Ben acıdan güçlüyüm! – Bölüm 7

İçinde kocaman bir karmaşa ile başbaşa kalan Alkan, ellerinin titrediğini hissetmeye başlamıştı kız çıktıktan sonra, kız teklifi kabul edecekti demek. Anlaşmada belirteceği süre kadar onu istediği kadar görebilecekti böylece. Derin bir nefes alıp, etrafına bakındı, bu ev ve içindeki her şeyi de ona emanet edecekti böylece, annesi ve üvey babası da mirastan hiç bir pay alamayacaklardı böylece. Kendisine yaptıkları gibi, ona zarar vermeye cesaret edebileceklerini sanmıyordu zaten, ama kızı o küçük acı dolu evden uzak tutmak için de bir çare düşünmeliydi. Bu anlaşmalı bir evlilik olacağına göre belki de kızın kendini rahat hissetmesi için bir süre belirlemeliydi. Böylece bu süre içerisinde, yani evli kaldıkları süre boyunca, onunla bu evde yaşamasını şart koşabilirdi. Ancak süre dolduktan sonra kendi evine sahip olabilirdi, bu arada onu eve dönmemesi için ikna edecek zamanı da kazanmış olurdu. Evet bu plan içine sinmişti, hemen bir kağıt kalem alıp, anlaşmanın taslağını yazmaya karar verdi.

Ahucan, Hüseyin beyin kocaman demir kapıyı açmasını bekledikten sonra, başıyla selam verip yürümeye başladı. Aslında evin hemen önündeki duraktan otobüse binebilirdi ama, içinde yükselen intikam ateşini söndürmek için biraz yürümeye ihtiyacı vardı. Onun kimseden alınacak intikamı yoktu, o böyle bir insan değildi ama dayısının başta annesine ve sonra da kendisine yaptığı şey de yanına kar kalmamalıydı. Sonuçta canlarına bir zarar verecek değildi. Yasalar karşısında cezalarını çekmelerini sağlayacaktı. Bu da bir intikam değil aslında, adaletin yerini bulması olacaktı.

İçimdeki savaşa uydurduğu adımlarla yürürken, karşısında duran yaşlı çifti farketmedi bile. Yaşlı kadın tam yanlarından geçerken, “Evladım bakar mısın?” deyince irkildi birden. Adres soracaklarını sanıp, buraların yabancısıyım diyecekti ki, kadın konuşmaya  başladı.

“Merhaba güzel kızım, az önce şuradaki evden çıktığını gördük.”

Ahucan bilinçsizce eve baktı dönüp, “Evet!” dedi anlamadığını belli ederek.

“Uzun zamandır o eve bir yabancının girdiğini görmemiştik, biz Alkan’ın anne ve babasıyız. Zavallı oğlumuz aklını kaçırdığından beri, kafasıdan hikayeler uydurup bizden uzak duruyor. Ne telefonlarımıza cevap veriyor, ne de bizi görmek istiyor.”

Kadın bir anda hıçkırarak ağlamaya başlayınca, adamda sevgiyle sarıldı ona.

Ahucan ne olduğunu anlayamamıştı henüz ki, karısının ağlamasının kesilmeyeceğini anlayınca adam devam etti konuşmaya, “Karımın kusuruna bakmayın ama, bir anne babanın evladından uzak kalması ne demek bilemezsiniz. Alkan çok akıllı ve  iyi bir çocuktu, sonra nasıl olduysa bizi düşman görmeye başladı. Onu tedavi ettiriyorduk ama, bir gün kaçıp gitti ve bir kaç yıl sonra onun bu evde yaşadığını öğrendik. On sekiz yaşını geçtiği için bir şey yapamadık. Annesinin ne kadar ziyneti, birikmiş paramız varsa hepsini alıp gitmişti. Çok zor durumda kaldık ama, evladımız için sesimizi çıkarmadık.”

“Ben anlamıyorum!” dedi Ahucan şaşkın bir sesle, kafasındaki karmaşa yetmezmiş gibi, sokakta yolunu kesen bu insanlarda nereden çıkmıştı şimdi.

“Kusura bakma evladım.” dedi kadın. “Oğlumuza ulaşmayı ve onun iyi olmasını o kadar istiyoruz ki, seni de korkuttuk. Yani uzun süredir o eve girebilen tek insan seni görünce, heyecanlandık birden. Biz artık yaşlı insanlarız, ölmeden oğlumuzu sağlığına kavuşturup, gözümüzü gönül rahatlığı ile yummak istiyoruz.”

“Çok üzüldüm.” dedi Ahucan, “Ama benden ne istediğinizi anlayamadım.”

“Şuracıkta bir kafe var, istersen, yani beş on dakikanı ayırırsan, sana anlatalım.” dedi adam.

İki yaşlı insanın yalvaran bakışlarını karşısında, savunmasız kalan Ahucan, “Olur” deyiverdi bu teklife.

Adam ve kadın ağlaşarak anlattılar Alkan’ın hikayesini. Çocuk babasının ölümünü kabul edememişti. Babası çok varlıklı bir adamdı ve oğluna da çok düşkündü. O öldükten sonra annesi ona tüm sevgisi ve şefkatini versede ulaşamamış, Alkan içine kapanık bir çocuğa dönüşmüştü. Sonra Necati bey karşısına çıkınca, onun evlenme teklifini sırf Alkan için uzun süre redetmiş, sonra nasıl olmuşsa Alkan’ın kabul etmesiyle evlenmişlerdi. Ah, evlenmez olsalardı. Çocuk kendisi kabul ettiği halde, Necati beyin eve gelmesi ile iyice çığrından çıkmış, onun kendisini sürekli dövdüğünü söyleyip, sinir krizleri geçirmeye başlamıştı. Bunun üzerine bir süre Necati bey evi terketmiş, çocuk rahat etsin diye eski evinde yaşamaya başlamıştı ama, Alkan’ın çoğalan krizleri ve duvarlara vurmaya başlaması ile annesi başedemeyince geri dönmüştü. Onu en iyi doktorlara götürmüşlerdi, kendi kafasında ürettiği hayallere inanıyor, anne ve babasının ona zarar verdiğini söylüyor, sürekli kendine zarar veriyordu. Bir süre bir kliniğe de yatırmışlar, ama sonra annesinin vicdanı elvermediği için, yeniden eve getirmişlerdi. Necati bey o kadar üzülüyordu ki, onu kendi oğlu gibi seviyor ve karısının üzülmesine de yüreği dayanmıyordu. Sonunda Alkan on sekiz yaşına geldiğinde evde pahada ağır ne varsa alıp ortadan kaybolmuştu. Karı koca önce eve hırsız girdiğini sanmışlar, sonra oğullarının yaptığını anlayınca, kimseye bir şey  söylememişlerdi. İki yıl boyunca onu aramışlar, hatta Alkan’ı bulması için bir özel dedektif bile tutmuşlardı. Sonunda bu evde izini bulmuşlar ama, oğlanı korkutmamak için kendilerini gösterememişler. Her gün gelip izler olmuşlardı. Ona ulaşmayı çok istemelerine rağmen, yeniden ortadan kaybolacakta, onu bulamayacaklar diye ödleri patlıyordu.

Ahucan anlatılanları hayretle dinliyordu, evet Alkan bey de bir tuhaflık olduğunu farketmişti ama, bu boyutta bir şeyle karşılaşacağını hiç düşünmemişti. Bu anlatılanlar ellerindeki yara izlerini de açıklıyordu. Demek kriz geçirip duvarları yumrukluyordu adam. İyi ki onun yanında bir şey yapmamıştı. Zavallı anne ve babasının çektiği acı o kadar belli oluyordu ki, kafedeki herkesin onlara bakmalarına aldırmadan ikisi de sürekli ağlıyorlardı ama, hala onun ne yapabileceğini anlamamıştı.

“Bak kızım, oğlumuzun mutlaka tedavi olması gerekiyor, doktoru durumundan umutlu, artık tıp çok ilerledi, yeni yeni ilaçlar var. Eğer ona bir şekilde ulaşıp tedavi merkezine götürebilirsek, o zaman iyi olma şansı var.”

“Evet ama, buna nasıl ikna edeceksiniz?” dedi Ahucan.

“Biz ikna etmeyeceğiz, sen eğer o eve girip çıkabiliyorsan bunu senden isteyeceğiz.”

“Hayır, ben bunu nasıl yapacağım?” dedi Ahucan panikle. Adamın bunca hastalığını anlatıp, bir de onu merkeze  gitmesi için ikna etmesini mi bekliyordu bu insanlar şimdi.

“Bir şey yapmayacaksın yavrum, biz sana bir ilaç vereceğiz, bu kuvvetli bir sakinleştirici, içtiği, yediği bir şeye katacaksın, on dakika içinde sızacak, biz de ambulansla gelip onu merkeze götüreceğiz. Ömrümüz boyu sana minnettar kalırız, bir hayat kurtaracaksın, bir aileyi kurtaracaksın!” diyerek ellerine sarıldı kadın Ahucan’ın. Kadının gözyaşları öylesine içini acıttı ki ne diyeceğini bilemedi bir anda. Aslında adamın anlaşmalı evlilik teklifinden daha kolay bir şeydi söyledikleri. Ayrıca hem adama,  hem de ailesine çok üzülmüştü gerçekten.  O anne ve babasına bir daha kavuşamazdı belki ama, bu aile yeniden bir araya gelebilirdi. Zaten adamın aklı dengesi bozuksa, evi kendisine satması da söz konusu olamazdı, önce iyileşmesi gerekirdi.

“Ben ne diyeceğimi bilemiyorum.” dedi çaresizlikle.

“Oraya yeniden gidecek misin?”

“Evet, sanırım gideceğim.”

“Tek yapacağın ilacı ona içirmek, başka hiç bir şey yapmayacaksın, sonra sana teşekkür edecek göreceksin. Bunu ancak sen yapabilirsin kızım. Ne olur bizi geri çevirme, tek umudumuz sensin. Oğlumuzu geri almak için tek çıkar yolumuz sensin.”

Ahucan’ın da gözleri dolmuştu, keşke kendi anne babası da hayatta olup, ona böyle sahip çıksalardı diye düşündü ve tutamadı göz yaşlarını. Onun ağlamaya başladığını gören kadıncağız sarıldı sımsıkı kıza. Böyle sevgi dolu bir kucağa hasret kalan Ahucan bıraktı kendini kadının kollarına. Yıllardır özlediği kollara kavuşmuş gibi ağladı uzun uzun, onlarla birlikte.

 

Bölüm 1

https://gulserenkilincyazar.com/2018/05/15/ben-acidan-gucluyum/

Bölüm  2

https://gulserenkilincyazar.com/2018/05/16/ben-acidan-gucluyum-bolum-2/

Bölüm 3

https://gulserenkilincyazar.com/2018/05/17/ben-acidan-gucluyum-bolum-3/

Bölüm 4

https://gulserenkilincyazar.com/2018/05/18/ben-acidan-gucluyum-bolum-4/

Bölüm 5

https://gulserenkilincyazar.com/2018/05/18/ben-acidan-gucluyum-bolum-5/

Bölüm 6

https://gulserenkilincyazar.com/2018/05/20/ben-acidan-gucluyum-bolum-6/

Bölüm 7

https://gulserenkilincyazar.com/2018/05/21/ben-acidan-gucluyum-bolum-7/

 

 

Ben acıdan güçlüyüm! – Bölüm 7’ için 24 yanıt

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s