GenimeTürk – Bölüm 5

Güvenlik timinin elemanları onu evden çıkardıktan sonra servis alanı yerine sitenin içinde yer alan psikologun ofisine götürdüler. Kendileri kapıda beklerken ona içeri girip Tufan beyle görüşmesi gerektiğini söylediler. Kurallara göre özel site alanında çevreye zarar verecek şekilde davranmaya başlayan mühendisleri Tufan bey ön muayeneye alıyor ardından gereken raporları yazarak ya başka yerlere yönlendiriyor ya ilaç… Read More GenimeTürk – Bölüm 5

Didar’ın Kısmeti – Bölüm 8

Sema hanım nihayet oğluyla konuşma fırsatı bulduğuna seviniyordu. “Oğlum nedir gelir gelmez ortadan kayboldun, bak seni tanıştırmak istediğimiz insanlar var.” “Geldim işte anneciğim, benimde sana söyleyeceklerim var.” “Tamam sen söylersin, bak biz babanla konuştuk, artık senin bir ev bark kurma zamanın geldi de geçiyor, yarın bir gün bu oteli sen yöneteceksin, artık sorumluluk almaya  başlamanın… Read More Didar’ın Kısmeti – Bölüm 8

Ben acıdan güçlüyüm! – Bölüm 5

Ahucan, Alkan’ın evinden çıktıktan sonra, olup bitenleri anlamaya  çalıştı bir süre, altı üstü, büyüdüğü evi bir kez görüp, sahibini ikna edebilirse satın almak istiyordu ama, bu gün yaşanılanlar onu gerçekten serseme çevirmişti. Evde başına gelenler ise ayrı bir konuydu, çocukluğundan beri ilk kez böyle bir şey yaşıyordu, acaba insanın yaşı ilerledikçe bazı şeylerin etkileri de… Read More Ben acıdan güçlüyüm! – Bölüm 5

Ben sizin kızınızım! 

Çocukluğunda çevresindekilerin ailede kimseye benzemediğini söylemesi ile başlayan kafa karışıklığı eğlenceli bir maceraya neden olmuştu. Henüz okula başlamadığı yıllarda, bu söylemlerin yarattığı  endişeyle annesine; “Ben neden size hiç benzemiyorum?” diye sormuş. Annesi ise yorgun bir günün ardından beklemediği bu soru karşısında; “Seni çingenelerin torbasından aldık!” deyivermişti. Annesinin bu geçiştirme cümlesi ile başlattığı  macerayı tahmin etmesi… Read More Ben sizin kızınızım! 

Çocukluğumun mahallesinde 

Boş hafta sonunu, büyüdüğü mahallenin sokaklarını gezmek için ayırmıştı. Hava biraz serin olduğu için evden çıkmadan sıkıca giyinmişti. Yürümeyi her zaman çok severdi ama bu kez çocukluğunun ayak izlerinin peşinden gideceği için heyecanlıydı. Aslında yıllardır böyle bir hayali vardı. Bir türlü sırası gelmemişti. İşte bu gün anılarla dolu bir gün için ayrılmıştı. Saat henüz sabah… Read More Çocukluğumun mahallesinde 

Sözsüz Ütopya

Kelimeleri unutmuştu insanlar. Çok önceleri, insanların birbirlerini anlamak, konuşmak denilen eylem için çıkardıkları ses gruplarıydı onlar. Sesle ifade edilebildikleri gibi, yazı ile de ifade edilebiliyorlardı. Eskilerde kalmıştı bu yöntem. Artık kimse konuşmuyordu. Yazmak için ise semboller vardı. Dillerde kalmamıştı bu yüzden. Eskisi gibi, bir nesne için, her dilde başka kelime kullanılmıyordu. Tüm insanlar belirlenen ortak… Read More Sözsüz Ütopya

Marka mı, kalite mi?

Yıllar önce bir film izlemiştim. Adını hatırlamaya çalıştım ama bulamadım. Çok ünlü bir kadın giyim markasının, genç moda tasarımcısı kadın, tasarladığı kıyafetler milyon dolarlara satıldığı halde kapışılınca, patronundan zam istiyordu. Ona göre marka onun tasarımları ile milyonlar kazanıyordu ve onun payına düşen de şimdi eline geçenden daha fazla olmalıydı. Patronu onu sonuna kadar dinliyor ve… Read More Marka mı, kalite mi?