Şans her şeye yeter mi? Bölüm 6

Ufuk telefonuna yanıt alamayınca, bir kaç kez de kapıya geldi. Sonunda Can ile buluşmuş olabileceklerine kanaat getirip vazgeçti zorlamaktan. O kim oluyordu ki Meral’in böyle peşine düşsündü.

O sırada yan dairede olanlardan haberi yoktu. Meral uzunca bir süre yığıldığı yerden kalkamamıştı. Şükran’ın aramasına da dönmemişti.

“Nasıl bu kadar aptal olabildim, karşıma çıkan ilk erkeğin sözlerine kandım” diyordu sürekli kendi kendine. Aptal gibi hissetmesi bir yana, bir el yüreğini avuçlarının içine almış sıkıyordu habire. Göğüs kafesindeki ağrıdan nefesinin kesileceğini sandı.

Sonunda anacığının duaları ile her şeye sahip olmuş, Gizem hanımı bile bulmuştu. Ona olan gönül borçlarını ödeyebilmek için kurduğu vakıfta da çalışacaktı. Gelini olacağını düşünmek ne büyük aptallıktı.

Oysa ne kadar inandırıcıydı Can’ın gözleri. Yıllar önce ağzını bıçak açmayan o solgun çocuğun yenilenen yüreğinin onun kaderi olduğunu sanmıştı. Tabi ki ancak masallarda olurdu bu kadarı.

Üstelik şimdi gönül borcu olan kadının deli gibi aşık olduğu oğlunun nişan törenine davetliydi birde. Şükran yanılıyordu. Ona verilen tüm şanslar yarım bırakılmıştı. Tam bir şeyler oluyor derken, alay eder gibi bir tokatla geliyordu hayat. Hem de ne tokat. Acısını yıllar boyu unutamıyordu hiç birinin.

Sabaha kadar bir yandan ağladı, bir yandan düşündü. Yeniden sadece işine odaklanacaktı. Anlamadığı işlere bulaştırmayacaktı yüreğini. Bir kez ağzının payını almıştı aşktan.

Şükran akşam haber alamadığı arkadaşını aradı sabahın köründe.

“Ne o Can geldi bizim pabucumuz dama mı atıldı? Konuştunuz mu söylesene merak ediyorum.”

“O sözlenmiş” dedi göz yaşlarına hakim olmaya çalışarak.

Şükran arkadaşının berbat gelen sesine rağmen, yanlış duyduğunu düşündü.

“Şaka mı yapıyorsun?” dedi tedirgin bir merakla.

“Hayır Can başka biriyle sözlenip Samsun’a gitmiş. İki hafta sonra da nişanlarına davet etti beni Gizem teyze”

“Nasıl ya?” dedi Şükran. Anlayamıyordu bir türlü. Nasıl bir günde olmuştu tüm bunlar.

Meral dün sabahtan başlayarak anlattı Şükran’a her şeyi.

“Vay şerefsiz!” diyebildi Şükran sadece. Ağzı bir karış açık kalmıştı.

“Peki şimdi ne olacak?”

“Hiç bir şey”

“Akşam bekle hastaneden çıkar çıkmaz geleceğim” diyerek kapattı telefonu Şükran. Söyleyecek söz bulamamıştı.

Akşam eve döndüğünde Ufuk ile karşılaştılar kapıda. İkisi de çok yorgun ve mutsuz görünüyorlardı.

“Ne oldu?” dediler aynı anda.

Ufuk güldü ilk önce hallerine, sonrada Meral güldü.

“Çayı hazırla” dedi Ufuk.

Şükran’ın gelmesine daha iki saat vardı. Ufuk ile konuşmak iyi gelecek diye düşündü Meral’de.

“Tamam, balkonda görüşürüz” diyerek girdi içeri. İyi ki böyle iyi dostları vardı.

Çayları alıp balkona çıktığında, Ufuk çoktan çıkmıştı yan balkona. Çayını doldurup uzattı ona.

“Önce bayanlar” dedi Ufuk sandalyesine yerleşirken. Olanı biteni gözleri dolarak anlattı Meral.

“Ne aptalım değil mi?” dedi sonunda göz yaşları içinde.

Ufuk Can’dan kurtulduğuna sevinse mi, Meral çektiği acıya üzülse mi bilemedi. Aslında sevinci ağır bastı çünkü bu aldığı yüzüğüm hâlâ bir şansı var demekti.

“Hayır sevmek aptallık değil. Asıl aptal olan o” dedi sevgiyle.

“Kim bilir nasıl eğlenmiştir beni öyle baygın baygın bakarken gördükçe”

“Hadi ama aşk herkesi bir kere hayal kırıklığına uğratır. Bu herkesle aynı olacak demek değil ki? İyi ki Gizem hanıma söylememişsin fotoğrafları görünce. Düşünsene o zaman daha kötü olurdu”

Bunu hiç düşünmemişti Meral, “Bir daha yüzüne bakamazdım herhalde” dedi elleriyle yüzünü kapatarak.

“Gördün mü ucuz atlatmışsın” diyerek güldü Ufuk.

“Şükran’da bunları söyleyecek eminim akşam” dedi Meral’de gülerek. Ufuk’a anlatınca rahatlamıştı biraz.

“Şükran mı gelecek?” dedi Ufuk.

“Evet hastaneden çıkınca”

“Yarın akşam devam ederiz o zaman”

“Tamam”

Ufuk Meral’in yüzüne gösteremediği sevincini içeri girer girmez yansıttı yüzüne. Bu kadar hızlı kaybedip, kazanmak mucize gibiydi. Gerçi daha bir şey kazanmış değildi ama hiç değilse yeniden bir şansı vardı. Bu defa oyalanmadan şansını iyi kullanmak istiyordu.

Hastaneden çıkar çıkmaz arkadaşına gelen Şükran’da çok şaşırmıştı olanlara.

“İyi insanların iyi, kötü insanların kötü evlatları olacak diye bir şey yok demek. Babaannem çocuk yedi göbek öteye çeker derdi. Haklıymış.” dedi öfkeyle.

“Suç onda değil bende, güzel sözlere kanacak kadar aptalım baksana” dedi Meral hıçkırarak.

“Hayır efendim aptal filan değilsin. İyi niyetlisin hepsi bu. Annesiyle tanıştığını biliyor mu peki?”

“Hayır söylemedim”

“Bir kaç kez yemeğe çıktımız hepsi bu. Tamam biraz canın sıkıldı ama neler atlattın sen. Bundan sonra kolay inamazsın olur biter”

“Bundan sonrası iş” dedi Meral kararlılıkla.

“Canım öyle hayatın önü kesilmez bir kez düştün diye. Kalkıp devam eder, yeniden denersin. İnsanız biz böyle öğreneceğiz hayatı da”

İki arkadaş gece boyu konuştular. Şükran bir kez daha güç olmuştu Meral’e.

Bir kaç gün sonra Ufuk yeniden harekete geçmek için daha fazla bekleyemeyeceğine karar verdi. Meral’in moralinin daha iyi olduğunu görebiliyordu ama Can’ın kırıp döktüklerinin yolunu bozmasını istemiyordu. O Can denen adamı görse suratının ortasına yumruğu yapıştırmak isterdi. Elbet o da bulurdu bir yerlerden karşılığını.

Bir kaç gün daha bekleyip sinema teklifini yineledi dayamayıp. Meral günlerdir dışarı çıkmamıştı, Şükran’ın da ısrarıyla değişiklik olacağına karar verip kabul etti. Zaten borçluydu bu sözü Ufuk’a.

Gizem hanımı arayıp çok istemesine rağmen nişana katılamayacağını ama vakıf için elinden geleni yapacağını söyledi. Can’ın yaptıkları, annesinin iyiliklerini gölgeleyemezdi.

Ufuk ile önce güzel bir yemek yiyip, ardından sinemaya gittiler. Ufuk her şeyi planlamasına rağmen heyecandan bir türlü konuya girememişti bütün akşam. Sinemadan sonra eve yürüyerek dönmeye karar verdiler.

“Biliyor musun?” dedi Ufuk.

“Neyi biliyor muyum?”

“Benim annem ve babam komşu çocuklarıymış. Aynı mahallede beraber büyümüşler. Dedem annemi başkası ile evlendirmek isteyince, babam ona kaçmayı teklif etmiş. Annem korkmuş önce. Genceciklermiş o zamanlar.”

Meral ilgiyle dinlemeye başlamıştı Ufuk’u. Ailesi hakkında pek bir şey anlattığını duymamıştı daha önce.”Kaçmışlar mı?” dedi merakla.”Kaçmışlar ama hayat umdukları gibi gitmemiş başlangıçta. Küçük bir kasabaya gitmişler geçim kolay olsun diye. Babam bir işe girmiş. Annem bana hamile kalmış hemen. İşin içine bir de bebek girince işler iyice zorlaşmış tabi. Hâl böyle olunca, babamın bir arkadaşı Almanya’ya işçi olarak gidin karı koca çalışın diye akıl öğretmiş. Babam sen kal ben gideyim demiş anneme. Annem kabul etmemiş. Babamın gitmeyi kafaya koyduğunu anlayınca, anneannemleri aramış ve  onlara hamile olduğunu söylemiş. Torun lafını duyunca anneannem ve dedem affetmişler annemi. Kalkın buraya gelin biz size bakarız demişler. Babam annemin yardım istemesine çok bozulmuş. Sen git, ben Almanya’ya gideceğim diye ısrar etmiş. Annem de hamile olduğu için onunla gidememiş, evine dönmüş.””Sonra döndü mü baban?”

“Gidiş o gidiş” dedi Ufuk acı bir gülümsemeyle.

“Yani sen babanı hiç  görmedin mi?”

“Hayır görmedim. Bize dedem baktı ömrünün sonuna kadar. Annem ben üç dört yaşıma geldiğimde bir işe girmiş. Dedem ölünce onun evinde oturmaya devam ettik yıllarca”

“Peki annen nerede şimdi?”

“Benim üniversite ikinci sınıfa giderken sobadan zehirlemiş bir gece. Uykusunda teslim etmiş ruhunu.”

Meral tıkanıp kalmıştı hikayeyi dinleyince. Gözleri dolarak baktı Ufuk’a, “Desene sen de benim gibisin aslında, hiç anlatmamıştın bana bunları.”

“Evet sırası gelmedi herhalde”

“Benim derdimden sırası gelmedi demek istiyorsun herhalde.”

Güldü Ufuk.

“Peki okulu nasıl bitirebildin?”

“Çalıştım. Bir iş buldum okula dönüp. Öyle böyle bitti işte. Dedemin evi hâlâ duruyor memlekette.”

“Annen çok acı çekmiş olmalı” diye iç geçirdi Meral.

“Evet babamın böyle kolayca kaçıvermesi onurunu zedelemişti sanırım. Yıllarca anmadı adını. Bana dedem anlattı hikayeyi.”

“Kimsen kalmadı mı başka peki?”

“Kalmadı. Senden başka!”

“Benden başka mı?”

“Evet. Hani diyorsun ya hep yarım şanslarım oldu diye, işte benim yarım şansımı, senin yarım şansımı tamamlayacak olan bizleriz belkide. İki yarım şans bir bütün etmez mi ne dersin?” diyerek akşamın başından beri cebinde taşıdığı yüzüğü çıkardı Ufuk.

Meral beklemediği bu teklif karşısında çok şaşırmıştı. Aslında belki de haklıydı Ufuk. Can’ın kader olduğu hikayesini kendi yazmıştı. Oysa bu eve gelip, kendi kaderine benzeyen bir başkasına komşu olmakta kaderdi. O parlak ve zengin olanı görüp, yüreği parlak ve zengin olanı dost seçmişti nedense. Oysa dost olunmayan biriyle ömür geçer miydi?

Ufuk merakla onun düşünceli yüzüne bakıyordu. Meral ile olan dostluğu ya bir ömür eşi olarak devam edecekti ya da bu akşam noktalanacaktı burada.

Gülseren Kılınç kalemi bırakıp, okuyucuya sordu.

“İki yarım şans bir tam eder mi? Şans her şeye yeter mi? Sizce Meral ne cevap verdi Ufuk’a?”

Bu hikayenin sonunu siz belirleyin.

Belirlediğiniz sonu yoruma yazabilirsiniz, dilerseniz bir cümleyle, dilerseniz paragraflarla.

Sevgi, mutluluk, sağlık ve şansla kalın.

SON

Bölüm 1

https://gulserenkilincyazar.com/2018/07/18/yorma-hayat-bizi-boyle-bolum-1/

Bölüm 2

https://gulserenkilincyazar.com/2018/07/19/sans-her-seye-yeter-mi-bolum-2/

Bölüm 3

https://gulserenkilincyazar.com/2018/07/20/sans-her-seye-yeter-mi-bolum-3/

Bölüm 4

https://gulserenkilincyazar.com/2018/07/21/sans-her-seye-yeter-mi-bolum-4/

Bölüm 5

https://gulserenkilincyazar.com/2018/07/22/sans-her-seye-yeter-mi-bolum-5/

Bölüm 6

https://gulserenkilincyazar.com/2018/07/23/sans-her-seye-yeter-mi-bolum-6/

Bölüm 7

https://gulserenkilincyazar.com/2018/07/24/sans-her-seye-yeter-mi-yeni-son/

Şans her şeye yeter mi? Bölüm 6’ için 8 yanıt

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s