Bir Kahvelik Okumalar

Bir sonbahar sabahı

Sabahın serinliği kaldırdığı yakalarından içine dolmak için mücadele ediyordu, rüzgar ceketinin yetişmediği yerleri farkettirmek ister gibi vuruyordu adeta. İki eliyle ceketin yakalarını çekiştirip, daha sıkı birleştirdi elleriyle. Durağa vardığında yağmur başlamıştı. Otobüsün gelmesine beş dakika vardı daha, rüzgardan korunmak için üç tarafı kapalı durağın en köşesine sokuldu. Sonbahar erken çökmüştü şehire bu yıl, daha yazın bittiğini anlayamadan, sararmaya başlamıştı yapraklar. Otobüsü geldiğinde gizlendiği yerden sıyrılıp, kapıya ulaşmak için hamle yapması gerekmişti, çünkü yağmur hızlandıkça insanlar durağın sınırları içine dolmak için oldukça sık durmaya başlamışlardı.

Neyseki otobüsün içi sıcaktı, duraktaki kalabalığın aksine, bir kaç boş koltuk bile vardı. Tek kişilik olan birine oturdu. Yakalarını bir arada tutabilmek için kullandığı elleri üşümüştü rüzgardan. Bedeni ısınmaya başlayınca gevşedi biraz.

Kimse yazdan çıkmak istemiyordu anlaşılan, şemsiyeli ya da yağmurluğu olan bir kaç kişi haricinde herkesin üzeri inceydi çünkü. Yüzlerinde üşümenin mutsuzluğunu görebiliyordu. Önündeki koltukta oturan genç kız çorapsız giydiği burnu açık ayakkabılarından görünen parmaklarını kıpırdatıp duruyordu. Hemen yanında oturan anorak giymiş gence tedbirli olduğu için özeniyor olmalıydı.

Yan taraftaki kasketli amcanın, yanında baston gibi tuttuğu kapalı şemsiyesinden damlayan sular, yerde küçük bir gölet oluşturmuştu.

Önündeki genç öğrenci kulaklığından yüksen müziğin etkisinde ayağı ile ritm tutuyordu. Üzerindeki ince okul gömleğine rağmen hiç de üşümüş bir hali yoktu.

Geçilen her durakta otobüs dolmaya bsşlamıştı. Üşüme hissi geçince, yakalarını düzeltip, cebinden telefonunu çıkardı. Mesainin başlamasına henüz on dakika vardı.

Her yağmur yağdığında kiltlenen trafiğe baktı camdan. Havanın kuru veya yağmurlu olması trafiğin akışını niye değiştirirdi anlamazdı. Otomobillerin silecekleri yağmurun hızına göre alkış tutan hayranlar gibi, bir sağa, bir sola gidip duruyorlardı. Yağmur hızlandıkça asfaltta biriken suları sıçratarak bir yere yetişmeye çalışıyordu hepsi.

Kimsenin bu saatte sırf gezmek için trafiğe çıktığını düşünmüyordu. Sıcacık yataklarından ayrılan binlerce insan her sabah işine, okuluna gitmek için yollara çıkıyor, gün sonunda aynı tempo ve kargaşa ile geri dönüyorlardı. Ya yorgun, ya uykusuz oluyorlardı bu yüzden.

Mutlu bir güne başlamak için gerekli motivasyonu sağlamak zordu bu koşturmanın içinde.

Oysa hafta sonları daha mutlu insanlar oluyordu otobüste. Sohbet edip, selamlaşıyorlar. Bazen hiç tanımasalar da her gün otobüste gördükleri insanlara gülümsüyor veya başlarıyla selam veriyorlardı.

Sanki hafta içi otobüs gri, hafta sonu ise renkli yolculara çalışıyor gibiydi. Ay sonunda ellerine üç kuruş geçsin diye grileşen insanlar.

İnmesi gelen durağa gelmişti, yeniden yakalarını kaldırıp, havanın artık yazın bittiğini ona anlatma mücadelesine hazırlandı. İnşallah hafta sonu çabuk gelirdi.

İndi otobüsten.

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

w

Connecting to %s