Taşıyıcı yürek – Bölüm 2

O akşam Beren aklında abisi ile sofrada otururken, eniştesi ona bir şey söylemek istediklerini açıkladı.

“Kızım sen artık kendini döndürecek yaşa geldin. Bizde teyzenle yaşlandık. Şehir hayatı zor geliyor. Sen de tamam dersen, biz memlekete gidelim yerleşelim istiyoruz. Kökümüz orda, benim emekli maaşım döke saça yeter bize. Sen de kendin için biraz para koyarsın kenara.”

Birden bire çıkan bu taşınma olayına şaşırmıştı Beren.

“Enişteciğim sizin emeklerinizi nasıl öderim. Lütfen ben maaşımı size veriyorum diye aldıysanız bu kararı vazgeçin” dedi ikisinin birden yüzüne bakarak.

“Yok meleğim” dedi teyzesi, “Biz zaten nicedir düşünüyorduk eniştenle. Memleket havası iyi gelir bize. Eşe dosta da yakın oluruz. Sende izinlerinde gelirsin yanımıza. Ben tek başıma korkarım diyorsan, gitmeyiz. Gerçi burada büyüdün güvenli çok şükür mahallemiz”

“Yok teyzeciğim korkmam. Siz öyle mutlu olacaksanız” dedi Beren düşünceli bir sesle. Gerçekten de ona yük olduklarını mı düşünmüşlerdi onca emekten sonra anlayamamıştı. Allah yukarıda biliyor ya, onlar karar verip giderse belki Samet’de döner diye de gelmişti aklına. Bunda kötü bir niyeti yoktu, abisi de rahat etsin istiyordu sadece.

“Biz kararımızı verdik kızım” dedi eniştesi, “Babamın evi duruyor orada dayalı döşeli. Valizlerimizi alıp çıkacağız. Buradaki her şeyi de sana bırakıyoruz. Zaten senin hakkın hepsi.” durdu sonra, “Samet’in de tabi” dedi teyzesine bakarak

Cevap vermedi teyzesi, masadan bir iki tabak alıp, geçti mutfağa.

Bu ani kararın üzerinden bir kaç hafta geçince, toparlanıp gitti ikisi de. Ev bir anda bomboş kalmıştı. Geçen zaman boyunca Samet’de uğramadığı için anlatamamıştı Beren. Her gün yaptığı gibi işine gidip gelmeye devam etti. Aradan iki ay geçtikten sonra yeniden ortaya çıktı abisi. Yine bir tomar para tutuşturdu eline. Hızlıca anlattı ona eve gelebileceğini. Teyzesi ile eniştesi gidince o da maaşını hesabın üzerine eklemişti.

“Olmaz!” dedi Samet, “Kaçağım ben unuttun mu? Şıp diye bulurlar burada beni.”

“Samet sen nereden buluyorsun bu paraları?”

“Üzümünü ye bağını sorma. Biraz daha biriksin bırakacağım zaten. O zaman ikimiz için de güzel günler başlayacak. Benden haber bekle. Af çıkacak diyorlar zaten.” diyerek yine hızla uzaklaştı kardeşine sarılıp.

Tüp bebek merkezindeki işler, ev işleri derken geçip gitmeye devam etti günler. Samet bir kez daha geldi bir ay sonra ve parayı eline tutuşturup gitti, bu sefer çok konuşamadan.

Aynı gece kapının gürültüsüyle uyandı Beren uykusundan. Saate baktı üçe geliyordu. Bu saatte kapıyı böyle alacaklı gibi vuran kimse hayır haber olamazdı herhalde. Evde tek başına olduğu için korktu, açmasa giderler miydi acaba? Zarar vermek isteyen biri gecenin bu saati bütün mahalleyi ayağa kaldırmazdı herhalde ama bu saatte kapıya dayanmakta neydi? Sonra birden gelenin Samet olabileceği geldi aklına. Belki de başı belaya girmişti. sabahlığını giyip, gitti kapıya. Delikten baktı üç tane iri yarı adam vardı kapıda.

“Aç şu kapıyı, evde olduğunu biliyoruz” dedi adamın biri.

Kapının gürültüsüne, karşı komşu Zafer bey çıkmıştı kapıya. Beren’in evde yalnız olduğunu biliyordu.

“Hayırdır kardeşim gecenin bu saati bir genç kızın kapısında ne işiniz var?” diyen sesini duydu Beren. Bu sefer adamcağıza bir şey yapacaklar diye hopladı yüreği.

“Biz Samet’in arkadaşlarıyız, alacağımız var, sana ne!” dedi adamın biri öfkeyle.

“Alacağınız varsa gündüzler çuvala mı girdi kardeşim. Efendi gibi gündüz gelsenize.”

“Sana mı soracağız bey amca” diyen ses oldukça yüksek çıkmıştı.

“Tamam Davut. Bak amca bu kıza söyle abisinin bize borcu var. Eğer on gün  içinde ödemezse başlarına geleceklerden biz sorumlu değiliz. Bak bu kartta numaramız yazıyor. Bacıma verirsin!” dedi daha sakin konuşan bir diğeri.

“Defolun gidin polis çağırıcam yoksa!” dedi Zafer amca, belli ki adamın alttan almasından cesaret almıştı.

Bir şey söylemeden gittiklerini duydu adamların Beren. Apartmanda ayak sesleri kesilince açtı kapıyı. Zafer amca ile Berrin teyze kapının ağzında ellerindeki kağıda bakıyorlardı hâlâ.

Kapı açılınca, “İyi misin kızım? Kim bu herifler Allahaşkına?” dedi Zafer amca.

“Samet’in burada olmadığını söyleseydin keşke Zafer” dedi Berrin hanım hayıflanarak.

“Abinin başı dertte mi kızım?” dedi Zafer bey Beren’e.

“Bilmiyorum” dedi Beren onun uzattığı kartı alırken.

“Aman kızım yarın doğru polise git. Eşkıya mı nedir bunlar. Gelip gidip bela olmasınlar” dedi Berrin teyze tekrar.

“Giderim Berrin teyze” dedi Beren, “Çok teşekkür ederim ikinize de. Kusura bakmayın”

“Ne kusuru kızım. Teyzenle enişten bize emanet edip gittiler seni. İstersen gel bizde kal bu gece, korktuysan.”

“Yok bir daha döneceklerini sanmam, kapıyı iyice kilitlerim ben şimdi. Tekrar teşekkür ederim.” dedi Berrin.

Vedalaşıp girdiler içeri.

Samet ile görüştüğünü kimse bilmiyordu. Bu adamlar gündüz onu takip edip mi bulmuşlardı evi acaba? Numara da bırakmamıştı ki arasın  sorsun. Elinde bu numaradan başka bir şey yoktu şimdi. O kadar korkmuş ve gerilmişti ki, sabaha kadar uyuyamadı. Gerçekten polise gitse miydi acaba? Önce Samet’den ne olduğunu öğrenmek istiyordu.

Ertesi gün dayanamadı, adamları bıraktığı numarayı aradı. Samet bu adamlara ait bir malı çalmıştı. Malın değeri oldukça yüksekti. Onu takip etmişler evini bulduklarını sanmışlardı. Madem bacısıydı Beren, borç onun da sayılırdı. Ya on gün içinde öderlerdi iki kardeş bu parayı ya da yedi sülalerini kuruturlardı gelip.

Adamların söyledikleri tutar öyle yüksekti ki, bankadaki tüm parayı verip üzerine de üç yıl çalışsa ancak ödeyebilirdi Beren.

“Hepsini birden ödemek şart mı?” dedi korkuyla.

“Kredi kartına on iki taksit yapıyoruz!” dedi adam kahkaha atarak, “tık” diye kapandı telefon.

Beren’in iyice sinirleri bozulmuştu, Samet neler yapmıştı böyle. Şimdi bulaştığı bu beladan kurtulmaları için bütün birikimi bile verseler yetmiyordu. Bir o kadar daha lazımdı. Müjdat beyden borç isteyebileceği bir meblağ da değildi ki.

Samet çıkıp gelse de, neler oluyor, ne yapabilirler konuşsalardı. O böyle düşünceler içindeyken Müjdat  bey onu odasına çağırdı.

Yüzünün darmadağın olmuş halini görünce, “Hayırdır Beren? Teyzenlere mi bir şey oldu?” dedi adamcağız.

“Yok Müjdat bey, dün komşular çok gürültü yaptı uykusuz kaldım biraz ondandır” dedi kibarca.

“Öyle olsun. Gel otur şöyle seninle konuşmak istediğim özel bir konu var” diyerek odanın kapısını kapattı Müjdat bey.

“Bak Beren yıllardır yanımda çalışıyorsun. Sana güvenir ve severim biliyorsun.”

“Biliyorum efendim çok sağolun.”

“Kimin kimsen, bir hayat garantin yok biliyorum. Şimdi sana bir şey teklif edeceğim ama bu kesinlikle aramızda kalacak. Kabul etsende etmesen de kimseden duymayacağım. Söylemezsin biliyorum ama bu benim meslek hayatımın sonu olur ona göre.”

Beren Samet’in yasa dışı işlerinin şokunu atlatamamışken, Müjdat beyden böyle bir cümle duyunca hem gerildi, hem merak etti.

“Dinliyorum” dedi sadece.

“Bak kızım, benim çok yakın dostlarım var, yıllardır bir çocuk sahibi olamadılar. Tanıyorsun zaten onları burada bizim hastamız ikisi de. Sen kabul edene kadar kim olduklarını söylemeyeceğim.”

“Neyi kabul edene kadar?”

“Bu iki güzel insana bir evlat edinmeleri için yalvarıyorum yıllardır. Nuh deyip, peygamber demiyorlar. Çocuk istemekten de vazgeçmiyorlar. Maddi manevi çok yıprandılar artık. Bir türlü tutmuyor çocuk.”

“Ben ne yapabilirim?”

(devam edecek)

Bölüm 1

https://gulserenkilincyazar.com/2018/07/24/tasiyici-yurek-bolum-1/

Bölüm 2

https://gulserenkilincyazar.com/2018/07/25/tasiyici-yurek-bolum-2/

Bölüm 3

https://gulserenkilincyazar.com/2018/07/26/tasiyici-yurek-bolum-3/

Taşıyıcı yürek – Bölüm 2’ için 7 yanıt

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s