Koca bir şehirde sadece bir çöp olmak

Hava o kadar soğuktu ki titreyen bedenini ısıtacak bir kuytu aramaktan yorgun düşmüştü. Dünden beri bir şey yememişti, Sokaklarda ısınacak bir yer, ağzına atacağı bir lokma için dolanıp duruyordu. Bu sabah, bir şeyler bulma umuduyla çöp torbalarını kurcalerken, köpeklerin saldırısından zor kurtulmuştu. Kaçarken, az kalsın bir arabanın altında kalıyordu. Açlık vücut ısısını iyice düşmüştü. Motoru… Read More Koca bir şehirde sadece bir çöp olmak

Sınırsız

İçinde bir şehir dolusu insan vardı onun. Bir ülke, bir dünya belki de. Hepsine de benziyordu üstelik. Tüm insanlara benziyordu. Hatta bazen kedilere, köpeklere, kuşlara, ağaçlara, bulutlara bile benziyordu. Toprağa da benziyordu, güneşe de.. Bu evrendeki her şeye benziyordu. Bazen o kadar çok ortak yön buluyordu ki, her şeyle arasında, kendisini kaybediyordu. Hem herşeyle bütün,… Read More Sınırsız

Sonbahar

Bir yaprak daha uçtu sakince ağaçtan, yolun hemen yanına konuşlanmış ağacın tüm yaprakları, otobüs bekleyen insanlar gibi yığılmıştı, kaldırım taşının dibine. Bazen geçen bir arabanın rüzgarı ile telaşe kapılıp havalanıyorlar, sona yeniden sakince duraklarına dönüyorlardı.  Arabanın ve arada bir esen rüzgarın havalandırdığı komşu ağacın kırmızı yaprakları, sarı yaprakların üzerine konup, yaprak durağına renk katıyorlardı.  Belediyenin… Read More Sonbahar

Yıldızlar

Elini gökyüzüne kaldırıp; “Görüyor musun?” dedi dedem. “Bütün yıldızlar ve gezegenler kendilerini gizleme gereği duymadan, öylece duruyorlar gökyüzünde. Biz onların gündüz gidip, gece  geri geldiklerini sanıyoruz.  Oysa hep oradalar.” Gözlerimi gökyüzünden ayıramadan sordum; “Nasıl yani?” “Güneş bizim yarım küremize geldiğinde,  onun ışığını bastıracak kadar parlayamıyorlar. Aydınlığın efendisi gelince onların ışıkları sönükleşiyor.  Güneş dünyanın diğer yanını… Read More Yıldızlar

Hayal içinde hayal

Gölün yanına vardığında, her zamanki kayanın üzerine tırmanıp, ayakkabılarını ve çoraplarını çıkardı hemen. Dört mevsim geldiği bu kaya parçasına oturup, ayaklarını suya değdirmek en sevdiği şeydi.  Sabah trafiğini aşıp, koşturmacanın sakin br huzura dönüştüğü bu anları seviyordu. Ayak parmaklarından, bileğine kadar hissetti gölün soğukluğunu.  Yine her zamanki gibi dingin, huzurluydu göl. Gözlerini kapatıp, hayal içinde… Read More Hayal içinde hayal

Bir saniye öncesine alınmıyor hayat

Yaşadığımız anların kıymetini, çoğu zaman iş işten geçtikten sonra anlarız, bazen bir deniz kenarının ruhumuzu ne kadar dinlendirdiğini, bazen bir bardak çayın içimizi nasıl keyifle ıstıttığını, bazen bir fincan kahve eşliğinde gözlerine bakarak sohbetler ettiğimiz bir dostumuzun eksikliğini… Bazense hayat avuçlarımızda iken, hayatı ve onu paylaştığımız tüm güzelliklerin, doğanın, insanların, dostların, ailelerin, anne babaların, kardeşlerin,… Read More Bir saniye öncesine alınmıyor hayat

Zaman durdu artık buralarda, bedenim ruhuma yenik düştü

Ya giden olsaydım… “Zaman durdu artık buralarda, bedenim ruhuma yenik düştü” Vakit tamam anladım Gidiyorum gitmeliyim artık Dönüp ardıma bile bakmadan Bir veda bile etmeden Ne bir uğurlayış, ne bir karşılama beklemeden Adını sık sık andığım, ama hiç hazır olmadığım bir yolculuğa çıkıyor şimdi ruhum Ne varacağım yer belli, ne duracağım yer Sadece gidiyorum anladım… Read More Zaman durdu artık buralarda, bedenim ruhuma yenik düştü

Hayat Ağacı

Bir çok inanış ve kültürde farklı betimlenen bir kavramdır Hayat Ağacı.. Göğün yedi katını simgeler, yukarı doğru uzanmış yedi kat daldan ibarettir bedeni.. Bazen üzerinden havalanmaya hazır kuşlar, bazen evrenin gücünü temsil eden bir ejderha, bazense gövdesine sarılmış bir yılanla resmedilmiştir yüzyıllardır farklı insanlarca… Her kültür kendi algısını yansıtmıştır hayat ağacına, kimi resimleyerek, kimi nakışayarak… Read More Hayat Ağacı