Hayat istediğini verecek – Bölüm 2

Okulun ilk günün ardından Gonca eve gelince, heyecanla sordu halası, “Nasıl geçti ilk günün bakalım?”

Dişlerindeki telleri çıkarmaya uğraşan Gonca cevap veremedi hemen halasına, sonra gözlükleri de atıp rahatlayınca yanıtladı, “Tam beklediğim gibi.”

“Gerçekten anlamıyorum seni! Neden annenin ayak izlerinden yürümek istiyorsun illa? Sen Gonca’sın ve tamamen başka bir hayatın olacak.”

“Halacığım neden anlamak istemiyorsun ki, bu bir deneyim benim için annem ve babamın hissettiklerini anlamak istiyorum sadece.”

“Tamam, tamam nasıl biliyorsan öyle yap!” dedi Suzan hanım, yeğenine laf geçiremeyeceğini bildiği için. Hep yaşıtlarından farklı bir kız olmuştu Gonca. Beline uzanan o güzelim saçlarını kestirmeseydi hiç değilse belki daha az üzülecekti Suzan hanım yaptıklarına. İlla anneme benzeyeceğim diye tutturmuştu niyeyse.

Oysa hayat herkese ayrı bir hikaye yazıyordu. Bunun için çirkin veya güzel olmanın bir anlamı yoktu ki. Sevmek ve sevilmenin yürek işi olduğunu anlatmıştı defalarca ona.

“Ama annemi babamın yanında ilk gördüğünde ne kadar çirkin olduğunu düşündüğünü sen söyledin!” diye itiraz ediyordu Gonca ona her defasında.

O da usanmadan, “Tanıdıkça anladım!” diye açıklıyordu bastıra bastıra.

“Tamam işte bırak birileri de benim içimdeki güzelliği bulsun o zaman!”

Alparslan’ın yeni arabası beklediği ilgiyi bulmuştu. Yakışıklı ve zengin doğmuş olmasının bir şans olduğunun farkındaydı o da. Kimi fiziğine, kimi parasına olsa da elde edemeyeceği yürek olmadığına  inanıyordu artık. Hep böyle olmuştu.

Çocukken de girdiği her arkadaş ortamında babasının yurt dışından  getirdiği oyuncaklar sayesinde popüler olurdu. Boş kafalı bir genç değildi aslında, yeteneksiz de değildi. zaten öyle olsa bu okulu kazanamazdı da. Yine de insanların paraya ve dış görünüşe akıl ve yetenekten daha çok ilgi gösterdiklerini çözmüştü çoktan.

Kartallar dışında kimse bilmiyordu nişanlı olduğunu. Aslında çok erkendi böyle bir pranga için ama babası ısrar etmişti. Okul bittikten sonra evlenceklerdi Nihal ile. Güzel kızdı Nihal’de bir şey demiyordu ama yaşanacak onca şey varken evlenmenin sırası değildi ona göre. Bu yüzden hiç değilse okul hayatı boyunca tadını çıkarmak istiyordu gençliğinin. Hepsinin sahte mutluluklar olduğunu bile bile vuruyordu kendini eğlenceye. Çizdiği yakışıklı ve şımarık zengin çocuk profilini umursamıyordu. Madem ki bunu istiyordu çevresindekiler o da veriyordu işte. Çizmeyi aşmadığı  sürece ailesinin de bir itirazı yoktu yaşam şekline. Çizmeyi aşacak kadar akılsız değildi o da zaten. İçinde yolun sonunda varacağı duygusuz bir evliliğin hüznü olduğunu da bilmeleri şart değildi hiç birinin.

Okan, “Anlamıyorum seni gerçekten abi?” diyordu sık sık “Herşeyin var, kızlar peşinde, zengin akıllı bir kadınla evleneceğin, işin her şeyin garanti bir paketle önüne sunulmuş. Daha ne istiyorsun ki?”

“Dört yılın sonunda bir evlilik garantisi dışında seninde var hepsi? Çok mu mutlusun?” diyordu Alparslan’da ona cevap olarak, “Tek eksiğin bir eş ve iş mi yani?”

“Bütün çocuk yetiştirenlerin amacı bu değil mi? Ailelerin istediği, olsun diye bizi yönlendirdiği bu değil mi sanki? Tamam bizim şansımız paramızın olması ama olmayanların da eğitimden beklentisi zaten paralı bir hayat sonuçta.”

“Amaca uygun ilerliyor olman mutlu ediyor mu seni? Asıl sorduğum bu zaten.”

“Ne olacak diye kafa yormuyorum en azından. Olacak olana karar verilmiş zaten.”

Serhat’da Okan ile aynı fikirde oluyordu genellikle. Her zaman olduğu gibi Semih sessiz kalıyordu bir tek. Alparslan onun gözüne bakıyordu bir şeyler söylesin diye. Karışmıyordu o hiç birine.

“Ben içimde mutluyum, dışarıya ihtiyacım yok.” diyordu çok üzerine gidildiğinde.

“Bir küçücük fıçıcık, içi  dolu turşucuk!” diye basıyordu kahkahayı Alparslan o zaman. Düşünüyordu ama yine de, içinde kocaman bir boşluk olduğu için mi mutsuzdu o acaba? Bu sessiz oğlan hayatında hiç kimse olmadan, paylaşmadan nasıl buluyordu içinde mutluluğu. Tek başınalık ona göre değildi hiç bir zaman. Sahnelere alışmış bir sanatçı gibiydi o. Yediği, içtiği, giydiği, çıkardığı, yetmediği yerde yaptığı aşırılıklarla alkış almayı seviyordu. Işıklar sönüp sahneden inince sarıyordu içini hüzün yeniden. Başı yastığa değdiğinde herkes gibi yalnız kalıyordu o da. Semih oluyordu o zaman ama onun gibi mutlu olamıyordu.

“Belki de aradığın mutluluk şu gazoz şişesinde saklıdır ne dersin?” dedi Serhat okulun açılmasından bir hafta sonra.

“Kapağı kaldır içine mi bak?” diyorsun yani diye gülümsedi Alparslan hınzır hınzır.

“Neden olmasın? Kızın sana nasıl tısladığını görmüyor musun her gördüğünde? İşte sana aşılacak bir engel. Belki aradığın mutluluk bir engeli aşabilmektir. Sahip olamadığına ulaşmak olamaz mı?”

“Ağır felsefe yapma oğlum bana. Altı üstü bir gazoz şişesi işte, üstelik telleri var.”

“Korkuyorsun bence!” dedi Okan araya girerek.

“Ne korkacakmışım?”

“Reddedilmekten!”

Ağzını eğerek cevap verdi Alparslan. Semih kalkıp gitti yanlarından.

O gün öğleden sonra olan derste aynı gruptaydı Kartallar ile Gonca. Alparslan’ın yan gözle onu süzdüğünü gördüler hepsi. Okan gülerek dürttü Serhat’ın kolunu.

“Yapacak her iddasına varım!” diye fısıldadı.

Alparslan önündeki kağıdı alıp geçti tek başına çalışan kızın yanına. Gonca gözlüklerinin arasından baktı ona başını kaldırıp, sonra hiç bir şey olmamış gibi yaptığı işe devam etti.

“Evet çocuklar!” dedi Tuğrul hoca bu arada. “Yarın için hepinizden beklediğim, okul sınırları içinde bir yer seçerek modelleme yapmanız. Gördüğünüzü çizmenizi istemiyorum ama biz baktığımızda nereyi çizdiğinizi anlayalım. Anlaştık mı? Herkes yanındaki ile ekip olsun. İkili çalışın.”

Gonca başını çevirip baktı Alparslan’a yeniden, “Zamanlaman gerçekten harika!” diyerek topladı eşyalarını çıktı sınıftan.

Gonca gider gitmez, Okan ve Serhat’ın gülümseyen yüzleriyle karşılaştı Alparslan.

“Oğlum ne ballı adamsın!”

“Ya bir gidin başımdan! Kız çekti gitti zaten, ne çizeceğimizi bile konuşamadık daha!”

Okan masada duran kalemi alıp, bir kalp çizdi Alparslan’ın önünde duran kağıdına.

Gonca okula ilk geldiği gün, rengarenk sardunyaların döküldüğü ara terası kestirmişti gözüne. Aşağıdan saydığına göre dokuzuncu katta olmalıydı. Tuğrul beyin verdiği proje için en uygun bakış açısının bu harika terastan  yakalayacağını düşünmüştü nedense. Sınıfın çoğu geniş bahçeye dağılarak bir şeyler ararken o doğrudan asansöre yöneldi.

Asansörde ondan başka  iki öğrenci daha vardı. Başıyla selam verdi onlara, kızlar kıkırdayarak aldılar selamını. Gözlüklerine güldüklerini biliyordu Gonca umursamadı. Bastı dokuzuncu katın düğmesine.

Teras öğretmenlerin dinlenme odasının hemen yanındaydı. Bütün gün laf anlatmaya çalıştıkları öğrencilerden biraz olsun uzaklaşabilsinler diye düşünülmüş olmalı diye geçirdi içinden. Ne dinlenme odasında ne de terasta kimse görünmüyordu. Sürgülü kapıyı açıp terasa geçti. Rüzgar yüzünü okşayıp geçti önce. Burası aşağıdan göründüğünden daha  güzeldi. Sardunyalardan bir duvar oluşmuştu manzaraya dönük yerinde. Minik havuzun üzerinde bulunan değirmenden dökülen suların sesi rügarın uğultusuna karışmıştı.

Dinlenenlerin birbirinden rahatsız olmamaları için tahta paravanlar yerleştirilmişti her masanın arasına. Terasın tamamını bir bakışta keşfetmeyi engelleyen bu tahta paravanların arasında dolaşmaya başladığında duydu mızıka sesini. Önce aşağıdan geldiğini düşündü sonra, etrafına daha dikkatli bakınmaya başladı.

Son paravanın ardından gözüken spor ayakkabıları farketti. Kulağının alışık olmadığı mızıka sesi öyle tatlı bir melodiye başlamıştı ki. Oraya gidip bölmek yerine, biraz dinlemek için oturdu bulunduğu aralıktaki sandalyelere.

Gözlerini kapatıp, rüzgarın onu şefkatle sarmasına izin verdi.

(devam edecek)

 

Bölüm 1

https://gulserenkilincyazar.com/2018/08/23/hayat-istedigini-verecek-bolum-1/

Bölüm 2

https://gulserenkilincyazar.com/2018/08/24/hayat-istedigini-verecek-bolum-2/

Bölüm 3

https://gulserenkilincyazar.com/2018/08/25/hayat-istedigini-verecek-bolum-3/

Bölüm 4

https://gulserenkilincyazar.com/2018/08/26/hayat-istedigini-verecek-bolum-4/

Bölüm 5

https://gulserenkilincyazar.com/2018/08/27/hayat-istedigini-verecek-bolum-5/

Hayat istediğini verecek – Bölüm 2’ için 9 yanıt

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s