Çocuk

Bütün gün dışarı çıkarılmak için beklemişti, annesinin evdeki işleri bir türlü bitmeyince, burnunu otuzuncu kattaki evlerinin camına dayamış, bahçeyi görmeye çalışmıştı. Ne kadar uğraşsa da, bir türlü gözükmüyordu aşağısı, yandaki evlerin pacereleri, balkonları gözüküyordu tabi ama, onun görmek istediği oyun parkıydı. Pencereye öyle yapışmıştı ki görebilmek için, alnının ve nefesinin bıraktığı iz çıkmıştı cama. Zaten… Read More Çocuk

Aşkı Ticarete Dökenler

14.05.2007 Sevilmek insanın doğumundan ölümüne dek en temel ihtiyaçlarından biridir. Sevilmeye “Hayır” diyecek bir yürek tasiyana rastlayamadim henüz. Bu kadar sevilmeyi arzulayan biz insanlar nedense, iş sevmeye gelince cimrileşiveririz. Oysa sevmek “alınanı vermek”, “sahip olunandan eksiltmek” değildir. Tam aksine sevmek verildikçe çoğalan yeryüzündeki en tükenmez hazinelerden biridir. Herhangi bir maddi bedel, fiziksel güç gerektirmez, oturduğumuz… Read More Aşkı Ticarete Dökenler

Olmayacak düşlerin peşinde 

17.09.2008  “Keşke ağlayabilseydim….” diye düşündü bu sabah, “…belki o zaman biraz rahatlardım…” Uzaklarda oluşundan mı içindeki hüzün bilmiyordu, aynı şehrin insanı olmanın verdiği güven mi uçup gittmişti avuçlarından. Sesini duyduğunda geçer sandığı hasret duygusu, daha bir yakıcı olmaya başlamıştı konuştuklarından beri. “Ne garip…” diye düşündü, “…aynı yolun yolcusu bile değilken, yine de görebilme, konuşabilme ihtimaline… Read More Olmayacak düşlerin peşinde 

Marka mı, kalite mi?

Yıllar önce bir film izlemiştim. Adını hatırlamaya çalıştım ama bulamadım. Çok ünlü bir kadın giyim markasının, genç moda tasarımcısı kadın, tasarladığı kıyafetler milyon dolarlara satıldığı halde kapışılınca, patronundan zam istiyordu. Ona göre marka onun tasarımları ile milyonlar kazanıyordu ve onun payına düşen de şimdi eline geçenden daha fazla olmalıydı. Patronu onu sonuna kadar dinliyor ve… Read More Marka mı, kalite mi?

Üç gölgeli hikaye

Ruhundan toz yağıyor gibi hissetmişti onu ilk gördüğünde. Öyle taze, öyle canlı, öyle çekiciydi ki. Oysa o yıllardır bir kalbi olduğunu bile hatırlamadan yaşamıştı. Şimdi tozlu raflardan indirdiği bir kitap gibi okunmak istiyordu yeniden. Evet hisettiği buydu, bu taze ruhun onu okuması, kimsenin okumadığı gibi. Yüreğinin heyecanlı ritmini duyacaklar diye ödü koptu bir an, ofiste… Read More Üç gölgeli hikaye