Aşkı Ticarete Dökenler

14.05.2007 Sevilmek insanın doğumundan ölümüne dek en temel ihtiyaçlarından biridir. Sevilmeye “Hayır” diyecek bir yürek tasiyana rastlayamadim henüz. Bu kadar sevilmeyi arzulayan biz insanlar nedense, iş sevmeye gelince cimrileşiveririz. Oysa sevmek “alınanı vermek”, “sahip olunandan eksiltmek” değildir. Tam aksine sevmek verildikçe çoğalan yeryüzündeki en tükenmez hazinelerden biridir. Herhangi bir maddi bedel, fiziksel güç gerektirmez, oturduğumuz… Read More Aşkı Ticarete Dökenler

Olmayacak düşlerin peşinde 

17.09.2008  “Keşke ağlayabilseydim….” diye düşündü bu sabah, “…belki o zaman biraz rahatlardım…” Uzaklarda oluşundan mı içindeki hüzün bilmiyordu, aynı şehrin insanı olmanın verdiği güven mi uçup gittmişti avuçlarından. Sesini duyduğunda geçer sandığı hasret duygusu, daha bir yakıcı olmaya başlamıştı konuştuklarından beri. “Ne garip…” diye düşündü, “…aynı yolun yolcusu bile değilken, yine de görebilme, konuşabilme ihtimaline… Read More Olmayacak düşlerin peşinde 

İlk Romanım “İKİ HAYAT” Eylül 2017’de Okuyucusuyla Buluştu

İmkanları dar, fakat hayal dünyaları geniş bir ailenin çocuğu olarak Gümüşhane’de dünyaya geldim. Annem gerçekte elinde olanlarla değil, nasıl olmasını istiyorsa öyle düşünüp, yaşamayı başarabilen harika bir hayalperestti. Salonumuzun olmayan penceresine astığı perdeyle, her sabah bize “Çocuklar salonun perdelerini açın sabah oldu!” diyerek bu kitabı yazmaktaki en büyük cesaretlendiricim oldu. Bu cümle benim hayata bakışımı… Read More İlk Romanım “İKİ HAYAT” Eylül 2017’de Okuyucusuyla Buluştu

Marka mı, kalite mi?

Yıllar önce bir film izlemiştim. Adını hatırlamaya çalıştım ama bulamadım. Çok ünlü bir kadın giyim markasının, genç moda tasarımcısı kadın, tasarladığı kıyafetler milyon dolarlara satıldığı halde kapışılınca, patronundan zam istiyordu. Ona göre marka onun tasarımları ile milyonlar kazanıyordu ve onun payına düşen de şimdi eline geçenden daha fazla olmalıydı. Patronu onu sonuna kadar dinliyor ve… Read More Marka mı, kalite mi?

İki eli kanda olmalı insanın..

“İki eli kanda olmalı insanın “iyiyim merak etme” bile diyemiyorsa Ya da bilmiyor olmalı merek etmek endişelenmek ne demek Değer verilene, değeri bilinip de yokluğu fark edilene” Endişe bir girdap gibi sürükler sizi taa en dibine, önce yavaş yavaş gelir sinsice girer yüreğinize, ardından dev bir ahtapot gibi sarar bütün benliğinizi… Günü bir bekleyişe çevirir,… Read More İki eli kanda olmalı insanın..

Tutsana ellerimi, görmüyor musun?

Seyretmediğim ve belkide seyredip acı çekmekten korktuğum bir filmin müziklerini dinliyorum şimdi. Aslında yıllardır orada duran bu müzikler şimdi bir film ile yeniden buradalar. Ara sıra geçmişten duyduğumuz bir kaç melodi ile iç geçirip sonra onları hafızamızdaki kuytu köşelerde tutuyoruz demek ki. Ama bir şarkının bir de hikayesi olursa daha bir güzel oluyor sanırım. Seyretmedim… Read More Tutsana ellerimi, görmüyor musun?

Vazgeçtim sevdiğim yolun açık olsun

Aylardır beklediğinin bir ilizyondan ibaret olduğunu anlamak çok acı veriyordu yüreğine.. Beklerken tüketmişti o bu aşkı çoktan..   Hayaller kurmuş, sahte mutluluklar yaratmış, elinde kalan kırık dökük umutlar, tenini kesip acıtmaya başladığında ise, aslında hayatında hissettiği boşlukları doldurmak için sarıldığı sahte bir mutluluk olduğunu anlamıştı geç de olsa.. Ne çok beklemiş, ne çok umut üretmişti… Read More Vazgeçtim sevdiğim yolun açık olsun

Lokma Döktürme Adeti ve İzmir

İzmir’den yeni döndüm.. Oğlum Karşıyaka’da oturuyor… Şehrimi özlemişim.. Ankara’nın her şeyine bayılıyorum ama, İzmir’lilerin hayır lokması keşke burada da olsaydı diyorum her döndüğümde. Lokmayı çok sevdiğim için değil ama, kaybedilenlerin ardından, ruhuna rahmet gitsin diye neredeyse her gün bir sokak başında dağıtılan lokmalar, önlerindeki uzun kuyruklar ve her yiyenin duasını almak gerçekten çok özel bir… Read More Lokma Döktürme Adeti ve İzmir

Bir saniye öncesine alınmıyor hayat

Yaşadığımız anların kıymetini, çoğu zaman iş işten geçtikten sonra anlarız, bazen bir deniz kenarının ruhumuzu ne kadar dinlendirdiğini, bazen bir bardak çayın içimizi nasıl keyifle ıstıttığını, bazen bir fincan kahve eşliğinde gözlerine bakarak sohbetler ettiğimiz bir dostumuzun eksikliğini… Bazense hayat avuçlarımızda iken, hayatı ve onu paylaştığımız tüm güzelliklerin, doğanın, insanların, dostların, ailelerin, anne babaların, kardeşlerin,… Read More Bir saniye öncesine alınmıyor hayat

Şifa tüm evren için..

İnsanların üzüntülerini ve acılarını izlemeye dayanamam.. Filmlerde olsa bile, bundan dolayı herhalde bir ambulans sesi bile duysam, içindeki muhtacın bir an önce şifa bulması için dua ederim. Bir kaç yıl önce bir annenin ufacık kızını gözyaşları içinde ambulansa bindirdiğini gördüğüm günden beri ambulans sesleri beni daha da etkiliyor. Bir çocuk, bir anne, gözyaşları ve bir… Read More Şifa tüm evren için..