arkası yarın

Kimin cenneti? – Bölüm 5

Osman içeri girdiğinde, Hakan bey telefonla konuşuyordu. Yüzü gözü yara bere içinde adamı görünce, telefonu kapatıp yanına geldi hemen.

“İyi misiniz?” dedi endişeyle yaralara bakarak. Veterinerin kendisi için geldiğini sandığını anlayan Osman bir adım geri attı.

“İyiyim ben, Yaralı’yı görmeye geldim!”

“Ah, siz Osman amca olmalısınız!” dedi veteriner gülümseyerek, “Suna sizden o kadar çok bahsediyor ki, dünyanın en iyi insanı olduğunuzu söylüyor sürekli, onunla uçurtma uçurup oynuyormuşsunuz, Yaralı’da öyle kolay kimseyi sevmez, sizi kurtarmak için kendini feda etmiş.”

Kendisi hakkında böyle iyi şeyler duymaya alışık olmayan Osman, bocaladı biraz, “İyi mi o?” dedi.

“Suna mı? Az önce buradaydı, kontrolleri olduğu için annesi alıp hastaneye götürdü demin.” dedi Hakan bey yerine yeniden oturuken.

“Onu sormuyorum, Yaralı iyi mi? Suna’nın nesi var?”

“Bilmiyor musunuz?”

“Neyi bilmiyor muyum?”

“Çok özür dilerim, ben siz, yani Suna o kadar yakın olduğunuzu anlatınca, biliyorsunuz sandım. Babası yerine koymuş gibiydi sizi.”

“Babası mı?” dedi şaşkınlıkla Osman.

“Evet, biliyorsunuz Suna’nın babası yok, onları bırakıp gitmiş, zavallı çocuk, ne kadar sevgi dolu oysa”

Osman veterinerin anlattıklarının kızın geniş hayal gücünün sonucu olduğunu düşünüyordu, baba kız olacak kadar ne zaman yakınlaşmışlardı ki, ayrıca o kimsenin babası olmayı düşünmüyordu, ama kızın hastalığı konusunu merak etmişti.

“Nesi var çocuğun?”

“Suna kanser.” dedi veteriner dudaklarını ısırarak.

“Ne kanseri?”

“Lösemi! Aslında Ankara’daki hastaneye götürmek istiyor onu annesi, buradaki doktorlarda orada olması gerektiğini söylüyorlar ama.”

“Aması ne?”

“Para!” dedi elini iki yana açarak Hakan bey, biz buradaki esnaf olarak aramızda para toplayalım, yollayalım dedik ama, annesi kabul etmedi. Kendi ailesi ile de arası yok, onlarda torunlarının durumunu bilmelerine rağmen hiç ilgilenmiyorlar, muhtar Dündar bey bir kaç kez gitti konuştu. Suna’nın dedesi gerçekten çok ters bir adam, torununa acımayacak kadar da kalpsiz.

“Peki Ankara’ya giderse kurtulacak mı Suna?”

“Öyle diyorlar, inanın o kadar üzülüyorum ki, buradaki bütün hayvanların koruyucusu, kollayıcısıdır o kız. Bu dünyaya ait değilmiş kadar güzel bir yüreği var. Sanırım bu illet hep iyi insanların yakasına yapışıyor.”

Osman’ın içine kocaman bir taş oturmuş gibiydi, masaya tutunarak ayağa kalktı, “Yaralı’yı göreyim ben.” dedi Hakan beye.

“Evet, onun için gelmiştiniz değil mi, ben de size neler anlattım, buyurun.” diyerek arkasındaki kapıyı gösterdi Osman’a.

Yaralı bandajlarla sarılmış göğsündeki acıya rağmen, Osman’ı görünce kuyruğunu yere vurmaya başladı.

“Gördünüz mü, sizi ne kadar seviyor” dedi Hakan bey, “Çocuklarla, köpeklerin gönlünü nasıl kazanacağınızı biliyor olmalısınız.” diyerek ayrıldı yanlarından.

Osman, Yaralı’nın yanına çömelip gözlerinin içine baktı, köpek gözlerini ondan ayırmadan kuyruğunu vurmaya devam ediyordu.

“Lan köpekte sevdireceksiniz bana!” diyerek elini uzattı onun başına doğru. Yaralı sevgiyle yaladı uzattığı elini ve sevmesi için başını ona doğru uzattı.

“Yaralı!” dedi yüksek sesle Osman, “Demek bu sahilde, yarası olmayan kimse yokmuş!”

Akşam üzeri verandanın önünde oturuken, Suna elinde bir tabak kurabiye ile geldi yeniden. Artık onu gördüğünde sinirlenmiyordu Osman. Kız sıçrayarak çıktı merdivenleri “Merhaba Osman amca! Bunları sana getirdim, teşekkür için.”

“Ne diye teşekkür edeceksin bana?”

“Hem uçurtmamım kuyruğuna yardım ettiğin için, hem de bu gün Yaralı’yı ziyarete gittiğin için.” dedi kız sevinçle.

“Sen de mi doktora gittin bu gün?” dedi Osman.

“Evet, kontrollerim vardı, her zaman ki şeyler işte!”

Osman sessizce kıza baktı, çocuk olmanın verdiği kaygısızlık mıydı bu, yoksa gerçekten bu çocuğun içinde, dünyada kimsenin sahip olamadığı kadar büyük bir güç mü vardı anlamaya çalışıyordu.

“Ne dedi doktor sana?”

“Ankara’ya gitmen lazım dedi.” Suna merdivenlere oturuken, “Yaralı olmayınca burası ne sıkıcı oluyor değil mi Osman amca, iyi ki sen varsın?” diyerek sevgi dolu gözlerle baktı adama.

Osman’ın yüreğini deldi geçti bu bakışlar, onca kurşun, bıçak, yumruk yemişti ama hiç biri bu kadar acıtmamıştı canını.

“Ne diye bu kadar seviyorsun sen beni?” dedi.

Kız durdu ve sonra çok şaşırmış gibi, “Çünkü yeryüzü cennetine birbirimizi sevmeye geldik hepimiz, sen bunu bilmiyor musun?” dedi.

“Kim söyledi sana bunu?”

“Kimse söylemedi, bir kitapta okudum.”

“Doğru olduğunu nereden biliyorsun?”

“Bilmiyorum ama haklı buluyorum.”

İkisi birden Yaralı’nın havlamaları olmayan deniz manzarasına baktılar bir süre.

“Osman amca, senin çocukların var mı?”

“Hayır yok!”

“Köpeğin var mı?”

“Hayır.”

“Annen, baban, kardeşin?”

“Hepsi uzaktalar.”

Suna ayağa kalkıp yanına geldi adamın, sonra birden bira kollarını açıp sarıldı ona, “Merak etme, yaralı ve ben varız!”

Osman beklemediği bu tavır karşısında ne yapacağını bilemedi önce, sonra kız küçük başını onun kalın boynuna bırakınca, sardı kollarınız cılız bedenine.

“Ya sen de bir gün gidersen?” diye çıktı ağzından ama, söyler söylemez pişman oldu.

Suna doğruldu, yüzü hiç olmadığı kadar ciddileşmişti, “Eğer senden önce gidersem, sana söz veriyorum, cennette seni bekleyeceğim.” dedi eliyle izci işareti yaparak.

Osman’ın gözleri doldu aniden, artık kendini tutamıyordu bu küçük kıza karşı. Gözlerinden indi yaşlar tek tek, yutkundu, bir şey söylemek istedi, söyleyemedi.

Suna adamın ağladığını görünce, gelip yeniden sarıldı ona, “Üzülme Osman amca, ben senin hep arkadaşın olacağım, tabi Yaralı’da”

Çocukluğundan beri ilk kez, katılarak ağladı Osman, sımsıkı sarıldı Suna’ya “Ben de öyle olacağım söz veriyorum” dedi. En son ağabeyiyle sarılıp ağlamışlardı böyle. Hasan nerelerdeydi kim bilir şimdi?

Yaralı bir kaç gün sonra, yeniden sahile döndü, bir süre daha hoplayıp, zıplayamayacak olsa bile, Suna ile sahilde sakin gezintiler yapıyordu. Bu defa onlara Osman amca da eşlik ediyordu. Bu iki canlı türünün yarattığı sevgi Osman’ı sahildeki resmin içine dahil etmişti sonunda. Suna ile birlikteyken, küçükken Hasan ile yapmayı hayal ettikleri şeyleri yaptığını hissediyordu. Sanki içinde bir yerlerde büyüyemeyen çocukluğu, kaldığı yerden devam ediyordu şimdi hayata. Yaşlı ve suçlu bir bedene  hapis olmaktan kurtulmuş, özgür kalmıştı.

Zaman çok hızlı geçiyordu, Yaralı artık tamamen iyileştiğinde, Osman’a verilen tatil süresi de sona ermişti. Buraya geldiğinde ki Osman ile, ayrılmamanın bir yolunu bulsa sonsuza kadar kalacak olan Osman arasında çok fark vardı şimdi.

“Ankara’ya mı gideceksin?” dedi şaşkınlıkla Suna, onun Ankara’da yaşadığını öğrenince.

“Evet oraya gidedeceğim.”

“O zaman eğer hastaneye gelebillirsem, beni ziyaret edersin değil mi?”

“Elbette ederim. Sen daha önce hiç  gittin mi oraya?”

“Hayır gitmedim ama, oranın sihirli bir şehir olduğunu biliyorum?”

“Nasıl sihirli bir şehir?”

“Orası çok eskiden küçücük ve silik bir yerken, sonra bir başkent olmuş düşünsene hem de  yüz yıl bile olmadan, ben kendimi bildim bileli bu sahil hiç değişmedi. O büyük kahramanın kabri var orada, çok istiyorum orayı görmeyi. Üstelik orada beni iyi edecek sihirli bir hastane var, sen bile varsın baksana daha ne olsun?.”

Osman sıkıca sarıldı Suna’ya “Bu güzel halini sakın kaybetme çocuk.” dedi hüzünle, sonra eğilip Yaralı’ya da sarıldı, “Hayatımda sevdiğim ilk ve tek köpek sensin, bu  kıza iyi bak tamam mı?” dedi ona da. Anlamış gibi havladı Yaralı.

Ertuğrul’un adamları onu almaya geldiğinde, son bir kez dönüp baktı sahile, bu  resmin içinde yaşayan kız ve köpek bakıyorlardı ardından. Kendisi eksilmişti sadece.

“Yine gelecek misin?” diye seslendi Suna arkasından.

Gülümsedi Osman, geldiğinden beri bu kaçıncı gülümsemesiydi saymayı bırakmıştı artık. Şimdi asık suratlı yaşamına geri dönüyordu. Yüz kaslarının bu mutluluğu unutması zor olacaktı. Yüreğini dinlemeyi bile düşünmüyordu, çünkü eğer dinlerse buraya gelen teneke Osman olamayacağını biliyordu artık. Hasan ile yapamadığı her şeyi Suna ile yapmışlardı bu sahilde, içindeki küçük Osman ne yapacaktı bakalım gidince?

(devam edecek)

Bölüm 1

https://gulserenkilincyazar.com/2018/05/31/kimin-cenneti-bolum-1/

Bölüm 2

https://gulserenkilincyazar.com/2018/06/01/kimin-cenneti-bolum-2/

Bölüm 3

https://gulserenkilincyazar.com/2018/06/02/kimin-cenneti-bolum-3/

Bölüm 4

https://gulserenkilincyazar.com/2018/06/03/kimin-cenneti-bolum-4/

Bölüm 5

https://gulserenkilincyazar.com/2018/06/04/kimin-cenneti-bolum-5/

Bölüm 6

https://gulserenkilincyazar.com/2018/06/05/kimin-cenneti-bolum-6/

2 replies »

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

w

Connecting to %s