Hayat istediğini verecek – Bölüm 8

“Al senin olsun!” dedi Alparslan’da tükürür gibi. Bunca zamandır Semih’in Gonca’ya bir şeyler hissetmiş olabileceği hiç aklına gelmemişti. Dört yıldır onun kimseye ilgi duyduğunu görmemişti zaten. Hatta o olmadığı zamanlar Kartallar onun gay olabileceğini bile konuşup gülüyorlardı ama şimdi bunu Semih’e söyleyip hırs yapmanın zamanı değildi.

Herkese oyunu bitiren güçlüyü oynasa da Alparslan’ında içindeki boşluk acıyla kaynıyordu şimdi. Nihal ile evlenmek zorundaydı çünkü daha üniversiteye başladığıdan beri babası başkası ile eğlence dışında bir beraberlik yaşamaması gerektiği konusunda onu uyarmıştı. Bunca zaman bir sözlüsü olduğunu saklayabilmişti ama ne yazık ki bu ara tatil, aileler artık nişan yapmanın uygun olacağına karar vermişlerdi. Yazın da düğünleri olabilirdi böylece.

Nihal okulunu görmek istediğini söyleyince ona hayır diyememişti. Eğer o gün gelmemiş olsaydı mezuniyete kadr yüzüğü cebinde saklayıp oynamaya devam edebilirdi ama kız onun niyetini sezmiş gibi gelip görünmek  istemişti okula. Aptal bir kız değildi nişanlısı.

O  günden sonra karşısına çıkıp Gonca’ya açıklama yapacak cesareti bulamamıştı, başlangıçta sahiden oyun olarak girdiği bu ilişki her geçen  gün o gözlerden yüreğe inen merdivenleriyle sarmıştı onu. Hayatında ilk kez hiç bir güzelliği olmayan ya da belki güzelliği tam olarak gizlenmiş bir kıza bağlanmıştı. Aslında ilk kez bağlanmıştı. Bütün yaz aklından çıkaramamış, onu delicesine özlemişti ama Nihal ile yaptığı o havalı girişin ardından onu kucaklayamamıştı.

Başından beri başkası ile evleneceğini bildiği halde onunla olduğunu açıklayamazdı. Açıklayabilirdi ama o zaman her şeyin oyun olduğunu kabul etmesi gerekiyordu ama değildi. Bu bir oyun değildi o Gonca’ya sırılsıklam aşıktı.

“Sana delicesine aşığım ama Nihal’le evlenmek zorundayım” gibi saçma bir açıklama da yapamıyordu. En iyisi okudaki imajına uygun bir şekilde davranıp onu terketmiş durumuna düşmekti.

Nasılsa her durumda ikisi de acı çekeceklerdi.

Semih’in gelip yakasına yapışması ve ardından yoluna çıkmaması söylemesi iyice acıtmıştı canını. O sinsi sessiz demek yıllardır zaman kolluyordu sadece. Evet Gonca ile farklı bir iletişimleri olduğunu hissediyordu ama beklediği bu değildi. Gelip ona iğrenç bir herif olduğunu söyleyebilirdi Semih. Buna hakkı vardı dostuydu.

Yolundan çekilmesini istemek ise dostluğa sığmayan bir cümleydi.

“Uzak dur kadınımdan!” diye gürlemek isterdi ona ama yapamamıştı. Hem Nihal hem Gonca’nın sahibi olamayacağını o da biliyordu.

Hep sevmişti Semih’i, o da Gonca gibi diğerlerinden farklıydı. Kim bilir belki de ikisi daha mutlu olabilirlerdi. Ama Alparslan bunu hazmedemiyordu bir türlü.

Semih terasta Gonca ile ayrıldığından beri içinde  büyütüyordu yaşadıklarını. Başından beri Gonca için hissettikleri vardı ama onun Alparslan’ı seçmesi sonucunda kendini hep bastırmıştı. Zaten onu seçmemiş olsa da yapacağı bundan farklı değildi ama şimdi Alparslan’ın onu düşürdüğü bu durum kanına dokunuyordu artık. Okulda herkesin ona nasıl baktığını, nasıl gözden  düşmüş gibi davrandığını görüyordu. Konuşulanları da duyuyordu elbette. Çirkin ördek yavrusu hakkettiği yeri bulmuştu yeniden.

Feriha hanım doğum gününü arkadaşıyla kutlayacağını söylediğinden beri bir şey sormamıştı Semih’e ama arkası gelmeyen bu cümlenin sonrasında neler olduğunu merak ediyordu. Semih o akşam çok üzgün dönmüştü eve. Kim bilir belki de red edilmişti ama sonrasında da kendine gelememişti bir türlü. Günlerdir onu karşısına alıp konuşmak istiyordu kadın ama çocuğun hassas noktalarına dokunup onu üzmekte istemiyordu.

“Hayat istediğini verecek, göreceksin” diyordu sadece onun hüzünlü gözlerine bakıp.

Semih’de anneannesine inanmayı çok isterdi. Belki de hayat bekledikçe değil, mücadele ettikçe veriyordu istenileni ama  onun mücadele etse de varacağı sonuç korkutuyordu gözünü. Yine de Gonca’yı kaybetmemek için  mücadele etmek istediğini hissediyordu içinde. Onu bir kez Alparslan’a kaptırmış, bir kez de doğum gününde redetmişti ama bu reddediş onun sandığı gibi bir reddediş değildi. Kızın gururu kırılmıştı büyük ihtimalle.

Öncelikle bunu konuşmalıydılar belki.

Ertesi gün okulda koridorlarda Gonca’yı aradı gözleri. Alparslan ile ayrıldıklarından beri o da  çok fazla ortalarda görünmüyordu. Birlikte aldıkları dersin  ardından hızla sınıftan çıkan Gonca’nın  ardından gitti. Tam bahçe kapısına varmak üzereyken yakaladı onu.

“Biraz konuşalım mı?” dedi kolundan tutup.

Terastaki ani tepkisinin ardından kolundan tutan Semih’e şaşkınlıkla baktı Gonca.

“Şimdi de sen bana dokunma!” diye çekti kolunu, “Ben de kendi yaramı sarabilirim!”

Bir kez daha yakaladı bıraktığı yerden onu Semih, “Lütfen!” dedi gözlerinin içine bakarak.

Aslında konuşmak için can attığı dostunun bu tavrına karşı koyamadı Gonca, bir şey söylemelerine gerek kalmadan asansöre yürüdüler birlikte.

Aylar sonra gizli yerlerdindeydiler şimdi. Terasta hiç bir değişiklik olmamıştı. Dört yıldır aynı haliyle duruyordu zaten. Sadece Alparslan’ın  kilitli kaldıkları gece kırdığı sandalye eksilmişti. Sardunyalar yine renk  cümbüşü ile duruyorlardı manzaranın önünde.

“Ne konuşmak istiyorsun?” dedi Gonca derin bir iç geçirerek. Alparslan ve onun hakkında herhangi bir şeyden  konuşmak istemiyordu.

“Sana anlatmam gereken bir şey var.” dedi Semih oturmasını işaret ederek.

Gonca sessizce oturdu gösterilen sandalyeye.

“Benim babam çok çapkın bir adammış,” diye söze girdi Semih, “annemi defalarca aldattığını çok sonradan öğrenmiş annem.”

Kendinden hiç bahsetmeyen Semih’in böyle birden bire ailesinin mahrem konularına girmesi şaşırtmıştı Gonca’yı. O Alparslan ile ilgili teselli veya benzeri şeyler dinleyeceğini umuyordu. Merak ve  şüpheyle baktı Semih’in yüzüne.

“Ben doğduğumda kanımda yapılan testler ele vermiş onu. Meğer HIV taşıyormuş.”

“HIV mi?” dedi şaşkınlıkla Gonca.

“Evet yani bildiğimiz AIDS virüsü. Tabi anneme de bulaştırmış bu arada ki ben dünyaya gelmişim. Dolayısıyla ben de HIV’li bir bebek olarak dünyaya geldim. Anlayacağın benim doğumum ailemizin parçalanmasının başlangıcı oldu. Çok şanslıyım öyle değil mi?”

Acı acı güldü burada kendi kendine, Gonca duyduklarını anlamaya çalışıyordu sadece.

“Her neyse babam benim doğumumdan bir yıl sonra ölmüş zaten ben onu hiç tanımadım. İyi ki de tanımadım belki de bilmiyorum. Annem de tüm tedavilere rağmen üç yıl daha yaşayabilmiş. Onu da tanıdığımı ya da hatırlayabildiğimi söylemem. Beni anneannem büyüttü. Hâlâ da onunla yaşıyorum.

AIDS’li bir bebek olarak dünyaya gelmek iyi bir başlangıç olmasa da, doğumum da farkedildiği için yüksek dozda verilen ilaç sayesinde hayatta kalabilmişim.  Yıllar içinde defalarca yapılan testlerle kanımda virüsün kalmadığı raporlansa da ben taşıyıcı olabileceğim korkusunu hiç bi zaman yenemedim.”

“Yani sen o gün elin yaralandığında?”

“Evet kanıma dokunmanı istemedim. Tek nedenim sadece buydu. Hayatım boyunca hikayemin bu kısmını anneannem ve benden başka kimse bilmedi. Eğer bilselerdi zaten toplum içinde  yaşamam ya da eğitimime devam etmem gibi bir şey söz konusu olamazdı elbette. Şimdi bilen üçüncü kişi de sensin.”

Gonca ne söyleyeceğini bilemiyordu.

“Ama raporlarının temiz çıktığını söyledin, hem de defalarca.”

“Evet kanımda virüs yok. Doktorlar bunu defalarca test ettiler, yine de emin olmak için yaptırıyorum testleri senede bir kez. Taşıyıcı dahi değilim ama korkuyorum bunun nasıl bir duygu olduğunu sana anlatmam mümkün değil. ”

“Keşke söyleseydin o zaman.”

Semih birden bire gözlerinden akan yaşlara hakim olamadı, “Ben sevdiklerime zarar vermek istemiyorum. Hayatım boyu bundan korktum. Kimseyi sevmek istemedim bu yüzden. Ben babam gibi değilim anlıyor musun?”

Gonca ne diyeceğini şaşırmıştı iyice, “Senin isteyerek kimseye zarar vermeyecek kadar iyi biri olduğunu herkes biliyor.”

“Evet isteyerek değil belki ama ya doktorların gözden kaçırdıkları bir şey varsa. Ya sana zarar verirsem.”

“Bana zarar vermek mi?” dedi Gonca şefkatle gidip sarıldı arkadaşına.

İçinde bir yerlerde çokça duyduğu bu hastalıkla ilgili bildikleri toplanıyordu zihninde, sadece kan ve cinsel yolla bulaştığını biliyordu. Ünlü bir kaç kişi dışında hastalığa yakalananlar hakkında bir fikri yoktu. Sarılmakla bulaşmadığını biliyordu.

(devam edecek)

 

Bölüm 1

https://gulserenkilincyazar.com/2018/08/23/hayat-istedigini-verecek-bolum-1/

Bölüm 2

https://gulserenkilincyazar.com/2018/08/24/hayat-istedigini-verecek-bolum-2/

Bölüm 3

https://gulserenkilincyazar.com/2018/08/25/hayat-istedigini-verecek-bolum-3/

Bölüm 4

https://gulserenkilincyazar.com/2018/08/26/hayat-istedigini-verecek-bolum-4/

Bölüm 5

https://gulserenkilincyazar.com/2018/08/27/hayat-istedigini-verecek-bolum-5/

Bölüm 6

https://gulserenkilincyazar.com/2018/08/28/hayat-istedigini-verecek-bolum-6/

Bölüm 7

https://gulserenkilincyazar.com/2018/08/29/hayat-istedigini-verecek-bolum-7/

Bölüm 8

https://gulserenkilincyazar.com/2018/08/30/hayat-istedigini-verecek-bolum-8/

Bölüm 9

https://gulserenkilincyazar.com/2018/08/31/hayat-istedigini-verecek-bolum-9/

Bölüm 10

https://gulserenkilincyazar.com/2018/09/01/hayat-istedigini-verecek-bolum-10/

 

 

Hayat istediğini verecek – Bölüm 8’ için 5 yanıt

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s