Kim yazdı bu kaderi? – Bölüm 6

“O pisliğin Zehra teyzeye saldırdığının ertesi günü geldiğimde, kolyeni banyoda unutmuştun hatırladın mı? ” dedi Behin’e dönüp.

Başını salladı Behin.

“Sonra da  sen uyurken üzerine eğildiğim için korkmuştun.”

Behin yeniden başını salladı. Nereye varacaklarını bilmiyordu bu konuşmanın ardından.

“Benim ailem çok varlıklı bir aile biliyorsunuz, babam şehrin en ünlü avukatlarından biri.”

Zehra hanım az sonra onlardan uzak durmaları için para teklif edecekleri düşüncesini atmaya çalışıyordu zihninden ama yapamadı. Ellerinin titremesine hakim olmak için kavuşturdu kollarını.

“Babamlar üç kardeşler, biri Boğaç’ın babası zaten. Diğeri de ailenin yüz karası bir adam. Annem ve babam evlenmişler ilk önce, babam diğer kardeşlerin en büyüğü. Çocukları olmamış yıllarca. O zamanın şartlarında tedavi de görmüşler ama sonuç alınamamış. Amcam, yani Boğaç’ın babası olan değil. O zamanlar Boğaç’ın babası olan Adem amcam evli değilmiş. Neyse karıştırdım özür dilerim.”

Boğaç’a baktı yeniden Tuğşat, Boğaç ağabeyine cesaret verdi devam etmesi için bakışlarıyla.

“Amcam bir kadınla yaşıyormuş, bir hayat kadınıymış bu kadın ama ona çok aşık olduğunu söyleyip evi terketmiş, dedem izin vermeyince. Dedem de onu evlatlıktan reddedip, mirasından mahrum bırakmakla tehdit etmiş. Amcam dinlememiş dedemi. Çekip gitmiş. elindeki parayla bir daire tutmuş ve onunla yaşamaya başlamış. Bu arada babamla haberleşmeye devam ediyorlarmış. Kadınla evlenmek istediğini ama dedem mirastan mahrum ettiği için gelecek veremeyeceğinden korktuğunu anlatıyormuş. Babam ona bir işe girebileceğini hatta ona yardım da edeceğini söyleyince biraz cesaretlenmiş.  Bu arada kadından bir oğlu dünyaya gelmiş. Oğlan doğunca hayat iyice zorlaşmaya başlamış, babam onlara maddi yardım yapıyormuş dedemden gizlice ama yetmiyormuş. Dedem her şeyin hesabını takip ettiği için dikkatini çekecek meblağlar veremiyormuş yani. Amcam bu arada kadına hâlâ bir nikah kıyamadığı için utanç içindeymiş. Babama öyle anlatıyormuş yani. Babam ise nikah için para gerekmediğini çocuğun bir babası olması gerektiğini söyleyip onu nikaha zorlamış. Bu arada ne  yazık ki bir çocuk daha dünyaya gelmiş. Çocuklar iki olup para da yetişmeyince, amcam kadını da bırakıp kaçmış ve bir daha da ne babamı ne de kadını aramamış. Zavallı kadın iki çocuğu ile ortada kalmış. Artık hayat kadınlığı da yapmadığı için bir geliri olmadığı gibi, çocukları bırakıp bir işe girmesi de mümkün olmamış. Amcamın kaçmasının ardından, babam kadın ve çocuklarla ilgilenmeye devam etmiş. ”

“Amcam çok iyi biridir” diye araya girdi Boğaç, “Tuğşat abim gibi”

Başıyla teşekkür etti, Tuğşat bu iltifata. Derin bir nefes alarak anlatmaya devam edecekti ki bu defa Zehra hanım girdi araya.

“Amcanın adı Asım’mıydı?”

Behin hayretle dönüp baktı Zehra hanımın yüzüne. Tuğşat Zehra hanımın hikayeyi çözdüğünü anlamıştı. Başını salladı yeniden.

“Aman Allahım!” dedi kadın gözlerinden yaşlar boşanarak.

Behin hiç bir şey anlamıyordu konuşulanlardan, merakla bir Tuğşat’ın bir Zehra hanımın yüzüne bakıyordu sadece.

“Anlatsın” dedi Zehra hanım göz yaşlarını tutmaya çalışarak Tuğşat’ı işaret etti Behin’e. Behin yeniden Tuğşat’a döndü.

“Annem ve babamın çocukları olmadığını söylemiştim. Babam hep bir oğlu olsun istermiş. Kadına oğlunu evlat edinebileceğini karşılığında da ona yüklü bir para vereceğini söylemiş. Dedeme ve karısına kardeşinin oğlu olduğunu söylemeyecekmiş. Fakir bir ailenin çocuğunu evlat edindim diyecekmiş sadece. Kadın düşünmek için bir kaç gün müddet istemiş. ”

Hikayenin burasında Behin’de “Aman Tanrım!” diye bir çığlık attı.

“Anlatmaya devam etmemi ister misin?” dedi Tuğşat gözleri dolarak.

“Evet” dedi kız fısıldayarak.

“Oğlanı öz amcasına para karşılığı vermiş kadın. Aslında kızı vermek istemiş, onu geçmişinin damgasından korumak istiyormuş ama babam oğlanı almak istediğini söyleyince itiraz etmemiş. Kız onda kalmış. O oğlanın ben olduğumu söylememe gerek yok herhalde.” yutkundu Tuğşat.

“Devam et” dedi Boğaç. Her şey açığa çıksın, herkes anlasın istiyordu bu gün.

“Babam kadını kollamaya devam etmiş bir süre daha ama kadın sonunda haber bile vermeden taşınmış ve geriye hiç bir iz bırakmamış. Babam uzun süre aramış onları ama bulamamış.

O gün senin kolyeni gördüğümde anlamıştım aslında. Yani o gün söyleyebilirdim ama emin olmak istedim ve o akşam sen uyurken saçından bir parça kestim ve DNA testi yaptırdım. Biz kardeşiz Behin.” dedi ve göz yaşları içinde boynundaki kolyeyi gömleğinin içinden çıkartıp gösterdi ona.

“Bu kolyeleri size baban almıştı. Bu kadar pahalı kolyeleri nereden bulduğunu sormuştu annen görünce.  Bir usta işiydi çünkü ikisi de. Baban onları evlatları için eskiden tanıdığı bir mücevherciye yaptırdığını söylemişti.” dedi Zehra hanım

“Evet babamın hediyesiydi bu kolyeler amcama, yeğenlerine bir hediye vermek istemişti babam,  öz babam bunu annemize söylememişti.”

Behin ne diyeceğini bilemiyordu, Tuğşat ile göz yaşları içinde birbirlerine bakıyorlardı sadece. Annesi bu hikayeyi ona da anlatmıştı küçüklüğünde, hatta bazen birlikte ağabeyinin nasıl bir hayatı olduğunu düşünmüşlerdi beraber. Zehra hanımla da çok kere konuşmuşlardı bunu. Şimdi karşısındaydı ağabeyi işte.

“Ne duruyorsunuz yahu sarılmayacak mısınız?” dedi Boğaç burnunu çekerek. Tuğşat ona hikayeyi anlattığı için odada tek şok yaşamayandı şimdi. Sevdiği kadının gerçeklerini öğrenmesini istemişti. Kariyer, aile önemli değildi.

Behin ve Tuğşat sarıldılar gözyaşları içinde.

“Peki ama?” dedi Zehra hanım yeni bir şoka girmiş gibi görünüyordu, “O zaman Boğaç ile Behin’de kuzen olmuyor mu?”

“Hayır Zehra teyzeciğim olmuyoruz. Çünkü ben annemin ilk evliliğinden olan çocuğuyum. Yani Behin ve Tuğşat’ın babaları ile hiç kan bağım yok.”

Zehra hanım ve Behin’in iyice kafaları karışmıştı.

“Boğaç’ın babası Adem amcam bir dul ile evlenmişti. Kadıncağızın oğlu olduktan sonra kocası vefat etmiş ve ortada kalmıştı. Adem amcam da kadınla evlenip, oğlanı kendi nüfusuna geçirdi yani Boğaç’ı.”

“Başka duymamız gereken bir şey var mı?” dedi Zehra hanım heyecandan tansiyonu yükselmişti.

“Evet var” dedi Boğaç.

Hepsi ona baktılar merakla. Onların bildikleri hikayenin bu kadarıydı.

“Hazır ağabeyi de buradayken, Behin’i kendime istiyorum” diye bir kahkaha attı oğlan.

Salonda üçünün birden ağzından yükselen derin bir “Oh!” sesi duyuldu.

Tuğşat, Boğaç’ın ensesine vurarak “Komik mi bu şimdi?” dedi gülerek. Kız kardeşini ve onu kendine çekip sarıldı sıkıca.

“Bütün bunları insanlara nasıl anlatcağız bilmiyorum yalnız” dedi gülerek.

“Anlatmayacağız ağabey, biz Avusturya’ya gideceğiz Zehra annemizi alıp. Siz burada ne yaparsanız yapın”

Zehra hanımda gelip sarıldı bu üç çocuğa. O bir kızını kaybetmişti ama şimdi üç evladı vardı sanki yanında.

“Bir dakika Adal nerede?” dedi sonra kaybettiği kızı aklına gelince.

“Biz Adal ile ayrıldık Zehra teyze” dedi Tuğşat, “Aynı gemide değilmişiz onunla.”

Boğaç sevgiyle kucakladı ağabeyini. Adal’ı annesi olduğunu bilmeden Behin’in annesi ve Zehra teyze için söyledikleri yüzünden terkettiğini biliyordu.

SON

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s