Beşik kertmesi – Bölüm 4

Neslihan’ın zaten seçeneği olmadığından, “Tamam” dedi yine başı önde.

Böylece yeni hayatı da başlamış oldu. Hocaya gidip nikahı kıydılar. İsmail bey çok mutlu oldu bu sonuca. Hastaneden çıkar çıkmaz onlara anlı şanlı bir düğün yapacağına söz verdi ve o günden sonra Neslihan’a gelinim diye hitap etmeye başladı her ziyarete gittiklerinde.

Selin erkek arkadaşının başına gelenleri şaşkınla dinledi, Neslihan ile tanışınca onun en doğru şeyi yaptığına ikna oldu. Bir genç kızı ortada kaldı diye yaşlı bir adamla evlendirmeye çalışmalarına çok sinirlenmişti o da Oğuz gibi. Neslihan’a yardımcı olmak için elinden geleni yapmaya söz verdi.

Altı ay içinde Neslihan’ın önce kıyafetleri değişti. Selin onu alışverişe götürüp, şirkette çalışması ve şehir hayatı için uygun olan kıyafetleri almasına yardım etti. Sonra kuaföre gidip saçlarını kestirdiler. Beline kadar olan örgüleri yerine omuzlarına inen bir model seçmişti Selin ona. Neslihan bu değişikliklerden pek hoşnut olmasa da ona yardımcı olmak için çırpınan bu insanlara minnet duyuyordu. Hamza bey lise diplomasını alana kadar ona sekreterya da bir iş ayarlayabileceğini söyledi. Böylece bir maaşı da olacaktı. Sekreteryada ki kızlar ona işi öğretebilirlerdi.

İki üç ay içinde bilgisyarda yazı yazmayı öğrenmişti, Eylül’den itibaren devam etmek üzere açık liseye kaydını yaptırmışlardı. Oğuz son senesi olduğu için okula çok sık gitmiyor, sadece sınavlara giriyordu. Mezun olduğunda o da şirketteki işine başlayacaktı. Şimdilik babası hayatta olduğu için patron olmayacaktı elbette. Onunda önce iş öğrenmesi gerekiyordu. Babası Hamza beye Oğuz’u yetiştirmesi için talimat vermişti. Neslihan işe başlayınca, Oğuz’da onunla birlikte hemen her gün şirkete gitmeye başladı.

Sekretaryadaki kızlar baştan Neslihan’a biraz tepeden baksa da, zamanla onun saflığı ve iyi niyetine hayran olmuşlar, hepsi onu yeni hayatına adapte edebilmek için seferber olmuşlardı.

Hastaneye gittiklerinde olan biteni Selin kısmı hariç, İsmail beye  rapor ediyorlardı. İsmail bey zaten Hamza beyden sürekli rapor aldığı için olanların büyük kısmını bilse de, kızın ve oğlunun böyla canla başla birlikte mücadele etmelerinden çok memnun olmuştu. Bir karı kocanın arasında olması gereken en önemli şeydi karşılıklı güven ve hayatla birlikte mücadele etme gücü.

Geçen tüm zaman boyunca İsmail beyin sağlığı biraz daha ağırlaşmıştı elbette. Neslihan, Oğuz’un babası için hissettiği üzüntüyü görebiliyordu yüzünde. O da ona olan borcunu üzüntüsünü atlatmasına yardımcı olarak ödemek istiyordu. Bazen köyde babası ile yaşadıklarını anlatıyor, bazen onun ne kadar iyi bir evlat olduğunu söyleyerek teselli ediyordu. İkisinin arasındaki dostluk her geçen gün artmaya başlamıştı. Selin’de Neslihan’ı çok seviyor, her gelişinde ona bir kaç küçük hediye getiriyordu.

“Bak şekerim, bir gün sende benim gibi harika bir erkekle tanışacaksın ve çok mutlu olacaksın buna inanıyorum.” diyerek Oğuz’u ne kadar sevdiğini anlatıyordu ona. Selin ile de sırdaş olmuşlardı böylece.

Neslihan babasını ve geçmişi düşünerek üzülse bile artık yeni hayatına alışmaya başlamıştı. Buraya geleli neredeyse bir yıl olacaktı. Şirkette yeni arkadaşlar edinmeye başlamıştı. Girdiği açık lise sınavlarını başarıyla geçiyordu. Oğuz evin oturma odasındaki eşyalarını boşaltmış oraya Neslihan için özel mobilyalar almıştı. Artık kendine ait bir odası da olan Neslihan,  evdeki işleri üstlenmişti. Bir tek yemek yapamıyordu çünkü babasıyla tarlaya gittikleri için genellikle soğan, peynir, yufka ile geçiştiriyorlardı öğünleri. Oğuz’da yemek konusunda çok başarılı olmadığı için Selin gelip yapıyordu yemeklerini. Neslihan’ın evde olduğu saatlere denk gelirse ona da öğretiyordu.

Neslihan’ın adapte olma, çabası sürekli bir şeyler öğrenme zorunluluğu ile zaman hızla akıp gidiyordu. O kadar çok çalışıyordu ki kendisi için yapılanlara layık olmak için. Gece başını yastığa koyar koymaz derin bir uykuya dalıyordu. Başına gelen bunca güzel şey için Allah’a teşekkür ediyordu içinden. Köyde kalıp o adamla evlenmiş olsaydı başına neler gelebileceğini düşünmek bile istemiyordu şimdi. Oğuz amcasının uyanıklık edip ona miras kalanları üzerinden almasına çok sinirlenmişti ama artık yapılacak bir şey yoktu. Neslihan kendisi gidip atmıştı imzayı ve on sekiz yaşındaydı bunu yaptığında. İtiraz etme şansları yoktu artık. Hukuk okuyan Selin yine de hocalarına danışmıştı yapılabilecek bir şey var mı diye. Çünkü Neslihan’ın başına gelenlerin bu ülkede adı sanı belirsiz bir sürü kız çocuğunun başına geldiğini biliyordu. Çocuk yaşta yaşlı adamlarla evlendirilmek istenilen pek çok kız vardı. Neslihan yine on sekiz yaşındaydı tabi ama isteği dışında kendinden onca yaş büyük bir adama para karşılığı verilmesi korkunçtu.

Köyde gayet normal olan bu olayların Selin ve Oğuz’u neden sinirlendirdiğini anlayamıyordu önceleri Neslihan. Evet o da kızıyordu başına geldiği için ama orada yapabilecek bir şey  yoktu bunun için. Töre böyleydi. Selin ona uzun uzun anlatıyordu neden yanlış olduğunu, şehirde varoşlarda böyle şeylere hâlâ rastlansa da, çoğunluk böyle yaşamıyordu. Kadın ve erkek birlikte karar veriyorlardı evlenmeye. Birlikte yaşayanlar bile vardı, tamam bu şimdi Neslihan’ın aldığı terbiye için pek akla yatkın gelmiyordu.

“Oğuz ve ben işte” diyordu Selin, “Sence biz kötü insanlar mıyız? Ya da sence ben sizin köydeki o evde yakılmak isteyen kadınlar gibi miyim? Sen cevap ver?”

Selin’in söylediği bu sözler karşısında, “Hayır hayır estağfurlah ben öyle bir şey demedim” diye savunmaya geçiyordu panikle hemen.

Kızın bu hali güldürüyordu Selin’i, “Yavrucuğum sana öyle dedin demiyorum zaten. Bakış açısını anlatmaya çalışıyorum.”

“Ya Selin bunaltma şu kızı bu kadar. Dur da bazı şeylere kendi karar versin” diye durduruyordu Selin’i.

Nelsihan lise diplomasını aldığında, İsmail bey artık cihazlara bağlı olarak yaşıyordu. Yaşadığı bile söylenemezdi bu halde. Oğuz mezun olmuş Hamza beyin yanında işi çoktan kavramış ve yönetmeye başlamıştı. Şirketin başına geçtikten sonra saçlarını kestirse de, küpesini çıkarmamıştı kulağından.

Babasının  gözlerini açmayacağını biliyordu artık.

“Babam çok iyi bir insandı, bazı katı kuralları vardı kendine göre ama işte iyi bir babaydı. Annem onu bırakıp gitti İtalya’ya biliyor musun. Başka bir adamla. Ben babamla büyüdüm bu yüzden. Tıpkı senin gibi.”

Neslihan elinden geldiğince onu teselli etse de, onun içindeki acıyı ancak zamanın tedavi edebileceğini öğrenmişti kendi sınavından.

“Üniversite sınavlarına da gireceğim” dedi Oğuz’a.

“Aferin kız sana!” dedi Oğuz gülerek, “Doğrusunun istersen seni buraya getirirken bu kadar çalışkan ve azimli olabileceğini tahmin etmiyordum. Bir yemek yapmayı öğrenemedin niyeyese.”

Bunun bir eleştiri olduğunu düşünen Neslihan utanarak eğdi başını, hâlâ o saflığını ve utangaçlığını kaybetmemişti.

“Şaka yapıyorum yahu, yemek yapmayı havada karada çözersin sen istesen. Şimdi onunla kaybedecek vaktin yok, Keyfine bak!” dedi gülerek.

Selin eskisi kadar sık gelip yemek yapmıyordu artık. Neslihan merak etse de aralarındaki özel ilişkiye karışmak istemediği için sormuyordu.

“Staj yapıyor” demişti Oğuz, “Çok yoğun”

(devam edecek)

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s