Yeryüzü cenneti – Bölüm 4

Hande mektupların kesilmesine üzülmüş olsa da bir şey söylemedi Levent’e artık onlar birliktelerdi zaten. Mektuplarla ayrıca bir  şeyler söylemeye gerek kalmamıştı. O yine de gözleriyle cevap vermeye devam etti Levent’e. Kendi mektuplarına son vermek istemiyordu.

Artık kütüphanede de birlikte çalışıyorlardı. Okul çıkışlarında birlikte yürüyorlar. Bazen ıhlamur ağaçlarının altına gidip oturuyorlardı. Mektupların bitmesiyle bir şeyler eksilmiş gibiydi yine de. Böyle hissettiğinde açıp yeniden okuyordu onları. Okudukça yeniden büyüyordu yüreği. Yazıldığı kadar güzel söylenmesi zordu bu ifadelerin.

Bir kaç ay sonra mektupların yarattığı sihirin azaldığını hissetti iyice, Levent onun gözlerine eskisi gibi yanıt vermiyordu artık. Yeniden yazmasını çok istiyordu ama başından beri hep gizemli davrandığı için bunu dile getirmek istemiyordu şimdi. Belki o başta düşündüğü gibi küçük notlar yazmaya başlasa, sihir geri gelebilirdi. Neden olmasındı ki, şimdi de o yapabilirdi Levent’in yaptığını.

Birbirinden güzel kağıtlar aldı önce, bütün gece duygularını en iyi şekilde ifade edebilmek için çalıştı ama içine sinmedi hiç biri. Onun gibi yazma yeteneği yoktu anlaşılan. O sadece bakabiliyordu. Yine de bir kaç cümle de olsa bir şeyler yazdı. Ertesi gün onun görebileceği bir yere bırakacaktı. Böylece o da belki yeniden yazmaya başlayabilirdi.

“Yeryüzündeki cennetin içinde kelimelerin olmadan yaşamanın tahmin bile edemeyeceğin bir yalnızlığa dönüştüğünü bilmeni isterim. Bu sihirli dünyanın içine yeniden gelmeni ve yüreğinle konuşmanı çok özledim.

Hande”

Ayrılmadan önce Levent’in kitaplarının arasına yerleştirdi kağıdı o görmeden. Yanıtının gözleriyle mi yoksa yeniden kelimeleriyle mi geleceğini merak ediyordu.

Bir kaç gün geçmesine rağmen Levent’ten bir yorum gelmedi mektubuna, görmemiş olabilirdi. Kitabı her gün elinde görüyordu ama mektubun içinde durup durmadığına bakacak fırsatı olmamıştı.

Yine kütüphanede birlikte çalışırlarken arasına mektup bıraktığı kitabı gösterdi ona, “Uzun süredir bu derse bakmıyorsun sanırım” dedi gülümseyerek.

Levent ile birlikte çalışmaya başladıklarından beri, onun notlarında da gözle görülür bir iyileşme olmuştu. Ne kadar aşık olursa olsun, Hande derslerden vazgeçmediği için o da mecburen çalışıyordu onunla. Ortak fazla dersleri olmasa da yine de birlikte sessizce bakıyorlardı kitaplarına. Başlangıçta bu Levent’i çok mutlu ediyor gibi görünse de son zamanlarda uzayan çalışma saatlerinden sıkıldığını belli ediyordu hareketleriyle.

Hande’nin gösterdiği kitaba baktı başını kaldırıp.

“Annem gibi davranmaya başlamayacaksın herhalde” dedi sonra.

Hande hiç beklemediği bu cevaba şaşırmıştı. Onu sevdiği için koruma kollama iç güdüsü geliştirdiğini biliyordu ama bunu bile sözleriyle değil sadece gözleri ile yapmaya çalışmıştı. Sadece notunu bulmasını istiyordu yeniden o kelimeleri yaşatan adamı görmek istiyordu hepsi buydu. Bu söz içini acıtmıştı şimdi.

Bir şey söylemeden  kitaplarını toplamaya başladı.

Levent kitabı eline almıştı, söylediğinin içinde bulundukları duruma fazla kaçtığını farketmişti ama  onunla vakit geçirmek  istediği yer kütüphane değildi. Dışarıda birlikte güzel  vakit geçiriyorlardı. Buraya hapsolmak istemiyordu sadece. Kitabın yaprakları ile oynarken içindeki notu gördü Hande toparlanırken. Kağıdı okuduktan sonra onun yüzüne baktı. Notu okuduğunu Hande’de gördüğü için durmuştu.

“Çok güzel,” dedi Levent onun gözlerine bakarak, Hande’nin içinden balonlar uçuştu bir anda, “ama ne demek istediğini anlamadım.”

“Mektupları söylüyorum” dedi Hande çaresizce. Sessiz kütüphanede herkes onlara bakmaya başlamıştı şimdi.

“Ne mektupları?”

“Bana yazdıkların.”

“Ben sana mektup falan yazmadım ki!”

Hande onun yüzüne baktı şaşkınlıkla, tüm olanlar beyninden bir film şeridi gibi aktı hızlıca.

“Yani o..?” dedi ve kaldı.

Bu karşısında duran adam değildi o kelimelerin sahibi, sadece bir isim benzerliğiydi bu ve o kendini mektupları yazanın bu Levent olduğuna inandırmıştı.

“Birileri sana benim ağzımdan mektup mu yazdı?” dedi Levent şaşkınlıkla.

“Hayır, hayır sadece” durdu gözleri dolmuştu, “ben yalnış anlamışım özür dilerim. Gitmeliyim.”

Kitaplarını toparlayıp çıktı kütüphaneden. Levent neler olduğunu anlamamış oturuyordu hâlâ masada, Hande giderken elindeki notuda çekip almıştı.

“Tamamen benim hatam” diyordu Hande hızlı hızlı yürürken, “Neden sormadım ki mektupları en başından?”

Levent’in onlardan hiç bahsetmemesini gizemli bir oyun sanmıştı. Başından sevmişti o bu oyunu, o yüzden onun koyduğu kuralları aşmak istememişti. O çok yakışıklı Levent’in kendisini sevdiğine ikna etmişti kendini ve gözlerini ondan ayırmayarak onu da ikna etmişti belki. Yeterince olmasa da sevdiğini sanmıştı çocuk. Çevresindeki onca havalı kızdan farklı, gözleriyle sevebilen birini bulmak değişik gelmişti ona da muhtemelen. Yazamayan Levent’i de sevmişti ama o. O yazıların sahibi olduğu için mi sevmişti acaba sadece? Çok güzel sohbetler etmişler, birlikte çok güzel vakit geçirmişlerdi. Aslında dost olmuşlardı ikisi daha çok. Mektup ve gözlerle yaşanan bir aşk sanmıştı Hande de bunu. Mektuplar gidip, gözler cevapsız kalınca büyü bozulmuştu birden.

“Yo olamaz!” dedi kendi kendine. Hızla çantasından mektupları çıkardı. O son mektup. Onun artık birlikte oldukları için yazıldıklarını sanıyordu ama o bir veda mektubuydu aslında. Mektupları yazan Levent onu diğer Levent ile gördüğü için veda etmişti. Bu yüzden bir daha hiç mektup gelmemişti.

Hızlıca okudu son mektubu yeniden.

“Artık yazmama gerek kalmadı kelebek, yarattığın cennette özgürce uçmak istediğini görebiliyorum. Yüreğinde bana yer ayırdığın için minnettarım sana. Sen bana kendi cennetimi hediye eden  ilk insansın. Bu cennet sonsuza kadar benimle olacak.

Levent”

Kafası allak bullak olmuştu. İki Levent vardı  hayatında birinin sözleri için diğerine gitmişti. Yakışıklı Levent’in de bir suçu yoktu, ondan gözlerini alamayan, anlamlı anlamlı gülümseyip duran kendisiydi. Onun bu kadar yakışıklı olması, yürek sesleri ile birleşince bir mucize gibi gözükmüştü. Buna  öyle inanmıştı ki sormamıştı mektupları. Oysa sorması gerekirdi. Ona ne diyecekti şimdi? Hoş onun artık birlikte olmaktan eskisi kadar keyif aldığını sanmıyordu. Dost kalabilirlerdi, dost olmuşlardı çünkü. Birbirlerini hiç kırmamışlardı. Evet onunla devam etmelerinin bir anlamı yoktu artık.

Peki bu kelimelerin sahibini bir daha nasıl bulacaktı şimdi? Tek umudu Levent ile ayrıldıklarını farkedip yeniden yazmaya başlamasıydı. Bu da bir umuttu sadece.

Geçen bir ay boyunca gerçekten kendini kötü hissediyordu. Levent ile konuşup dost kalma konusunda hem fikir olmuşlardı. Levent mektupları sorsa da ona açıklama yapmamıştı. Bir başkasının mektupları yüzünden beraber olduklarını söyleyip onu da dostluklarını da incitmek istemiyordu. Bir ay geçmesine rağmen diğer Levent’den tek bir mektup bile gelmiyordu. Muhtemelen okulun en yakışıklı çocuğu ile çıkarak onu da incitmişti.

Artık kimsenin yeryüzü cenneti ve ışığı değildi. Yine o eski vasat Hande olmuştu. Mektupları arada bir okuyor ve kaçırdığı bu güzel sevgi için kızıyordu kendine.

Okul panosunun önünden geçerken, diğerlerinden daha büyük yazılmış bir not dikkatini çektini.

“Son sınıf öğrencisi Levent Hüseyin Özgen için acil B RH+ kana ihtiyaç vardır. Kan vermek isteyenler revire başvurabilir.”

Levent ile olan birlikteliklerinden sonra iyice yakınlaştıkları Sezen’in sesini duydu arkasından.

“Tanıyor musun?”

“Hayır ama bir ameliyat geçirecekmiş sanırım. Okula fazla gelemediğini söylediler. Bir hastalığı varmış. Bu hastalığı yüzünden konuşamıyormuş sanırım. Gelip derslere girip gidiyormuş sadece. Arkadaşım Hülya tanıyormuş o söyledi. Yazık inşallah  iyi olur.”

(devam edecek)

Bölüm 1

https://gulserenkilincyazar.com/2018/09/15/yeryuzu-cenneti-bolum-1/

Bölüm 2

https://gulserenkilincyazar.com/2018/09/16/yeryuzu-cenneti-bolum-2/

Bölüm 3

https://gulserenkilincyazar.com/2018/09/17/yeryuzu-cenneti-bolum-3/

Bölüm 4

https://gulserenkilincyazar.com/2018/09/18/yeryuzu-cenneti-bolum-4/

Bölüm 5

https://gulserenkilincyazar.com/2018/09/19/yeryuzu-cenneti-bolum-5/

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s