Mağaradaki toplantı saat ikide başlamıştı, bütün yüzler gergindi.
“Sistemin ürettiği çocuklar, şimdi sistemi yiyor!” dedi Doruk bey sinirle, “Buna izin veremeyiz. Yıllardır buna hazırlanıyoruz. Bize güvendiler ama şimdi kendi çocuklarımıza sahip çıkamaz durumdayız! Bu nasıl oldu bilmek istiyorum? Nereye gitti bunlar ve neden bu gün?”
Aslında bunları söylerken kendi kızı Güneş’e de sahip çıkamamış olduğunu itiraf ediyordu. Onlara ana merkezden iletilen tüm talimatlara uymuşlardı. Bu gün başlaması gereken asıl uygulama şu anda risk altındaydı. Çipler mi çocuklar da beklenmedik bir etki yapmıştı, yoksa kendileri bir plan mı uyguluyorlardı. Uyguluyorlarsa da nasıl olur da tam bu güne denk getirebilmişlerdi.
“Henüz vaktimiz var” dedi Soner Bey, “Çocuklarımızı tanıyoruz. Bu saate kadar ortada olmayışları tamamen aklımıza gelmeyen bir neden olabilir. Kim bilir belki de kendilerinde bize bir oyun oynayıp, ders vermeye çalışıyorlardır.”
“Hiç sanmıyorum!” dedi Ferhat bey, Doruk bey gibi endişeli ve gergindi o da, “Sadece Alper değil, Zuhal de gitmiş! Okulda değil, ikisi birlikte gitmişler!”
“Kaçtılar mı yani?” dedi Arda bey şaşkın şaşkın, kızının tam da Engin ile görüşmeyi kabul ettiği ve daha uyumlu göründüğü bir zamanda mı?
“Neler oluyor beyler?” dedi Doruk bey sinirle yine, “Bu çipler aktif değil mi?”
“Aktif” dedi Enes’in babası Yiğit bey, “Defalarca sistemi kontrol ettik. Ben oğlumu tanırım bu başlangıç dozu bizim çocuklara yetmemiş olabilir. Dozu yükseltip geri gelmelerini sağlamalıyız!”
Gülşen’in babası, Can bey sessizdi. Gülşen gibi uysal bir kızın çipi olsun, olmasın böyle bir şeye kalkışmış olabileceğine inanamıyordu. O da kızı gibi kimya eğitimi almıştı, çiplerin dozunu gelen talimatlara göre ayarlayan da oydu. Daha önce Doruk beyin karısının başına gelenleri hatırladığı için özellikle kızlarda dozu artırmanın istenmeyen sonuçlara neden olabileceğini biliyordu. Yiğit beyin karısı ve Enes’in annesi Pelin hanımda da işler pek yolunda gitmemişti ama psikolojik ilaçlarla devam etmesi sağlanmıştı.
“Dozu yükseltirsek, bunca yıllık emeğin yüzde ellisini çöpe atabiliriz” dedi kararlı bir sesle.
“Yükseltmezsen hepsini çöpe atmış olacağız” dedi Yiğit bey, “Duygusal davranmanın zamanı değil. Bunu onların ve hepimizin iyiliği için yapıyoruz. Bu sisteme dahil olurken bunların hepsini konuştuk. Dünya düzeninin dışında kalmayı göze alamayız. Kendi kendimize bir oyunun içinde değiliz. En zayıf halka olduğumuz daha ilk günden ortaya çıkarsa, her şeyi kaybederiz!”
Herkes önüne bakarak salladı başını.
“Dozu artıralım” dedi Alper’in babası Ferhat bey, “Elimizi yeterince güçlendirmediğimiz açık!”
“Belki de kasıtlı olarak bize bu kadarını verdiler!” dedi Lale’nin babası Arda bey birden, “Belki de bu talimatlara uyarak başarılı olmayacağımızı başından beri biliyorlardı”
“Ne demek istiyorsun?” dedi Berkay’ın babası Soner bey gergin bir sesle.
“Çocuklarımızı gereğinden fazla iyi yetiştirdik kabul edin. Hepsi de zaten zeki çocuklar. Daha önce uygulanan dozlar sıradan insanların üzerinde denendi”
“Eşlerimiz sıradan insanlar değiller” dedi Ferhat bey, karısının ölümüne göz yumduğu için bu konuda en kötü deneyimi o yaşamıştı.
“Ama eşlerimiz sistem için gerekli değillerdi öyle değil mi?” diye devam etti Arda bey, “Önemli olan çocuklardı. Oysa işçiler üzerinde denenen dozlarda hiç bir sorun yaşamadık ya da pek azında yaşadık diyelim”
“Biz söylenen her şeyi yaptık, dünyanın her yerinde ne yapılıyorsa onu!” dedi Ferhat bey yeniden.
“Yaptık ama belki de söylenenler bizi bu duruma sokmak içindi!” diye ısrar etti Arda bey.
“Beyler! Beyler!” diye araya girdi Güneş’in babası Doruk bey, “Şimdi tartışacağımız konu bu değil, önce çocukları bulmak zorundayız! Biz sisteme güvendik ama belli ki sistemin de açıkları varmış.”
“Olduğunu zaten biliyorduk” diye diretti Arda bey ama diğerlerinin bakışları üzerine toplanınca, “Evet çocukları bulmak zorundayız!” diye tamamladı sözünü.
“Dozu artıracak mıyız?” diye sordu Can bey, hepsinin çocukları söz konusuydu, sistem söz konusuydu ve güvenlikleri söz konusuydu.
“Oylama yapalım” dedi Ferhat bey, “Benim daha önce neleri göze aldığımı biliyorsunuz. Bu yüzden oyum belli. Dozu artıralım diyenler el kaldırsın”
Arda bey ve Can bey dışındaki herkes elini kaldırdı. Doruk bey kızı için endişeleniyordu ama sistemin dışında kalmak zaten hepsinin hayatlarının mahvolması anlamına gelecekti. Güneş güçlü bir kızdı, Gamze hanım veya Pelin hanımın başına gelenler gibi olmayacağına inanıyordu.
“Oy çokluğu ile karar verildi” dedi Ferhat bey ve olumsuz oy kullanan Can beye baktı, “Bunları göze aldığımızı belirten bir sözleşmeye imza attınız” dedi imalı bir sesle, “Testleri yapan sizdiniz, şimdi ne gerekiyorsa onu yapacağız!”
Can bey ayağa kalkıp sıkıntıyla başını salladı.
Alper, Berkay ve Zuhal babaların konuşmalarını dinliyorlardı galeriden, diğerleri çoktan tünellere girmiş planları uygulamaya başlamıştı.
“Babamın söylediklerine inanamıyorum” dedi Zuhal, Alper’in de yüzü kağıt gibi olmuştu. Enes her zaman annesi ve babasının vicdansız birer sistem robotu olduğundan şikayet ederdi ama Alper, babasının bu kadar körü körüne insanları feda edebileceğine hiç inanmak istememişti, annesinin raporunu görmesine rağmen aynı şeyin çocuklara yapılmasını bir kez daha onaylayacağı hiç aklına gelmemişti.
“Dozu artırmaları bir işe yaramaz bu bize vakit kazandırır, henüz çiplerden kurtulduğumuzu akıllarına bile getirmiyorlar” dedi Berkay ikisine bakarak. Onun babası da el kaldıranların arasındaydı ama artık umursamıyordu.
Engin, Güneş, Enes, Lale ve Gülşen sistemi çoktan kurmuşlardı. Önce sosyal merkezin olduğu alanda çalıştırılacaktı yazılım. Anneler için bir umut varsa önce onları özgür bırakmaları gerekiyordu. Bunun için de önce karışımları içmeleri için uygun ruh haline gelmeleri gerekti. Yazılım sadece müdahale etmelerini sağlıyordu. Çiplerden kurtulmak için ayrıca karışımdan içmeleri gerekiyordu. Lale ve Gülşen ilk deneme olduğu için arkadaşlarına yardıma gitmişlerdi ama yazılım çalışmaya başladıktan sonra ilk içirilecek kişiler için hazırlık yapmak için Alperlerin yanına geri döneceklerdi.
“Umarım annem de oradadır” dedi Güneş yazılımı çalıştırırken, yukarıyı görme şansları yoktu, her yere kamera veya dinleme cihazı yerleştirecek şansları olmadığı gibi yeterli donanımları da yoktu zaten.
“Umarım benimki de” dedi Lale.
Sosyal merkezde çalıştırılan yazılım ile onların daha sorgulayıcı olmalarını sağlamayı planlıyorlardı ama aynı zamanda da karışımı içmeleri için de dirençlerinin kırılması gerekiyordu. Güneş ve Lale babaları eve dönmeden annelerinin karşılarına çıkacak ve onlara karışımı kendi elleriyle götüreceklerdi. Eğer başarılı olamazlarsa ayrılıp hemen döneceklerdi. Başarabilirlerse annelerine yeniden geleceklerini söyleyip, toparlandıktan sonra da eski hayatlarına devam etmeleri gerektiğini söyleyeceklerdi ve karışımın kalanı o gün sosyal merkezde olanlara onların eliyle ulaştırılacaktı tabi kendi seçtikleri kişilere.
Bu arada yazılım belirli bir mesafedeki bir kaç kişiyi etkileyebiliyordu tek seferde, bu yüzden gün boyu defalarca bir kaç metre kaydırarak yeniden çalıştırmaları gerekiyordu. Güneş ve Lale’nin annesinin bundan etkilenecek noktalarda olup olmadıkları da tamamen şans işiydi. Yine de ikisi annelerine güvendikleri için çipleri etkilenmemiş bile olsa onları dinleyeceklerinden emindiler.
Kabul etmemeleri durumunda, anneleri konuyu hemen babalarına ileteceği için karışım ile çiplerden kurtulmuş oldukları da açığa çıkmış olacaktı ama onlara planın tamamını veya nerede saklandıklarını söyleyemeyecekleri için yine de güvende olacaklardı. Yukarıda işbirliği yapacak kimseyi bulamazlarsa son çare karışımı içme suyuna katmayı planlıyorlardı ama bütün şehrin aynı anda hastalanması her açıdan çok sıkıntılı sonuçlar doğurabileceği için bunu göze almak istemiyorlardı. Onlar babaları gibi acımasız değillerdi.
Giriş çıkışları Alperlerin bahçesinden sağlayacaklardı, Doruk bey dışında oradan giriş çıkış yapan kimse yoktu ve bildiklerinden de emin değillerdi, şimdilik en az kullanılan ve bilinen giriş çıkış yeri orasıydı. Doruk beyde toplantılara arabayla herkesin girdiği yerden girdiğine göre, burayı sadece kendine özel olarak tutuyordu. Planlarda gözükse bile diğerleri aktif olduğunun farkında bile değillerdi belki de.
(devam edecek)
Gülseren Kılınç ile arkası yarın hikayeleri sitesinden daha fazla şey keşfedin
Son gönderilerin e-postanıza gönderilmesi için abone olun.