Hayat istediğini verecek – Bölüm 4

Kusmanın etkisiyle düşen tansiyonu yüzünden sandalyeden kaykılıp düştü Gonca’nın zayıf bedeni terasın zeminine. Alparslan üzerinde fışkıran kusmuğun verdiği şaşkınlıkla bakakalmıştı olanlara. Üzerindeki tişörtü çıkarıp attı önce. Sonra Gonca’yı doğrulttu yerden. Kızın bedeni ateş gibi yanıyordu. Onu gölgeye çekip sırtını duvara dayadı. Gözleri kapalıydı ama kendinden geçmediğini anlayabiliyordu inlemelerinden.

Çantasının içinden su var mı diye aradı, bulamadı, sonra  terasın küçük havuzuna takıldı gözü. Biraz önce fırlattığı tişörtü alıp soktu suya, iyice temizlendiğinden emin olunca sıkıp getirdi ve alnına yüzüne sürdü Gonca’nın. Küçükken ateşi yükseldiğinde böyle yapardı dadısı da ona.

Kızın da üzeri başı kusmuk olmuştu, tişörtü üzerindeki lekelere sürtüp yeniden götürüp yıkadı havuzda. Goncanın boynuna ve başına sardıktan sonra gidip kapıyı zorladı yeniden. Açılmıyordu.

Gonca yeniden öğürmeye başlamıştı bu arada.

“Hey Allahım!” dedi stresle ve yeniden döndü onun yanına.

“Çantamda bisküvi vardı biraz” dedi Gonca fısıldar gibi. Alparslan bulup çıkardı bisküviyi verdi ona yemesi için. Kendisi de bağdaş kurup oturdu yanına.

Biraz sonra Gonca’nın öğürmeleri kesilmişti ama  hala ateşi vardı. Gözlerini açıp Alparslan’a baktı.

“Bu akşam buradayız!” dedi elini iki yana açıp oğlan, “Şu son pisliği yapmasaydın iyiydi ama.”

“Özür dilerim, üşütmüş olmalıyım.” dedi yüzünü buruşturarak Gonca.

“Belki aşağı seni atarsam birileri gelip beni kurtarır.”

Güldü Gonca, gülünce bulandı midesi yeniden elini ağzına götürdü.

“Tamam sustum” diyerek kalktı yerinden  Alparslan ve sandalyelere bakmaya başladı, “Aslında şunların biriyle camı kırabilirim belki ne dersin?” dedi Gonca’ya bakıp.

Gonca kaşlarını kaldırarak baktı ona, “Olabilir”

Üstü çıplakken iyice Tanrı heykellerine benziyordu oğlan. Sandalyeyi kolayca kaldırıp cama doğru savurdu. Sandalye camdan sekip düştü yere.

“Yok artık” diyerek yeniden aldı sandalyeyi ve bu kez daha hızlı savurdu cama doğru. Sandalyenin sırtı ayrıldı tahtasından ve yine düştü cama zarar veremeden.

Gonca gülmeye başlamıştı yine, sinirleri bozulmuştu artık. Bir an önce eve gidip dinlenmek isterken şimdi bu akılsız koca devin balkon camını kıramayışını seyrediyordu. Üstelik üstü başı kusmuk kokuyordu. Teller ağzının içini iyice yara ettiğinden de canı daha çok acımaya başlamıştı.

Gonca’nın güldüğünü gören Alparslan iyice hırslanıp, masayı kaldırıp fırlattı bu kez cama. Masanın da akıbeti sandalyeninkine benzedi. İnce hasır yüzeyleri, hafif bir ağaçtan yapılmış ayaklara tutturulmuştu hepsinin. Bir camı kırabilecek kadar bile sağlam değildiler anlaşılan.

Bu sefer o da gülmeye başladı hallerine ve vazgeçip oturdu Gonca’nın yanına. Sırtını onun gibi duvara yaslayıp uzattı ayaklarını.

“Daha  iyi misin bari?” dedi sanki her şey normalmiş gibi.

Gün batmak üzereydi artık. Oturdukları yerden sardunyaları ve üstlerinde artan kızıllığı görebiliyorlardı sadece. Güneşin gücü azaldıkça rüzgarın serinliği de artmaya başlamıştı.

Gonca çok sevdiği rüzgarın serinliğini hissedince rahatlamıştı biraz. Gözlerini kapatıp kendini serinliğe bıraktı. Alparslan’da onun içinin geçtiğini düşünüp ses çıkarmadan oturdu yanında.

Kartallar’ın bu hikayeyi duyduklarında ne söyleyeceklerini merak ediyordu. Belki de en iyisi bu gazoz şişesiyle burada olanları hiç anlatmamaktı onlara. Yoksa dillerinden kurtulamazdı. Şişenin yerine ilk gün gördükleri o sarışın ile kalsaydı kim bilir ne güzel bir gece uzanırdı önlerinde.

Şimdi ise dişleri telli, kusmuk kokan bir kızla beraberdi. Yine de içi acıdı ona bakınca. Giydiği kıyafetler okuldaki diğer kızların giydiklerine benzemiyordu. Muhtemelen markaları bile yoktu hiç birinin. Hoş tişört ve kottan başka da bir şey giydiğini görmemişti aslında ama zeki bir kız olduğu belliydi.

Onun sahip olduğu para ve fiziki güzelliğe sahip değildi ama aynı yerdeydiler ikisi şimdi. Aynı okulda, aynı sınıfta eşit şartlara sahiptiler. Muhtemelen Alparslan’dan daha başarılı olacaktı okulda. Ona göre iki sıfır eksik başlamıştı hayata, yine de garip bir özgüveni vardı. Nasıl bir ailesi olduğunu düşündü o gözleri kapalı dinlenirken. Kızlarını okutmak için çok çalışıyorlardı belki de. Güzelliği olmayan bir kızın gelecek için iyi bir eğitimden başka da şansı yoktu aslında. Belki biraz saçlarını uzatsa, lens falan taksa bir şeye benzer mi diye düşündü sonra. Yüzü şekilsiz değildi aslında. Şu gözlükler çıkarsa neye benzer acaba diye merak edip, gözlüklere uzandı.

Gonca onun gözlüklerini aldığını hissetse de belli etmedi. Ne yapmaya çalıştığını merak etmişti. Belki onun da beklemediği derinliğini yakalayabilirdi bu tuhaf maceranın içinde. Biraz daha  hali olsaydı sohbet için konu da açardı ama şimdi kendini konuşacak halde bile hissetmiyordu. Adamın üzerine kusmuştu doğrudan. Bu kadar yakışıklı bir adamla, bu kadar güzel bir terasta hayal edilebilecek en son şey buydu herhalde. Gülmemek için zor tuttu kendini. Böyle bir hikaye çizebilirdi belki ileride.

Alparslan gözlükleri aldıktan sonra sanki resmin tamamlamaya uğraşan bir ressam gibi daha dikkatli baktı kızın yüzüne. Ona yaklaştıkça artan kusmuk kokusu, onun da midesini bulandırmaya başlamıştı. Kendi çantasından deodorantını çıkarıp sıkmaya başladı Gonca’ya gelişi güzel bir şekilde. Koku yeniden midesini kaldırdı Gonca’nın öğürerek açtı gözlerini. Ne yapıyordu bu şapşal böyle?

Alparslan yaptığı çocukta haraketten utanmış, deodorant şişesini arkasına saklamıştı hemen.

“Kokuyu almayacağımı düşünecek kadar ahmak herhalde!” dedi Gonca içinden.

Öğürmesi durunca, “Koku için üzgünüm ama beni ilaçlamak yerine biraz uzakta oturabilirsin.” dedi Alparslan’ın gözlerinin içine bakarak.

Onu ilk kez gözlüksüz gören Alparslan  günün kızıllığı düşmüş griye çalan bu gözlerin içinde alevden bir girdap varmış  gibi hissetti ona bakarken. Derin bir gölün içinde yanan iki volkana bakıyormuş gibiydi. Onu içine çekiveren bu iki derinliğin şişe dibi iki cam parçasının ardından çıktığına inanamıyordu şimdi. O ağızın içindeki tellerin ardında da birer inci tanesi saklı olabilir miydi acaba?

Az önce ahmakça bulduğu hareketin ardından, taştan oyulmuş kadar düzgün yüzdeki şaşkın ifadeyi görünce yine gülme tuttu Gonca’yı. Gözlüklerin gözünde olmadığını unutmuştu.

O kendinden geçmiş yüzüne bakarken tellerini göstererek gülüp alay etmesiyle dağılmıştı büyü birden Alparslan için. Ne kadar etkileyici olsa da bu gölün de bir canavarı vardı içinde işte.

“Madem boş boş oturuyoruz bari şu çizimi göster bana” dedi yeniden arkasına yaslanarak. Deodorant şişesini çantasının içine atıvermişti yaslanırken.

Gonca çantasına uzanıp çıkardı çizimi ve gösterdi ona. Terasa ilk geldiklerinde baktıkları sıralı evler olduğunu anladı Alparslan çizime bakınca ama üzerlerindeki dağların başlarını bulutlara uzatmış gibi duran gölgeleri çok farklı görünüyordu. Bulutların birer güle benzediğini seçebildi sonra havanın artık kararmaya dönmesine rağmen. Gerçekten etkileyici bir manzara çıkmıştı ortaya.

“Vay canına!” dedi yeniden çizime bakarak, “Sen baya yetenekliymişsin be şişe! Bundan sonra tüm projeleri seninle yapalım. Bulutları güle benzetmek nereden aklına geldi.”

Gonca ona evlerin çatılarını gösterdi eliyle. Evlerin çatıları yerinde de birer yürek vardı gerçekten, dağların göğsüne denk gelen yerlerindeydiler.

“Sen gözlüksüz görebiliyor musun?” dedi sonra Gonca’ya dönüp. O bile azalan ışıkta zor seçebiliyordu resmi.

Gözlüklerini aldığını hatırlayan Gonca, “Hayır!” dedi telaşla, “Yani parlaklık azalınca biraz daha iyi görebiliyorum sadece, ışık hassasiyeti var gözlerimde”

Gözlüğünü bıraktığı yerden alıp geri verdi Gonca’ya Alparslan. Böylece o derin göle dalması gerekmeyecekti konuşurken. Sonra canavarın sert yüzüyle karşılaşmak hoş olmuyordu zaten.

(devam edecek)

 

Bölüm 1

https://gulserenkilincyazar.com/2018/08/23/hayat-istedigini-verecek-bolum-1/

Bölüm 2

https://gulserenkilincyazar.com/2018/08/24/hayat-istedigini-verecek-bolum-2/

Bölüm 3

https://gulserenkilincyazar.com/2018/08/25/hayat-istedigini-verecek-bolum-3/

Bölüm 4

https://gulserenkilincyazar.com/2018/08/26/hayat-istedigini-verecek-bolum-4/

Bölüm 5

https://gulserenkilincyazar.com/2018/08/27/hayat-istedigini-verecek-bolum-5/

Hayat istediğini verecek – Bölüm 4’ için 9 yanıt

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s