Bırakın…

Sizin kalıplarınıza, kafanızın içindeki hesaplı, o küçücük kurnazlıklarınıza sığmam ben diye haykırmak geliyordu içinden artık. Yorulmuş, bıkmıştı, insanların onu zihinleri ve algıları kadar olan küçük hapishanelerinden seyredip yorumlamasından. Yürekleri ile dinlemeyi biliyor olsalar, çoktan kurmuşlardı köprüleri. Onlar sadece kendi seslerini duyabilecek kadar bencildiler. Onun ağzından çıkan kelimeler, onların zihinlerinde anlamlarını kaybediyor. Yollarını bulamıyor. Girmeleri gereken… Read More Bırakın…

Yarına Allah Kerim

Nefes nefese kalmıştı koşturmaktan.  Bütün gün ona verilen işleri bitirmiş, her akşam olduğu gibi amirinin odasına yevmiyesini almaya zor yetişmişti. Kapıda beş kişi daha bekliyordu. İçeriden amirinin yükselen sesine bakılırsa, bir şeyler doğru gitmemişti. İçeride paylanan arkadaşlarının durumuna düşmekten korkan diğerleri, sessizce bekliyorlardı. Her akşam oluyordu böyle şeyler. Mutlaka birileri yaptıkları işten şikayetçi oluyorlardı. O… Read More Yarına Allah Kerim

Çocuk

Bütün gün dışarı çıkarılmak için beklemişti, annesinin evdeki işleri bir türlü bitmeyince, burnunu otuzuncu kattaki evlerinin camına dayamış, bahçeyi görmeye çalışmıştı. Ne kadar uğraşsa da, bir türlü gözükmüyordu aşağısı, yandaki evlerin pacereleri, balkonları gözüküyordu tabi ama, onun görmek istediği oyun parkıydı. Pencereye öyle yapışmıştı ki görebilmek için, alnının ve nefesinin bıraktığı iz çıkmıştı cama. Zaten… Read More Çocuk

Aşkı Ticarete Dökenler

14.05.2007 Sevilmek insanın doğumundan ölümüne dek en temel ihtiyaçlarından biridir. Sevilmeye “Hayır” diyecek bir yürek tasiyana rastlayamadim henüz. Bu kadar sevilmeyi arzulayan biz insanlar nedense, iş sevmeye gelince cimrileşiveririz. Oysa sevmek “alınanı vermek”, “sahip olunandan eksiltmek” değildir. Tam aksine sevmek verildikçe çoğalan yeryüzündeki en tükenmez hazinelerden biridir. Herhangi bir maddi bedel, fiziksel güç gerektirmez, oturduğumuz… Read More Aşkı Ticarete Dökenler

Olmayacak düşlerin peşinde 

17.09.2008  “Keşke ağlayabilseydim….” diye düşündü bu sabah, “…belki o zaman biraz rahatlardım…” Uzaklarda oluşundan mı içindeki hüzün bilmiyordu, aynı şehrin insanı olmanın verdiği güven mi uçup gittmişti avuçlarından. Sesini duyduğunda geçer sandığı hasret duygusu, daha bir yakıcı olmaya başlamıştı konuştuklarından beri. “Ne garip…” diye düşündü, “…aynı yolun yolcusu bile değilken, yine de görebilme, konuşabilme ihtimaline… Read More Olmayacak düşlerin peşinde 

İki eli kanda olmalı insanın..

“İki eli kanda olmalı insanın “iyiyim merak etme” bile diyemiyorsa Ya da bilmiyor olmalı merek etmek endişelenmek ne demek Değer verilene, değeri bilinip de yokluğu fark edilene” Endişe bir girdap gibi sürükler sizi taa en dibine, önce yavaş yavaş gelir sinsice girer yüreğinize, ardından dev bir ahtapot gibi sarar bütün benliğinizi… Günü bir bekleyişe çevirir,… Read More İki eli kanda olmalı insanın..

Lokma Döktürme Adeti ve İzmir

İzmir’den yeni döndüm.. Oğlum Karşıyaka’da oturuyor… Şehrimi özlemişim.. Ankara’nın her şeyine bayılıyorum ama, İzmir’lilerin hayır lokması keşke burada da olsaydı diyorum her döndüğümde. Lokmayı çok sevdiğim için değil ama, kaybedilenlerin ardından, ruhuna rahmet gitsin diye neredeyse her gün bir sokak başında dağıtılan lokmalar, önlerindeki uzun kuyruklar ve her yiyenin duasını almak gerçekten çok özel bir… Read More Lokma Döktürme Adeti ve İzmir

Bir saniye öncesine alınmıyor hayat

Yaşadığımız anların kıymetini, çoğu zaman iş işten geçtikten sonra anlarız, bazen bir deniz kenarının ruhumuzu ne kadar dinlendirdiğini, bazen bir bardak çayın içimizi nasıl keyifle ıstıttığını, bazen bir fincan kahve eşliğinde gözlerine bakarak sohbetler ettiğimiz bir dostumuzun eksikliğini… Bazense hayat avuçlarımızda iken, hayatı ve onu paylaştığımız tüm güzelliklerin, doğanın, insanların, dostların, ailelerin, anne babaların, kardeşlerin,… Read More Bir saniye öncesine alınmıyor hayat

Sevdanın yakışmadığı kadınım ben şimdi

sen içindeki gel-gitlerden yorgun, ben bekleten zamana dargın, bir çift gözün hapsine düşkün. imkansızı düşlüyorum. Sırası savılmış heyecanları özlüyor ruhum seninle. Geçti bizdenlerde dolanıyor düşüncelerim. Yaşam ilkbaharları tüketmiş, sonbahara dönerken, hicaz makamında esiyor rüzgarlar. Cevabını bilmediğim, bir bilmeceyi çözmek gibi seni sevmek. Bilinmeyenin peşinde dolanmaya hevesli ruhumu, döndüremiyorum senden. Şimdi albümlerde sakladığım ne günlerim oldu… Read More Sevdanın yakışmadığı kadınım ben şimdi