Yazılarım

Bir zamanlar

Hayatta hiç bir şey insana gerçek biri olmadığını anlamak kadar ağır gelemez herhalde. Milyonlarca şey yaşarsın sessizce içinde kopan fırtınalar, dışarıdan görünen sakin nefes alışlarında karışır gider havaya. Düşünmenin bile son buldugu garip dönemler yaşarsın. Yine boyut değiştirmek, belkide hayatın içinde bir hologram gibi kaybolup giden seni yaşamak istersin yine.

Aslında olmayan ama herkesin adınla cağırdığı bir kişiliktir dönmeyi özlediğin. İçindeki labirentte arayıp durduğun gerçek seni bulamazsın bir türlü. Bir köşede büzülmuş masum bir cocuk bulursun bazen. O da icindeki ötekiler gibi çıkmaz yollarında kaybolmuştur labirentin. Bir müddet onun elinden tutar ararsin ışığı. Bir başka köşede inanılmaz asi bir diğerine rastladığında, onunla koşmaya başlar, ağlayan, hüzünlü bir diğerine rastlayıncaya kadar koşarsın onunla. Bir türlü aynadaki görüntüne benzer birine rastlayamadığında, ümidini kaybeder, başkalarının labirentlerinde bulduğun her sana benzeyene kapılır gidersin. Sen bu çarkin içinde şekilden şekile girerken, hayatının o dönemine denk gelenler için biraktığın izler elinden tutup ışığı aradığın kişiliklere ait kalır. Bu koşuşturmanın içinde bazen aynı köşelerde aynı kişiliklere rastladığında duyduğun heyacan sonunda kendini buldugunu sanmandandır sadece. Sana tanıdık gelen daha önce geçtiğin yollardasındır oysa yine.

Bir sokak lambası kadar yanlızsındır bazen. Çevrene yaydığın ışıkta sadece kendi gölgeni görebilirsin. Bir diğerinin ışıgi ile birleşmez, kendinden başka şeylerin gölgesini göremessin.

Beklersin, ait olduğunu hissettiğin başkaları sana sahip çıksın diye. Oysa onlar korkularına esir olduklarında sen dış kapıda durması gereken bir ziyaretçiye dönersin. Kendi evinde misafir olan biri gibi hissedersin kendini. Ait oluş senin hislerindedir sadece. Anlamazsın kimse sahip cıkmaz sana senden başka. Belkide sen bile almak istemezsin kendi sorumluluğunu da başkaları kabullensin istersin…

Bazen gozyaşı biriktirirsin yureğinde. Dışarıdan gülümseyen yüzüne bakan insanların ruhu bile duymaz. İçinde birikmişler bir cağlayana dönüştüğünde ise ıslanan gülümseyişinin sebebini bilmez kimse..

Beklenmedik bir anda biri olur yanında, anlatmak ister, susarsın. Bir kaç iz gösterirsin ona yaşamından. İstersin ki ipin ucunu yakalasın ve bulsun içindeki seni. O ise izleri görmek istemez bazen ya da göremez gerçekten bilemezsin. Sen sözcüklerle satranç oynarken, o yanlızca uzakta biridir. İçten içe kızarsın ona. Oysa anlatılmayanları anlamak kimseye düşmez.

Hep aynı dönemece ulaşırsın karamsarlığın doruğunda. Dönup durduğun bir çemberden ibaret, sonu olmayan bir döngü olduğunu görmezsin yaşananlar tükenmeden…Güneş bile hep aynı güneşdir oysa. Her sabah da yeni bir güneş doğmaz kimseye…Dudaklarından dökülen karmakarışıkları anlayamaz kimse. Oysa sen ne söylemeye çalıştığını bilirsin de, sözcükler anlamsızlaşır sanki..Yüreğindeki başkaları sen olmadıklarını hissettirirler bazen derinden. Sen sandığın başkaları olduklarını hatırlatırlar sana..

Bir ucundan tuttuğun acının derisini kaldırdıkça, kan revan içinde kalır yüreğin. Tül perdelerin arkasında sandığın aydınlık sahtedir oysa..

Gülümseyişler bir et bedene ait kalır anlarsın.Bakışlar parlamayınca dudaklar yalan söyler çatal dilli ağızlarda..

Kapatmaya çalıştığın kapılardan girer mantığının “hayır” dediği. Yüreğinin kurduğu çalgılı çengili masalarda eğlenir seninle. Sen kendini yenmeye çalıştıkca bastırır. Karşı sahilin gökyüzünü keşfetmeye basladığın bir anda, yağmurun dindiğini ve güneşin sımsıcak gülümseyeceğini hatırlarsın. Oysa günün birinde başkalarının gökyüzüde kararır.

Bir çift göz vardır dur durak bilmeden düşüncelerinde gezinir. Gözbebeklerine dokunmasını istediğin insanın gölgesi gibi görünür bir an. Yalanın gölgesini tanımasan, eski öykülere yeni kahramanlar yaratır yüreğin ama, gel gör ki kendi gerçekliğini keşfedememis bir asi ruzgar gibi çarpıp yüzüne dağılır sahte gölgeler.

Her sancı kendi gerçekliğinde kavurulur yüreğinde. Bedeninin dört bir yanına yayılır kemirir içini…

Dışarıdan bakıldığında görünmeyen içindekiler, bazen tanıdığın birinin gözleriyle, başkasından ödünç alınmış hissi yaratır. Aynı noktadan başlayıp birlikte yürümüş kadar ortak, aynı merkezin terminalleri kadar yakın olur insan…

Eski yapraklardan bu güne gelenler.. (’95)

“Kim bilebilirdi zamanın birinde, gözlerimden akan yaşların, yüreğimin korkularının bir sıcacık bakışta yok olup gideceğini, yenilenmek bu kadar kolay mı? Soyunmak bir anda geçmişten…

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

w

Connecting to %s