok. Aileye ben kefilim zaten. Sana doğuma kadar izin vereceğim, maaşın ödenecek. Aile sana bir ev tutacak. Buralarda görünmek zorunda da değilsin. Doğum gerçekleşince bebeği onlara vereceksin. Gelip işine döneceksin. Ölene kadar da bu sırrı saklayacağız. Sağlığın  açısından bir riski yok. Elbette gerekli tüm testleri ve kontrollerini ben yapacağım”

Beren kalakalmıştı öylece cevap veremedi yine.

“Ben aileye seninle konuşacağımı söylemedim. Sen düşün, bana kararını sonra söylersin” diyerek kalktı Müjdat bey oturduğu yerden. O kalkınca Beren’de kalkıp çıktı odadan.

Akşama kadar beyni durmuş gibi dolandı merkezde. Akşam eve gittiğinde hâlâ kendine gelememişti. Bu ailenin ona vereceği para Samet ve onu kurtarabilir miydi acaba? Müjdat beye çok güvenirdi, riskli bir durum olsa ona teklif etmeyeceğini biliyordu. Ayrıca dokuz ay buralarda olmayacağından kimse bir şey bilmeyecekti. Dokuz ay boyunca yoğun olduğu için teyzesine gelemediğini söyleyebilirdi. Hatta hamleliğin başında bir kez giderdi belki. Ah  şu Samet nerelerdeydi ki sanki? Adamlar on gün süre vermişlerdi para için. Aile ödemeyi hemen yapar mıydı acaba? Sabaha  kadar kafasında düşüncelerle döndü durdu yine.

Ertesi gün Müjdat beyin odasına gidip ailenin ne kadar ödeyeceğini ve ödemeyi ne zaman yapacaklarını sordu.

“Kabul edecek misin?” dedi Müjdat bey.

“Düşüneceğim” dedi sadece. Oysa kararını çoktan vermişti, eğer para yeterliyse ve hemen ödeyebilirlerse kabul edecekti.

“Ben sorayım sana  bilgi vereyim” dedi Müjdat bey, “Çok sevinecekler.”

Akşama doğru onu tekrar çağırdı odasına. Aile paranın bir kısmını önden verecekti. Müjdat beyin söylediği önden verilecek para bile, bankadaki parayla birleşince Samet’in borcunu ödemeye yetiyordu. Yine de acele etmemek için “Düşüneceğim” dedi Müjdat beye. Samet belki bu gün yarın yeniden çıkar gelirdi.

Aradan üç dört gün geçmesine rağmen Samet ortalıkta gözükmeyince, Müjdat beye gidip kabul ettiğini ve parayı hemen vereceği hesap numarasına yatırmalarını istediğini söyledi.

“Çok büyük  sevaba giriyorsun kızım. Gerçi bir evlat edinseler onlar büyük seveba girecekti ama neyse.” diyerek telefonun aldı ve aile ile görüştü. Para ertesi sabah Beren’in hesabında olacaktı. Onu bir iki gün  içinde gelip evden alacaklar ve yeni evine taşıyacaklardı.

“Sen yarından sonra gelme eşyalarını hazırla” dedi Müjdat bey. İşlemleri burada yapmayacağız. Ben gelip seni yeni adresinden alacağım.

Aile söz verdiği gibi ertesi sabah parayı hesaba geçirince, Beren hemen tehdit eden adamları arayıp, parayı ödemek için bir hesap numarası vermelerini istedi. Parayı hemen aktarıp, haber verdi.

Adam kontrol edip, “Eyvallah bacım, abine selamlarımızı ilet” diyerek kapattı telefonu. Derin bir oh çekti Beren. En azından beladan kurtulmuşlardı.

Teyzesini arayıp bu aralar gelip onlarla bir kaç gün kalabileceğini söyledi. Müjdat beye bahsetmişti zaten. Operasyondan bir kaç gün sonra oraya gitmesinde bir sakınca yoktu. Yıllık iznini alıp geldiğini söyleyecek onlarla uzun vakit geçirecek. Sonra karnı büyüyeceği için yoğunluktan gelemeyeceğini yalanını uyduracaktı.

Önce gerekli testler yapıldı. Beren’in soy geçmişinde veya vücudunda taşıyıcı anne olması için bir engel yoktu. Bir kaç gün sonra operasyon gerçekleşti. Bir hafta sonra ki kontrolde her şeyin yolunda olduğu anlaşılınca, Beren teyzesi ve eniştesinin yanına gitti hemen. Onun gelip bir süre kalacağına çok memnun olmuştu yaşlı insanlar. Özlemişlerdi kızlarını. O bütün bunları yaşarken Samet’in nerede olduğunu merak ediyordu. Bu aralar gelse bile onu bulamayacaktı. En azından arar herhalde diye düşündü. On beş gün kadar teyzesinde kaldıktan sonra döndü yeniden. Gelir gelmez Müjdat bey yeniden muayene etti onu. Her şey yolundaydı.

“Hamilelik zor bir şey değilmiş” dedi Müjdat beye. Güldü adam, “Dur bakalım daha yeni başladın” dedi.

Üç ay sonra karnı belli olmaya başlamıştı. Sabahları biraz midesinin bulanması dışında tatilde gibiydi. Yürüyüş yapıyor, kitap okuyor, bol bol dinleniyordu.

Bebeğin anne ve babası ile tanışmamıştı. Müjdat bey bunun daha iyi olacağını söylemişti. Kendisi ayrıca onlara bilgi veriyordu zaten.

Karnında bir canlı büyütüyor olması fikri hoşuna gitmişti Beren’in. Arada bir eliyle okşayıp, konuşuyordu onunla. Müjdat beyin söylediğine göre hiç bir özelliğini almayacaktı Beren’den. Bir çiçek büyüdüğü saksının özelliklerini alır mıydı? O da bir saksı gibiydi. Tohum fide olana kadar onunla büyüyecek. Sonra annesiyle birlikte bir ağaç olacaktı.

Karnı büyüdükçe, bebekle kurduğu duygusal bağın güçlendiğini hissediyordu. Bir saksı değil, topraktı o tohum için. Belki hiç bir özelliğini almayacaktı bu bebek ama sevgisini alacaktı. Yüreği ile bağlanıyordu ona, kordon ile değil.

Doğuma üç dört ay kala bebeğin anne ve babası bir tatile çıkmaya karar vermişlerdi. Sonra dönüp bebekleriyle yaşamak için hazırlıklarını yapacaklardı. Beren’de doğumdan sonra üç dört ay daha ortalarda gözükmeyecek, sonra evine ve işine geri dönecekti. İnsanlar en fazla biraz kilo aldığını düşüneceklerdi böylece. Kimseye bir açıklama yapması gerekmiyordu. Müjdat bey merkezdekilere onu başka bir merkeze geçici destek için gönderdiğini söylemişti.

Bu arada Samet’ten hâlâ haber yoktu. Yine hapse mi düşmüştü acaba yakalanıp. Onları kurtarmak için bir başkasının bebeğini taşıdığını bilse ne yapardı acaba? Eğer doğuma kadar ortaya çıkmazsa bilmesi bile gerekmezdi belki. Doğumdan sonra alacağı para bugüne kadar biriktirdiklerinden çok olacaktı. Ayrıca Müjdat bey maaşını düzenli ödemeye devam ediyordu.

Şimdilik her şey yolundaydı. Beren yürüşler, kitaplar ve bolca uykuyla geçiriyordu günlerini. Müjdat bey fazla kilo almaması için ona bir beslenme programı çıkarmıştı. Düzenli olarak arkadaşının muayenehanesinde kontrollerini yapmaya devam ediyordu.

Bebeğin cinsiyeti belli olmuştu. Bir kız çocuğu dünyaya getirecekti Beren ve belki de onu hayatı boyu hiç görmeyecekti.  Aileyle hiç tanışmadığı için onun neye benzeyeceği hakkında bir hayal bile kuramıyordu.

“Bebek ve aile hakkında bir şey bilmemen senin için de, onlar için de en iyisi kızım” diyordu Müjdat bey sürekli. Aile ona koyacakları isime de karar vermişti ama Beren’e söylenmiyordu bu isim.

Günler hızla akıp gidiyordu. Bebeğin ailesi tatile çıkalı bir hafta olmuştu. Müjdat bey her kontrolde ona aile ile ilgili biraz bilgi aktarıyor ama kimlikleri hakkında ağzını sıkı tutuyordu.

Yeni ev müstakil olduğu için komşuları yoktu. Burası geçici olarak Beren için kiralanmış mobilyalı bir evdi. Beren kendi evine geçince kira sözleşmesi iptal edilecekti. Sessiz ve sakin bir mahalle olduğu için komşuları ile neredeyse hiç karşılaşmamıştı Beren. Hayatı boyunca yaşadığı en sakin ve huzurlu dönemi geçiriyordu burada. Bolca düşünecek ve hayal kuracak vakti de oluyordu böylece. Bir bebek taşıyıp hiç bir hazırlık içinde olmamak tuhafına gidiyordu bazen. Bir elbise gibi çıkaracaktı hamileliği üzerinden ve hiç bir şey olmamış gibi devam edecekti yaşamına. Doğum sezeryan ile yapılacağından, bir süre bakıma ihtiyacı olacak. Müjdat beyin ayarladığı bir bakıcı doğumdan sonra bir süre onunla kalacaktı.

Bebeğin kalp atışlarını duymak heyecanlandırıyordu Beren’i. Bir insanın aynı anda iki kalbi olabilir miydi? Oluyordu işte. İçinde hem kendisinin, hem de bu minicik bedene ait iki yürek taşıyordu o artık.

(Devam edecek)

Bölüm 1

https://gulserenkilincyazar.com/2018/07/24/tasiyici-yurek-bolum-1/

Bölüm 2

https://gulserenkilincyazar.com/2018/07/25/tasiyici-yurek-bolum-2/

Bölüm 3

https://gulserenkilincyazar.com/2018/07/26/tasiyici-yurek-bolum-3/

7 replies »

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s