arkası yarın

Ben acıdan güçlüyüm! – Bölüm 4

Demek onu dışarıdan izleyenlerin yaşadıkları bu oluyordu ataklar geldiğinde. O bu dünyadan bağımsız kendi algı oyunlarının içinde duvarlara ve aslında üvey babasının ona savurduğu yumruklara ve tekmelere karşılık verirken, onu izleyenler ne yaşadığını anlayamadan bir çaresizlik içinde kalıyorlardı. Bu atakların birini hastanede doktorun yanında geçirdiğinde onu bağlamak zorunda kalmışlardı. O zaman çok sinirlendiği bu tepkiyi şimdi biraz olsun anlamıştı. Kızın atağının geldiği sırada, kendisinin de aynı durumda olması ihtimali geldi aklına. Hüseyin bey gelip birini acıyla kıvranırken, diğerini de duvarları yumruklarken bulsa ne yapardı acaba? Kendini eve kapatarak bulduğu çözüm tüm hayatı boyunca onu başkalarının seyirciliğinden korumayabilirdi. Bu zavallı kızın da evegelene kadar ne kadar sıklıkla bu atakları yaşadığını bilmiyordu ama, içinde garip bir yardım etme isteği vardı ona karşı. Belki onu kurtarabilirse kendini de kurtarabilirdi. İşte onun sayesinde şimdi atağını bastırabilmişti, herhangi bir yeri yumruklamadan evden bu ana kadar kendini kontrol etmişti. Hastanede geçirdiği ataktan sonra, insanların gözü önünde bunu tekrarlama endişesi, bu gün ilk kez işine yaramıştı. Bir kaygı, diğerini kontrol edebiliyordu demek. Yine de, kendini böyle bir maceraya sürüklediği için kızgındı biraz. Bu  yaşanılanların ona  verdiği heyecan yüzünden, az kalsın kendini de, kızı da bir tehlikeye atacaktı. Kız bir atak geçirmemiş olsa bile, o geçirebilirdi ve o zaman ne  yapacağını bilemeyen Ahucan olurdu. Üstelik onun atakları sırasında bedeninde yükselen güçle, bu minicik kızın başetmesine imkan yoktu. Yaşı ilerledikçe belki de kontrol edilmesi daha da zorlaşacaktı ki zaten doktoru bu konuda onu uyarmıştı. Bu ilaç tedavisinden çok, bir merkezde tedavi gerektiren bir durumdu ama, o ailesine güvenemiyorken, bir merkezdeki yabancılara kendini nasıl emanet edebilirdi.

Kız gözlerini açtığında, iyice sakinleşmişti.

“Neredeyim ben?” dedi Ahucan karşısındaki koltukta hala üniforması ile oturan Alkan’a bakarak.

“Benim evimdesin, yani Alkan beyin evi burası.”

“Hatırladım, ilk kez bir şeyler hatırladım bu gün, o ev yaptı  bunu.” dedi kız hıçkırarak.

“Sırtın acıyor mu?” dedi Alkan merakla.

“Hayır, ama neden sordunuz?”

“Oradayken, sırtının acıdığını söyledin acıyla.”

Ahucan kimseye bahsetmediği kocaman yara izini hatırladı sırtındaki, bu ayara yangından kalmıştı, babası onu elbisesi ve saçları tutuştuğu sırada kapıp dışarı çıkarmıştı anlatılanlara göre, yanık derin olduğu için sırtında kocaman bir iz bırakmıştı ve bilincinde olmasa da, ruhunda da.

“Ne söyledim?” dedi Alkan’a bakarak, sadece baygın olduğu dönemde hatırladığını sandığı şeylerden fazlası olmuştu, demek  orada.

“Bilmiyorum, yani bir anda ağlayıp, kıvaranmaya başladın, sırtının acıdığını söyledin, sonra bayıldın. Ha birde dışarı çıkardığımda bir ara, o içeride kaldı gibi bir şey söyledin sanırım.”

“Ben gerçekten çok özür dilerim, genellikle rüyalarımdan uyanırım bu tür şeylerle ama, uyanık olduğum zaman ilk kez başıma geldi, gerçekten size böyle bir şey yaşattığım için çok üzgünüm.”

Demek kızın, kendisi gibi değildi yaşadığı ataklar ama, o evin bu ataklar için bir başlangıç olduğu ortadaydı.

“O evin size neler yaptığını bu gün gördünüz, hala istiyor musunuz gerçekten?” diye sordu Alkan. O henüz bu atakların varabileceği noktaları bilmiyordu. Bunca yıl, hiç değilse uyanıkken sağlıklı bir ruh haliyle yaşamayı başarmışken şimdi kendini neden böyle bir şeye zorluyordu ki.

“Evet, elbette istiyorum. Bu size çok anlamsız görünebilir. Yani benim ailem o evde bir yangında öldüler, beni babam kurtardı. Çok küçüktüm, neredeyse hiç bir şey hatırlamıyorum ama, hayatımın başlangıcı o evde benim. Ailemden geriye kalan tek şey orası. Belki de, içimdeki her şeyi çözebileceğim yer, benim evim.”

“Anlıyorum ama, belki de bir şeyleri hatırlamadan yaşamak daha iyidir. Nörolojik hastalıkların bazılarını bu açıdan severim biliyor musun, yani insanın beyni bir şeyleri yok eder, o zaman ne geçmişe dair acılar, ne  geleceğe dair kaygılar kalmaz. An olur sadece, düşünebiliyor musun, insanın özgür olabildiği tek şeydir an.”

Ahucan bu tuhaf şoförün söylediklerini çok anlayamasa da, cevap vermedi. Kimse diğerinin yaşadığını şeyi anlayamazdı öyle kolayca. Ancak başına gelen bilebilirdi. Yine de bu gün ona bu kadar iyiliği dokunan bir adamın düşüncelerine itiraz edecek ne hali vardı, ne de bunu uygun buluyordu şimdi.

“Siz yine de, Alkan beye evi istediğimi iletir misiniz?” dedi nazikçe.

Kızın vazgeçmemesine üzülmüştü Alkan, o evin hayatına olumlu bir faydası olacağını düşünmüyordu, ne onun, ne de bir başkasının. Eşyalar, duvarlar ve evler yaşanılanların izlerini taşırlardı her zaman, acıyı hatırlayan ve ona şahit olan duvarların mutluluğu yansıtması için, hikayesini bilmeyen mutlu birilerine ihtiyacı vardı. Yoksa acı dolu duvarlar arasında, acı dolu hatırları yaşayarak yok olurdu insan. Bu yüzden sadece odasını kullanıyordu o nöbet geleceğini anladığı zaman, diğer bütün odaları kilitli tutuyordu. Onları acılarıyla doldurmak istemiyordu. O duvarların ve eşyaların onu o haliyle görmesini istemiyordu. Sadece bir oda ile sırdaş olmak yeterdi. Keşke bunları, kıza da anlatmanın bir yolu olsaydı ama, o vazgeçeceğe benzemiyordu gerçekten. Belki de ona başka bir oyun oynamalıydı bundan vazgeçmesi için. Konuşarak ikna olmasa bile, başka şartlar altında belki fikrini değiştirebilirdi.

Şapkasını çıkartıp, sehpanın üzerine bıraktı, üniformanın düğmelerini açtı, çünkü gerçekten artık nefes alamıyordu. Kız onu izlerken, en son eldivenleri de çıkartıp, sehpanın üzerine bıraktı.

“Alkan bey benim!” dedi kızın gözlerine bakarak.

Ahucan adamın, yara bere içindeki ellerine takıldı ilkin, tuhaf olması yetmiyormuş gibi, şimdi bir de Alkan bey olduğunu söylüyordu. Yoğun bir tedirginlik hissetti birden, tanımadığı tuhaf bir adamla, hiç bilmediği bir evdeydi şimdi. Eve sahip olma isteğine kapılıp, koşulları gözden kaçırmış olmalıydı.

“Anlamadım, neden şoför kıyafeti giydiniz?” dedi kanepede her an fırlayıp kaçmaya hazır bir pozisyon alarak, bir yandan da, bulundukları salonun kapılarını ve pencerelerini kontrol ediyordu gözleriyle, olumsuz bir durumda ilk ne tarafa doğru koşması gerektiğini hesaplıyordu içinden.

Kızın tedirginliğini ellerindeki yaralardan olduğunu düşünen Alkan, “Bunlar sizi korkutmasın, bir tür hastalık sadece.” dedi ellerini göstererek. Dermatolojik bir hastalık olduğunu düşünürse belki tedirgin olmazdı.

“Onu sormadım.” dedi Ahucan aynı tedirginlikle.

“Ben insanlara pek güvenmem, bu evde tek başıma yaşıyorum. Sizinle tek başına dışarı çıkmak fikrinden hoşlanmadığım için, başkası gibi davranmayı uygun buldum. Anlıyorsunuz değil mi?” dedi içten bir ifade ile, sanki herkesin yaptığı çok normal bir davranışmış gibi.

“Bunları giydiğinizde, benimle tek başına çıkmış olmadınız mı?”

“Teoride evet, öyle oldum ama, neyse konumuz bu değil. Siz o evi gerçekten istiyorsunuz sanırım.”

“Evet istiyorum. Ne kadar isterseniz bir şekilde halledip ödeyeceğim.”

“Sorun para değil.”

Ortada pek çok sorun olduğunu farkeden Ahucan, adamın giderek daha da tuhaflaşacağı endişesine sahip olsa da, evi alabilme ihtimaline karşılık yine de konuşmaya devam etmek istiyordu.

“Ne o zaman?”

“O evi alabilmeniz için, kağıt üzerinde benimle evlenmeniz gerek.”

“Anlamadım?”

“Şöyle ki, sahip olduğum mirasın aileme kalmasını istemediğim için yasal bir mirasçıya ihtiyacım var. Böylece bana bir şey olduğu durumda, sahip olduğum şeyler ailem yerine o kişiye kalacak. Eğer siz kağıt üzerinde benimle evlenmeyi kabul ederseniz, hem o ev, hem de sahip olduğum diğer her şey sizin olacak.”

“Yani siz şimdi herşeyinizi bana mı vermek istediğinizi söylüyorsunuz.”

“Evet, aynen öyle söylüyorum, ne dersiniz, oldukça kârlı bir teklif bu.”

Ahucan, Alkan’ın gözlerinin içine bakıp, adamın ruh halini anlamaya çalıştı bir süre. Şaka yapıyor gibi görünmüyordu ama, bu söyledikleri ve karşılaştıkları andan beri yaptıkları ve söyledikleri pek normal şeyler değildi.

“Birazdan da başkası olduğunuzu söylerseniz ne olacak?”

Kızın sorusuna kocaman bir kahkaha atarak cevap verdi Alkan, yıllardır böyle gülmemişti, bu kahkaha ile yüreğinin üzerine oturan bütün taşlar, uçan balonlar gibi yükselip, odanın tavanına yapıştılar sanki. Neşeyle ayağa kalkıp, çekmeceden kimliğini getirdi ve kıza uzattı.

“Ben Alkan Usluer’im, buyurun bu da kimliğim. Tamam pek normal bir tanışma olmadı kabul ediyorum ama, başka kimseye dönüşmeyeceğime emin olabilirsin.” dedi gülümseyerek.

Ahucan kimliği alıp, fotoğraftaki adama baktı direk, bu kimlik akıl sağlığının yerinde olduğunu kanıtlamazdı ama, bir şey söylemeden önündeki sehpaya bıraktı kimliği.

“İsterseniz teklifimi düşünün” dedi Alkan keyifle arkasına yaslanarak. Kendini yine bir oyunun içine sürüklediğinin farkındaydı ama, bu kız kapısına geldiği andan beri, onu hayatın içinde hissetiriyordu ve madem o acı dolu evi bu kadar istiyordu, o zaman bunu ispatlaması da gerekecekti.

“Bunu düşüneceğim.” diyerek ayağa kalktı Ahucan, “Ben artık gitsem iyi olur.”

Teklifin kızı korkuttuğunu düşünen Alkan, kendini takdir etti içinden. O acı oldu evin içinde kaybolmayacak kadar taze bir bahara benziyordu bu kız. Kendi kaderine sürüklenmesine izin vermeyecekti.

“Tabi, istediğiniz kadar düşünün.” dedi gülümseyerek. Gülümsemeyi unutan yüz kasları, gevşedi uzun zamandır ilk kez.

(devam edecek)

 

Bölüm 1

https://gulserenkilincyazar.com/2018/05/15/ben-acidan-gucluyum/

Bölüm  2

https://gulserenkilincyazar.com/2018/05/16/ben-acidan-gucluyum-bolum-2/

Bölüm 3

https://gulserenkilincyazar.com/2018/05/17/ben-acidan-gucluyum-bolum-3/

Bölüm 4

https://gulserenkilincyazar.com/2018/05/18/ben-acidan-gucluyum-bolum-4/

Bölüm 5

https://gulserenkilincyazar.com/2018/05/18/ben-acidan-gucluyum-bolum-5/

Bölüm 6

https://gulserenkilincyazar.com/2018/05/20/ben-acidan-gucluyum-bolum-6/

Bölüm 7

https://gulserenkilincyazar.com/2018/05/21/ben-acidan-gucluyum-bolum-7/

23 replies »

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

w

Connecting to %s