Yüreğimin sahibi – Bölüm 5

Süleyman hışımla kalkıp, aldı çocuğu Seda’nın kucağından, alırken de öyle bir öfkeyle baktı ki ona, Seda bir an için Füsun’u kendisinin öldürdüğünü düşündüğünü sandı.

“Süleyman!” diye bağırdı hiddetle kadın, ama Poyraz yeniden ağlamaya başlayınca, vazgeçti o da seslenmekten. Süleyman çocuğu alıp gitti yanlarından.

Seda iyice sersemlemişti, koşup çocuğu kucaklamak istiyordu bir yandan, bir yandan buraya gelmekle hiç iyi etmediğini düşünüyordu.

“Kabullenemedi Füsun’un gittiğini” dedi yaşlı kadın, “O  benden çok kızmıştı organ bağışı yapacağım dediği zaman, aslında kızdığı organ bağışlaması değil, ölümü hesaplamasıydı Füsun’un. Epeyce bir tartıştılar o akşam. ‘benim bedenim sen karışamassın” dedi Füsun. O zamanlar daha Poyraz doğmamıştı. Bir kaç gün küs kaldılar, sonra barıştılar. Şimdi yine kızıyor Füsun’a, o hesapladı, öleceğini planladı o yüzden oldu diyor devamlı. Küçücük çocukla kaldılar işte ikisi.”

Seda hala giden adamın arkasından bakıyordu. Onun yerinde olmak istemezdi gerçekten. Hayalet gibi adamın karşısına dikilivermişti gelip ama, o bilmiyordu  ki gelirken bir oğlu, bir kocası olduğunu kalbinin sahibinin. Acılı bir anneyi biraz olsun teselli etmeyi, kendi ruhunda açılan nedenini bilmeyen yaraları onarmayı ummuştu sadece.

“Süleyman çok aşıktı kızıma, buraya tatile gelmişlerdi ailesiyle, onlar memleketli bir kızla evlensin istiyorlardı oğulları, tüm itirazlarına aldırmadan koştu geldi bir gün buraya. Elimi öptü, ‘Bana annelik eder, kızını verirsen, ömrüm boyu ayrılmam yanınızdan’ dedi. Ne diyeceğimi bilemedim, hani kızların kaçtığını falan duyarız da, böyle koskoca oğlanın kaçıp gelmesine, güleyim mi ağlayayım mı bilemedim bende, uzattım elimi.”

“Kim bilir nasıl görüyor beni şimdi?” dedi Seda kendi kendine, iki kadın bambaşka düşünce ve duyguların içinde, aynı sahnede duruyorlardı şimdi.

“O da biliyor, anladı, Poyraz susmuyor annesi gittiğinden beri, o el kadar sabi anladı annesinin kalbinin geldiğini, o kadar aşık oğlan anlamadı mı, o da hisetti anladı biliyorum, korktu, korktu kesin” dedi yaşlı kadın bu sefer.

Seda endişeyle baktı kadının yüzüne, bir anda bir kabusun içinde gibi hisettmeye başlamıştı, hem de o geceler boyu gördüğü kabuslardan bile beter bir kabusun içinde.

Çantasında çalan telefonun sesiyle sıçradı yerinden,  içinden aradı buldu telefonu, arayan Murat’tı. Ah şimdi nasıl ihtiyacı vardı ona.

“Murat!” dedi sesi titreyerek, Bir şeylerin yolunda olmadığını anlayan Murat telaşlandı hemen, “Seda, ne oldu aşkım, iyi misin?”

“Bir oğlu varmış Füsunun, bir bebek, bir de kocası varmış.”

Seda’nın ne anlatmaya çalıştığını anlamayan Murat “Üzüldüm” diyebildi sadece, ama onun ses tonundan anlamıştı tuhaf bir şeyler olduğunu, “Sen iyi misin, neredesin şimdi?”

“Moteldeyim ben, Murat, gelir misin? Lütfen gelir misin?” diye ağlamaya başladı birden. Murat’ın eli ayağına karışmıştı daha o andan itibaren , “Ah meleğim! Ah meleğim! Sana oraya gitmemen gerektiğini söylemiştim. İlk uçakla geliyorum, bana konum at hemen.” diyerek kapattı telefonu.

Seda telefonu kapatıp arkasını döndüğünde yaşlı kadın orada değildi. Murat’la konuştuğunu duyup duymadığından emin olamadı, acaba gücenipte mi gitmişti. Acaba gidip derenin orda mı beklesem diye düşündü ama, o zaman da ev sahiplerine karşı çok ayıp etmiş olurdu. İnsanların zaten acısı vardı, onun gelmesi ile de iyice katmerlenmişti, şimdi onlara veda etmeden çekip giderse hem aklı kalacaktı, hem de olmazdı. Poyraz bebeği bir kez daha görmek istiyordu ayrıca. Onu kucağına aldığında göğüs kafesine yayılan sıcaklığı hissetti bir kez daha. Acaba gerçektan anlamış mıydı bebek, annesinin kalbini. Bütün o rüyalar, ruh halleri, Füsun mu getirmişti onu buraya yoksa. Birden bütün tüyleri diken diken oldu. Yok canım neler saçmalıyordu, korku filmi mi çekiyorlardı burada. Peki o zaman o rüyalardaki ağlama sesi de neyin nesiydi? Murat geldiğinde ona her şeyi anlatacaktı. O rüyaları, psikoloğun söylediklerini her şeyi anlatacaktı, hata etmişti. En büyük hatası bunları ondan saklamak olmuştu. Sonra birden Murat’a annemlere bir şey söyleme diye tembihlemediği geldi aklına, telaşla telefonu aldı tekrar eline, cevap alamayınca, mesaj attı, “Annemlere sakın bir şey söyleme!”.

Daha göndere basamadan aradı annesi, “Seda, kızım?”

“Efendim anneciğim” dedi sesini sakin tutmaya çalışarak.

“Kızım merak ettik, haber de vermedin vardım diye.”

Derin bir oh çekti sessizce, demek ki sadece merak ettikleri için aramışlardı, Murat çok akıllı bir adamdı, onları telaşe vermek istememişti mutlaka.

“Merak etmeyin vardım, burası çok güzel  bir yer, sıcak ama çok.”

“Şey yaptın mı?” dedi annesi, belli ki yalnız olup olmadığını bilmediği için doğrudan soramamıştı.

“Evet, merak etmeyin, kadıncağız çok ağladı, şimdi yanımda değil.”

“Ah Allah kimseyi evlat acısıyla sınamasın canım kızım, sen de kendini çok kaptırma olur mu, baban  da burada selam söylüyor.”

“Tamam, merak etmeyin, ararım ben sizi yine olur mu?” dedi Seda sevgiyle. Annesinin sesini duymak iyi gelmişti ona.

Duyduğu ayak seslerine döndü telefonu kapatıp, gelen Süleyman’dı.

“Az önceki davranışım için özür dilerim, bakın çok zor bir dönemden geçiyoruz. Annem sizi çağırdığını bana söylememişti. Biraz önce anlattı daha. Yani ben böyle bir şey beklemiyordum.”

“Önemli değil.” dedi Seda, “Siz çok haklısınız, belki de benim buraya gelmem hataydı. Poyraz iyi mi?”

“Ağlıyor, Füsun gittiğinden beri ağlıyor çocuk, bazen kendimi çıldıracak gibi hissediyorum. Ne yapsak olmuyor, uyumuyor, zorla yiyor, sürekli ağlıyor, kulaklarını yoluyor bir de ağlarken, çizik içinde kulakları. Sanki bizim duymadığımız bir ses duyuyor da, ondan kurtulmak ister gibi sürekli kulaklarını yoluyor.”

Adamın çektiği acı o kadar belli oluyordu ki, sessiz kaldı Seda.

“‘Ben buradayım’ dediğinizi duydum ona” dedi Süleyman birden hüzünlü bir merakla.

“Öyle mi dedim?”

“Evet ben buradayım dediniz ve o sustu.”

“Ben, farkında değilim, muhtemelen bir tesadüftür” dedi Seda yeniden gerilmeye başlayarak. Bu insanlar onun Füsun’un kalbini değil, ruhunu taşıyor gibi davranıyorlardı daha çok, tıpkı Murat’ın kendini uyardığı gibi. Böyle bir şey mümkün olamazdı. Bunlar birer tesadüftü mutlaka.

“Belki de” dedi Süleyman, “Hiç sormadık, aç mıydınız, yoldan geldiniz, motel kapalı ama mutfağımız açık.”

“Hayır, hayır lütfen zahmet etmeyin, aç değilim, zaten nişanlım gelecek.”

“Kalacak yeriniz var mı?”

“Murat gelsin, konuşuruz” dedi Seda, aslında buradan gitmek istiyordu gerçekten galiba, ama şu bebeği bir kez daha görmeden gitmeyi de içinde sindiremiyordu bir türlü. Rüyalarında gördüğü bebek miydi Poyraz acaba?

“Şey, ben Poyraz’la biraz vakit geçirsem sorun olur mu? Nişanlım gelene kadar yani?”

Süleyman durdu bir an için tereddüt ettiğini anladı Seda, “Yani burada da bekleyebilirim tabi, sorun değil” dedi sonra mahçup bir sesle.

“Yo, buyrun içeride Poyraz” diyerek motele giden yolu gösterdi adam.

Kalbi yeniden hızlandı Seda’nın.Motelin girişindeki resepsiyonun arkasındaki bir kapıdan geçtiler, burası kocaman bir salona açılıyordu. Motelin arka yüzüne bakan ve ev olarak kullanıldığı anlaşılan farklı bir bölümdü. Süleyman’ın peşinden giderken, büfenin üzerinde Süleyman ve onun resmini gördü. Füsun’un kumral uzun saçları başının üzerinden toplanmıştı, üzerinde bu gün annesinin giydiğine benzeyen çiçekli kumaştan bir elbise vardı üzerinde, Süleymanın koluna girmiş, ikisi de gülümseyerek poz vermişlerdi. Allah’tan Seda ile hiç bir benzerlikleri yoktu. Birde benziyor olsalar, neler olabileceğini düşündü Seda. Artık zihni tuhaf düşünceler üretiyordu yaşadığı iniş, çıkışlardan.

Süleyman onun durmuş resmi incelediğini görünce “Füsun” dedi.

Gülümsedi Seda, cevap vermedi.

Füsun’un annesi Poyrazı kucağına almış, dolandırıyordu odada, çocuğun yüz ifadesi her an ağlamaya hazırdı. Gözlerinin etrafı kıp kırmızı olmuştu, yanaklarındaki ve kulaklarındaki çizikleri farketti sonra, içi ezildi. Babasını görür görmez yeniden ağlamaya başladı Poyraz, Seda’ya dönüp, “Gördünüz mü?” dedi adam çaresizlikle, sanki beni görünce ağlıyor daha çok. Sonra odadan çıkıp gitti.

Adamın bu suçlanmış haline bir şey yapamadı, doğrudan gidip kucağına aldı yeniden Poyraz’ı, o bulutların üzerindeki mutluluk hissi geri geldi bedenine. Çocuk başını hemen boynuna dayadı Seda’nın, o da sallanarak bir şarkı mırıldanmaya başladı ona. Bir kaç dakika içinde uyumuştu Poyraz.

(devam edecek)

Bölüm 1

https://gulserenkilincyazar.com/2018/06/06/yuregimin-sahibi-bolum-1/

Bölüm 2

https://gulserenkilincyazar.com/2018/06/07/yuregimin-sahibi-bolum-2/

Bölüm 3

https://gulserenkilincyazar.com/2018/06/08/yuregimin-sahibi-bolum-3/

Bölüm 4

https://gulserenkilincyazar.com/2018/06/09/yuregimin-sahibi-bolum-4/

Bölüm 5

https://gulserenkilincyazar.com/2018/06/10/yuregimin-sahibi-bolum-5/

Bölüm 6

https://gulserenkilincyazar.com/2018/06/11/yuregimin-sahibi-bolum-6/

Bölüm 7

https://gulserenkilincyazar.com/2018/06/12/yuregimin-sahibi-bolum-7/

Yüreğimin sahibi – Bölüm 5’ için 3 yanıt

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s