Ben acıdan güçlüyüm! – Bölüm 6

Aslında tüm bunlara neden olan, o küçücük yaralı kızdan başkası değildi. Evini geri almak için bu kadar azimle haraket etmemiş olsaydı, o da ataklarıyla başedebileceğine dair sönen umutlarıyla duvarları yumruklamaya devam edecekti. Onun sayesinde hayatını değiştirebileceğini farketmişti. Üstelik tek başına ve hiç yardım almadan da. O halde o kıza bir teşekkür borçluydu gerçekten. Teşekkür olarak zaten ihtiyacı olmayan evi ona verebilridi tabi ama, o zaman da, kendini kurtaran kahramanı, aynı kuyuya itmiş olacaktı. Hayır onu kurtaran insana bu kötülüğü yapamazdı. O daha yolun başındaydı, hayatında ilk kez dün atak geçirmişti ve normal yaşantısına devam edebilmek için ondan daha fazla şansa sahipti. Yok ev olmazdı, evi ona veremezdi. Eğer yine de vazgeçmez, ev için ararsa daha caydırıcı koşullar üretmeliydi.

Peki ama teşekkür etmek için ne yapsaydı acaba?

Ahucan, sabah erkenden kalıp, büroya gitmiş ve işlerini hızlıca hallettikten sonra, yeniden Alkan beyin evinin yolunu tutmuştu, telefonda adamı ikna etmesi kolay olmazdı. Hazır onunla yüzyüze görüşmeyi de başarmışken, şansını boşuna kullanmak istemiyordu. Bu defa evi almadan oradan ayrılmaya niyeti yoktu.

Alkan, daha önce hiç bir kadına hediye almadığı için, teşekkürün bir hediye ile yapılmasının şart olmadığına karar verdi. Dışarı çıkmaktan hoşlanmadığı için onu yemeğe de götüremezdi. Bu kadar büyük iyiliğin karşılığı da bir yemek olmamalıydı zaten. Hüseyin bey belki ona bu konuda yardımcı olabillirdi, tam telefonu kalıdırıp onnu arayacağı sırada, telefon çalmaya başladı.

“Ha! Ben de tam sizi arayacaktım Hüseyin bey, aklımı okudunuz!” dedi neşeyle. Patronunun neşesine alışık olmayan adam, şaşırdığını belli etmemeye çalışarak “Ahucan hanım geldi sizinle, görüşmek istiyor.” dedi.

Alkan hemen monitorlerin olduğu tarafa çevirdi başını, büyük kahverengi gözlü ve bir ceylan kadar ince ve narin Ahucan yine kameraların menzilindeydi dünkü gibi, bu görüntüleri kaydediyor olduğuna sevindi, böylece ona yeniden bakmak istediğinde, görüntüleri kullanabilirdi.

“Ne diyeyim?” dedi Hüseyin bey, telefonun diğer ucundan.

“Bırak gelsin!” dedi Alkan, boyundan büyük inadı vardı bu kızın demek. “Evlenme teklifini kabul mü edecek yoksa?” diye düşününce, içinden bir sevinç dalgası yükseldi aniden.

“Ne oluyor bana böyle, ev ondan çok bana mı dokunuyor yoksa?” dedi kaşlarını çatarak. Kendi sorusunu cevaplayamadan, Ahucan’ın zile bastığını duyup, kapıya yürüdü.

“Merhaba Alkan bey! Beni bir kez daha kabul ettiğiniz için teşekkür ederim.”

“Merhaba, bu kadar çabuk karar vermenizi beklemiyordum doğrusu, buyurun.”

“Ben de sizinle bu konu hakkında konuşmaya geldim.”

Alkan eliyle koltuğu göstererek “Buyurun sizi dinliyorum.” dedi kendinden emin bir sesle.

Ahucan gösterilen koltuğa oturuken, Alkan’ın ellerindeki yaralara takıldı gözü yeniden, adamın tuhaf davranışlarının yanı sıra, bir de bu yaralar iyice tedirgin edici geliyordu aslında insana. Nasıl ve neden oldukları konusunda düşünmemeye çalışarak, direk söze girdi.

“Dün söylediklerinizi düşündüm ancak, evlilik teklifinizi ne yazık ki kabul edemeyeceğim, ben sadece evimi istiyorum. Ev için istediğiniz ücreti söylerseniz, en kısa zamanda tamamlayıp, size sunmaya hazırım.”

Alkan tahmin ettiği gibi kızın evlenmeyi kabul etmemesine sevinmişti, demek ki bu kozu oynamaya devam edebilirdi hâlâ. Dün yaşadıklarından sonra, evi istemeye devam  ettiğine göre, henüz başına geleceklerin farkına varamamış olmalıydı. O ataklar her geçen gün artacak ve sonunda onu ele geçirecek, acıyla örülü bir hayata sürüklenecekti.

“Anlıyorum.” dedi ellerini önünde kavuşturarak, “Ne yazık ki, evin bedeli, sadece benimle evlenmeyi kabul etmeniz. Başka türlü onu size vermeyeceğim.”

“Kendi miras sorunlarınızı çözmek için, pekala benden başkasını da bulabilirsiniz, bana bu konuda ısrarcı olmanızı bu yüzden anlayamıyorum, böyle bir mirasa sahip olmak için bu teklifi kabul edecek bir sürü insan varken neden beni zorluyorsunuz?”

“Çünkü içimden bir ses, bu mirası paylaşmak için en doğru insanın siz olduğunuzu söylüyor!”

“Beni hayatınızda ilk kez görüyorsunuz ki, onu da beni zorumla kabul ettiniz zaten. Nasıl oluyorda birden bire bu kadar emin olabildiğinizi öğrenebilir miyim?”

“Bakın Ahucan hanım, ben hayatta hiç bir şeyin tesadüf olmadığına inanırım, siz bu evle birlikte aslında yıllardır elinizden alınan her şeyi geri istiyorsunuz ve evi aldığınızda bunun çözüleceğine inanmışsınız. Benim kağıt üzerinde bir eşe, sizin de o eve ihtiyacınız var. hayat bir şekilde bizi karşı karşıya getirdiğine göre, birbirimizin çaresiyiz. Ayrıca ev ile birlikte diğer tüm maddi kaybınızı da telafi etmiş olacaksınız, düşündüğünüz zaman teklifim aslında sizin için bulunmaz bir nimet. Ayrıca avukatlarımı dayınız ve yengenizin yaptığı usulsüzlükleri ortaya çıkarmak için de kullanma şansınız olacak, çünkü yasal olarak eşim olacaksınız. Yeterince cazip değil mi?”

Bu avukat meselesini neden söylediğini kendisi de anlamamıştı Alkan ama, laf ağzından çıkıvermişti bir kere. Kendine itiraf edemese de, bu kızın evlenme teklifini kabul etmesini mi istiyordu acaba içten içe. Dün onu gördüğü andan başlayarak hayatına sihirli bir değnek değmiş gibi hissetmesi gerçekten de bir tesadüf değildi belki. Masanın üzerindeki ilaçlara kaydı gözü hemen, acaba ihtiyacı olan ilaç onlar değil de, bu kız mıydı?

Ahucan sadece evi istemekte ısrar etmeye niyetli olmasına rağmen, bu son konuşmadan etkilenmişti. Aslında adam doğru söylüyordu, sadece kağıt üzerinde bir evlilikle bütün hayatını geri alabilir, dayısı ve yengesine de yaptıklarının karşılığını verebilirdi. Şu ana kadar kızgınlığının yanı sıra, herhangi bir intikam duygusu beslememişti ama, Alkan beyin sözleri içinde bir yerlerde bir ateşi yakmış gibi hissetmişti aniden. Dudaklarını ısırarak kendi içinde bir savaş vermeye başladı, sadece ev için ısrar mı etmeliydi, yoksa teklifi bütün olarak kabul etse gerçekten daha mı iyi olurdu acaba? Gözleri yeniden adamın ellerindeki yaralara takılınca, “Sadece evi almamın bir yolu yok mu?” dedi.

“Hayır ne yazık ki yok Ahucan hanım! İsterseniz düşünmeye devam edebilirsiniz, benim acelem yok.”

Alkan kızın bocaladığını görebiliyordu, eğer teklifi kabul ederse, onunla evlenecekti ama eve de sahip olacak ve muhtemelen hemen orada yaşamak isteyecekti. O zaman onu engellemek için oynadığı bu oyun da boşa gidecekti tabi. Bir yandan da, onu hayatından çıkarmak istemiyordu öylece, ilk defa yaşadığı bu karmaşa ve mutluluk hissi onu ele geçirmişti bir defa. Eğer teklifi kabul ederse, yeni şartlar öne sürerek onu daha sık görebilir, ona farkettirmeden iyileşebilir ve sonra belki de kim bilir?

“Bu anlaşmalı evliliğin koşulları neler olacak? Yani ben sizin sözünüzde duracağınızı nereden bileceğim?”

“Her şey avukatların hazırladığı bir sözleşme ile belirlenecek, hem siz, hem de ben imzalayacağız. İsterseniz sözleşmeyi noterden de onaylatabiliriz. O zaman kimsenin sözünden dönmesi mümkün olmaz.”

“Peki ne yazacak bu anlaşma da?”

“Kabul mü edeceksiniz?”

“Karar vermek için şartları bilmem gerek herhalde.”

Alkan kızın teklifi kabul edeceğini düşünmediği için, anlaşmanın maddelerini de önceden planlamamıştı. Kafası öyle karışmıştı ki, caydırıcı maddeler sıralayıp, kızı kabul etmekten vaz mı geçirse, yoksa teklifi iyice cazip ve kolay hale getirip ikna mı etseydi bilemiyordu. Zamana ihtiyacı vardı.

“İsterseniz ben anlaşmayı hazırlatınca, size haber vereyim, okuyun ve yeniden düşünün. Eğer kabul ederseniz hemen imzalarız.”

“Tamam bu daha iyi!” dedi Ahucan ayağa kalkarken. O da bu arada düşünürdü yeniden, bu inikam duygusundan hiç hoşlanmamıştı ama, öyle güçlü yükselmişti ki içinden, bir anda başetmesi mümkün olmamıştı.

Kapıdan çıktıktan sonra, “Aslında çokta kötü birine benzemiyor, yani en azından dünkü kadar tuhaf değildi bu gün.” diye düşündü Ahucan. Dün hisettiği tedirginliği eve ilk giripte ellerini yeniden görünce hissetse de, sonra nedense garip bir rahatlık ve güven duygusu almıştı adamdan. Tek başına yurtlarda büyüyen bir insanın kolay hissedemeyeceği şeylerdi bunlar.

(devam edecek)

 

Bölüm 1

https://gulserenkilincyazar.com/2018/05/15/ben-acidan-gucluyum/

Bölüm  2

https://gulserenkilincyazar.com/2018/05/16/ben-acidan-gucluyum-bolum-2/

Bölüm 3

https://gulserenkilincyazar.com/2018/05/17/ben-acidan-gucluyum-bolum-3/

Bölüm 4

https://gulserenkilincyazar.com/2018/05/18/ben-acidan-gucluyum-bolum-4/

Bölüm 5

https://gulserenkilincyazar.com/2018/05/18/ben-acidan-gucluyum-bolum-5/

Bölüm 6

https://gulserenkilincyazar.com/2018/05/20/ben-acidan-gucluyum-bolum-6/

Bölüm 7

https://gulserenkilincyazar.com/2018/05/21/ben-acidan-gucluyum-bolum-7/

 

 

 

 

Ben acıdan güçlüyüm! – Bölüm 6’ için 16 yanıt

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s