Yaşadığımız anların kıymetini, çoğu zaman iş işten geçtikten sonra anlarız, bazen bir deniz kenarının ruhumuzu ne kadar dinlendirdiğini, bazen bir bardak çayın içimizi nasıl keyifle ıstıttığını, bazen bir fincan kahve eşliğinde gözlerine bakarak sohbetler ettiğimiz bir dostumuzun eksikliğini…
Bazense hayat avuçlarımızda iken, hayatı ve onu paylaştığımız tüm güzelliklerin, doğanın, insanların, dostların, ailelerin, anne babaların, kardeşlerin, evlatların kıymetini bilemeden, zihnimizde tonlarca yükle yaşar gideriz.
Anlarımızı ele geçiren öfkeler, sitemler, şikayetler an’dan zihnimizin her hücresine doluverir. Bir çift güzel göze baktığımızı, bir güzel yüreğe karşı nefes aldığımızı unutur, bir elbise gibi asılı dururuz hayatın içinde. Zihin yolcuğu bizi hayattan esirger, ne bakan göz ne de yaşayan beden bizim ki olmaz anları.
Böyle böyle kaçıp gidiverirker avucumuzdan, bu defa ardından bakakalırız.
Şimdi her nerede iseniz, bu yazıyı okurken, aldığınız nefesi farkedin, tam şu anda farkında mısınız hayatınızı devam ettirmek için bedeninizin ihtiyacı olan en önemli şeyi yapıyorsunuz aslında. Başınızı kaldırıp olduğunuz yerdeki, insanlara, eşyalara, ağaçlara, arabalara bakın. Tam olarak ne için buradasınız acaba?
Evet şimdi bir yazı okuyorsunuz, ama birazdan bitecek..
Hayat tüm anlarıyla sizi bekliyor..
Aldığınız her nefes bir an, kaçırmayın..
Beni merak ediyorsanız, kahvemi yudumluyorum ![]()