Çünkü çok özledim seni

Uzun süredir rölantiye almıştı yüreğini, bekliyordu. Aslında iyi gelmişti bu ara ona, dinlememişti hiç yüreğini başka şeylerin peşine düşmüştü bir süreliğine, merak ediyordu ne olacağını. Hissettikleri gerçek miydi, anlık hevesler miydi sadece? “Bugüne kadarmış .” dedi, akşam olmak üzereydi. O tanıdık hasret ve yanlızlık hissi kapladı yine yüreğini. Görüşmemişlerdi de ne zamandır zaten. “Hani gözden… Read More Çünkü çok özledim seni

Çocuk

Bütün gün dışarı çıkarılmak için beklemişti, annesinin evdeki işleri bir türlü bitmeyince, burnunu otuzuncu kattaki evlerinin camına dayamış, bahçeyi görmeye çalışmıştı. Ne kadar uğraşsa da, bir türlü gözükmüyordu aşağısı, yandaki evlerin pacereleri, balkonları gözüküyordu tabi ama, onun görmek istediği oyun parkıydı. Pencereye öyle yapışmıştı ki görebilmek için, alnının ve nefesinin bıraktığı iz çıkmıştı cama. Zaten… Read More Çocuk

Bir zamanlar

Hayatta hiç bir şey insana gerçek biri olmadığını anlamak kadar ağır gelemez herhalde. Milyonlarca şey yaşarsın sessizce içinde kopan fırtınalar, dışarıdan görünen sakin nefes alışlarında karışır gider havaya. Düşünmenin bile son buldugu garip dönemler yaşarsın. Yine boyut değiştirmek, belkide hayatın içinde bir hologram gibi kaybolup giden seni yaşamak istersin yine. Aslında olmayan ama herkesin adınla… Read More Bir zamanlar

Aşkı Ticarete Dökenler

14.05.2007 Sevilmek insanın doğumundan ölümüne dek en temel ihtiyaçlarından biridir. Sevilmeye “Hayır” diyecek bir yürek tasiyana rastlayamadim henüz. Bu kadar sevilmeyi arzulayan biz insanlar nedense, iş sevmeye gelince cimrileşiveririz. Oysa sevmek “alınanı vermek”, “sahip olunandan eksiltmek” değildir. Tam aksine sevmek verildikçe çoğalan yeryüzündeki en tükenmez hazinelerden biridir. Herhangi bir maddi bedel, fiziksel güç gerektirmez, oturduğumuz… Read More Aşkı Ticarete Dökenler

Kırmızı noktalı musluk

O gün ilk kez annesinin  çalıştığı eve gidecekti. Annesinin hiç yaptığı şey değildi çalıştığı eve onları götürmek  ama o gün öyle gerekmişti işte. İyi ki de öyle gerekmişti. Hayatında ilk kez akrabaları dışında  başka bir evine gidecekti. Sabah erkenden uyanıp, annesinden önce giyindi. “Hayırdır oğlum, ne bu telaş?” dedi annesi yataktan başını kaldırınca. Zaten tek… Read More Kırmızı noktalı musluk

Olmayacak düşlerin peşinde 

17.09.2008  “Keşke ağlayabilseydim….” diye düşündü bu sabah, “…belki o zaman biraz rahatlardım…” Uzaklarda oluşundan mı içindeki hüzün bilmiyordu, aynı şehrin insanı olmanın verdiği güven mi uçup gittmişti avuçlarından. Sesini duyduğunda geçer sandığı hasret duygusu, daha bir yakıcı olmaya başlamıştı konuştuklarından beri. “Ne garip…” diye düşündü, “…aynı yolun yolcusu bile değilken, yine de görebilme, konuşabilme ihtimaline… Read More Olmayacak düşlerin peşinde 

Bir sonbahar sabahı

Sabahın serinliği kaldırdığı yakalarından içine dolmak için mücadele ediyordu, rüzgar ceketinin yetişmediği yerleri farkettirmek ister gibi vuruyordu adeta. İki eliyle ceketin yakalarını çekiştirip, daha sıkı birleştirdi elleriyle. Durağa vardığında yağmur başlamıştı. Otobüsün gelmesine beş dakika vardı daha, rüzgardan korunmak için üç tarafı kapalı durağın en köşesine sokuldu. Sonbahar erken çökmüştü şehire bu yıl, daha yazın… Read More Bir sonbahar sabahı

Yamanmış sokakların çocukları

Başını önüne eğmiş, yorgun kaldırımda yürüyordu ağır adımlarla. Yorgun olan kaldırım mı, yoksa kendisi mi ayırt edilemiyordu uzaktan bakınca. Şehre sığmayan insanların kurduğu ve şehre yamanmış gibi duran sokaklardan örülü bir mahalleydi burası. Geçmişi çok fazla olmasa da, yorgun bir mahalleydi. Kaldırımlar, evler, balkonlara asılmış çamaşırlar, insanlar her şey yorgundu. Kediler bile yorgundu, bütün gün… Read More Yamanmış sokakların çocukları