Yeryüzü Cenneti – Bölüm 3

“Ihlamur ağaçlarını  sevmene çok sevindim. Seni o ağaçlara bakarken yüzündeki ifadeyle resmettim düşlerime yeniden. Yerden alıp ağacın dalına bıraktığın o küçük taş ile bana yazmaya devam etme cesareti verdiğin için teşekkür ederim.

Aslına bakarsan seni dünkü gibi uzun uzun izleme fırsatım hiç olmamıştı daha önce, beni farketmenden korktuğum için daima uzak durdum senden. İnsanın kendine cennet seçtiğinden uzak durması ne zor bir bilsen. Bu cennetin kapılarını yeniden açan o taşı ömrümüm sonuna kadar taşıyacağım. O minicik taş benim anahtarım. Senin ışık saçan enerjinin geçtiği ve benim yüreğimde yeryüzündeki diğer tüm taşlardan çok daha değerli o.

Sana bu satırları yazarken cümlelerimin kendime ait olmasına özellikle dikkat ediyorum. Amacım seni pırıltılı cümlelerle etkilemek değil. Senin ışıltın yanında zaten benim söyleyebileceğim en güzel şey bile sönük kalır. Kasttettiğim ışıltının dış güzellik olmadığını sanırım anlamışsındır.

Okulun bahçesinde yavrulayan o siyah kedinin yavrularına her sabah süt götürdüğünü hatırlıyor musun. Bahçede yürüken bazen yanından geçtiğin ağaçların dallarındaki yaprakları okşadığını görüyorum. Kimse bilmese de onlar senin ışıltını hissedebiliyorlar benim gibi.

Sessiz ve az konuşan biri olduğunu, göze batmaktan hoşlanmadığını bilecek kadar da tanıyorum seni. İzlemek bazen birlikte vakit geçirmekten çok daha fazla şey anlatıyor insana.

Bunu neden yaptığımı merak ediyorsundur belki. Yani neden izlediğimi, rahatsız edici bir düşünce olmasını istemem sende. Ben seni asla göz hapsine almıyorum çünkü. Alamam da sen özgür bir kelebek olduğun sürece sen  olarak kalırsın. Bu  yüzden endişelenme. Sadece gözlerimin önünden geçip gitmene izin veriyorum. Bir gardiyan gibi bakışlarım seni takip etmiyor.

Kalan sürelerde sadece gözlerimde bıraktığın izler oluyor benimle. Belki saniyelere denk gelen anlarda yaptıklarından bir kolleksiyon yaratıyorum kendime.

Dün ilk kez sana öylece bakma şansım oldu. Bunun beni ne kadar mutlu ettiğini anlatmam mümkün değil.

Varlığın ve varlığının sağladığı huzur ve mutluluk için minnettarım. Düşüncelerinde bana yer ayırdığın için teşekkür ederim.

Levent”

Bir kaç kez okudu mektubu yeniden, ağaçların orada uzaktan izlendiğinin mi yoksa karşılaştıkları andaki duyguların mı anlatıldığına karar veremedi bir süre. Belki de ikisi birdendi. Yani sadece Sezen anlatmamış, aynı zamanda uzaktan izlemişti onları belki de. Hâlâ okulun en yakışıklı çocuğunun ona hissettiklerine inanamıyordu. Gerçi o da yazdıklarından, hissedebildiklerinden etkilenmişti aslında. Bunun yanı sıra bu kadar yakışıklı olması bir sürprizdi sadece.

Demek onu uzun zamandır  izliyordu. O kedileri hatırlıyordu geçen yıl okulun kapanmasına yakın, yemekhanenin arka tarafında bulmuştu onları. Aslında yavrulardan birini görünce, onu takip etmişti. Zavallı ürkek yavru koşarak kaçmıştı annesinin ve kardeşlerinin yanına. Her sabah kantinden aldığı sütler götürmüştü onlara uzun süre. O sırada izlendiğini bilmiyordu. Aslında kedilerin yanındaki yiyece kırıntılarından onları besleyen tek kişi olmadığını anlamıştı ama yemekhaneden verdiklerini düşünmüştü. Kim bilir belki de Levent’ti diğer ziyaretçileri.

Hayatı şiir gibi anlatabilen, bir şiirin içindeymiş gibi hissetmesine neden olan bu satırların devam etmesini çok istiyordu artık. O şiiri yaşamak, şiir olmak istiyordu hatta. Mektubu göğsünün üzerine bastırdı. Sonrakileri heyecanla bekleyecekti. Hayatında böylesine güzel bir şey yaşama şansına sahip olmak bile çok güzeldi.

Hayatın rengi değişiyordu onun sözleriyle, bu mektuplar bambaşka bir hayat yaratıyordu sanki. Sadece ikisinin görebildiği.

Mutlulukla sınıfa yürümeye başladığı sırada gördü Levent’i koridorda. Onu görünce gülümseyerek el salladı çocuk. Mektubu az önce okuduğunu yüzündeki ifadeden anlayabiliyor muydu acaba? Gülümsedi o da, neredeyse yüreği ile gülümsedi hem de. Onun anlayacağından emindi. Levent bir süre baktı gözlerini çevirmeden, sonra yürüdü kendi koridoruna doğru.

Artık mektupların ondan geldiğini anladığını çözmüş olmalıydı. Onun sınıfının koridorunda dolaştığına göre, belki de mektubu aldığından emin olmak istiyordu sadece. Bir daha ki sefere kağıdı elinde taşıyabilirdi böylece görebilirdi aldığını.

Bir kaç gün sonra yine kütüphanedeyken buldu diğer mektubu. Ona fırsat yaratmak için arada bir masadan kalkıp uzaklaşıyordu zaten ve döndüğünde heyecanla bakınıyordu mektup var mı diye. Mektup yine kitabının üzerine bırakılmıştı. Heyecanla oturdu yerine.

“Seni eskisinden daha çok görmek istediğimi itiraf etmeliyim sanırım. Okul koridorlarında sana rastlamak için şans yaratırken buluyorum kendimi artık. Yine de izin verirsen yazmaya, kalem ve kağıtla sırdaş olmaya devam edeceğim. İnsanların sevmek için sadece yüreklerine ihtiyaçları olduğunu düşünüyorum. Bu sevgiyi sadece yürekle ifade etmenin bir yolunu henüz bulamadığım için kelimelerin gücüne ihtiyacım var. Yoksa bir yürek olarak kapına kendimi bırakmayı o kadar isterdim ki.

Levent

“İnsanların onunla dış görünüşü yüzünden ilgileniyor olmasından yorulmuş olmalı” diye geçirdi içinden mektubu okuyunca. Haklıydı aslında, çoğu insan görünüşe o kadar önem veriyordu ki içinde ne olduğunu bilmeden güzel ambalajlanmış her şeye sahip olmak istiyorlardı. Böylesine popüler ve yakışıklı birinin içinde bu kadar derinlik olmasına inanamıyordu Levent’in yazdıklarını okuyunca. Çoğunlukla olmazdı bu ya da dış görünüşlerinin yeterli olduğuna inandıkları için derinliğe önem vermezlerdi böyle insanlar. Levent onlardan değildi. İnsanın hem içinin hem de dışının böylesine güzel olması dahası bunu Hande’nin keşfetmesine izin vermesi muhteşem bir ayrıcalıktı.

Yemekhane de karşı masada oturduğunu görünce sevgiyle baktı yine Levent’e, o da karşılık verdi bu bakışlara. Kelimelerin yanına gözlerin eklenmesinde bir sakınca yoktu herhalde. Gözler yüreği yansıtan en güzel aynalar değil miydi zaten. Keşke o da yazabilseydi karşılık olarak. Belki deneyebilirdi. O da küçük notlar yazıp bırakabilirdi Levent’e. Bu düşünceyle gülümsedi ona bakarken. Levent’de gülümsedi.

Okul çıkışı beklemediği bir anda geldi yanına Levent. O gün kütüphaneye uğramayacağı için dersten sonra hızlıca toparlanıp çıkmıştı okuldan. Otobüs durağına doğru giderken gelip yetişmişti arkasından.

“Biliyor musun, senin gözlerinde diğerlerinin gözlerinde olmayan tuhaf bir şey var” demişti yanına gelir gelmez.

Utancından ne  diyeceğini bilememişti Hande. Elbette öyleydi çünkü onun yüreği yansıyordu Hande’nin gözlerinden. Otübüse onunla binip eve kadar bırakmıştı Levent onu.

Başını yastığa koyduğunda tıpkı onun söylediği gibi yüreğinin büyüdüğünü hissediyordu şimdi. Yüreği kocaman olmuştu gerçekten, o kadar büyümüştü ki odasını aşıp bütün dünyayı içine alabilecek gibi hissediyordu gerçekten. Mektuplardan ikisi de hiç bahsetmemişti. Konuşacak bir sürü şey bulmuşlardı ama.

Ertesi gün Levent yine geldi onunla durağa, ertesi gün, ertesi gün ve bir kaç hafta daha. Mektuplar gelmeye devam ediyordu yine. O bahsetmediği için Hande’de bahsetmiyordu. Belki de yüz yüze konuşmaya gerek yoktu böyle şeyleri. Yüreğini duyup, hissettiğini anlıyordu nasılsa. Böylesi çok daha  güzeldi. Belki klişe kelimeler dökülecekti ağzından yazdıklarını söylemeye kalktığında. Belki yüzyıllardır insanların birbirlerine söylediklerinden ötesi dökülmeyecekti dudaklarından. Mektuplarla yüreklerini, yüz yüze günlük hayatlarını konuşuyorlardı şimdi. Hande  gözleriyle anlatıyordu ona her şeyi. Anladığını biliyordu. Gerçek bir masala dönüşmüştü yaşadıkları.

O gün otobüste elini tutmuştu Hande’nin.

“Bu gözlerin içinde yaşamak istiyorum sonsuza kadar demişti. Daha önce kimse bana böyle bakmamıştı inan.”

Alıyordu tüm cevapları işte. Hiç itirazı yoktu Hande’nin.

Artık okulda da el ele gezmeye başlamışlardı. Otübüsteki ilk el ele tutuşmalarının ardından gelen mektupta

“Artık yazmama gerek kalmadı kelebek, yarattığın cennette özgürce uçmak istediğini görebiliyorum. Yüreğinde bana yer ayırdığın için minnettarım sana. Sen bana kendi cennetimi hediye eden  ilk insansın. Bu cennet sonsuza kadar benimle olacak.

Levent”

(devam edecek)

Bölüm 1

https://gulserenkilincyazar.com/2018/09/15/yeryuzu-cenneti-bolum-1/

Bölüm 2

https://gulserenkilincyazar.com/2018/09/16/yeryuzu-cenneti-bolum-2/

Bölüm 3

https://gulserenkilincyazar.com/2018/09/17/yeryuzu-cenneti-bolum-3/

Bölüm 4

https://gulserenkilincyazar.com/2018/09/18/yeryuzu-cenneti-bolum-4/

Bölüm 5

https://gulserenkilincyazar.com/2018/09/19/yeryuzu-cenneti-bolum-5/

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s