Kim yazdı bu kaderi? – Bölüm 5

“Neler olduğunu biri bana anlatabilir mi?” dedi Boğaç öfkeyle.

“Ben Adal’ı bulayım” diyerek kalkıp çıktı evden Tuğşat.

Şimdi Behin ve Boğaç başbaşa kalmışlardı evde. Boğaç onu korkutmamak için sessizce en uzaktaki koltuğa oturdu. Az önceki karmaşadan sonra kızın da artık uyumayacağını biliyordu. Adal ve Tuğşat o gece dönmediler.

Sabah Behin ve Boğaç yeniden hastaneye gittiler.

Zahra teyzenin o gün çıkabileceğini öğrenince çok sevindi Behin. Artık buradan bir an önce gidebilirlerdi. İyice sinirleri bozulmuştu.

Eve döndükten sonra Boğaç ikisini başbaşa bırakmak için kendi dairesine döndü ama herhangi bir duruma karşılık kulağının kapıda olacağını belirtti altını çizerek.

Zehra teyze Behin’i koruduğu ve tüm yaptıkları için teşekkür etti ona sevgiyle. O da gelip sıkıca sarıldı kadına.

“Benim için anlattıklarınızın hiç bir önemi yok Zehra teyze, ömrümün sonuna kadar sizin yanınızda olacağım” dedi Boğaç gözü Behin’e kayarak. “İkinizin de” diyerek ekledi sonra.

“Sağol evladım, her şey güzel yüreğine göre olsun seninde. Şu mesleğine geri dön önce, senden tek istediğimiz bu” dedi Zehra teyze sırtını okşayarak.

“Döneceğim söz” diyerek gitti Boğaç kendi dairesine.

“Ah teyzem benim,” diye sarıldı Behin ona Boğaç gider gitmez, “ben bu günden başlarım eşyaları toplamaya. Başka bir yere gideriz buradan.”

Zehra hanım ellerinden tutup oturttu Behin’i.

“Bak kızım bu adam benim izimi buluyor büyük ihtimalle, seninle ilgili bir şey bildiği yok. O yüzden ben İstanbul’a dönmeye karar verdim. Sen burada kalmaya devam edebilirsin o zaman. Zaten senin burada olduğunu anlamadı.”

“Hayır asla seni bırakmam. Hem polis onu yakalayacak belki.”

“Yakaladığı zaman geri gelirim. Ben döneyim, çevreye döndüğümü duyurayım orada, o zaman senin burada kaldığın aklına gelmez.”

“Orada da senin peşine düşerse?”

“İşin içine polisin girdiğini o da öğrenecek nasılsa,  o zaman korkar bir şey  yapamaz. En çok uzaktan izler sana ulaşmak için merak etme. Bak bu çocuk çok iyi bir çocuk. Boğaç yani.”

“Zahre teyze o bir piyanist olacak, benimle birlikte olamaz, düşünsene çıkacak dedikoduları.”

“Boş ver sen dedikoduları önemli olan onun seni sevmesi değil mi?”

“Değil” dedi Behin hüzünle.

Zehra teyze de biliyordu Boğaç’ın onu seviyor olmasının insanların ağzını kapatmaya yetmeyeceğini. Behin mutlu olsun geçmişin izlerinden tamamen kurtulsun istiyordu sadece. Boğaç’ın zengin ve tanınan bir ailesi vardı. Behin’in annesiyle ilgili gerçeği duyduklarında asla onu gelin olarak kabul etmeyeceklerdi büyük ihtimalle.

“Yine de bu çocuğu bırakma!” dedi Zehra teyze.

Bir kaç gün sonra eşyalarını toplayıp, söylediği gibi İstanbul’a döndü. Giderken de Boğaç’a “Behin’i sana emanet ediyorum delikanlı. Eğer burada bir sorun olduğunu hissedersen onu bana getir.” diye tembihledi.

Adal ve Tuğşat o gece çıktıktan sonra dönmemişlerdi. Tuğşat İstanbul’da bir işi çıktığı için dönmek zorunda kaldığını yazmıştı Boğaç’a. İşlerini halledip geri gelecekti. Boğaç’ın aklı hep Behin’de olduğundan kurcalamadı neler olduğunu. Onlar Adal ile aralarında çözmüşledi demek mesele neyse.

Zehra teyzenin ani kararının ardından Behin’de kolyeden bahsetme fırsatı bulamamıştı ona. Gerçi henüz uyanmış ve şok yaşamışken doğru görüp görmediğinden de emin değildi. Bu yüzden aklından silmeye karar verdi bu konuyu.

Boğaç işten geldikten sonra onu hiç yalnız bırakmıyordu. Avusturya’daki okula yeniden dönmek için kendi okulu ile bağlantıya geçtiğini müjdeledi bir kaç gün sonra. Behin bu habere çok sevinmişti.

“Ne zaman gideceksin yani?” dedi merakla. Bir yandan onun adına çok sevinmiş, bir yandan da gideceği için hüzünlenmişti.

“Beraber gideriz diye düşündüm” dedi Boğaç utanarak, “Zehra teyzeye sana göz kulak olacağıma söz verdim”

“Beraber mi? Bu  mümkün değil!” dedi Behin hayretle.

“Neden değil? Orada seni de beni de kimse tanımıyor, geri de gelmeyiz. Gerekirse ömrümüzün sonuna kadar yaşarız Avusturya’da. Olmaz mı?”

Behin sevgiyle baktı Boğaç’ın gözlerine, ne kadar iyi bir çocuktu gerçekten Boğaç. Onun tüm korkularını anlıyor, söylemesine bile gerek kalmadan hepsine bir yanıt ve çözüm buluyordu. Sevgiyle sarıldı onun boynuna. Boğaç hayatının en mutlu anını yaşadığını düşünüyordu.

Bir kaç gün sonra Zehra teyze kapıda Behin’i görünce neredeyse düşüp bayılacaktı, “Kızım delirdin mi, ne işin var senin burada?”

Behin Boğaç ile yaptıkları konuşmayı anlattı ona, “Bunu ona yapamam Zehra teyze. O yüzden geldim.” dedi gözleri ıslanarak.

“Ne yani burada olduğunu ona söylemedin mi?”

“Hayır”

“Ah kızım, kader seni bırakacak belki ama sen bırakmıyorsun ki gitsin. Çocuk haklı Avusturya’da kim bilecek sizi, orada evlenir yaşardınız. Ne diye döndün geldin. Daha polis yakalayamadı adamı, ya seni bulurlarsa burada. Hemen toparlanıp geri gitmelisin.”

“Gidemem Zehra teyze, Boğaç’ın ailesi öğrenmeyecek mi en azından? Bana nasıl bakacaklar hiç düşündün mü? Ailesi ile de mi görüşmeyecek bu çocuk Avusturya’da yaşayacak diye?”

“Kızım yılda kaç kez göreceksiniz ailesini?”

Tam bu sırada Zehra teyzenin telefonu çalmaya başladı.

“Hah buyur arıyor işte, seni bulamayınca beni arıyor Boğaç!”

Behin’in “Sakın burada olduğumu söyleme” demesine kalmadan telefonu açıp, “Evet tam karşımda duruyor, gel al bu deli kızı buradan” deyip kapattı Zehra teyze telefonu.

Behin Zehra hanımın bu tavrına anlam veremiyordu, hiç bir şey diyemeden kaldı öylece.

“Bana bak sen bana Belur’un emanetisin, tamam öz teyzen değilim belki ama Belur benim kardeşim gibiydi her zaman. Ona seni sıraya katacağıma ve koruyacağıma söz verdim. Bu çocuk iyi bir çocuk, seni de seviyor. Ya bununla evlenirsin ya da seni bir güzel döverim.” dedi Zehra teyze ellerini beline koyarak.

Behin sessizce odasına gitti cevap vermeden.

Akşam Boğaç yanında Tuğşat ile geldi Zehra teyzenin evine. Behin odadan çıkmamıştı onca saattir.

“İçeride odada” dedi Zehra teyze Boğaç’a bakıp.

“Size başka bir şey daha söyleyeceğiz Zehra teyze” dedi Boğaç. Sesi öyle tuhaf çıkmıştı ki, Zehra teyze bir an için Behin’in haklı çıkıyor olabileceğini düşünüp endişelendi ama belli etmedi.

“Dur çağırayım da gelsin o zaman” diyerek kızın odasına gitti yüreği ağzında.

Az sonra Behin ile döndüler salona yeniden. Boğaç ve Tuğşat çok ciddi görünüyorlardı. Pek kavuşma sahnesine benzemeyen bu sahnede nerede duracağını bilemedi Zehra hanım. Sessizce geçip kanepeye oturdu. Behin’de yanına. Behin’in ortamın ciddiyetinden aldığı mesajda Zehra hanımınkinden farklı değildi.

Tuğşat Boğaç’la göz göze geldi. Boğaç başıyla işaret etti ağabeyine konuşması için.

Tuğşat önce boğazını temizledi.

(devam edecek)

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s