arkası yarın

Didar’ın kısmeti – Bölüm 10

Didar ve Levent nihayet başbaşa bir gün geçirme fırsatı buldukları için çok mutluydular, bu sırada Sultan hanım, Sema hanımdan yüz bulamayınca iyice gerilmiş, bütün huzuru kaçmıştı. Kahvaltıdan sonra Oğuz beye, Sema hanımın son günlerde ne kadar ilgisiz va kaba olduğunu anlattı durdu. Onlar hakkında çok yanılmıştı, baştan iyi insanlar olduklarını sanmıştı ama zaman geçtikçe aslında ne kadar kibirli insanlar olduklarını farketmişti o da. Ne bilsindi tabi, herkesi kendisi gibi iyi niyetli sanıyordu. Oğuz beyinde giderek sabrı tükenmeye başlamıştı, kızının yanında olmasının verdiği mutluluk Sultan hanımın giderek artan gerginliği ile gölgelenmeye başlamış, tatilin tadı kaçmıştı iyiden iyiye, tam “Haydi o zaman toparlanın ayrılalım bu akşam.” diyecekti ki, yanlarına gelen delikanlı başıyla selamladı önce onları ve Özge ile konuşmak için izin istedi, Özge Bülent’in sonunda geri döndüğünü görünce, yine süzülerek ayağa kalktı ve onun peşinden gitti. Bülent’in geri gelmesi Sultan hanımı da susturmuştu aniden, demek oğlan sonunda konuşmaya karar vermişti kızıyla. Nihayet işler yoluna giriyordu.

“Kim bu delikanlı?” dedi Oğuz bey merakla.

“Sema hanımların bir ahbabıymış, Özge’nin peşinden ayrılmıyor geldiğimizden beri.” dedi Sultan hanım gülümseyerek, sanki az önce memnuniyetsizliğini anlatan kadın o değilmiş gibi, bütün ruh hali değişivermişti. Çok bir zaman geçmeden Özge geri geldi, yüzü allak bullak  olmuştu, hışımla eşyalarını aldı annesinin yanından ve ona ters ters bakarak,”Sen Sema hanımla mı konuştun anne!” dedi. Böyle bir tepki beklemeyen Sultan hanım affaladı önce.

“Ne konuşmuşum?” dedi lafı toparlayamaya çalışarak.

“Bülent ile yattığımı!”

“Ne?” diye doğruldu Oğuz bey yerinden, Özge’nin yüksek tonda çıkan sesi yüzünden herkes dönüp onlara bakıyordu şimdi.

“Ne yaptığımı dedin sen? Sultan neler oluyor burada?” dedi o da  sesini kontrol edemeyerek. Artık iyice sinirlenmişti.

Sultan hanım etraflarındaki herkesin meraklı gözlerle onlara baktığını görünce sesini mümkün olduğunca yumuşatarak, “İsterseniz odaya çıkalım orada konuşalım.” dedi  eşyalarını toplamaya başladı.

Didar gün ortasında babasından gelen telefondan sonra oldukça şaşkındı, Levent’e dönüp, “Babam otelden ayrılacaklarını söylüyor, korkarım dönmemiz gerek.”

“Ne olmuş ki?”

“Hiç anlamadım inan”

Levent ve Didar kendilerine ayrılan günü yarıda kesip apar topar otele döndüler. Oğuz beyler çoktan toparlanmışlar ve eşyalarını resepsiyona indirmişlerdi. Özge dışarıda telefonla konuşuyordu. Sultan hanım ile Oğuz bey birbirlerinden uzak iki koltukta suratları asık oturuyorlardı.

Didar babasının yanına gidip, “Ne oldu baba? Kavga mı ettiniz?” dedi sessizce.

“Sen haklıydın kızım” dedi Oğuz bey sinirle, “Ben hiç mutlu değilim bu kadınla!”

“Babacığım, öfkeyle hareket etme sakin ol lütfen.”

“Yok kızım yok, karar verdim döner dönmez boşanacağım, senin de gününü mahvettik kusura bakma ama, olanlardan sonra ailemizin hiç bir ferdinin burada kalmasını istemiyorum artık.”

“Ne oldu Oğuz amca, annemler mi bir şey söylediler yoksa?” dedi Levent bu kez merakla. Annesinin Didar ile olan ilişkisi yüzünden gelip olumsuz bir şey söylediğini sanmıştı. Annesi öyle bir şey yapmazdı biliyordu ama, yine de emin olmak istiyordu.

“Yok evladım, annenlerden özür dilersin bizim yerimize böyle apar topar ayrılıyoruz kusura bakmasınlar. Onlar da, sen de gayet düzgün insanlarsınız içini rahat tut. Sorun bizde!” dedi Oğuz bey, Levent’in telaşını anlayınca.

Didar babasını uzun süredir bu kadar öfkeli görmediği için üstelemedi.

“Ben de gidip, odamı boşaltayım o zaman” dedi Levent’e bakıp, yapacak bir şey yoktu.

“Bekliyoruz, kızım hadi acele et!” dedi Oğuz bey.

Her şey öyle hızlı gelişiyordu ki Levent ne olup bittiğini anlayamamıştı, Didar yukarı çıkınca, o da ayak altında fazla dolaşmamak için babasının ofisine gitti. Annesi ve babası ofiste hararetli bir şey tartışıyorlardı.

“Bu gün de mi bir sorun var anlamadım, siz neyi tartışıyorsunuz?” dedi Levent onları görünce.

“Gel oğlum otur sende.” dedi babası.

“Babanla Songül’ü konuşuyorduk bizde” dedi Sema hanım.

“Ya anne bak sizi kırmadım kızla görüştüm ama ben Didar’ı seviyorum.”

“Dur oğlum diklenme hemen, bizde onu  konuşuyoruz işte, baban görmüş Songül’ü kendinden çok büyük bir adamla beraber, babanı görünce yolunu değiştirmiş kız.”

Levent’in aldığı en güzel haberdi bu gün, “Yani?” dedi sevinçle.

“Yani Sultan hanımı pek sevmediğimizi biliyorsun, Oğuz bey iyi insan, Didar’da iyi bir kız, ama evlilik sadece kızla olmaz, ailesiyle de olur. Sen ısrar ediyor, ben Didar için idare ederim diyorsan. Tamam diyoruz biz.”

Levent neredeyse havalara uçacaktı sevinçten, az önce resepsiyonda yaşanılanları unutup, hızla fırladı odadan. Didar eşyalarını toplamış yeni inmişti babasının yanına. Tam veda etmek için onu aramak üzereyken, Levent koşarak geldi ve nerede olduğuna aldırmadan onun önünde diz çöktü.

Didar’ın kafası o kadar karışıktı ki, Levent’in ne yaptığını anlayamadı önce, “Levent ne yapıyorsun?” dedi merakla.

“Didar!” dedi en yüksek sesiyle Levent, “Benimle evlenir misin aşkım?”

Didar’ın şaşkınlığı bir kat daha arttı, “Evet!” diyerek onun boynuna atılmak istiyordu şimdi ama, babası ve Sultan hanım resepsiyonun ayrı köşelerinde kavgalı otururlarken bunu nasıl yapacağını bilemedi.

Didar’ın tereddüt ettiğini gören Oğuz beyin sesi duyuldu, “Evlenir oğlum, evlenir!”

Levent minetle baktı Oğuz beye, Didar babasından gelen bu onaylamayla “Evlenirim!” dedi sevinçle ve iki aşık etraflarındaki insanlara aldırmadan sarıldılar birbirlerine. Şimdi resepsiyonda bulunan herkes, Sultan hanım hariç alkışlıyordu onları.

Bu maceralı tatilin ardından, Oğuz bey önce evini ayırıp bir süre Didar’in yanına yerleşti. Boşanma davasını açan tarafın Sultan hanım olmasını istiyordu. Nihayetinde o bir kadındı ve toplumda saygınlığını koruması lazımdı her şeye rağmen. Özge’ye ne zaman ihtiyacı olursa, ona yine babalık yapacağını söyledi ayrılırken. Nihayetinde olanlar kızın suçu değil, onu bu hale getiren Sultan hanımın suçuydu. Kız sarılıp ağladı adama. Yine de sonrasında onu arayıp sormayacağını biliyordu Oğuz bey.

Oğuz beyin, Didar’ın yanına taşınmasından en mutlu olan Medusa’ydı. O geldiğinden beri, adamın üzerinden  inmiyor, Didar’la kliniğe bile gitmiyordu artık.

“Sonunda beni sevecek doğru kadını buldum galiba, aşkım Medusa!” diye sevmeye başladı onu Oğuz bey.

Levent ve Didar, Oğuz beyin boşanma işlemleri bitene kadar beklemeye karar verdiler, zaten acele etmeleri için bir neden yoktu. Evlendikten sonra Levent’in evinde yaşamaya ve Didar’ın evini de Oğuz beye bırakmaya karar verdiler. Görünüşe göre Medusa’da babasıyla kalacağı için, Ares onlarla oturacaktı.

Sultan hanım, herhangi bir nafaka istemedi ve zorluk çıkarmadı. Yaptıklarından çok pişman olmuştu ama, Oğuz bey benzer bir durumda onun yine aynı şekilde davranacağından emindi. Kavgasız gürültüsüz, tek celsede boşandılar. Didar yine de nikah davetiyesini onlara da gönderdi.

Otelde yapılan görkemli bir düğünle evlendiler Levent ve Didar. Levent’in babası otelin başına geçmeden önce, kafeyi yoluna koymaları için onlara bir kaç yıl verdiğini söyledi, ama torun olduktan sonra, Oğuz bey de dahil hepsinin otele gelmesini istiyordu.

Ares’in parazit sorunu ile başlayan hikayemiz, Didar ve Levent’in ulaştığı mutlu sonla böylece sona erdi.

Onlar ermiş muradına biz çıkalım kerevetine..

SON

3 replies »

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s