Taşıyıcı yürek – Bölüm 6

Beren Suna’yı her kucağına alıp, kokusunu duydukça ona bağlandığını hissediyordu. Müjdat beyin, doğumdan sonra bebeği ve ailesini bilmemesi konusundaki ısrarını doğumdan sonra  anlamıştı. İnsan can kattığı bir candan nasıl kopardı ki?

Onlar bir bedende iki yürek olmuşlardı dokuz ay boyunca. Bir bedende yaşamak anne ve çocuktan öte mümkün müydü?

Beren kendini toparlarlar toparlamaz, belediyeye gidip yıldırım nikahı kıyıldı ve Suna Mustafa ile onun üzerine kayıt ettirildi. O artık sahipsiz ve isimsiz bir bebek değildi. Dünyaya gelmesine neden olan anne ve babası yanında olmasa da kendi kanından bir babaya, canını paylaştığı bir anneye sahipti.

Suna’nın geleceği kurtarılmıştı ama Beren’in ki ne olacaktı şimdi?

“Sen gerçek bir annenin yapacağı şeyi yaptın kızım. İstesen doğurup arkanı dönüp gidebilirdin bu cancağıza. Yapmadın. Ona sahip çıktın. Hakkın ödenmez.” dedi Müjdat bey.

“Seni bu yola ben  soktum, bundan sonra da sonuna  kadar arkanda olacağım, gerekirse teyzen ve eniştenle de ben konuşurum.”

Beren teyzesi ve eniştesinin bu yaptıklarını duyduğunda nasıl tepki vereceklerini bilemiyordu. Samet’in yaptıklarından sonra teyzesinin ona karşı aldığı tavırı hatırlayınca, bir benzeri ile karşılaşacağından hiç şüphesi yoktu.

Ona emek verip bugünlere getiren insanlara haksızlık etmek istemiyordu. O sadece ağabeyini kurtarmak istemişti bütün bunları kabul ederken. Samet’i kurtarmış, arkasından Suna devreye girmişti. Teyzesi ve eniştesine Suna’yı açıklaması için önce Samet ile görüştüğünü açıklaması gerekiyordu. Çok büyük hayal kırıklığı yaşayacaklardı büyük ihtmalle.

Kendini öyle çaresiz hissediyordu ki, arayıp nasılsınız bile diyecek durumda değildi. Bir süre sesi çıkmayınca onların merak edip arayacaklarını biliyordu. Bir an önce bir çözüm bulması gerekiyordu.

Ayrıca burada olduğu sürece ağabeyi de onu aradığında ulaşamayacak ve belkide başına bir iş geldiğini düşünecekti. Her şey karmakarışık olmuştu bir anda. Güzel olan tek şey, boncuk gözleriyle Suna’ydı. Bütün dünyaya ardını dönüp, onunla bir ömür geçirmeyi çok isterdi ama vefa borcu olduğu insanlara, ailesine sırtını da dönemezdi ki.

Mustafa Beren’in hikayesini duyunca, abisine ulaşması için ona yardım  edebileceğini söyledi. Bazı dostları vardı. Samet’in izini bulabilirlerdi. En azından ona ulaşabilirse biraz içi rahatlardı Beren’in. Hoş onun da bu yaşanılanlara ne  tepki vereceğini bilmiyorlardı.

Yine de kabul etti Beren, tüm bunlar Samet için yaşanmıştı. Onu merak ediyordu. Canından birine ihtiyacı vardı bu dönemde.

Müjdat bey Suna için şehirde bir çocuk doktoru ayarlamıştı. Suna’nın sağlığı gayet iyiydi. Mustafa kız kardeşinin seçtiği bu evlat edinme yolunu hiç onaylamamış olsa da, Beren’e Suna’ya sahip çıktığı için saygı duruyordu. Eğer onları bırakıp gitmiş olsaydı. Mustafa ortada bir bebekle kalmış olacaktı. Zaten insanlarla bir arada olmayı çok seven biri değildi. Bebek bakmak, çocuk büyütmekten de hiç anlamazdı. Ona göre Suna’nın gerçek annesi Beren’di zaten. Kız kardeşinin genlerini taşıyor olması da aralarındaki köprüyü kuruyordu sadece.

“İstersen Suna’yı da alır, teyzen ve eniştenin yanına gideriz.” dedi Beren’e; “Görevli gittiğin yerde tanışıp aşık olduğumuzu, evlendiğimizi söyleriz. En azından gerçek hikayeden daha anlaşılır ve kabul edilir bir şey olur bu.”

“Peki ya Suna?”

“Onları aylardır görmediğini söyledin, Suna’nın doğması için de yeterli zaman geçti zaten. Onu  başka bir yerden almadın ki, sen doğurdun gerçekten”

“Onlara haber vermeden, evlenip çocuk sahibi olduğumu nasıl anlatırım?”

“Gerçekleri anlatmak daha mı kolay?”

Müjdat bey de, Mustafa’nın planladığı şekilde anlatmanın, gerçekleri anlatmaktan daha kolay olduğunu söylemişti. Bu sefer bunu Suna için yapıyorlardı. Bir çocuğun hayatı dünyadaki her şeyden önemliydi.

“Evet ama bir çocukta ailesi için her  şeyden önemlidir ve onlar beni öz kızları yerine koydular. Allahım ben nasıl  bulaştım tüm bunlara?”

Bir kaç gün daha düşündükten sonra Beren, yalan üzerine yalan söylemektense gerçekleri söylemeye karar verdi ailesine. Ne olursa olsun, bu kadar yalanı hakketmiyorlardı o insanlar. Gerçeği bilmeye hakları vardı. Bunun sonucunca Beren’i bir daha görmek istemeseler bile, en azından Beren yapmak zorunda kaldığı şeyleri dürüstçe anlatmış olacaktı.

Teyzesi ve eniştesini arayıp onları çok özlediğini ve geleceğini haber verdi. Önce halletmesi gereken bir kaç işi vardı. Onları halledip hemen gelecekti. İki yaşlı insan o kadar sevindiler ki bu habere, “Hiç oyalanma hemen gel!” dediler. Bir yıla yakın bir süredir görüşememişlerdi ve Beren’in bu kadar yoğun olarak ne işle uğraştığını bir türlü anlayamıyorlardı. Merkezdekilere söyledikleri gibi, başka bir merkeze destek amacıyla gittiğini ve oradaki işler hallolmadan izne ayrılamayacağını söylemişti onlara da. Şimdi yanında bir eş ve çocukla gidip, her şeyin yalan olduğunu öğrenince ne tepki vereceklerdi kim bilir?

Müjdat beyin  ısrarlarına rağmen, onunda beraberlerinde gelmesini kabul etmedi Beren. Zaten yanında hiç tanımadıkları kocası ve bir bebek olacaktı. Bir de Müjdat beyin onlarla gelmesi iyice korkutacaktı gözlerini. Anlaşılması ve kabul edilmesi zor bir hikaye dinleyeceklerdi.

Suna’nın yeni doğan aşıları tamamlanınca, Mustafa ile birlikte gittiler köye. Beren telefonda yalnız gelmeyeceğini söylemişti teyzesine. Tüm ısrarlarına rağmen geldiğinde açıklayacağını söylediğinden onlar arkadaşlarını getireceğini sanmışlardı.

Kapıda Beren, kucağında bir bebek ve yanında esmer bir adamı görünce ikisi de şaşırdı önce.

“Beren kızım ne oluyor?” dedi teyzesi doğrudan.

“Hepsini anlatacağım teyze!” dedi Beren içeri girerken. Mustafa sessizce girmişti Beren’in arkasından. Hayatlarında hiç karşılaşmayan bu iki insan, önce Suna’nın, şimdi de Beren’in hayatını yoluna koyabilmek  için iş birliği yapmak zorundaydılar. Evde ikisi kaldıklarında da hiç konuşmuyorlar, sadece Müjdat bey geldiğinde konuları gündeme getirip tartışıyorlardı. Üç haftaya yakındır aynı evin içinde sadece Suna ile ilgilenmişlerdi.

Mustafa, Beren’in her şeyi rahatça anlatabilmesi için aldı Suna’yı kucağından. Arabanın sarsıntısı ile uyumuştu bebek çoktan. Teyzesi ve eniştesinin soru dolu şaşkın  bakışlarına karşılık hâl, hatır sormanın anlamsız olacağını düşünen Beren, Samet’in ilk ziyaretinden başlayarak olanları bir bir anlattı onlara.

Anlattıkları bitince, teyzesi ağlayarak içeri gitti. Eniştesi sanki duyduklarını anlamlandıramıyormuş gibi şaşkın şaşkın yüzlerine bakıyordu. O sırada Suna uyanıp ağlamaya başlayınca Beren onu Mustafa’nın kucağından alıp, içeri geçti. Bebeğini emzirmesi gerekiyordu. Geçerken teyzesinin odasından gelen hıçkırıkları duydu ama bir şey diyemedi.

Salonda enişte ve Mustafa karşılıklı oturuyorlardı şimdi. İki adam birbirlerine bakıyorlar ve ne söyleyip, ne yapmaları gerektiğini bilemiyorlardı.

“Başınız sağolsun” dedi enişte çaresizce. Hikayeyi zihninde ancak toparlamaya başlamıştı.

“Dostlar sağolsun” dedi Mustafa kibarca.

“Peki şimdi ne olacak? Yani siz ikiniz evlenmişsiniz?”

“Biz sadece kağıt üzerinde evlendik, kızınız yeğenim için çok büyük bir fedakarlık yaptı. Abisi için  yapmış zaten bütün bunları. Belki zamanında o çocuğa sırtınızı dönmemiş olsaydınız, bu gün Beren’in hayatı farklı olabilirdi” dedi Mustafa gözlerini eniştenin gözlerine dikerek.

Beren ile buraya gelmişti ama bu sadece yeğeni için yapılan fedakarlığa karşılıktı. Samet’in başına gelenlerin teyze ve eniştesinin suçu olduğunu düşünüyordu. Tıpkı kendi babasının ona yaptığı gibi, çocuğu sokağa itmişler, ona yardım etmek istememişlerdi.

Zaten hayatı boyunca Samet’in başına gelenlerin vicdan  azabı ile kavrulan enişte, Mustafa’nın tokat gibi sözlerini duyunca diklenecek gibi oldu ama sonra durdu.  Gözlerini yere indirdi.

Beren Suna’yı emzirip döndüğünde, teyzesi hâlâ içeriden gelmemişti. Beren yeniden Mustafa’nın yanına oturdu. Şimdi hiç biri ne olacağını bilmiyordu.

“Beni affedebilecek misiniz enişte?” dedi Beren  ağlamaklı bir sesle.

“Şu adamlar kapına dayandığında keşke bizi arasaydın” dedi enişte kendi kendine konuşur gibi. Arasa da o parayı bulup kurtarabilirler miydi Samet’i ya da teyzesi razı gelir miydi kendiside bilmiyordu bunu söylerken.

(devam edecek)

Bölüm 1

https://gulserenkilincyazar.com/2018/07/24/tasiyici-yurek-bolum-1/

Bölüm 2

https://gulserenkilincyazar.com/2018/07/25/tasiyici-yurek-bolum-2/

Bölüm 3

https://gulserenkilincyazar.com/2018/07/26/tasiyici-yurek-bolum-3/

Bölüm  4

https://gulserenkilincyazar.com/2018/07/27/tasiyici-yurek-bolum-4/

Bölüm 5

https://gulserenkilincyazar.com/2018/07/28/tasiyici-yurek-bolum-5/

Bölüm 6

https://gulserenkilincyazar.com/2018/07/29/tasiyici-yurek-bolum-6/

Bölüm 7

https://gulserenkilincyazar.com/2018/07/30/tasiyici-yurek-bolum-7/

Bölüm 8

https://gulserenkilincyazar.com/2018/07/31/tasiyici-yurek-bolum-8/

Taşıyıcı yürek – Bölüm 6’ için 4 yanıt

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s