GenimeTürk – Bölüm 5

Güvenlik timinin elemanları onu evden çıkardıktan sonra servis alanı yerine sitenin içinde yer alan psikologun ofisine götürdüler. Kendileri kapıda beklerken ona içeri girip Tufan beyle görüşmesi gerektiğini söylediler. Kurallara göre özel site alanında çevreye zarar verecek şekilde davranmaya başlayan mühendisleri Tufan bey ön muayeneye alıyor ardından gereken raporları yazarak ya başka yerlere yönlendiriyor ya ilaç yazıyor ya da sadece takibe alıyordu.

Engin’in karısı olan genç kadın kocasının üzerine yürüdüğünü anlatınca tim onu doğrudan buraya getirmişti. Kendisi gibi bekleme odasında bir başka genç adam daha vardı. İkisinden başka muayene odasının önünde bir sekreter veya görevli gibi birisi bulunmuyordu. Engin karısı ve karnındaki oğlunun başına neler gelebilmiş olacağını düşündükçe yükselen bir panik hissediyordu. Öte yandan evde karısı olduğunu iddia eden kadının kim olduğunu ne tür bir oyunun içine düşmüş olduğunu da anlamaya çalışıyordu. Bu şirketin acemilere yaptığı bir kamera şakası mı diye bile düşünmüştü.

Bekleme alanının diğer ucunda oturup sürekli ceketinin kenarı ile oynayan adam bir anda oturduğu yerden kalkıp Engin’in yanındaki sandalyeye geldi. Engin o sırada sitenin tam ortasına yapılmış sağlık merkezi binasının bulundukları alan pencerelerinin hangi yöne baktığını hesaplıyordu. Güvenlik timi kapıda beklerken pencerelerden birinden kaçmaya kalksa ne yöne doğru gidebileceğini hesaplamaya çalışıyordu. Burası doğal olmayan kapalı bir orman bölgesi olduğundan her ne kadar üstlerinde bir gökyüzü varmış hisssi verilse de, yapay bir tavan ve arıtılarak içeri verilen oksijen oranı yüsek hava sirkülasyonu sağlanmıştı. Böylelikle dünya üzerinde eskiden olduğu gibi taze hava üreten orman bölgesinde yaşanıyormuş hissi verilmeye çalışılmıştı. Lazer teknolojisi ile üretilen yapay ağaçların görünüş ve doku itibariyle orjinallerinden bir farkı yoktu. Tek fark onların sadece görüntü verip, oksijenin makinalarda sağlanıyor olmasıydı. İçerideki havanın bileşim oranları, sıcaklık ve iklim sabit tutuluyordu. Böylece mevsim kış olsa bile onlar yemyeşil bahçelerinde ağaçlara bakarak oturabiliyor, yazlık kıyafetleri ile site içinde dolaşabiliyorlardı. Şirkete ulaşımlarını sağlayan servis araçları kapalı orman alanından onları aldığı için şirkete ulaşana kadar da dışarıdaki kirli hava veya yaşam koşulları ile ilkim sertliklerinden hiç etkilenmiyorlardı.

Şirketin garaj alanı burası benzeri bir kapalı otoparktı. Aracın içindeki hava da sürekli temizleniyordu. İşe gidip gelirken oturdukları uzun blokları görünce şimdi sahip oldukları yaşam için teşekkür ediyordu her biri.

Engin’in hemen yanındaki sandalyeye yerleşen genç adam “Sende mi onları görüyorsun?” dedi fısıldayarak. Adamın ne kastettiğini anlamayan Engin benzer bir durumda olup olmadıklarını anlamak için “Kimleri görüyorum?” dedi adamın yüzüne merakla bakarak.

“Onları işte, karım ve çocuğum da öyle”

Karım ve çocuğum ifadesi iyice dikkatini çekti Engin’in “Ne oldu karın ve çocuğuna?” dedi heyecanla.

Adam sesini iyice düşürererek bir şeyler fısıldadı.

“Anlamadım?” dedi Engin adama iyice eğilerek.

“Oyun oynuyorlar” dedi adam kulağının dibinde kahkaha atarak. Adamın oyundan bahsetmesi yine bilgisayar ekranında yazan oyun ile ilgili mesajları aklına getirdi. Neler oluyordu? Bütün bu olanların o aptal mesajlarla bir ilgili olabilir miydi? Ayrıca onun karısı ve karnındaki bebeğinden kim ne istemiş olabilirdi ki? Acaba dışarıdaki dedikodulardan da duydukları gibi şirket genetik deneylerde kendi personeli ve ailesinden mi faydalanıyordu. Bir kaç ay önce Feyza kültür tabletlerinde benzer bir haber başlığını göstermişti ona.

Tam genç adama dönüp “Ne oyunu bu?” dediği sırada doktor odasının kapısı açıldı ve nedense bekleyen adam yerine onu odasına çağırdı. Pencereden kaçmayı planlarken bu tuhaf adama takılıp doktora yakalanmış olmasına canı sıkıldı. Yine de çıkış için bir şansı olabilirdi.

Sessizce kalkıp içeri girdi.

“Merhaba Engin bey, dosyanıza bakıyorum şirkette Timur beye görünüyormuşsunuz.”

“Evet ” dedi Engin. Şirket doktorunun adını duyunca onun karısı Feyza’yı tanıdığı ve bir oğulları olduğunu bildiğini hatırlardı.

“Şirkete gidince Timur bey ile görüşebilirim siz zahmet etmeyin” dedi hemen.

“Ne yazık ki Timur bey şirketimiz içim çalışmıyor artık” cevabını alınca şüpheyle baktı ama bir şey sormadı. Belki onun başına da bir şey gelmişti.

“Timur bey dosyanıza kaygı düzeyinizin kolay yükseldiğini ve bu yükselmeler sırasında baygınlık veya depresif davranışlar gösterebildiğinizi not etmiş.”

“Çok ileri seviyede bir durumda değilim.”

“Notlar öyle söylemiyor. Ayrıca size yazdığı ilaçları sağlık merkezinden sağlamadığınızı tesbit ettim.”

“Timur bey bana ilaç yazmadı.”

“Evet bunu iddia ederek ilaçlarınızı kullanmadığınızı da notlarına eklemiş.”

“Bu doğru değil!”

“Bakın Engin bey, bir süredir takibe alınmış depresif bir durumunuz mevcut. Baba  olan her erkekte benzer semptomlar görülebilir. Baba olmanın sorumluluğı bazı insanlara iş yükleri de çoksa farklı savunma mekanizmaları yaratabilir. Sizde de böyle olmuş korkarım. Nörolojik durumlarda beyin size bir çok şeyi gerçekmiş gibi gösterir ya da tam tersi gerçek değilmiş gibi. Halisünasyonlar, olmayan kişileri görme, konuşma ve benzeri şeyler. Güvenlik timinin bana aktardıklarına  göre siz bu gün eşinize onun sizin eşiniz olmadığına dair bir ithamda bulunmuşsunuz.”

Engin ne dese bu adamı ikna edemeyeceğini anladığı için sessiz kalmayı tercih etti.

“Biz şirket mühendislerinden bu siteye taşınan her personelin ömrünün başlangıcından bu yana tutulan sağlık bilgilerini sistemlerimize aktarırız. Dolayısıyla siz bu siteye taşındığınız sırada eşiniz Feyza hanımın hamile olduğu ve bir kız bebek beklediğinize dair bilgiler sistemimizde mevcut, isterseniz kendiniz bakın” diyerek ekranda listelenen kronolojik sağlık kontrollerine ait bilgileri ona gösterdi.

“Peki o zaman güvenlik neden bir eşim olmadığına ikna etmeye çalıştı beni, komşumuz Cüneyt bey de öyle”

“Güvenlik size böyle bir iddiada bulunmuş olamaz. Bu muhtemelen size az önce bahsettiğim halisünasyonlar görme ve benzeri durumlarla ilgildir. Ayrıca sizin Cüneyt isminde bir komşunuz yok. Yanınızdaki site lojmanına henüz kimse  taşınmadı.”

“Nasıl olur onlarla tanıştık hatta bahçede yemek yiyorlardı, sonra…” dedi ve sustu Engin. Sonra bir daha onları hiç görmemişti ve evde birilerinin yaşadığına dair bir ize de rastlayamamıştı.

Yoksa gerçekten de bu doktorun dediği gibi bir buhran mı atlatıyordu. İyice kafası karışmaya başladı. O kendi kafasındaki düşüncelerle mücadele ederken doktorun hazırladığı iğneyi farketmedi. İğne koluna battığında karşı koymak için geç kalmıştı.

Gözlerini açtığında yine kendi evinde, kendi yatağındaydı. Başını yana çevirdiğinde yatağın düzeltilmiş olduğunu gördü.

Başı çatlayacak gibi ağrıyordu, yine kaç saattir yatıyor olduğunu bilmiyordu. Aşağı indiğinde yeniden o kadını mı görecekti. İki gündür gelişen olaylar yüzünden hiç site alanından ayrılamamıştı. Zaten günlük hayatlarının içinde de site ve şirket dışında hiç bir yere çıkmıyorlardı. Oturanlar arasında da bir sosyal ilişkiye rastlamamışlardı henüz. Yan villada oturan Cüneyt bey ve karısını hatırladı yeniden. Sahiden doktorun dediği gibi onlar hiç olmamış mıydı yoksa doktorda mı yalancıydı? Tabi ya bu neden dün aklına gelmemişti. Doktorun bu garip oyunun bir parçası olmadığını nereden bilecekti. Timur bey ile görüşmeyi istediğinde hemen onun ayrıldığını söylemişti. Hızla kalktı yataktan bu gün işe gittiğinde ilk iş insan kaynaklarına Timur beye ne olduğunu sormak olacaktı.

(devam edecek)

 

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google fotoğrafı

Google hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s